“Afganistan büyük imparatorlukların mezarıdır”

"Kendimiz Afganistan’a gidemesek de en azından yerinden doğru bilgi alalım diye Türkiye’de ve Afganistan’da önemli görevler yapmış, entelektüel bir dostumuza ulaşıp sorularımızı sorduk ve samimi cevaplar aldık." İsmail Demirbaş'ın söyleşisi.

“Afganistan büyük imparatorlukların mezarıdır”

ABD’nin ve NATO’nun Afganistan’ı işgal etmesinin üzerinden yirmi yıl geçti. Büyük İskender’in, İngilizlerin, Sovyetler Birliği’nin yenilerek çıktığı bu topraklardan ABD ve Batı da çekilmek zorunda kaldı. Taliban on gün içinde bütün şehirlere hâkim oldu. Batılılar ellerindeki medya imkânlarını kullanıp kamuoyundan bu yenilgiyi saklamaya çalışsalar da başarılı olamadılar. “Afgan yönetimi ve ordusu ülkesini savunmadı. Oysa biz onlar için bir trilyon dolar harcadık, üç yüz bin kişilik ordu kurup modern silahlarla donatmıştık” diyerek faturayı yine Afganlara kestiler.

Sahada kaybedenler her zamanki gibi medyada kazanıyorlar. Müslüman ülkeler de dâhil dünya kamuoyu olup bitenleri Batı medyasının sunduklarından yola çıkarak anlamaya çalıştı. Maalesef olayların üzerinden iki hafta geçinceye kadar hiçbir Türk gazetesi ve televizyonu yerinden haber vermedi. Halkımız yeniden büyük bir algı bombardımanına tutuldu. Hazır dost/düşman tanımları yapıldı.

Kendimiz Afganistan’a gidemesek de en azından yerinden doğru bilgi alalım diye Türkiye’de ve Afganistan’da önemli görevler yapmış, entelektüel bir dostumuza ulaşıp sorularımızı sorduk ve samimi cevaplar aldık. İcra ettiği hassas görevlerden dolayı isminin açık olarak zikredilmesini istemedi. Bu durumun söyleşimiz için bir eksiklik olduğunun farkındayım. Fakat gerekçelerini dinleyince ben hak verdim. Umarım siz de anlayışla karşılarsınız. Sohbetimize buyurun efendim.

Dünya kamuoyu Afganistan'da olup bitenleri ABD ve Batı medyasının verdiği çerçevede anlamaya çalışıyor. Bu konuda sicili son derece bozuk olan uluslararası medyaya rağmen inanmaya hazır kitleler olduğunu da gözlemliyoruz. Afganistan'da doğan ve şu an orada yaşayan biri olarak sizden dinlemek isteriz. Afganistan’da dünden bugüne neler oldu?

Afganistan’da bugün olanları anlamak için biraz geriye gitmek gerekir. 1960’lı yıllarda ABD, Pakistan ve İran ile iyi ilişkiler kurarken Afganistan’ı dışlıyor. Buna karşılık Afganistan Sovyetler Birliğine yakınlaşıyor. Ticari, ekonomik ilişkilerin yanında Afgan gençleri eğitim için Rusya’ya götürülüyor. Bu gençlerin çoğu oranın ideolojisini de alarak ülkelerine dönüyor.  Mühendis, subay, doktor, öğretmen olarak dönen gençler Afganistan'da Rusya'ya benzer bir yönetim istiyorlar.

1978'de bir darbe ile bizim ilk Cumhurbaşkanımız Serdar Muhammet Davut Han’ı öldürüp ailesi ile birlikte şehit ediyorlar. Komünistler yönetimi ele geçiriyorlar. Bunların başında Nur Muhammed var. Özellikle Âlimler ve dinine bağlı halk komünistlere isyan ediyor. Bu mücadele devam ederken Rusya bakıyor ki bu Rus yanlısı subaylar ve darbeciler mücahitlere karşı koyamayınca 1978'de Afganistan'ı işgal ediyor. Afganistan işgal edildikten sonra bu sefer Rusya'ya karşı büyük bir direniş başlıyor. Üç sene boyunca dünyada hiçbir ülke Afganistan'ı desteklemiyor. Özellikle Batı. Onlar Pakistan'da Sovyetler birliğini durdurmaya çalışıyorlar. Afgan halkı kendi başına bile başarılı olunca Avrupa ve Amerika Afgan mücahitlere destek veriyor ve böylece direniş daha da güçleniyor.

Sovyetler Birliği yenilgiye uğrayarak Afganistan'ı terk etmek zorunda kalıyor. Gelişmiş silahlarının hepsini bırakıp gidiyor. Mücahitler iktidara geldiğinde Afganistan'da en az beş milyona yakın silahlı insan var. Bunların çoğu genç ve bunların elinde hem Avrupa ve Amerika'nın hem de Sovyetler birliğinin gelişmiş silahları var.

Silah var ama kurulan hükümet dünyaya yeni gelmiş bir çocuk gibi. O yüzden bazı yanlışlar yapılıyor. O yanlışların birisi Azeri-Ermeni savaşıdır. Afganlar beş bin kişiyi Azerileri desteklemek için Ermenilere ve Ruslara karşı gönderiyorlar. Yedi yüz kişi şehit oluyor Azerbaycan'da. Bu daha biter bitmez Körfez krizi çıkıyor. Bu kriz çıkar çıkmaz Afganlar İran ile pazarlık ederek, Irak'a gidip Amerika'ya karşı savaşmaya çalışıyorlar ki bu durum Amerika'yı da çok rahatsız ediyor. Kısacası Rusya ve Amerika birleşiyor. Afganistan hükümeti daha yeni kurulmuş, siyaset konusunda çok tecrübeli değil, daha sınırımız çok güvenli değil. Sonunda Afganistan'da iç savaş çıkartıyorlar.

Taliban’ın ortaya çıkışı da bu şartlar altında mı oldu?

Bu iç savaşlar o kadar yoğunlaşıyor ki maalesef Rusya döneminden daha zor durumda kalıyor millet. Birçok insan evinden, ailesinden oluyor. Bu iç savaşı bitirmek için Taliban hareketi çıkıyor.

Rus savaşında üç milyon Afgan Pakistan'a gidiyor. Zaten bunlar fakirdir. Pakistan'a hicret ettiğinde daha fakirleşiyorlar. Çocuklarını Pakistan'daki yatılı medreselere veriyorlar. Çocuklara dini eğitim yanında bir de yemek ve kalacak yer veriliyor. Bizim tabirimizle “Hem hurma hem sevap”.

Taliban zaten medresede okuyan çocuklara verilen bir isim, Talebe/ öğrenci demektir. Taliban hareketi 1994'te Kandahar’da başlıyor ve çok hızlı bir şekilde ilerliyorlar. Neden Çünkü o dönemde Afganistan halkı iç savaşlardan bıkmış, bu iç savaşlara karışan ister mücahit olsun ister solcu olsun. Kim gelirse gelsin, bu adamlar gitsin, bitsin bu savaş diye bir durum vardı. O yüzden kimse Taliban’a karşı çok büyük bir mücadele vermedi. Büyük bir savaşa girmeden Taliban kazandı.

Afganistan'ın hemen hemen % 85'ine hâkim oldular, yönetimi ele aldılar. Bizim köy ve kasabalarda zaten Taliban'ın kültürüne ters bir şey yok. Ama büyük şehirler özellikle Kabil, Erat, Mezar-ı Şerif gibi yerler Taliban'ın düşüncelerine ters düştü.

Taliban en çok hangi konuda eleştiri aldı?

Taliban'ın en büyük yanlışları; bayanlar okuyamayacak, kızlar evde kalacak, dışarı çıkma hakkı olmayacak. Bu sertliklerden dolayı millet onlardan da bıkıyor. Beş sene Taliban yönetimi bu anlayışla devam etti.

Taliban’ın El-Kaide ile ilişkisi var mı?

Biliyorsunuz 2001'de Amerika'nın ikiz kuleleri vuruluyor, Usame Bin Ladin suçlu olarak aranıyor. Afganistan cihadı başarılı olduğunda ve Rusya çıktığında, dışardan gelip burada savaşan gençlere kendi memleketlerine dönmesine oradaki iktidarlar izin vermiyor. Bunlar Afganistan'da kalmak zorunda kalıyorlar, bir kısmı da Pakistan'a geçiyor. Bu gençleri, özellikle Afgan olmayan gençleri Usame bin Ladin toplayıp El-Kaide örgütünü kuruyor. Farklı ülkelerden gelen Mücahitler burada toplanarak Molla Ömer’i emir ilan ediyorlar. ABD, Taliban lideri Ömer’den suçlu ilan ettiği Bin Ladin’i almaya çalışıyor. Taliban “Eğer Pakistan’da bir mahkeme kurulursa Usame’yi getiririz, delilleriniz yeterliyse onu alabilirsiniz ve cezalandırabilirsiniz. Ama yok delileriniz yeterli değilse vermem” diyor. Pakistan bu kararı kabul etmiyor, öyle bir mahkemeyi Pakistan'da istemiyor.

ABD Taliban'ı tehdit ediyor, “Ya Usame'yi vereceksiniz ya da Afganistan'dan çıkartacaksınız” diyor. O zaman Taliban “Ben bir Müslümanı sizin elinize veremem” deyince Amerika'nın işgali başlıyor. Operasyonlar başlıyor, operasyonları kendileri tek başına yapmaya çalışıyorlar. Kandahar’da kırk beş tane özel kuvvet askerini kaybediyor. Afganistan’da Kuzey ittifakı diye bir ittifak vardı, eski mücahitlerden, onlarla iş birliği yapıyor. Raşit dostum da onların içerisindedir. Amerika Taliban’ı havadan ve gemilerden vuruyor. Onlar Afganistan’ı vururken Kuzey ittifakı mensupları da gelip Afganistan'ı Taliban'ın elinden alıyorlar.

Taliban sonrası ülkeye demokrasi! mi geliyor?

ABD ve NATO’nun girişimleri ile Hamit Karzai yönetime getiriliyor sonra da tartışmalı seçimler sonucunda Eşref Gani geliyor. Bu yirmi senede de Taliban'ın direnişi devam ediyor. Yirmi seneden sonra Amerika bakıyor ki bu insanlarla, Taliban'la ya da Afganlarla baş edemiyor ve çıkmaya karar veriyor. Taliban ile görüşmeler başlıyor. On sekiz ay sonra Taliban'la anlaşıyor ve “Ben çıkıyorum” diyor. Anlaşmaya göre Taliban hükümetle görüşüp ateşkes yapacak, geçici hükümet kurulacak ve seçime gidilecek.

Afganistan'daki iktidar, cumhurbaşkanı olan Eşref Gani maalesef anlaşmaya sadık kalmıyor, anlaşmayı kabul etmiyor, bir türlü iktidardan vazgeçmek istemiyor, uzatmaya çalışıyor, savaşı devam ettirmeye çalışıyor. İki ay önce Taliban iki yüze yakın ilçeyi ile geçirdi. On günde bütün şehirleri ele geçirip Kabil’e girdiler ve ele geçirdiler. Şu an Afganistan'ın 34 ilinden biri hariç hepsi Taliban'ın elinde.

Bir Afgan olarak Taliban'ın şu ana kadar verdiği mesajları nasıl buluyorsunuz?

Şu an Taliban başka liderlerle görüşüp daha geniş çaplı bir hükümet kurmaya çalışıyor.  Dünya ile barışık bir şekilde yaşamaya çalışıyorlar. Eski Taliban’a benzemiyorlar. “Bayanlara karışmayacağız, bayanlar okuyabilir, çalışabilirler, televizyon yayınları yapabilirler” diyorlar.

Taliban Sünni ve Hanefi’dir. Hazaralar ve Şiiler ile araları çok açıktı. Birkaç gün önce Muharrem'in 10’unda Şiiler’in mâtem kutlamalarına engel olmadılar, hatta onların güvenliklerini de sağladılar.  Bazı Taliban yetkilileri etkinliklere katılarak konuşmalar da yaptı.

Geniş bir hükümet kurmayı başarırlarsa, başkaları da yönetime ortak olabilirse bence dünya bunları tanır, iç savaş da yaşanmaz, herhangi bir sıkıntı yaşanmaz diye düşünüyorum.

Hem Türkiye'yi hem Afganistan'ı yakından tanıyan, önemli görevler icra etmiş bir entellektüel olarak yakın zamanda Afganistan Türkiye ilişkilerinin nasıl cereyan edeceğini bekliyorsunuz?

Türkiye NATO ile birlikte Afganistan'a girdi ama lojistik destek ve ordumuzun eğitimi için geldi. Yirmi sene boyunca bütün NATO üyeleri burada askerlerini kaybederken Türkiye'ye karşı Taliban bir kurşun atmadı. Türk askeri de atmadı. Zaten Türkler buraya savaş için girmedi. Amerika askerleri tehlikeli bölgelere gittiğinde Türk bayrağını kullandı. Sonra Türk ordusu buna engel oldu. İşgal devam ederken Taliban hiçbir zaman Türkiye ile ters düşmedi ve hiçbir zaman bir Türk’e zarar vermedi.

Taliban’ın sözcüsü dedi ki “Biz Türkiye’yi seviyoruz ve çok saygımız var Türkiye devletine. Hiçbir devleti Türkiye ile kıyaslamamız mümkün değildir”. Türkiye cumhurbaşkanı da önemli mesajlar verdi. “Dinimiz de mezhebimiz de aynı, biz kardeş halklarız. Afganistan yönetimine kim gelirse gelsin biz Afganistan'a karşı dostluğumuzu oradaki kardeşliğimizi unutmayız. Vazifemizi yapmaya devam ederiz” gibi açıklamaları medyada yer buldu. Burada yedi ilde Türk okulları ve yurtları var. Halkımız Türkleri çok seviyor.  Taliban Türkiye ile çalışmayı istiyor.

Amerika Afganistan'dan çıktı mı yoksa kaçtı mı? Ya da yeni planları mı var?

ABD aslında kaçtı. Ama kendini aciz göstermemek için sözde bir anlaşma sonucunda çıktı. İşgal onlara hem askeri hem ekonomik olarak çok pahalıya patladı. Batılıların çok önemli bir sözü var. Diyorlar ki “Afganistan o kadar değerli bir yerdir ki Afganlara bırakılamaz."

Amerika'nın çıkmasından sonra Taliban yönetimini gelecekte bekleyen zorluklar nelerdir? Ülkeden bir an önce çıkmak isteyen ya da kaçmak isteyen bir kalabalık var gibi görünüyor. Ekonomik sorunları nasıl halledebilir, işsiz gençlere nasıl iş bulmayı düşünüyor?

Taliban arasında kibirlenme, gururlanma olur farklı kesimleri yönetime dâhil etmezse dünya kamuoyunda sorunlar yaşar. Batılılar işgal ettiği yerlerde hiçbir zaman o ülkenin gelişmesine izin vermek istemezler. Onlara dilenci gibi bir şeyler verip öyle yaşamaya alıştırıyorlar. Onların çıkmasıyla Allah'ın izniyle Biz ayakta duracağız. Bir sene belki zorluk bizi bekleyebilir. Özellikle Katar, Çin gibi bazı ülkeler Afganistan’a yardım etmek istiyorlar. Afganistan'da biliyorsunuz suyumuz yeterlidir, ziraat için yerimiz, arazimiz yeterlidir. Afganistan kuzeyinde Milli Kalkınma şirketi kuruldu. İki yüz yetmiş kilometrelik kanal kazılıyor. Âmu Derya'dan Bu kanal bizim kuzeydeki arazimizi sulama imkânı verebilir. Afganistan'da zaten yeterince maden var. Amerikalı araştırmacılar diyorlar ki; sadece lityumunu kullanırsa Suudi Arabistan'dan zengin olur Afganistan. Uranyum, altın, yakut, bakır, zümrüt, benzin, doğalgaz… mâdenlerimiz var. Afganistan dünyanın en zengin ülkesi, en fakir halkıdır derler. İnşallah en kısa zamanda hayvancılık, tarım ve sanayimiz gelişecek.

ABD “Bizimle çalışanları tahliye edeceğiz” diyerek havaalanında izdiham yarattı. Dünya medyasına herkes kaçmak istiyor görüntüsü vermek istedi. Kameralar önünde bazı kadınlar Taliban askerlerine kasıtlı olarak sataşmada dulundu. Onlar da “Kadınlara eziyet ediliyor” görüntüsü almaya çalıştılar.

Son olarak okurlarımız için eklemek istediğiniz bir mesajınız var mı?

Türkiye ile daha yakın çalışmayı tercih ediyoruz. Afganistan'a kim dost olarak gelmişse kazanarak gitmiştir, kim de düşman olarak gelmişse kaybederek gitmiştir. Türkiye her zaman dost olarak geldi ve inşallah kazançlı olarak çıkacak. Kıyamete kadar dostluğumuz ve kardeşliğimiz devam edecek. Bu konuda emin olsunlar. Rahat olsunlar. Propaganda yapanların, yanlış gösterenlerin propagandasında kanmasınlar. Afgan kardeşlerine güvensinler. Biraz zaman versinler.

Dualarımız sizinle. Afgan halkı daha önce çok büyük başarılara imza attı. İnşallah yine başaracaktır.

Söyleşi: İsmail Demirbaş

Yayın Tarihi: 24 Ağustos 2021 Salı 14:00
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mehmet Demirbaş
Mehmet Demirbaş - 1 ay Önce

Allah razi olsun İsmail Hocam
Özetleyici ve anlaşılır röportaj için

banner26