Türkiye'de Sanat Filmleri Neden İzlenmiyor?

''Dünyabizim Buluşmaları'' etkinlik dizisinin ikincisinde, 25 Kasım 2014 tarihinde Bahçelievler Necip Fazıl Kültür Merkezi'nde "Sinemanın Dünü ve Bugünü" konuşulmuştu. Senarist-yazar Tarık Tufan'ın yönettiği toplantıya konuşmacı olarak sinema yazarı Hasanali Yıldırım, eleştirmen Murat Işık ve yapımcı-yönetmen Serkan Acar katılmış. O panelde katılımcıların '' Türkiye'de sanat filmlerinin neden izlenmediğine'' dair görüşlerini alıntılıyoruz.

Türkiye'de Sanat Filmleri Neden İzlenmiyor?

''Dünyabizim Buluşmaları'' etkinlik dizisinin ikincisinde, 25 Kasım 2014 tarihinde Bahçelievler Necip Fazıl Kültür Merkezi'nde "Sinemanın Dünü ve Bugünü" konuşulmuştu. Senarist-yazar Tarık Tufan'ın yönettiği toplantıya konuşmacı olarak sinema yazarı Hasanali Yıldırım, eleştirmen Murat Işık ve yapımcı-yönetmen Serkan Acar katılmıştı. O panelde katılımcıların '' Türkiye'de sanat filmlerinin neden izlenmediğine'' dair görüşlerini alıntılıyoruz.

Tarık Tufan: Bir bağımsız sinemada, art house film diye söylediğimiz filmler anlaşılsın diye söylüyorum, bu yıl içerisinde Nuri Bilge’nin son filmini bir kenara koyarsak, ortalama 5000-3000-2000 kişi falan seyretti. Mesela Adana Film Festivali’ni kazanan, Antalya Film Festivali’ni kazanan, İstanbul Film Festivali’ni kazanan filmlerin ortalama izleyicisi, muhtemelen 3500 falandır yani. Bu arada diyelim ki bu yıl vizyona çıkan Düğün Dernek filmini 7.000.000 kişi seyretti, Recep İvedik 7.000.000, Fetih 1453 geçen iki sene önce 6.500.000 kişi seyretti. Sonra, şimdi bir takım başka filmler de var. Çağan Irmak filmleri mesela, Cem Yılmaz filmleri, 2.000.000’un üzerine çıkanlar. Yılmaz Erdoğan’ın filmleri var, 2.000.000 üzerine çıkıyor. Bu fark doğal bir fark mıdır? Mesela "Bir Ayrılık” filmini sadece Fransa’da 1 milyon küsur kişi seyretmiş yani.

Serkan Acar: Bizde Nuri Bilge’nin de 3 Maymun filmini Türkiye’de 120 bin kişi seyretti. Yavuz Bingöl oynuyordu, Cannes’da ödül almıştı. Ama mesela onu da Fransa’da 250 bin kişi seyretti.

Tarık Tufan: Bu normal midir demek istiyorum. Son 5 yıldır millet artık böyle festival filmi diye duyunca gitmiyor mu mesela. Oradaki hissiyat nasıl, hiç üzerine düşünmeye değer değil mi sizce? Son 5 yıldır, Türkiye’deki festivallerde başarılı olan filmler, hiçbiri izlenmiyor yani. Niye acaba? Gerçekten sorun izleyicide midir, yoksa memleketin genel kültürel ortalamaları ile mi ilgilidir?

Murat Işık: Eğitim ve kültür politikaları ile ilgili bu biraz. Tabi ki sanat filmlerinin izlenmesi her zaman, dünyanın her yerinde düşüktür. Ama uçurumun bu kadar derin olması...

Tarık Tufan: Sorun bu zaten. 3 bin ile 7 milyon arasında bir şey olmaz mı yani.

Murat Işık: Evet uçurum çok.

Panelin ilgili bölümünün kaydı:

Serkan Acar: Uçurum ama tek sebebinin eğitim ve kültür meselesi olduğunu ben düşünmüyorum yani. Tabi ki popüler ürünler her zaman daha çabuk tüketildiği için, daha çabuk ulaşabiliyor insanlara. Hani bu filmle de, bence 3 bin- 5 bin gibi rakamlardan ziyade tabi ki de, en azından 50 bin, 100 bin, 150 bin gibi belli bir ortalaması olması lazım. Ama onun sebebi sadece izleyicinin eğitimli/kültürlü olup olmamasıyla ilgili değil; bence ciddi anlamda bir tekelleşmenin ve bu filmlerin seyirciye ulaşamamasının da etkisi var.

Tarık Tufan: Peki dağıtım olarak tekelleşme böyle olmasa, diyelim ki 3 bin - 5 bin seyredilen film, 100 bin seyredilebilir mi sence?

Serkan Acar: Bazıları seyredilebilir gibi. Benim ilk yapımcılığını yaptığım film “Sonbahar” isimli bir filmdi. O da Adana’da en iyi film ödülü aldı, 35-40 tane ödül aldı tüm dünyada ama 150 bin kişi seyretti, 35-36 salonda yani dağıtım olarak. Nasıl oldu bu?

Tarık Tufan: Tabi siz normal şartlarda herhangi bir sinemacının uğraşamayacağı kadar çok uğraştınız onun dağıtımı için.

Serkan Acar: Biz biraz kendimiz uğraştık, biraz film böyle ona uygun bir filmdi, insanlar sevdiler filmi yani bazı şeyler bir araya geldi ama belki de biz daha çok salona girseydik, o film 300 bin de olabilecekti belki. O potansiyeli vardı. Bu da bir ticaret sonuçta.

Kültür Bakanlığı çok iyi bir şey yaptı 2004 yılında, Türkiye sinemasını desteklemek için, eskiden tamamen eş dost, ya da işte sinema sektörünün üç beş kalantor yapımcısının bakanla olan ilişkileriyle aldıkları paraları bir sisteme oturttu ve destekleme kurulu diye bir kurul oluşturdu iyi kötü. Bu kurul sonuçta Türkiye sinemasını destekliyor. Özellikle bağımsız filmleri, ilk filmini yapmak isteyenleri, ya da bir takım iyi filmler yapmak isteyenleri, ticari sinema dışındaki sinemayı destekliyor. Ama tek başına bu destek mekanizması yeterli olmuyor. Artık bugün gerçekten film yapmak, bundan 10 sene öncesine göre çok kolay. Gerçekten iyi bir hikâyeniz varsa, iphone’la bile film çekebilirsiniz ve evinizde montaj yapabilirsiniz. Ve bunu pazarlayabilirsiniz. Buradaki en önemli şey, bunun bir film olarak değer kazanması için, bunun o network’e girmesi. O network dediğimiz de festival network’ü, ve dağıtım network’ü. Dağıtım network’u bugün kesinlikle tekelleşmiş vaziyette. 3-5 tane adamın kontrolünde. Gerçekten bunun yeniden tarif edilmesi, düzenlenmesi gerekiyor. Sadece film yapmayı desteklemekle olmuyor, çünkü artık gerçekten film yapmak daha kolay yani; filmi göstermek, filmin ticari olarak da bir değeri olduğunu ortaya koyacak şey… Sonuçta dağıtıma girip seyirci ile buluşması ve kazanmış olacağı gişe başarısı. Çünkü bu otomatik olarak, televizyon satışından başka satışları da etkiliyor.

Murat Işık: Buna ikinci bir parametre olarak da promosyon ve tanıtımı eklemek istiyorum. Yani ne kadar film sanat filmi olursa olsun, ulusal medyada haber olduğu zaman insanların dikkatini çekiyor, sadece o filmi akşam haberlerde duyduğu için giden insanlar var. 

Serkan Acar: Bir fırsat eşitsizliği var bu anlamda. Bütün Hollywood da böyle, Fransa’da da var, başka ülkelerde de var ama orada en azından denetleme ve koruma mekanizmaları çalışıyor. Fakat biz bir de ulusal sinema derken bunlar oluyor. Buraya çıkış noktamız neydi, bir Türkiye sinemasından, bir Türk filminden bahsedebilir miyiz diyoruz ama bu şekilde başlayan bir ivme var. En azından her yıl 50-60 film üretiliyor, 70 filme çıktı, belki bu sene 100 film üretilecek. Sinema seyircisi sayısı artıyor diyorlar. Ama bu artışa bakıyorsunuz, üç beş tane filmin seyircisi yani.

Tarık Tufan: Diyorlar ki, Türkiye’de Türk filmleri diğer Hollywood filmlerinin üzerinde bilet satıyor artık. Ama Serkan’ın dediği gibi bu üç-dört tane filmin sırtında. Yani gerçekçi bir durum var mı bugün bizim sinemada?

Serkan Acar: Bence aslında yok yani. Şöyle yok, 3-4-5 tane film 2 milyonun üstünde iş yapıyor. Onun dışında sorun şu aslında: Bir filmin, 3 bin kişinin izlediği bir film de olabilir, avandgard filmdir, gerçekten çok farklı bir şeydir, 3 bin kişi gider ona ama şimdi sonuçta normalde 250 bin, 300 bin, 400 bin yapabilecek filmler de 50 binde, 80 binde kalıyorlar. Bu tamamen kesinlikle o fırsat eşitsizliğinden kaynaklı. Dağıtım sorunundan kaynaklı yani.

Alıntılayan: Mehmet Erken

Yayın Tarihi: 06 Mart 2017 Pazartesi 12:01 Güncelleme Tarihi: 06 Haziran 2019, 08:00
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
ekmek
ekmek - 4 yıl Önce

insanın karnı açken tatlı yemesi nasıl güzel olmuyorsa türkiyede de sanat sineması yapmaya çalışmakta o kadar olmayacak bir iş. olmaz demiyorum olur, karnımız doyarsa. bizim sinemada önceliğimiz karnımızı doyuracak yani hem aklımıza hem gönlümüze hitap edecek filmler yapılmasıdır. günlük hayatı yakalayacak. derdimizi masaya yatıracak. bizi hizaya çekecek. bunu anlayan sinemacı ne sağda ne solda yok. gençlerden umutluyum.

banner26