Umuda aşina bir yönetmen Mazyar Mîrî

Mazyar Mîrî’nin filmlerini seyrettiğinizde yönetmenin şiirsel anlatım kalıplarını kullanmayan filmler ürettiğini görürsünüz. Seval Günbal yazdı.

Umuda aşina bir yönetmen Mazyar Mîrî

1974’te Tahran’da doğan Mazyar Mîrî, birçok yönetmen gibi çektiği kısa filmlerle sinemaya başladı. İran yeni dalgasının ikinci kuşak yönetmenleri arasında sayılan Mîrî, “Saadet Abad”, “Resim Defteri”, “Kanun Kitabı”, “Sükût Ödülü”, “Yavaşça”, “Bitmemiş Şarkı” gibi önemli filmlere imza attı. İnsana ve sorunlarına duyarlı bu hassas yönetmen, filmleriyle merhameti ve umudu anlatmayı çok iyi başarıyor.

Son dönem İranlı yönetmenler arasında bir liste yapacak olsam bu listenin başına Mazyar Mîrî ismini yazardım. Türkçeye “Resim Defteri” diye çevirmemizin daha anlamlı olacağı “Hovz-i Neggaşi” isimli filmini sıkılmadan kaç kere izlediğimi bilmiyorum. Film, bazı uluslar arası festivallerde gösterildiğinde seyirciler tarafından en iyi film ödülüne lâyık görüldü. 

Diğer insanlarla aralarında farkların olduğu Meryem ve Rıza’nın hayatını anlatan filmde Şahab Hüseyni ve Nigar Cevaheriyan rol alıyor. Genellikle İran filmleri denilince şiirsel anlatım, estetik kaygı akla geliyor. Ama Mazyar Mîrî’nin filmlerini seyrettiğinizde yönetmenin şiirsel anlatım kalıplarını kullanmayan filmler ürettiğini görürsünüz. Dünyaya ve varlığa bakışındaki iyi ve umutlu bakış açısı karanlık algıyı silmemize yarıyor. Sağlıklı insanların(!) anlatıldığı estetik filmlere karşı çıkarcasına bu filmiyle zihnen geri kalmış iki insanın hayat mücadelesini ve aşkını anlatıyor. Eğer siz de benim gibi tekrardan ibaret olan son estetik arayışlardan sıkıldıysanız bu film iyi bir başlangıç. Ne bileyim ya da artık düşen bir bardağın çıkardığı sesle, camdaki buğuyla değil de gerçeklerle haşır neşir olmak istiyorumdur. Olamaz mı!

Umuda aşina bir yönetmen

Mazyar Mîrî sineması daha çok çözüme odaklı bir sinema. Bu da olayların gidişatında insanın sorunların çözümüne yatkınlığını göstermesi bakımından önemli. Yönetmenin Asgar Ferhadi ile mukayese edildiği bir diğer filmi “Saadet Abad”tan bahsedecek olursak, filmde son dönemde sıkça kullanılan modern aileler, mutsuz çiftler söz konusu ediliyor. Film, eşinin doğum gününü kutlamak için akşam yemeğine yakın dostlarını davet eden Yasi’nin (Leyla Hatemi) bitmek bilmeyen alışverişiyle başlar, İran’ın Bâlâ Şehr diye bilinen üst tabakadan insanların yaşadığı semtte lüks bir evde oturmasına rağmen eski kırık bir aynanın önünde makyaj yaptığı sahneyle devam eder. Bu sahne, olayların ne yönde değişeceğine dair ipucu verir. Boşanmanın eşiğine gelmiş çiftlerin kırık ama yine devam eden hayatlarıdır anlatılan. Onlarca yemek hazırlar, seyirci bıkmadan acaba bu hazırlık ne zaman bitecek diye sorabilir. Bu sahneler Luis Bunuel’in “Burjuvazinin Gizli Çekiciliği” filmini akla getirebilir. Filmde dikkat çeken bir diğer nokta modernitenin hızlı ilerleyişiyle birlikte hayatımıza giren cep telefonlarına kameranın tekrar tekrar odaklanmasıdır. Ağrı kesiciler, anahtarlar, sınırsız ihtiyaçlar ve diğerleri.

Saadet Abad” filmi “Resim Defteri” ile kıyaslandığında sanki iki farklı yönetmen vardır karşımızda. Bu da Mîrî’nin hem başarısı hem de yeni yol arayışları olsa gerek. Ama her iki filmde de bize bu Mazyar Mîrî filmidir dedirten bir husus var ki o da yönetmenin umuda olan aşinalığıdır. Filmin sonunda Leyla Hatemi, adeta darmadağın olmuş bir sofranın (ya da hayatın) ardından elindeki bir bardak suyu çiçek toprağına döker. Hayatın yeniden yeşereceğine dönük iyimser bir inanç taşır yönetmen. Fırtınaların ardından insanların hayatlarını sürdürmek için birlikte yaşadıkları evlere geri dönmesiyle sular durulur.

Son olarak şunu söyleyeyim: İran’ın ikinci kuşak yönetmenlerine dair Türkçe alt yazılı film bulmak çok zor. Belki internetten İngilizce adıyla yazıldığında bu filmlere ulaşılabilir. Eğer bir yerlerde yönetmenin ismini duyarsanız kaçırmayın derim. Mazyar Mîrî’nin farklılığı, belirgin bir kimliği olduğunu, bu yönüyle de diğer genç kuşak yönetmenlerin arasından sıyrılabileceğini düşünüyorum ve Mazyar Mîrî ismini ileride sıkça duyacağız gibi geliyor bana.

Sevâl Günbal 

Güncelleme Tarihi: 17 Eylül 2020, 10:10
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26