banner17

28 Şubatla devlet kurumları itibar kaybetti!

Ezgi Gürses ile, Şule Yayınları’ndan çıkan 28 Şubat – Demokrasi Ters Şeritte kitabı etrafında bir söyleşi gerçekleştirdik.

28 Şubatla devlet kurumları itibar kaybetti!

 

Yaşanıldığı günden beri Türkiye gündeminden hiç düşmeyen, her yıl dönümünde farklı fikirler ortaya konularak yeniden tartışılan ve tazelenen bir düğüm 28 Şubat. Son yıllarda bu düğüm çözülmeye başladı. Bir devletin var olma sürecinde geçirdiği nice kritik dönemlerden sadece biri bu. Ezgi Gürses de, bir akademisyen olarak tezini böylesi kritik bir konuda çalışmış ve şimdi bu çalışması Şule Yayınları tarafından 28 Şubat - Demokrasi Ters Şeritte başlığıyla kitaplaştırılmış. Oldukça nesnel ve güzel bir çalışma olmuş. Bilhassa genç kuşaklar açısından önemli.

Biz de, Gediz Üniversitesi öğretim üyesi Ezgi Gürses ile, kitabı etrafında bir söyleşi gerçekleştirdik.

Ezgi Hanım, öncelikle ilk kitabınız hayırlı olsun. Şuradan başlamak istiyorum, hem üniversite öğrenciliğinizde hem de bu çalışmanızı yaparken Türkiye’de söz sahibi akademisyenlerle çalıştığınız görülüyor. Bu çalışmanız sırasında nasıl bir yol izlediniz? Bu isimlerden ne oranda istifade ettiniz?Ezgi Gürses

Öncelikle ben de size teşekkür ederim. İnşallah dediğiniz gibi gençler açısından önemli bir çalışma ortaya koyabilmişimdir. Sizin de belirttiğiniz gibi hem lisans hem de yüksek lisans dönemimde önemli akademisyenlerle çalışma fırsatı yakaladım. Özellikle yüksek lisans dönemimde Prof. Dr. Atilla Yayla ve Prof. Dr. Mümtaz’er Türköne ile çalışmak benim için büyük bir şans oldu. 28 Şubat gibi netameli bir konuyu, o dönemi gerçekten iyi bilen iki siyaset bilimcinin danışmanlığında çalışmaya başlamak benim açımdan çok öğreticiydi, ancak bazı aksaklıklar nedeniyle çalışmamı bu hocalarımla bitiremedim. Sonrasında danışman hocam Yrd. Doç. Dr. Belma Tokuroğlu’nun katkılarıyla çalışmamı tamamladım.

Yüksek lisans tez jürimde bulunan Prof. Dr. Levent Köker ve Prof. Dr. Ümit Özdağ, tezimde yapmam gereken düzeltmeler konusunda bana çok yardımcı oldular ve açıkçası bu çalışmanın kitap olarak basılması fikrini onlar bana verdiler. Bütün bu hocalarımın bana en büyük katkısı bugün akademisyenliği meslek olarak seçmeme ve sevmeme vesile olmuş olmalarıdır. Elimden geldiği ölçüde ben bu süreçte hocalarımın bilgisinden istifade etmeye çalıştım.

Kitabınızı iki bölüme ayırmışsınız. “28 Şubat Süreci ve 28 Şubat Kararlarının Nedenleri ve Sonuçları” ve ikinci bölümde “28 Şubat Müdahalesinin Nedenleri – Sonuçları ve Günümüze Etkileri”. Şunu söylemeliyim ilk bölüm oldukça nesnel. İkinci bölümde de aynı nesnellik korunuyor. Kendi yorumunuza çok yer vermemişsiniz, bu sebeple farklı isimlerden alıntılar yapmışsınız. Yorumdan uzak durmanızın sebebi nedir ve bu alıntıları yaparken neyi kriter aldınız?

Aslında kitapta kendi yorumlarım özellikle kitabın ikinci bölümünde ve sonuç bölümünde var, ancak dediğiniz gibi bu biraz sınırlı. Bunu özellikle tercih ettim çünkü bu bir yüksek lisans çalışması ve bu çalışma, sanılanın aksine bir karar/sonuç çalışması değil. Ben bu çalışma ile var olan durumu tespit etmeye, yaşanan toplumsal, ekonomik ve siyasal değişmeleri aktarmaya ve analiz etmeye çalıştım.

Özellikle bu durum, çalışmanın nesnel olmasını gerektiriyordu; dolayısıyla kendi yorumlarımdan çok 28 Şubat’ın farklı zihinlerde nasıl okunduğunu özellikle aktarmak istedim. Çok farklı isimlerin bu dönemle ilgili çalışmalarını inceledim. Açıkçası 28 Şubat, tek bir gözle veya bakış açısıyla kavranabilecek ve aktarılabilecek bir dönem değil. Bu sürecin anlamının kavranması açısından farklı pencerelerden de süreci yansıtmak önemliydi. Ben bunu yapmayı tercih ettim.

Kitabın ismi oldukça çarpıcı: 28 Şubat - Demokrasi Ters Şeritte. Bu konuda şunu sormak istiyorum. Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş aşamasını ve bu aşamadan sonra gelen süreçleri göz önüne aldığımız zaman, demokrasi Türkiye’de kendi şeridinde giderken onun şeridine mi başka şeyler girdi, yoksa o başka şeylerin gittiği şeride mi demokrasi girdi? Kim kimin yolunu, şeridini ihlal etti?

Açıkçası Türkiye Cumhuriyeti kuruluş aşamasından günümüze, demokrasinin kendi şeridinde ilerlemesine engel olacak birçok şey yaşandı. Çok uzun zamandan beri demokrasiyi kurma ve yerleştirme çabasında olan ülkemizde bu çabanın tam anlamıyla sonuç vermesine yönelik en büyük ve en tahripkâr engel, kuşkusuz askerî müdahaleler olmuştur. 12 Eylül 1980’e kadar neredeyse her on yılda bir askerî müdahaleye maruz kalmak, ülkemiz adına ve demokrasi açısından vahim bir durum olmuştur. Umarım demokrasiyi kendi şeridinden çıkarıp ters bir şeride girmesine neden olan olaylar tekrar yaşanmaz.

28 Şubat süreci öncesinde Türkiye’de yaşanan darbeler var. 28 Şubat’ı meydana getirenlerle bu darbeleri yapanlar aynı zihniyet şüphesiz… Ancak 28 Şubat’ta bir zuhur değişikliği var. 28 Şubat’ın diğer askerî müdahalelerden farkı nedir?

Ezgi Gürses28 Şubat öncesindeki askerî müdahalelerde de, 28 Şubat’ta da var olan zihniyet hep aynı zihniyet; siyasetin askerler eliyle düzeltilmesi… Ancak 28 Şubat müdahalesi, daha önceki müdahalelerden çok farklıdır. Bu süreçte 27 Mayıs 1960’ta olduğu gibi, alt rütbeli subaylardan meydana gelen bir cunta, kritik mevkileri ele geçirerek yönetime el koymamıştır. 12 Mart 1971’de olduğu gibi, hükümet muhtıra verilerek görevden uzaklaştırılmamıştır. 12 Eylül 1980’de olduğu gibi, Silahlı Kuvvetler darbe yaparak yönetimi tamamen ele geçirmemiştir.

28 Şubat’ta silahlı kuvvetler doğrudan yönetime el koymak yerine, bir el koyma durumunda ne yapılacaksa onları sivil güçlere yaptırmayı, böylece biçimsel anlamda demokrasiyi muhafaza etmeyi ve siyaset alanının sakınca gördüğü siyasi aktörler tarafından yeniden doldurulmasını önleyecek bir sürekli müdahale tarzını kurumsallaştırmayı amaçlamıştır. Bu anlamda 28 Şubat, “postmodern darbe” olarak adlandırılmaktadır. 28 Şubat’ı diğer askerî müdahalelerden farklı kılan bu durum olmuştur.

28 Şubat süreci, yaşanan gelişmeler göz önüne alındığı zaman görülüyor ki çok kısa bir süreç değil. Bu nedenle bu sürece pek çok şey dâhil oldu. Bu dâhil olanlar arasında sivil unsurları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sivil unsurlar, özellikle medya grupları, sivil toplum örgütleri, sendikalar, muhalefetteki siyasi partiler ve büyük sermaye grupları bu sürecin en önemli taşıyıcıları oldular. En büyük hataları, sivil siyasetin sorunlarını askerîleştirmeye çalışmaları ve silahlı kuvvetleri hükümete karşı bir baskı aracı olarak kullanma politikası izlemeleri olmuştur. Sonuçta bu süreçten büyük ölçüde onlar da zararlı çıkmıştır.

Kitabınızda bilhassa sivil unsurların tutumları nesnel, çok güzel yansıtılmış. 28 Şubat sürecinde medyanın inanılmaz bir etkisi var. Adeta 28 Şubat medyanın bir darbesi gibi yahut medya bu müdahalenin ana aracı. Medya ne kadar sivilliğini korumuştur bu süreçte?

Söylediğiniz çok doğru: 28 Şubat sürecinde medyanın rolü çok büyük olmuştur. 1980’li yılların ortalarında darbe fikrine çok sert tepki gösteren medya, 28 Şubat günlerinde askerî müdahale zemininin oluştuğu gerekçesiyle siyasi iktidarın RP kanadı ile silahlı kuvvetleri her fırsatta karşı karşıya getirmiştir. Medya, bu süreçte silahlı kuvvetlerin siyasete doğrudan müdahalesini ya alkışlayarak gündeme getirmiş ya da göz ardı etmiştir. İsimsiz generallerin yapmış olduğu her konuşma kamuoyuna bir muhtıra havasında sunulmuştur. Askerler bu süreçte medya vasıtasıyla kamuoyuyla doğrudan temas haline girmiş ve böylece askerî müdahalenin doğal ya da sıradan bir siyasi gelişme olduğu fikri zihinlerde normalleşmeye başlamıştır.

Medya, askerî vesayeti, hatta olası bir müdahaleyi habercilik maskesinin ardına gizleyerek, ülkenin olağan siyasi gerçeklerinden biriymiş gibi göstermiştir. Bu süreçte medya her fırsatta RP’nin karşısına, diğer siyasi partilerin değil, askerlerin görüşünü çıkarmış, her ikisi de birer siyasi partiymiş, siyasi olarak muadillermiş gibi TSK ve RP’ye eşit muamele yapmış ve gerilimi arttırmıştır.  Kısaca medya bu süreçte hükümete karşı bir psikolojik savaş aygıtı gibi çalışmıştır. Özellikle bazı medya grupları bu süreçte gazeteciliğin bütün ilkelerini bir yana bırakarak hükümete adeta savaş ilan etmiştir. Silahlı kuvvetlerin fiilî müdahalesine karşı çıkanlar ve medyanın bu süreçte bu tavrını görüp eleştiren aydınlar ve köşe yazarları ya andıçlanarak ya da medya patronlarının istekleri üzerine bir şekilde tasfiye edilmişlerdir.

Kitabınızın ilk bölümünde Cumhurbaşkanının, iktidarın ve muhalefetin tutunduğu tavrı açıkça ortaya koyuyorsunuz. Peki, bu süreçte Cumhurbaşkanının, yargının iktidar ve muhalefetteki siyasi partilere karşı olan tutumu nasıldı?

Cumhurbaşkanı, bu süreçte, askerlerin MGK platformunu kullanarak hükümete politika empoze etmesine yardımcı olmuştur. Zamanında “laiklik” bahanesiyle din özgürlüklerinin baskı altına alınmasını eleştirirken, bu süreçte tamamen bunlara neden olan adımları hararetle desteklemiştir. Bu da açıkçası Türk demokrasisi adına büyük bir şanssızlık olmuştur.28 Şubat

28 Şubat sürecinde en büyük zararı yargı kurumu görmüş, hukuk devleti kavramı bu süreçte neredeyse unutulmuştur. Bu süreçte hâkimler ve savcılar Genelkurmay Başkanlığı tarafından verilen irtica brifinglerine tâbi tutulmuş ve açıkça Anayasa suçu işlenmiştir. Anayasa’nın 138. maddesi “Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz” hükmü çiğnenmiş, askerler açıkça hâkimlere talimat vermiş, tavsiye ve telkinde bulunmuştur. Bu brifingler yüzünden yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı ciddi bir şüphe altına girmiştir.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin bu süreçte tutunmuş olduğu tavır, kitabınızda, silahlı kuvvetler mensubu subayların açıklamalarıyla gösteriliyor. Halka rağmen halkın demokratik düzenine yapılan bu müdahalenin amacı nedir?

Bu müdahale ile, büyük ölçüde, siyaseten sakıncalı görülen siyasi aktörlerin siyaset alanından uzaklaştırılması amaçlanmıştır ve bu yapılırken Milli Güvenlik Kurulu sivil siyasete etkili bir müdahale aracı olarak kullanılmış, yapılanlara meşruiyet aranmıştır. Hükümete sadece milli güvenlikle ilgili konularda yardımcı olması gereken bir danışmanlık müessesesi olan MGK, bu süreçte çıkarılmasına ön ayak olduğu kanunlar ve yönetmeliklerle adeta hükümet düzeyinde icraî ve idari bir kurum haline dönüşmüştür. Bu süreçte Silahlı Kuvvetler, kendi anayasal görevini bir kenara bırakarak açıkça sivil siyasete müdahale etmiş, sivil otoriteyi ikame etmeye dönük olarak bir askerî stratejiyi adım adım yürütmüştür. Bunun demokrasiyle bağdaşan hiçbir tarafı yoktur.

Sizce 28 Şubat müdahalesi, bu müdahaleyi yapanlar tarafından istenilen sonucu verdi mi? Bunu hem o günler açısından hem de günümüzde hâlâ devam etmekte olan yargılamalar açısından değerlendirir misiniz?

Bugün düşündüğümüzde yapılan bu müdahalenin, bu müdahaleyi yapanlar tarafından istenilen sonucu verdiği söylenemez. Çünkü eğer istenilen sonucu verseydi bugün AKP’nin tek başına iktidarda olmaması gerekirdi. Bu çalışmayı gerçekleştirirken o dönemde Tansu Çiller’in başdanışmanlığını yapmış olan Hüseyin Kocabıyık’ın söylediği çok önemli bir söz vardı; “28 Şubat, kurmay zekası eksik bir müdahaleydi” demişti. Gerçekten öyle, istediği hiçbir sonucu alamadı, asıl amaçlananın tam tersini gerçekleştirdi.

28 Şubat müdahalesinin etkileri sizce günümüzde de sürüyor mu?

28 Şubat müdahalesinin etkileri bence günümüzde hâlâ sürüyor. Bu sürecin sonunda devletin tüm kurumları, medyasından siyasi partilere, sivil toplum örgütlerinden yargı kurumuna kadar hepsi bu süreçten itibar kaybederek çıktı. Bugün kafamızda hâlâ bu kurumlarla ilgili bazı soru işaretleri varsa bunda 28 Şubat’ın büyük payı vardır. En önemlisi bu süreçte büyük bir demokrasi kaybı ve özgürlük daralması yaşanmıştır, hukuk devleti ilkesi yok sayılmış, sadece din ve dinle ilişkilendirilen sivil ve siyasi haklar değil, tüm hak ve özgürlükler bu süreçte ihlal edilmiştir. Siyasi ve ekonomik sonuçları ile 28 Şubat, tüm ülke ve toplum için ağır sorunlar üretmiştir. Biz bugün hâlâ o dönemde yapılan yanlışları düzeltmeye çalışıyoruz.

Ezgi Hanım, röportaj için çok teşekkür ederim. Dilerim hem akademisyenlik hem de yazarlık emeğiniz daha da artarak böylesi güzel sonuçlar doğurur.

Ben teşekkür ederim, dileğim öyle olması…

 

Metin Erol konuştu

Güncelleme Tarihi: 13 Mayıs 2016, 11:17
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20