Türkiye'de zayıf kalmış bir alan: Kısa film

Kısa film, Türkiye’de sinemaseverlerin büyük bir kısmının ilgisini çekmeyen bir tür. Bana kalırsa bu alana teveccühün az olmasının sebebi, başarılı kısa film sayısının düşüklüğü ve kısa filmlerin festivaller dışında, sinema salonlarında gösteriminin olmamasıdır. Rumeysa Kılıç yazdı.

Türkiye'de zayıf kalmış bir alan: Kısa film

 

 

Kısa film, Türkiye’de sinemaseverlerin büyük bir kısmının ilgisini çekmeyen bir tür. Bana kalırsa bu alana teveccühün az olmasının sebebi, başarılı kısa film sayısının düşüklüğü ve kısa filmlerin festivaller dışında, sinema salonlarında gösteriminin olmamasıdır. Bu şartlar içerisinde izleyicinin ilgisini kısa filmlere çekmek gerçekten zor. Sadece bunlar değil, uzun metraj filmlere kıyasla kısa filmde kurgunun seyirciye yalnızca sezdirilerek, dayatmadan oluşturulması ciddi anlamda yetenek istiyor. Bu da on filmden neredeyse birinde başarılabildiği için, alanın zayıf kalması kaçınılmaz oluyor.

Kendi adıma, bir kısa filme denk geldiğimde çok övülmemiş ise izlemek içimden gelmez. Bilen bilir. İki üç yıl kadar önce bir televizyon kanalında Okan Bayülgen’in sunduğu “Çek Bakalım” diye bir program vardı. Amatör gençler, çektikleri kısa filmler ile yarışma formatında ki bu programda maharetlerini sergiliyor, çekilen bu filmler jüri değerlendirmesinden geçiyordu. Program tutmadı ve beğenilen güzel yapımların sayısı bir elin parmaklarını geçmedi. Gördük ki kısa film Türkiye’de tüm zorlamalara rağmen gelişemiyor. Ancak bu fikrimin geçerliliğini koruduğu günlerde Youtube’da TRT 1’in kısa film kuşağına denk geldim. Amacım sadece göz atmak iken, 20-25 dakikayı bulan filmler bana kendilerini merakla izletti. Kuşak, “Eflatun Film” tarafından TRT için çekilmiş yedi tane kısa filmden oluşuyor. TRT, aslında diğer prodüksiyonlarla veya amatörlerle de bu şekilde projelere imza atsa ortaya güzel filmler çıkabileceğini düşünüyorum.

İzlerken nereden neyin geleceğini kestiremediğiniz tuhaf filmler

İzlerken TRT 1’in desteği ile Eflatun Film tarafından görüntü, senaryo ve oyunculuk açısından gayet başarılı filmler çekildiğini gördüm. Asıl şaşırtıcı olan ise, filmlerin, Youtube’da ki diğer kısa filmlere kıyasla, izlenme sayısının yüksek fakat bu kadar göz önünde ve başarılı olmasına rağmen çok fazla "tık" almamış olmasıydı. Eserler, benim gibi kısa filme mesafeli birine bile oturup kısa film izletecek kadar iyi iken, izlenme sayısı oldukça düşüktü. Bu tablo, Türkiye’de ki film severlerin kısa filme olan ilgisini ortaya koyması açısından önemli. Tahmin ediyor ve umuyorum ki, TRT desteği ile yapılan bu filmler Türkiye’de kısa filme yönelik algının değişmesinde etkili olacaktır. 20-25 dakikayı bulan yedi tane kısa filmden oluşan bu film kuşağını, genel olarak absürt bir tarzın hakim olduğu filmler oluşturuyor. İzlerken nereden neyin geleceğini kestirmek zor.

Filmlerin ruh hali detaylarda dahi kendini belli ediyor

Ben yazımda filmlerin beşinden bahsedeceğim. “Tek Ölüm Yetmez” ve “Ve Sonsuza Kadar Mutlu Yaşadılar”, senaryoları ile izleyici tarafından gerçekten başarılı bulanacağına inandığım iki film oldu. Bu filmler ile ilgili söyleyeceğim herhangi bir bilgi, senaristin ve yönetmenin oluşturmak istediği gizemi ortadan kaldıracağı için konusundan dahi bahsetmeyeceğim. Ancak “Ve Sonsuza Kadar Mutlu Yaşadılar” muzip bir göz kırpma ile gülümseten, “Tek Ölüm Yetmez” ise, senaryosu ile hayret ettiren bir film.

Suçlu Taraf” ,anne ve çocuğun rol değiştirdiği bir günümüz filmiydi. Açık musluğun karşısında gözyaşı döken bir kadın, elma soyan bir anne, kocasının kazağını koklayan bir eş… Toplumsal rol ve ilişkiler zekice irdelenmişti. Bu üç filmi diğerlerine kıyasla daha sürükleyici buldum. “Nefes” biraz “Testere” filminden esintiler taşıyor fakat bu durum sadece filmin başında izleyiciye bir tereddüt olarak sunulmuş, ilerleyen dakikalar da öykü değiştirilerek izleyici şaşırtılmıştı. Dediğim gibi diğerlerinde akışın biraz daha ağır kaldığı fark ediliyor.

Açıkçası türlere göre beğenilerin değiştiğini düşünürsek, genel toplamda her türden izleyiciyi çeken bir kısa film kuşağı olduğu söylenebilir. Bazı filmlere kapalı bir hava, bazılarına ise güneşli ve tabiri caizse cam gibi bir hava hâkimdi. Bu, elbette türlere göre değişiyor. Mesela “Diriliş”, gerilimin hâkim olduğu, hayalet filmi tadında bir aldatma hikâyesi (hoş olmayan bir hikâyesi olduğu konusunda uyarayım) olduğu için, “Ve Sonsuza Kadar Mutlu Yaşadılar” isimli filme kıyasla daha karanlıktı…

Filmlerin ruh hali izleyiciye yansıtılan detaylarda dahi belli ediliyor. Toparlarsak, ciddi bütçe ayrıldığı belli olan bu filmlerin, bana kalırsa zayıf kalan yanı müzikleriydi. Ve belki film sürelerinin biraz daha kısalması düşünülebilir. Senaryoların genel olarak başarılı bulunacağından şüphem yok. Değişik ve çarpıcıydı. Görsel olarak filmlerin gerçekten çok başarılı olduğunu söyleyebilirim… Bazı filmlerde şiddet ve kan sahneleri vardı fakat müstehcenliğiyle rahatsız edecek sahnelere rastlamadım. Ben izlerken, Eflatun Film ve TRT’nin bu kısa film kuşağına özenle emek verdiklerini gördüm. Türk sinema dünyası açısından güzel bir gelişme olduğunu düşünüyor ve emeği geçenleri tebrik ediyorum.

 

Rumeysa Kılıç yazdı

Güncelleme Tarihi: 31 Ocak 2014, 14:56
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
fatma
fatma - 5 yıl Önce

Anlamlı bir haber olmuş, teşekkür ederiz

Rumeysa
Rumeysa - 5 yıl Önce

Rica ederim.Anlamlı bulmanıza sevindim. Çok naziksiniz.

banner19

banner13