70'lerde Arapça Kitapların Türkçeye Çevrilmesi Kardeşlik Duygusunu Perçinledi

Mardin Artuklu Üniversitesi Rektörü Ahmet Ağırakça ile günümüz İslâm dünyasını konuştuk. Ağırakça, İslâm dünyasında bazı devletlerin güzel toparlandığını, Türkiye’nin ise güçlenmeye devam ettiğini söyledi.

70'lerde Arapça Kitapların Türkçeye Çevrilmesi Kardeşlik Duygusunu Perçinledi

Mardin Artuklu Üniversitesi Rektörü Ahmet Ağırakça ile günümüz İslâm dünyasını konuştuk. Ağırakça, İslâm dünyasında bazı devletlerin güzel toparlandığını, Türkiye’nin ise güçlenmeye devam ettiğini söyledi.

Günümüz İslâm dünyasının durumunu nasıl yorumluyorsunuz?

İslâm dünyası, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra ümmet olma özelliğini kaybetti. Bu fi­kir, sadece insanların düşüncelerinde kalarak pratikte kayboldu. Osmanlı’nın yıkılmasından sonra İslâm dünyası bir devletten elli yedi devlet çıkardı. Bugünkü İslâm dünyasına bak­tığımızda bazı devletlerde güzel toparlanma­lar var. Ekonomik yönden, Malezya ve Endo­nezya iyi durumdadır. Bunun yanında Türkiye güçlenmeye devam ediyor. Türkiye’nin önü 28 Şubat’ta kesilmeseydi Avrupa’nın kulağının dibinde bir Japonya olurdu. Bugünkü İslâm dünyasında gerçekten dik durabilen, bağımsız olduğunu ortaya koymuş birkaç tane devlet var. Bu ülkeler; Türkiye, Pakistan, Endonez­ya, Malezya ve İran’dır. Bunların dışındakiler maalesef sömürge kalıntısı ülkeler durumun­dadırlar. Afganistan, Rus işgalinden sonra bir müddet Rusya’nın daha sonra da Amerika’nın tahakkümü altına girdi. Hindistan ve Pakistan, tümüyle İngiliz sömürgesi devletlerdi. Her ne kadar Suudi Arabistan’da bir bağımsız devlet kurulmuş gibi görünüyorsa da Amerika’nın bir vilayeti konumundadır. Aynı şekilde Ürdün, İngiltere’nin, Mısır’da Amerika’nın bir vilayeti gibidir. Bu durumlar yönetimlerin yanlışlık­larından kaynaklanıyor. Çünkü halklar bunu istemiyor.

Medeniyetimizi hazmedemiyorlar

Batı dünyaya İslâm’ı çok farklı ve yanlış yansıtıyor. Bu ikili tavrı nasıl yorumlarsınız?

Bu karşı duruşlar bugünden başlamıyor. Orta Çağ döneminde Avrupa büyük ekono­mik sıkıntılar içine düşmüştür. Halk sefalet içerisinde yaşıyordu, derebeylik sistemi iflas etmişti. Bu sefaletin toplumda bir patlamaya sebep olacağını görerek Doğu’ya yöneldiler. Halklarını Ortadoğu’nun sokaklarında süt ve bal akıyor diyerek buraya yönlendirdiler. Doğu ve Batı arasında yaklaşık iki yüz yıl süren Haç­lı Seferleri başladı. Bu çatışma alanı bugüne kadar devam ediyor. Onların İslâm’a olan düş­manlıkları İslâm medeniyetinin zenginliğini bildikleri içindir. Avrupa medeniyetini İslâm medeniyetinin zenginlikleri üzerine kurgula­dıkları için bunu hazmedemiyorlar. Bu yüz­den İslâm dünyasını sürekli zayıf tutmak için İslâmofobi hareketleri var.

İyi bir müslüman olmak gerekiyor

Dünyada artan İslâmofobiye karşı bizle­re düşen görev nedir?

İyi bir Müslüman olur; birbirimizle uğ­raşmazsak, birbirimizin ayağına basmazsak, dürüst olursak ve devletin malını kullanır­ken temiz duygularıyla kullanırsak, ekono­mik yönden güçleniriz. İkincisi, birlikteliğimiz güçlenir. İslâm dünyasının birlikteliği güçle­nirse, tekrar okumaya yöneliriz ve ilmi çalış­malar yeniden başlatılır. İslâm dünyası hicri ikinci asırdan onuncu asra kadar ilmi açıdan nasıl çok iyi gittiyse yine araştırma ve incele­me metotlarıyla bilgilerini canlandırır. Böy­lece İslâm dünyası İslâmofobinin etkisinden kurtulur ve birliktelik sağlanır. Önce kendimi­zin farkına varmayız ve Allah’tan korkmalıyız, korkarsak her şey çözülür.

Yeni bir proje içindeyiz

Siz Arapça eğitimi destekliyor ve bu ko­nuda projeler üretiyorsunuz, bu alanda nasıl çalışmalar yürütüyorsunuz?

Türkiye’de Arapça birkaç kurumda oku­tulur. 28 Şubat süreciyle imam hatiplerin za­yıflatıldığını gördük. Akdem İstanbul Kuru­mu, 2007 yılında kuruldu. 2007-2008 ve 2009 yıllarında büyük başarılar elde ettik. Arapça öğretimi konusunda yeni metotlar keşfettik. İngilizce’yi bir metot üzerine öğreniyorduk ama Arapça’da bir metot uygulanmıyordu. Bulduğumuz metot ile eğer öğrenci çalışkan ise Arapça’da iki yıl içerisinde iyi bir noktaya geliyor. Arapça’yı çok iyi öğrenen öğrencile­rimiz oldu. Mesela birçoğu imam hatiplerde öğretmenlik yapmaya, TRT Arapça’da veya Dı­şişleri Bakanlığında çalışmaya başladı. Devlet kademelerinde Arapça bilen insan sayısı çok azdı, bu ihtiyacın giderilmesi gerekiyordu. Ya­yınevimizde Akdem Store diye bir birim kur­duk. Arap dünyasındaki kitapları Türkiye’ye tanıtmaya çalışıyoruz. Ayrıca Akdem Store Türkiye’de yaşayan yaklaşık dört milyon Arap nüfusuna hitap etmektedir. Arap dünyasıyla Türkiye’nin irtibatını artırmak için Türkçe ki­tapları Arapçaya çevirme çalışması başlattık. Türkiye’yi dışarıya tanıtma noktasında bu çok güzel bir çalışma olacaktır diye düşünüyorum.

Ortak noktaları fasih Arapça

Arapça çok zengin bir dil bunu biliyoruz ama kendi içerisinde de şive farklılıkları var. Kur’an-ı Kerim ise ortak kitabımız... Arapça dilindeki şive farklılığı emperyalist güçlerin bir projesi midir?

Hayır, her bölgenin kendine has bir konuşma tarzı vardır. Şöyle düşünelim; Türkiye’de herkes Türkçe konuşuyor ama bir Rizelinin konuştuğu Türkçe ile Konyalı­nın konuştuğu Türkçe arasında telaffuz farkı var. Halk ağzıyla konuşan bütün dillerde bu farklılık görülür. Ben bütün Arap şiveleri­ne hâkimim, kendi aralarında konuşurken fasih Arapça ile konuşmak zorundadırlar. Yoksa birbirlerini anlayamazlar. Mısırlıların konuştuğu Arapça çok farklıdır; çok tatlı, müzikal edalı bir Arapçadır. Anlayabilmek için onların aralarında bulunmak gerekir. Bir Iraklı, Mısırlı ile karşılaştığında çok zor­lanır ama Kur’an Arapçası dediğimiz Fasih Arapça ortak noktadır.

İlmi ve ekonomik yönden kalkınmalıyız

“Hayal edenler dünyayı değiştirir” diyor­sunuz. Dünden bugüne neleri hayal ettiniz?

Mardin İmam Hatip’in ilk öğrencileriydik. Arapça bilgimizi güçlendirmek için zaman za­man medreselere gittik, fakat İslâmî şuuru imam hatipten aldık. O zamanlar; Cuma na­mazına giden bir lise müdürü ya da bayram namazına giden bir Milli Eğitim Müdürü olabi­lir mi diye hayal ediyorduk. 16-17 yaşlarınday­dık, hayallerimiz gerçekleşse Türkiye değişir diye konuşuyorduk. Türkiye’de çok büyük ça­lışmalar yapıldı, bir zamanlar sadece 27 tane imam hatip lisesi varken bugün binleri aştı. Bütün Türkiye’de 50 bin civarında bir imam hatip öğrencisi varken bugün 2 milyondan faz­la imam hatip öğrencisi, ortaokul ve liselerde mevcuttur. Şimdi ise güçlü bir Türkiye’yi hayal ediyoruz. İlmi, ekonomik yönden kalkınmayı, gayri milli hasılanın 25 bin dolara çıktığı bir Türkiye’yi hayal ediyoruz. Önümüzdeki elli yıl­da Türkiye’nin ve İslâm dünyasının çok iyi bir noktaya geleceğine inanıyoruz.

Gelişen teknolojinin tuzaklarına dikkat

Sizin döneminizdeki gençliğin fikir haya­tı ile şu anki gençliğin fikir hayatını karşılaş­tırmanızı istesek neler söylemek istersiniz?

Bizim dönemimizde imkânlar çok sınır­sınır­lıydı. Bizler sadece kitap okur ve kitaplar üze­rinde müzakere ederdik. Bugün dijital siste­min ve internetin insanların cebine girmesiyle hayat kolaylaştı. Ancak gençlerimiz kitap oku­mayı bıraktı, telefonlarıyla uğraşıyor ve bilgiyi telefondan almaya çalışıyorlar. Ben çantamda kitap taşıyorum, okuyabildiğim kadar okuma­ya çalışıyorum.

Şu an hangi kitabı okuyorsunuz?

Şu anda Fıkıhtan Faşizme kitabını okuyorum. Kitap, Osmanlı hukuk sistemi­nin ve İslâm fıkhının bırakılıp İsviçre Medeni Hukukuna, İtalya Ceza Hukukuna, Fransa ve Almanya Ticaret Hukukuna yönelinmesini anlatıyor. Ruth A. Miller isimli bir Avrupalının Osmanlı’dan Cumhuriyet’e günah ve suç me­selelerini ele aldığı güzel bir kitap.

Kardeşlik duygusuyla hareket ettik

Peki, bugünkü siyasi fikir yapısının oluş­masında 1970’lerde çevrilen Arap eserleri­nin etkisi ne olmuştur?

Bence biraz katkısı olmuştur. Fakat bugünkü siyasi düşüncenin ortaya çıkması, 1973 seçimlerinde olmuştur. Milli Selamet Partisi’nin seçimlere girmesiyle ve Erba­kan Hoca’nın oluşturduğu siyasi düşünceyle Arapçadan çevrilen kitaplarla birikim, bilgi, tecrübe ve özellikle ümmet anlayışının per­çinleştirilmesi sağlanmış; İslâm ümmetinin bütün fertlerinin kardeş olduğu ve kardeşlik hukukunun geliştirilmesi noktasında Arap­çadan Türkçeye çevrilen kitapların büyük etkisi olmuştur. Yemenli bir kardeşimizle hiçbir zaman hukukumuzu koparamayız, ilişkimizi koparamayız.

Yemenli de bizim kardeşimiz, biz de onun kardeşiyiz. Biz nasıl bugün Bağdat’a, Şam’a, Kuzey Afrika’nın bütün şehirlerine, Fas’a, Cezair’e öbür taraftan Malezya’ya, Kuala Lumpur’a veya Cakarta’ya hangi göz­le bakıyorsak ve biz nasıl onları kardeş gö­rüyorsak, onların da İstanbul’u Ankara’yı, Konya’yı, Kayseri’yi kardeş bildiklerine inanıyoruz. 70’li yıllarda Türkçeye çevrilen kitapların kazandırdığı İslâm dünyasının fertleri arasında kardeşlik ruhunun gerçek­leşmiş olmasıdır. Mesela, hadis mecmua­larının, Kütüb-i Sitte’nin Türkçeye tercüme edilmiş olması Arapça bilmeyen gençlerin hadis kitaplarına ulaşma imkânını sağladı.

Müslümanların fikir zenginliğidir

İslâmî hareketlerin kendi içerisinde başarısız olduğu tartışmaları var ki siz de bu konuda ilmi araştırmalar yapıyorsunuz, bu konu hakkında yorumunuz ne olur?

İslâmî hareketler, kişisel planda in­sanlara faydalı olmuştur. Çünkü insanları ilim yönünden daha iyi bir noktaya getirdi. Bu hareketler, iyi ilim adamları yetiştirerek İslâm dünyasının birbirleriyle irtibatlaşmasını sağlamıştır. Türkiye’yi Arap dün­yasına, Hint dünyasına ve Malezya’ya ta­nıtmış; Malezya’yı, Pakistan’ı, Hindistan’ı, Bangladeş’i, Kuzey Afrika’yı ve Afrika ülke­lerini de Türkiye’ye tanıtmıştır. 70’li yıllarda Türkiye’den bu diyarlarda tanınan hiç bir Müslüman şahsiyet yoktu.

Peki, Ehl-i Sünnet içerisinde fikri ayrış­ma ve farklılaşmalar için ne dersiniz?

Bence onlar farklılaşma değil, içti­hat farklılığıdır. Zaten Cenab-ı Allah’ın ve İslâm’ın insana verdiği bir özgür düşün­me hakkı vardır ancak bu özgür düşün­me Kur’an ve sünnet hükümleri çerçeve­sinde olacaktır, bunların dışına çıkamaz. Kur’an’ın ve sünnetin ahkâmı çerçevesinde bunları, değişik zamanlarda değişik bölge­lerde imkân ve zamana, ihtiyaca göre de­ğişik şekilde yorumlamamız mümkündür. Bu da bence ihtilaf değildir. Müslümanların fikir zenginliğidir.

Kitabın Ortası dergisi, Mayıs 2018, sayı 14.

Röportaj: Ezgi Aşık

 

Güncelleme Tarihi: 24 Mayıs 2018, 16:23
YORUM EKLE
YORUMLAR
EHLİ SÜNNET
EHLİ SÜNNET - 3 ay Önce

Ahmet AĞIRAKÇA Türkiye'nin ve Müslümanların bir değeridir. Rabbim kendisine sağlık ve sıhhat versin, ilminden faydalanmayı nasib etsin.

SIRADAKİ HABER