28 Şubat İlahiyat'a yaradı mı?

İbrahim Tepe: 'Hak yolu zahmetlidir, zahmette ise Rahmet vardır.'

28 Şubat İlahiyat'a yaradı mı?

Bir ilahiyatlıya sorduk. İlahiyat neyin nesi, ilahiyatlılık nasıl bir şey? Din Kültürü Öğretmeni olmak nasıl bir duygu? İbrahim Tepe’ye sorduk..

Kıymettar İbrahim Tepe ağabeyimi 2007 yılının Ramazan günlerinde, Kanal 7’nin sahur programı ödüllerinde tanıdım. Öyle ki, konuştuğum her bir günde mütevazı hal ve tavrı ile kendisini ön plana taşıyan ağabeyim okulunu bitirip öğretmen olunca, ilahiyat bölümü üzerine konuşmamak olmazdı.Mezuniyet

İbrahim Tepe kimdir, ne yapar?

1986 yılı Ocak ayında memleketim olan Sivas - Koyulhisar'da dünyaya geldim. 14 yaşına kadar burada ikamet ettikten sonra babamın memuriyeti nedeniyle Edirne-Uzunköprü'ye taşındık. Burada 40 mevcudu bulunan Uzunköprü İmam Hatip Lisesi'ne kaydımızı yaptırdık. Burası sosyal ve kültürel olarak bakıldığı vakit Sivas'a çok benzemediği için hayli zorlanmamıza rağmen ortak kültürümüz olan İslam'ın en güzel yaşandığı okul olan İmam Hatip Lisesi'ni aile olarak en makul lise olarak seçtik. 4 yıl bu lisede eğitim gördükten sonra 2005 yılında liseden mezun oldum. ÖSS'ye girmeme rağmen ilk senemde kazanamadım. Dönem şartlarından dolayı bir İHL öğrencisi sadece diğer bölümlere değil kendisine tek seçenek olarak sunulan İlahiyat Fakültesine dahi zor giriyordu. Nitekim Türkiye'de ilk 20 binde olmama rağmen bir yere yerleşemedim. "Zalimin zulmü mazlumun aşkını artırır" derler ya hani aynen o durum hâsıl oldu bende ve büyük bir azimle bazen sabahlayana dek çalıştım. Hatta kendimi o kadar kaptırmışım ki sözel bölüm öğrencisi olmama rağmen fizik-kimya-biyoloji bölümüne bile el atmışım.

Velhâsıl Rabbimin izni ile İstanbul İlahiyat Fakültesi bir ikram olarak Allah (c.c) tarafından sunuldu. 4 yıl süren lisans eğitimini tamamladıktan sonra hedeflerimde Yüksek Lisans olmasına rağmen bu yıl nasip olmadı. Bu yılı değerlendirmek adına Bağcılar Yavuz Sultan Selim Lisesi’nde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni olarak göreve başladım ve hala bu okulda görev yapmaktayım.

İlahiyat Bölümünü seçmek senin tercihin miydi?

Son seneye kadar belki katsayı engeli kalkar umudu ile hedefimde “Hukuk Fakültesi” vardı ama şimdi bu bölümü okumadığıma seviniyorum.

İstanbul Üniversitesi İlahiyat birçok gencin hayallerini süsleyen bir bölüm, bu konuda ne düşünüyorsun?

3 Nokta
(+)

İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğrencisi ve mezunu olmak bir çok İHL öğrencisi gibi benim de hayalimdi ve hamdolsun bu hayal gerçekleşti. Fakat her nimet kişiye ayrı bir sorumluluk getirir. Orada olmanın, birilerinin yerine İstanbul İlahiyat’ta okumanın sorumluluğunun da fazla olduğunu düşünüyorum. O sorumluluğu tam anlamı ile yerine getirmek gerçekten güç ama inşallah bu sorumluluğu yerine getirmek adına elimizden gelen gayret, Allah (c.c) katında makbul olur.

İlahiyatlı olmak nedir? Sorumlulukları nelerdir?

Bu soruya fakültedeki bir hocamın ilahiyatlılar için söylediği güzel sözlerle cevap vereyim: "Siz buraya gelerek büyük bir işin içine girdiniz. Boğaziçi Bilgisayar Mühendisinden daha önemli konumdasınız. Fakat tek farkınız sizin parasal bir tercih gibi bir seçeneğiniz yok! Siz bu işi dünyalık refah için yapmayacaksınız. Yaptığınız bu iş için bazen sıkıntıya gireceksiniz ama bu size daha sonra kazanç olarak geri dönecek."  özetle bu şekilde bir konuşma yapmıştı.

Mezun olduğum zaman bunu daha iyi anladım. Şu an öğrencilerimle konuşurken birinin bana gelip "Hocam bana namaz kılmasını öğretir misiniz?" demesi bana ödenen binlerce liradan daha büyük karşılık ve saraylarda oturmaktan daha keyif verici bir şey. İşte o zaman diyorsunuz "İyi ki birileri bana zorla İlahiyat'ı tercih ettirmiş ve şükürler olsun bugün Rabbimin yolunda bir kişi için dahi olsa faydam dokundu.” Bu sevinç kendiniz için değil, bir Müslüman kardeşiniz için oluyor. Burada da İslam'ın Mü'min kardeşi için güzellikleri isteme erdemini anlıyorsunuz. Yani kısaca özetlemek gerekirse zorla bir bölüme gidiyorsunuz, bölümü seviyorsunuz ve sonradan sahipleniyorsunuz. Son olarak bu birikimlerle birine bir faydanız dokunduğunda bütün sıkıntılarınız bir anda bitiyor. Bu noktada kendinizi toplumun manevi yaralarına müdahalede bulunan doktor konumunda hissediyorsunuz.

Üniversitede ilmi konularda yaşadığın problemler oldu mu?

İlmi konuda yaşadığım en büyük problem, yeteneğimin olmadığını düşündüğüm Arapça konusunda oldu. Bunun haricinde bir problemle karşılaştığım söylenemez. Aksine hocalarımız bizler için fazla mesai yaparak elinden geldiği kadar yardımcı olmaya çalıştılar.

Diğer fakültelerden öğrencilerle sohbet ettiğimizde çoğunun fakültesindeki öğretim görevlilerini tanımadığını, görüşmediğini söylemelerine rağmen bizler fakülte dekanı ile bile rahatlıkla görüşme olanağına sahiptik. Hangi konuda olursa olsun gerek fakülte içerisinde yaşadığımız sorunlarla gerekse ders konuları ya da herhangi bir konuda bilgi almak olsun ne zaman kapılarını çalsak bizlere yardımcı olmaya çalışan hocalarımız oldu karşımızda. Hatta bazen bir şey sormaya gittiğimiz hocalarımız bizlere ikramlarda bulunur ve saatlerce ayrılamadığımız ilmi sohbetlerimiz olurdu. Bu konuda ayrıca İstanbul İlahiyatlılar olarak şanslı olduğumuzu düşünüyorum. Nihayetinde şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki hem keyfiyet hem de kemiyet açısından dengeli bir fakülteye sahip olmanın ayrıcalığını yaşadım.

Din Kültürü ve Ahlak bilgisi öğretmeni olmak diğer derslerin aksine birçok eğitimi de içinde barındıran bir bölüm. Bu bağlamda öğrencilerinle aranızdaki ders potansiyeli nasıldır?

İtiraf etmek gerekirse öğretmenliğin, bilhassa Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenliğinin bu kadar zor olacağını tahmin etmezdim. Dışarıdan bakıldığında "Ne var ki bunda?" denilebilir. Fakat durum o şekilde değil! Anlattıklarınızı pürdikkat dinleyen bir topluluk var ve bunların birçoğu belki de din eğitimini başka bir zaman ve mekânda alamayacaklar. Hal böyle olunca icra edilmesi gereken zanaat daha da zorlaşıyor ve omzunuza biraz daha yük biniyor. Onlara daha açıklayıcı bilgi verebilmek için çalışmak zorunda kalıyorsunuz. Onları derse katabilmek için bazen bir video, bir sunum hazırlamanız gerekiyor. Bu nedenle birkaç bilgisayar programını iyi derecede bilmek gerekiyor. Öğrenciye farklı alanlardan bilgiler sunduğunuzda öğrenciler daha dikkatle dinliyor ve anlıyor. Mesela öğrencilerden en çok aldığım soru “Karabasan" konusu. Karabasanı Psikoloji ve Tıp konuları ile bağlantılı cevaplandırdığınızda hemen kavrıyorlar. O yüzden sadece müfredat konularına hâkimiyetiniz yetmiyor bunu sunabilmek için diğer alanlarla süslemek gerekebiliyor.

Öğretmenlik mesleğinin dışında ilgilendiğiniz herhangi bir ilgi alanı var mı?

Öğretmenlik haricinde iletişim koordinatörlüğünü yürüttüğüm şu an için 12 ilahiyat fakültesini kapsayan bir dergi çalışmamız var. Öğrenci iken başlamış olduğum bu uğraşa şimdilerde devam ediyorum.

Bu derginin içeriğinden biraz bahseder misin?

İlim, strateji ve aksiyon kavramlarından yola çıkarak isimlendirilen "3 Nokta! Dergisi" öğrencilerin düşüncelerini, yeteneklerini, medeni cesaretlerini sergileyebilmelerine olanak saylayan platform olma amacıyla yola çıktı. Bu noktada her aşamasında yani yazım, basım ve yayımını öğrencilerin yaptığı yepyeni bir dergi olarak başladı. Bu bağlamda 12 farklı ilahiyat fakültesini içerisinde barındıran bir temsilci ağına sahip olan ve farklı ilahiyat fakültesi öğrencilerinin ortaklaşa çıkardığı bir dergi olması hasebiyle dalında bir ilk çalışma oldu. Cemil Meriç'in de dediği gibi "Genç düşünce dergilerde kanat çırpar" Bizler de var olan düşüncelerimizi bazen bir şiir mısrasında bazen makalenin dipnotunda bazen de bir denemenin satır aralarında kanatlandırmaya çalışıyoruz. Bunu yaparken de Allah’ın (c.c) rızasını merkez alarak hareket edip yanlış yönlere sapmamaya çalışıyoruz.

Bize neyi söylemeseniz olmazdı?

İnsanoğlu Allah'ın kendine vermiş olduğu değerin farkına varmalı ve asıl amacımız olan O'nun rızası için uğraş vermelidir. Bu sadece ilahiyat fakültesi öğrencisi olanlar için söz konusu değil! Her alanda olmalı. Bir insan dünyanın bir numaralı yönetmeni olmak için sinema ile uğraşmamalı. Hakk'ın rızası için bir şeyler yapabilmek adına dünyanın bir numaralı yönetmeni olmayı hedeflemeli. O zaman hem işler kolaylaşır hem de atmış olduğu her adım kazanç olur.

 

 

Hatice Tüfekci konuştu

Güncelleme Tarihi: 03 Aralık 2010, 19:20
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
bie hayranı
bie hayranı - 10 yıl Önce

yürü be inrahim hocam.. kim tutar seniii..

fatih muşaz
fatih muşaz - 10 yıl Önce

konuşana değil o dili konuşturana bakmak lazım,doğru söze ne gerek sizin gibi medeni gençleri bu topluma kazandıran alimlerin ayaklarının altında turab olurum. SİZİN GİBİ GENLERİ YETİŞTİREN ANA BABA VE ALİMLERDEN ALLAH CC RACI OLSUN

ahlatt
ahlatt - 10 yıl Önce

arkadaş güzel konuşuyor ama sadece kendi açınsından benim gibi zorla ilahiyat okumak zorunda kalanlar için söylediklerini ya ben göremiyorum! yada arkadaşın okulu uzaydamı??? ilahiyatların tümünde bayanların sınıfın %80 inden fazla ağrılığı sahip olmaları bir çok hocanın lakayt ve umursamaz tavırları. öğrencilerdeki isteksizlik. erkeklerin okul bitsede devlete memur ,imam olup maaşımızı cebimize katalım derdi. bayanların okulu podyum olarak kullanması gibi sorunlardan hiç bahsetmiyorsunuz.

Zübeyir
Zübeyir - 10 yıl Önce

İbrahim bey gibi gençlere yer vermek seslerini duymak bizim gibi meslek tercihi yapacak öğrencilere çok güzel yçn veriyor. Şahsen ben din kültürü öğretmenliğini çok basite indirger,seçmeli derslerde dahi yer almasını istemezdim.Halbuki şimdi görüyorumki bu meslek türkçe,matematik, kimya fenden DAHA ZOR VE MEŞEKKATLİ SORUMLULUK İSTEYEN BİR MESLEKmiş. şimdi sizin sesinizi duyuran dunyabizim ailesine ve Hatice Hanıma teşekkür ederim. Yolunuz açık olsun ibrahim kardeş

emrah
emrah - 10 yıl Önce

İbrahim Hocama hayırlı olsun diyorum! Öğrencilerinin çok şanslı olduğunu düşünüyorum. Hocanızın kıymetini biliniz çocuklar...
saygılarımla...

Hasibe
Hasibe - 10 yıl Önce

sevgili kardeşim Hatice,

Çok güzel bir konuya değinmişsin.
Din Kültürü ve Ahlak bilgisi dersin ismi bile ne demek istenildiğini anlatıyor.
güzel bir konuya değinmişsin devamını dileriz...

İbrahim TEPE
İbrahim TEPE - 10 yıl Önce

Hatice kardeşimin ricası üzerine böyle bir röportaja olur dedik. Oysa biz kendimizi ne röportaj yapılacak bir ilmi seviye ne de bu söyleşide yer alacak kadar ünlü bir şahıs olarak görmedik kendimizi. Fakat Hatice kardeşim es geçilemez hatırı bu söyleşinin müsebbibidir. Faydalı olabildi isek ne mutlu bizlere...

Rabbim cümlemizi Hakk yolunda ve Hakk ile birlikte Hakk'ı söyleyen kullardan eylesin.

Söyleşiyi okuyan ve yorum yazan tüm okurlara teşekkür ederim. Selam ve dua ile...

Ubeydullah
Ubeydullah - 10 yıl Önce

"Bir insan dünyanın bir numaralı yönetmeni olmak için sinema ile uğraşmamalı. Hakk'ın rızası için bir şeyler yapabilmek adına dünyanın bir numaralı yönetmeni olmayı hedeflemeli. O zaman hem işler kolaylaşır hem de atmış olduğu her adım kazanç olur."

bu sözler etkileyici maksat rıza. Dahası kaza!

banner19

banner26