TRT Belgesel Ödülleri -Günleri- Bu Yıl Daha İyiydi

TRT Belgesel Ödülleri’nin bu yıl dokuzuncusu düzenlendi. Serdar Arslan, belgeselciler ve belgesel severler için önemli etkinliklerin yer aldığı programa dair notlarını paylaşıyor.

TRT Belgesel Ödülleri -Günleri- Bu Yıl Daha İyiydi

Bu yıl dokuzuncusu düzenlenen Uluslararası TRT Belgesel Ödülleri- Günleri, 11-15 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirildi. Belgesel özelinde bu denli kapsamlı ve de her geçen yıl kalitesi artan bir programın varlığı özellikle sinemaya belgesel kanalından yaklaşanlar için oldukça sevindirici. Belgesel Günleri; açılış programı, gösterimler, panel ve konferanslar ile kapanış programında verilen ödüllerden ibaret bir dizi etkinlikten oluşuyor.

Açılış filmleri

Her yıl belli bir tema üzerinden film seçimleri ve gösterimler gerçekleştiriliyor. Seçilen temaların Türkiye ve dünya ölçeğinde politik gerçekliklere ve de konjontürlere uygun bir tema olmasına dikkat ediliyor. Bu yıl seçilen tema “Göç ve Ayrımcılık”tı. Açılış filmi bu kapsamda seçilen Isabelle Boni-Claverie’nin “Too Black To Be French” (Fransız Olmayacak Kadar Siyah) filmiydi.

Geçen yıl festivalin açılış filmi olarak seçilen Mani Y. Benchelah’ın “Sürgün: Çocuk Mültecilerin Günlükleri” belgeseli mültecilik konusunda olumlu anlamda Avrupa’yı merkeze koyan ve de Türkiye’yi görmezden gelen bir belgeseldi. Bu belgeselin açılış filmi olarak seçilmesi, filmin gösterimi sonrasında eleştirilere yol açmıştı. Bu yıl ise açılış filmi olarak seçilen “Fransız Olmayacak Kadar Siyah” filmi, Türkiye’nin göç ve ayrımcılık konusuna bakışı ve de Avrupa’nın bu konudaki çıkmazlarını ortaya koyması noktasında oldukça doğru seçilmiş bir yapımdı. Bir Fransız vatandaşı olmasına ve de oldukça yüksek mevkide yer alan bir aileye mensup olmasına rağmen ciddi anlamda ayrımcılığa maruz kalan Boni Claverie’nin; yaşadıklarından hareketle çekmiş olduğu otobiyografik film, Avrupa’daki ayrımcılığın boyutlarını ortaya koyması anlamında oldukça önemli bir yapım.

Önemli iki detay

Belgeselciler ve belgesel severlerin yakından takip ettiği Belgesel Günleri’nin her geçen yıl daha başarılı bir şekilde gerçekleştirildiğine şahit oluyoruz. Fakat birkaç detayın ya atlanmış yahut gözden kaçmış olması, programa dair kafa karışıklığına yol açıyor:

Gerçekleştirilen etkinliklerin isimlendirmesinde bir adlandırma eksikliği söz konusu. Daha önceki senelerde etkinlikleri duyururken TRT Belgesel Günleri adlandırması daha fazla kullanılıyordu. Bu adlandırma daha çok belgesel izleyicilerinin dikkatine yönelik bir adlandırma iken bu yıl TRT Belgesel Ödülleri adlandırması ile etkinlikler gerçekleştirildi. İlan ve kataloglarda bu adlandırma yer aldı. Başlıkta ödüllerin vurgulanması, yapılan etkinlikler sanki sadece belgesel yapanlara yönelikmiş gibi bir algı doğuruyor. Konu ile fazla ilgilenmese de konuya duyarlı olanların TRT Belgesel Ödülleri isimlendirmesini duyunca, sadece belgesel yapanların ödüllendirildiği bir töreni anladıklarına şahit oldum. Oysa “Belgesel Günleri” ifadesi daha geniş bir zamana yayılan, belgesele vurgu yapan ve de katılıma çağıran bir adlandırma. Daha doğrusu da belki hem gün hem de ödül kelimelerini içeren bir adlandırmaya gitmek.

İkinci bir detay da film ve yönetmenlere dair bilgilerin yer aldığı katalogta, filmlerin katalog içerisindeki yerinin daha rahat bulunmasını sağlayacak bir film ve yönetmen indeksinin yer almaması. Bu bir detay gibi dursa da gösterimleri yakından takip edenler için önemli. Ve indeksin yer almaması, çok daha pratik şekilde yapılabilecek film takibini zorlaştırıyor. Umarız detay olsa da oldukça önemli bu iki durum gelecek programlarda düzeltilir.

Öğrenci filmleri neden iyi film olamıyor?

Belgesel Günleri’nde gösterilen ulusal ve uluslararası profesyonel kategorideki belgeselleri ayrı ayrı değerlendirmek gerekli. Fakat öğrenci filmlerinin neredeyse tamamında tekrar eden benzer durumlar, problemler söz konusu. Belgesele yönelik algı yanlışlığından kaynaklanan bu durum, ortaya çıkan filmlerin birbirlerine özellikle biçim olarak benzer olmasına yol açıyor. Belgesel yapımı için kolaycı bir yaklaşım mevcut. Egzotik bir konu bulmak çoğu defa bir belgesel yapımı için yeterli olarak görülüyor. Oysa unutmamalıdır ki hayatın kendisi zaten egzotiktir. Önemli olan hayattaki o egzotik detayı, belli bir biçimsel yaklaşımla bütünlüklü şekilde ortaya koymaktır.

Öğrenci kategorisinde izlediğimiz birçok filmde, egzotik bir konunun röportaj ve müzik eşliğinde sunumunu görüyoruz. Konuya dair görüntüler, röportajlar ve müziğin nasıl bir biçimsel bütünlük oluşturduğunun üzerinde durulmamasından dolayı, yapılan filmler başarılı bir anlatıya dönüşemiyor. Filmin ortaya çıkmasının öncelenmesi iyi bir film yapımını sekteye uğratıyor.

Tabi ki filmleri yapanların öğrenci olması, birçok imkansızlıkla işe girişmeleri gözardı edilemez. Söz konusu durum malzemenin eksikliğinden kaynaklanmıyor. Belgesellerde oldukça iyi bir belgeselin varlığına yetecek malzemeyi görüyoruz. Fakat malzemelerin bir araya gelirken özgün bir biçimi ve de bütünlüklü bir anlatıyı var edecek yeterlilikte ve özende kullanılmadığına şahit oluyoruz. Konunun, görüntülerin ve eldeki diğer malzemelerin iyi bir anlatıya dönüşebilmesinin ciddi ön hazırlık yapmakla mümkün olduğunu unutmamak gerekiyor.

 

Serdar Arslan

Yayın Tarihi: 18 Mayıs 2017 Perşembe 11:20 Güncelleme Tarihi: 07 Ekim 2018, 23:29
banner25
YORUM EKLE

banner26