banner17

Aç kalacağımı bilsem de gene mücellid olurdum

'Sağlıklı ve uzun ömür Allah’ın bana bahşettiği bir armağandır. Çünkü ben O’nun Kitab'ını alıp yücelttim, süsledim, harap olmuş Kur’an-ı Kerim’leri tamir edip eski haline getirdim.' Fatma Toksoy, üstad İslam Seçen'le cilt sanatını konuştu.

Aç kalacağımı bilsem de gene mücellid olurdum

Cilt sanatkârı üstad İslam Seçen Bey ile cilt sanatı üzerine yaptığımız ve dün ilk bölümünü yayınladığımız röportaja kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Hocam, duyduğuma göre her ay sanatkârlarla bir araya gelip atölyenizde toplanıyormuşsunuz. Neden?

Evet, her ayın ilk Perşembesinde toplantı yapıyoruz. Bu toplantılar bana hocam Prof. Dr. Emin Barın’dan ve ailesinden bir gelenek olarak kaldı ve halen devam etmekteyiz. Birbirinden değerli ve meraklı gençlerimiz, sanatkârlarımız bir araya gelirler; her türlü sanattan, geleneklerimizden istişare eder, fikir teatilerinde bulunuruz. Acaba bu ay ne yaptılar, yeni yeni ne gördüler, ne yapabiliriz? Yeni gelişmeler ne? Bu gibi konularda sohbetler yapıyoruz. Bu mesleği burada devam ettiriyoruz. Kültür Bakanlığımız da her sene değişik sanat dalında sertifika vermektedir. Bu da gençlerimize hoş bir teşviktir. Ufukları açılmaktadır.

Sizden sonra gelecek nesillere kendiniz gibi bir üstad, tabiri caizse bir postnişin bırakıyor musunuz, var mı sizin bu birikiminizi geleceğe taşıyacak talebeleriniz?

Bu sanatı geleceğe doğru taşıyacak var mı soracak olursanız çok samimi söylüyorum ki bu Yard. Doç. Dr. Habib İşmen’dir. Sayın Prof. Dr. Emin Barın’dan da ders almış bir kişidir. Habib İşmen aynı zamanda benim talebemdir. Güzel Sanatlar Akademisi'nden mezun oldu. Ve aynı okulda yüksek lisansını tamamladı. Ve otuz sene benimle birlikte onlarca talebeyi mezun ettirerek en sonunda genç yaşta bazı entrikalardan dolayı 2013 yılında emekliye ayrıldı. Bu söylediğim kişi sanatında benden on kat üstündür. Ben akademiden ayrıldığına çok üzüldüm. Çünkü benim görüşüme göre, yerini sanatı ile dolduracak kimse yoktur.

İkincisi Betül Oral hanımdır. Osmanlıdan bugüne kadar klasik cild sanatında çalışan tek diyebilirim. Kendisi Konya Selçuk Üniversitesi'nde Prof. Dr. Ahmet Saim Arıtan Bey'den ders almış ve ayrıca yanımda tatbiki olarak on sene ders almış ve sanatımızda büyük başarılar göstererek benliğine kavuşmuştur. Şimdi Süleymaniye Yazma Eserler Kütüphanesi Restorasyon Bölümü'nde çalışmaktadır. Benim sayın Betül Oral’a güvenim sonsuzdur. Ve mesleğinde başarılar dilerim. Türkiye’mizde kurtarılacak ve harap olmuş eserleri ancak bu iki arkadaş kurtarabilir.

Hanım mücellitler de var mı? Varsa günümüzde ve geçmişteki ünlü hanım mücellidler kimlerdir?

Hanım mücellit olması lazım ama kayıtta yok. Geçmişte de yok. Çünkü nakkaşhane deniyordu. Bu nakkaşhanelerde kırk kişi çalışırmış. Nakkaşhane saray atölyesidir ve oraya hep erkek alınmış. Hep erkek… Fakat günümüzde şimdi nakkaşhane dediğimiz bugünkü devam eden son devirde yani benim zamanımda bir Betül Oral Hanım var. Betül Hanım bir hanım mücellid yani mücellide ve benden üstün. Bir de asistanımız Melike Kazaz Hanım var. Bizimle devam ediyor.

Hocam bildiğim ve gördüğüm kadarıyla alanınızda ve cild sanatını ayakta tutmaya çalışan en önemli kişisiniz. Aldığınız ödüllerden, katıldığınız ve katılacağınız sergilerden de biraz bahseder misiniz?

Bu alanda tek kişinin işi kabul edilemez. Osmanlı klasik tarzında çok güzel iddialı bir eser yapmak için birkaç sanatkâra ihtiyaç vardır. Bu toplu çalışmalara nakkaşhane denir ve bu sanatın içinde çalışan en az kırk kişiye ihtiyaç varmış. Bu sanatın içinde bilfiil 63 sene çalışmama rağmen ben kendime sanatkâr diyemiyorum. Çünkü hiçbir sanatın sonu yoktur. Sonsuzdur. Ben birçok ödüller aldım fakat hiçbir zaman şımarmadım. Yalnız benim için ödül almak saygıdır, teşvik açısından büyük değer teşkil etmektedir.

Sizin profesör unvanınız yok mu hocam?

Sanatkârın profesörü olmaz, zaten sanatkârdır. Güzel Sanatlar Akademisi'nde iken yüzlerce talebe yetiştirdik. Ve bunların içinden nice profesör, doçent ve sanatkârlar çıktı. Fakat bana gelince profesör maalesef olamadık. Bunun birçok nedeni var ve o nedenleri şimdi söylemeyeceğim. Allah’ıma havale ettim. Ve bunu bana yapanlara hakkımı hiçbir zaman helal etmedim ve etmeyeceğim.

Müze gibi bir yerlere eserlerinizi, çalışmalarınızı vermeyi düşündünüz mü?

Her sanatkârın hayatta çalışmalarıyla birçok birikimleri oluyor. Benim de cild hakkında birçok makalelerim, kendime göre notlarım ve bilhassa kalıplarım var. Kalıplarımın bir kısmı Necmettin Okyay’dan miras kalmadır. Bir kısmı da, ki içinde en değerli malzeme ve kalıplar vardır, sayın Prof. Dr. Emin Barın’dan bana intikal etmiştir. Hocalarımı rahmetle anarım, mekânları cennet olsun. Ben bu sanatı hayatımda çok sevdim. Ve halen yorulmadan çalışmaktayım. Hayatımda bugüne kadar biriken malzemeleri, kalıpları, belgeleri vesaire yanımda 10 sene hizmet veren Konyalı mücellidemiz Ayşe Betül Oral’a tümüyle vakfedeceğim. Ona veriyorum.

Sizin yaptığınız iş para getiren bir iş ama demenize göre siz de para alamıyorsunuz değil mi?

Alamıyoruz. Bana diyorlar ki hocam peki dünyaya bir daha gelsen ne iş yaparsın? Valla on defa dünyaya gelsem, aç da kalacağımı bilsem gene aynı işi yapardım, mücellid olurdum. Aç da kalsam kuru ekmek olsa yerim, gene mücellit olurdum.

Ve sizin gibi sanatkârların kıymeti de maalesef - Allah size hayırlı uzun ömürler versin- öldükten sonra biliniyor!

Ah, öldükten sonra. Doğru. Öldükten sonra ne işe yarar ki? Hayatım da bitti. Al vereyim, olduğu gibi vereyim ama ne işe yarar kıymet bilinmedikten sonra... Kimler geldi kimler gitti, ne oldu? Al, eskilerden, Avrupa’nın bilim adamları, işte sanatkârları... Rembrandt aç-sefil öldü. Picasso açlıktan öldü ve bugün eserlerine değer biçilemiyor.

Şu anda nerelerde mesleğinizi icra etmektesiniz?

Çemberlitaş’ta Hocamın da atölyesi olan Barın Han'da atölyem var. Fatih Sultan Mehmet Vakfı Üniversitesi’nde cild bölümünü kurduk. Bu söyleşi vesilesiyle Fatih Sultan Mehmet Vakfı Üniversitesi’nde cild bölümünü kurmamıza önayak olan Hüsrev Subaşı Bey’e buradan teşekkürlerimi sunarım. Ayrıca ben İSMEK'in Küçük Ayasofya şubesinde devam ediyorum. Keza Küçükçekmece Geleneksel Sanatlar Akademisi’ne gidiyorum.

Peki, bu kadar çalışmanın semeresi ne hocam?

Bu kadar çalışmanın semeresi manevi. Efendim ben bu kadar Kur’an restore ettim. Allah’ım herhalde bana apayrı bir ödül verdi. Ödül verdi, çünkü benim yaşımda yürüyemeyenler var. Konuşamayanlar var. Ben çok memnunum hayatımdan çünkü halen çalışıyorum. Bugüne kadar hiç doktora gitmedim. Ve ayaktayım, hastalığım yok, yiyorum içiyorum, benden daha zengini dünyada var mı?

Sağlıklı ve uzun ömür Allah’ın bana bahşettiği bir armağandır. Çünkü ben O’nun Kitab'ını alıp yücelttim, süsledim, harap olmuş Kur’an-ı Kerim’leri tamir edip eski haline getirdim. Rabbim de lütfedip bana ödül olarak sağlıklı bir hayat sundu çok şükür… Daha ne isterim Rabbimden ki! Şükrediyorum ve minnettarım Rabbime…

Yaşarken kıymetinin bilinmesi duası ve temennisiyle kendilerine bir kez daha hayran olduğum Muhterem İslâm Seçen hocamıza teşekkür ediyorum. Rabbim hayırlı uzun ömürler bahşetsin hocamıza…

Röportajın ilk bölümü için tıklayınız: http://www.dunyabizim.com/Manset/20439/cilt-sanati-ustadi-islam-secen-ile-konustuk.html

Not: Fotoğrafları büyütmek için üzerlerini tıklayınız.

 

Fatma Toksoy konuştu

Güncelleme Tarihi: 08 Mayıs 2015, 15:35
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20