Adem Özköse: Afrika, Sömürgeciliğe Karşı İsyan ve Öfkedir

''Saraybosna, Üsküp, Fes, Kayravan, İsfahan, Kahire, Gazze mutlaka görülmeli. Bu şehirler ruhu, musikisi, manası olan şehirlerdir. Ayrıca Afrika’ya da açılmak lazım... Afrika heyecandır, doğallıktır, kimi zaman da sömürgecilere karşı isyan ve öfkedir.'' Dünyabizim Kitap Söyleşileri’nde bugün Âdem Özköse’yi misafir ettik.

Adem Özköse: Afrika, Sömürgeciliğe Karşı İsyan ve Öfkedir

Dünyabizim Kitap Söyleşileri’nde bugün Adem Özköse’yi ağırladık. Marmara Üniversitesi Gazetecilik Bölümü mezunu olan Adem Özköse, mesleğine öğrencilik yıllarında Akit gazetesinde başladı. 2004 yılından sonra dış haberler ve savaş muhabiri olarak Irak, Afganistan, Pakistan, Filistin, Tunus, Mısır ve Afrika ülkelerinde görev yaptı.

Bir ara Gerçek Hayat dergisinin Ortadoğu temsilciliğini yapan Adem Özköse, Hilal TV’de Rota belgeselini hazırlayıp sundu. Adem Özköse’nin yayımlanan kitaplarından bazıları şöyle: Cennete Otostop & Hidayet Öyküleri, Ümmet Coğrafyası, Seyyah, Kaçak Yolcu.

Şu an başucu kitaplarınız hangileri? Döne döne okuduğunuz kitaplar var mı? Tabii niçin bunlar?

Kur’an, hadis ve siyer kitapları dışında özel, döne döne okuduğum bir kitap yok. Fakat çok sevdiğim, bende izi olan kitaplar var. Hafızlık yaparken 9-10 yaşlarımda sürekli Ahmet Günbay Yıldız romanları okurdum. Ortaokul yıllarımda Fethi Yeken’in İslam Gençliği, Abdud ez Zumer’in Son Gecesi, Salih Mirzabeyoğlu’nun Yaşamayı Deneme, Bahaddin Yıldız’ın Güller’in Vedası kitaplarını çok sevmiştim.

Lise yıllarımda ise S. Ahmet Arvasi’nin Kendini Arayan İnsan ile Diyalektiğimiz ve Estetiğimiz kitapları, Necip Fazıl’ın O ve Ben isimli eseri aşkla okuduğum, unutamadığım kitaplardandı. Lise yıllarımda yine İmam Gazali’nin İhyau Ülümiddin adlı eserini de sık sık okurdum. Dostoyevski’nin Karamazov Kardeşleri’ni Eskişehir’de cezaevinde okumuştum. Kitaptan öyle etkilenmiştim ki dört beş gün sanki dünya ile irtibatımı kesmiştim. Üniversiteye başladığım yıllarda Mustafa Armağan’ın hazırladığı 4 ciltlik İslam Düşünce Tarihi ile Muhammed Ebu Zehra’nın Mezhepler Tarihi’ni elimden düşürmeden okudum.

Üniversite yıllarımda bir ara yoğun bir biçimde Sezai Karakoç okudum. Sonra da edebiyat, şehir, medeniyet, sinema ve mimarî kitaplarına yöneldim. Yine Turgut Cansever’in İslam’da Şehir ve Mimari, Ayşe Şasa’nın Delilik Ülkesi’nden Notlar, Mete Çubukçu’nun Ateş Altında Gazetecilik, Larry Collins ve Dominiue Lapierre’nin birlikte yazdıkları Kudüs Ey Kudüs kitaplarını severek okuduğumu hatırlıyorum.

Suriye’nin başkenti Şam’da yaşarken Cengiz Çandar’ın Benim Şehirlerim ve Muhammed Esed’in Mekke’ye Giden Yol kitapları bana çok iyi arkadaşlık yapmışlardı. Yine Hakan Albayrak’ın Bismillah Otel, Ali Ulvi Kurucu’nun Hatıraları, Aliya İzzetbegoviç’in Özgürlüğe Kaçışım, Amin Maalouf’un Arapların Gözüyle Haçlı Seferleri, Cemil Meriç’in Bu Ülke, Cahit Zarifoğlu’nun Bir Değirmendir Bu Dünya kitapları tadı hâlâ damağımda olan nefis kitaplardır. Son zamanlarda okuduğum kitaplardan ise Mehmet Ali Büyükkara’nın Çağdaş İslami Hareketler, İbrahim Kalın’ın Ben, Öteki ve Ötesi, Ahmet Davutoğlu’nun Duruş ve Köksal Alver ile Duran Boz’un hazırladığı Mekân Hikâyeleri gerçekten güzel, okunması gereken kitaplar diyebilirim.

Çalışırken, yolculuk yaparken ne tür müzikler dinlersiniz?

Kazancı Bedi ve Ruhi Su’yu dinlemeyi severim. Marş dinleyeceksem Grup Yürüyüş’ü tercih ederim. Ayrıca dönem dönem Türk sanat müziği de dinlediğim olur.

Nasıl okumayı seversiniz? Sizin için ideal bir okuma biçimi ve ortamı var mı?

Beş çocuk babası olunca ister istemez her türlü ortamda kitap okuma kabiliyetiniz gelişiyor. Benim için önemli olan elimde kitap olmasıdır. Gerisini pek fazla umursamam. Okurken kalemle okur, önemli gördüğüm cümlelerin altını çizip not alırım. Bitirdiğim bir kitabı çok sevdiysem yazarını arayıp teşekkür ederim. Eğer hayatta değilse ruhuna bir Fatiha ve üç İhlas gönderirim. Bir de mont, yağmurluk veya yelek alacaksam ceplerinin kitap girecek büyüklükte olmasına dikkat ederim. Ceplerine kitap girmeyen mont, yağmurluk veya yeleği almam.

Arayıp da ulaşamadığınız veya çok zor bulduğunuz kitaplar var mı?

Geçmişte severek okuduğum fakat şu an bir gence hediye etmek istediğimde baskısı olmayan kitaplar var. Örneğin Ahmet Muhtar Büyükçınar’ın Hayatım İbret Aynası veya Tunku Hasan Di Tiro’nun Özgürlüğün Bedeli kitapları gibi. Bunlar keşke yeniden basılsa.

Okurken “bunu ben yazmalıydım” ya da “tam da beni anlatıyor” dediğiniz kitaplar oldu mu?

Sebastian Smith’in Allah’ın Dağları isimli Sabancı Üniversitesi Yayınları’ndan çıkan bir kitabı var. Grozni kuşatmasını anlatan müthiş bir kitap. Böyle bir kitap yazmak isterdim.

Ailece okuduğunuz veya bilhassa çocuklarınıza okuttuğunuz kitapları soralım bir de?

Ben de, çocuklar da evde televizyon olmamasının nimetlerinden bol bol faydalanıyoruz. Dönem dönem hep birlikte okuduğumuz hadis kitapları oluyor. Çocuklarıma Malcom X’in, Aliya’nın, Muhammed Ali’nin, Zeynep Gazali’nin çocuklar için yazılmış biyografilerini okutmayı seviyorum. Ayrıca Cahit Zarifoğlu’nun çocuk kitaplarını da…

Genellikle tatil nazarıyla bakılan yaz aylarındayız, siz nasıl dinlenmeyi tercih edersiniz?

Yazı çeşitli alanlarda okumalar yaparak geçiriyorum. Bir de Kaçak Yolcu’dan sonra yeni yazmaya başladığım bir kitabım var. Ona da vakit ayırmaya çalışıyorum. Ayrıca fırsat buldukça geziyorum. Bir de Türkiye’nin farklı illerinden ziyaretimize gelen gençler oluyor. Onlarla okumak, gezmek, Türkiye’nin insanlık için anlamı ve âlem-i İslam üzerine sohbetler ediyoruz.

Kitaplarınızı nereden temin edersiniz?

İnternetten sipariş yerine kitapevine gidip almayı seviyorum. Raflardaki kitapları seyredince, kitap kokusunu içime çekince öyle mutlu oluyorum ki anlatamam…

Mutlaka gidilmesini ve görülmesini tavsiye ettiğiniz bir ülke var mı desek? Elbette sebebini de öğrenmek isteriz.

Saraybosna, Üsküp, Fes, Kayravan, İsfahan, Kahire, Gazze mutlaka görülmeli. Bu şehirler ruhu, musikisi, manası olan şehirlerdir. Ayrıca Afrika’ya da açılmak lazım... Afrika heyecandır, doğallıktır, kimi zaman da sömürgecilere karşı isyan ve öfkedir. Asya’da da birbirinden güzel Müslüman halklar var. Fırsatını bulan Moro, Patani ve Açe’yi mutlaka ziyaret etmeli…

 

Röportaj: Munise Şimşek

Güncelleme Tarihi: 01 Ağustos 2018, 14:49
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER