Siyasi, dini ve kültürel boyutlarıyla halifelik makamının serencamı

Klasik İslâmî literatürde hilafet, Hz. Peygamber’den sonraki devlet başkanlığı makamını, halife ise Hz. Muhammed’in (s.a.v) vefâtından sonra onun vekîli olarak din ve dünya işlerinde bütün Müslümanların başı, aynı zamanda devletin reisi olan kişi, “emîrü’l-müminin”liği temsil eder.

Büyük fedakârlıklarla kazanılan Kurtuluş Savaşı’nın başarıya ulaşmasının ardından 3 Mart 1924’te hilafet kaldırıldı ve İslâm dünyası sömürgeciler karşısında başsız kaldı. Bugün tüm İslâm coğrafyası hilâfeti mumla arıyor. Emperyalist güçlerce İslâm coğrafyasına gerçekleştirilen işgallerin sebebi Müslümanların başsız olmasıdır.

Dört büyük halife (632-661) ya da Hulefa-i Raşidin (raşid halifeler) Peygamber Efendimiz’in vefâtının ardından ümmetin başı olarak vazife yapmış halifelerdir.

4 halife sırasıyla:

Hz. Ebûbekir (r.a.) 632 - 634

Hz. Ömer (r.a.) 634 - 644

Hz. Osman (r.a.) 644 - 656

Hz. Ali (r.a.) 656 - 661 dir.

Halifelik, Emeviler döneminde (661-750) babadan-oğula geçerek hilâfet ve saltanat halini aldı. Bu hâl Abbasiler döneminde (750-1258) de devam etti. Abbasi pâyitahtı Bağdat’ın 13. yüzyılda düşmesinden sonra hilâfet, Memluk Sultanlığı’na (1258-1517) geçti.  

Halifeliğin Osmanlı’ya geçişi

Ridaniye ve Mercidabık zaferlerinin ardından Yavuz Sultan Selim Hân 4 Şubat 1517’de törenle Kahire’ye girdi ve “Yusuf Nebi Tahtı”na oturdu. Mısır'da yer yer devam eden Memluk direnişi kırılarak, bütün toprakları Osmanlı egemenliğine girdi. Memluk Sultanlığı’nın ortadan kalkmasıyla Osmanlı Devleti, Mısır’a hakim oldu ve halifelik Osmanlılara geçti. Mısır'daki kutsal emanetler İstanbul'a getirilmiştir.

Müteâkıben, İstanbul’a gelen Mısır ulemâsı ile Osmanlı ulemâsı, Yavuz Sultan Selim’in “halîfe” olmasını kararlaştırdılar. Daha sonra halîfe 3. Mütevekkil, (son memluk halifesi) Ayasofya Câmii’nde minbere çıkarak Yavuz’un hilâfetini îlân etti. Hırkasını çıkararak Yavuz’a giydirdi. Bundan sonra Osmanlı pâ­di­şahlarına, sultanlık ünvânı ile beraber “halîfe” sıfatı da verildi.

Osmanlıların tüm dünya Müslümanlarının başı olma iddiası ilk kez 1774 Küçük Kaynarca Anlaşması (1774 yılında Osmanlı Devleti ile Rusya arasında imzalanmıştır.) ile uluslararası bir ortamda onaylandı. Bunu izleyen 150 sene boyunca Osmanlı toprakları gitgide küçülürken Osmanlı halifeliğine yönelik dinî saygı sürekli olarak arttı.

Velhasıl, bugün kullandığımız mânâda siyasî hilafetin Osmanlı’ya geçiş tarihini 1517’den 1774’e getirmemizde yarar var. 1. Selim döneminde hilâfetin sembolik ve dinî bir mânâsı varken dede-torun Abdülhamitlerin iktidarları arasında artık siyasî bir mahiyet kazanmış olarak görürüz.

Halifeliğin kaldırılması

İstiklâl Savaşı’ndan sonra 1924 Mart ayında yeni rejimi korumak için yasal düzenlemeler gerçekleşti. Saltanatın kaldırılması ile boşlukta kalan ancak geçen sürede yönetimde iki başlılık görüntüsü vererek halk egemenliğine dayalı sistemin sağlıklı işlemesini güçleştireceği anlaşılan halifelik makamının da kaldırılması, bunun yanında sorunun bütünüyle çözülmesi için Şer‘iyye ve Evkaf Vekâleti’nin lağvedilmesi ve eğitim öğretimin laikleşmesini sağlayabilmek için ilköğretim kurumlarının birleştirilmesi (tevhîd-i tedrîsât) gerekli görüldü.

3 Mart 1924’te, 431 sayılı, “Hilâfetin İlgasına ve Hanedanı Osmaninin Türkiye Cumhuriyeti Memaliki Haricine Çıkarılmasına Dair Kanun”da “Halife hal‘edilmiştir. Hilâfet, hükümet ve Cumhuriyet mâna ve mefhumlarında mündemiç olduğundan hilâfet makamı mülgadır.” hükmüne yer verilerek kaldırılmıştır.

Son halife, (1922 – 1924) II. Abdülmecit’dir.

                                                                      

YORUM EKLE

banner26