Tekneyle Avrupa'ya kaçan mültecilerin dramı

Kano (La Pirogue veya The Pirogue) adlı film, özelde Senegalliler'in, genelde de bütün Afrikalılar'ın en büyük dramına parmak basıyor. Yani mülteci olarak bir Avrupa ülkesine sığınmak..

Tekneyle Avrupa'ya kaçan mültecilerin dramı

 

Yine internetten bulunan bir film ve yine karşınızda ben... Daha önce de yazdığım gibi, şayet internet deryâsı olmasaydı, bir gün bir Senegal yapımı film seyredeceğim aklımın köşesinden bile geçmezdi. Bu defaki filmin Türkçe altyazısı bile yok fakat Türkçe dublajı yapılmış bir versiyonu var.

Bir batı Afrika ülkesi olan Senegal'in siyah insanları özellikle son senelerde İstanbul'daki seyyar tezgâhlarda saat satarak karşımıza çıkıyorlar. Bağcılar meydanında rastladığım Selim ismindeki bir Senegalli'ye sorduğumda (çoğu Türkçe öğrenmiş) İstanbul'da 500 kişi olduklarını ve ucuz saat satarak geçimlerini temin ettiklerini söylemişti. İşte bu saat satıcılarının geldikleri memleket olan Senegal, Afrika'nın Atlas Okyanusu kıyısında yer alan ve nüfusunun yüzde 92'sini Müslümanların oluşturduğu bir memleket...

Geçenlerde seyrettiğim Kano (La Pirogue veya The Pirogue) adlı film, özelde Senegalliler'in, genelde de bütün Afrikalılar'ın en büyük dramına parmak basıyor. Yani mülteci olarak bir Avrupa ülkesine sığınmak...

Abasse Ndione'nin romanından beyazperdeye uyarlanan filmin yönetmeni Moussa (bildiğimiz Musa) Toure, yapımcıları (Fransız) Eric Neve ve Adrien Maigne. Alt ismi (aynı zamanda teknenin de adı) Goor Fitt olan filmin başrol oyuncuları Souleymane (Süleyman) Seye Ndiaye, Laity Fall, Malamine Drame, Balla Diarra...

Avrupa'da ekonomik kriz var, sen Çin'e git!

Film, Senegal usûlü Sumo güreşi diyebileceğimiz bir güreş müsabakasıyla başlıyor. Tecrübeli bir kaptan olan Baye Laye (Süleyman Ndiaye) güreşi seyredenler arasında... Yanında da arkadaşları var. Genç ve tecrübesiz denizci Kaba ile Baye’nin, arasındaki konuşmalardan fakir ve işsiz oldukları anlaşılıyor. Kaba isimli delikanlı, futbol oynayarak zengin olma hayalleri kuruyor ama bu bile çok zor... Kaba ile aynı yaşta bulunan bir başka delikanlının cebinde ekmek alacak parası yok fakat elinde iPhone var, şu bildiğimiz Apple şirketinin ürünü olan ve pahalı bir telefon olan iPhone... Tıpkı Türkiye'deki ilkokul, ortaokul çocuklarının elindeki iPhone ve benzeri telefonlar gibi, Afrikalı gençlerin elinde de aynısından bulunuyor.

Kaçak göçmen organizatörü bir adam, Baye'ye İspanya'nın Kanarya Adaları'na yapılacak yolculuk için 750 Euro teklif ediyor, Baye kabul etmiyor. Baye durumu karısına anlatıyor, kadının cevabı daha da ilginç: "Avrupa'da ekonomik kriz var, sen Çin'e git!"

Baye kaptanlık teklifini reddedince, iş, acemi kaptan Kaba'ya kalıyor. Fakat teknenin sahibi olan kaçakçı yine de Baye Laye'nin yanlarında olmasını istiyor. Baye, hanımı ve çocuğunu garantiye alacak bazı isteklerde bulunuyor, adam kabul ediyor ve o da tekneye binmeyi kabul ediyor. Tekneyle kaçak olarak İspanya'ya gitmek isteyen Afrikalıların tamamı gariban ve Müslümanlardan müteşekkil... Başında takkesiyle 50 yaşındaki Lansana peşinden gelen 9 kişiyi sürüklüyor, Gine'den gelmiş Fulanî kabilesinden 10 kişi daha ve Dakar'dan katılacak olan 10 Senegalli ile teknenin istiap haddi doluyor: 30 mülteci...

Gece vakti Goor Fitt isimli teknenin önünde toplanıp, binmeden önce hep birlikte salavat getirerek uzun uzun dua ediyorlar. Kabileler arası anlaşma lisanı olan Arapça, aynı zamanda aynı dine mensup farklı kimlikteki ümitsiz insanların bir başka müşterek noktasını teşkil ediyor. Hikâye, biraz karmaşık gibi gözükse de, tekne Atlas Okyanusu'na açıldıktan sonra, seyirci açısından her şey yoluna giriyor ancak kaçak mülteciler içinse tam tersi oluyor. 7 uzun gün sürecek olan seyahate katlanmak her babayiğidin harcı değil... Nitekim yolculuk müddetince birçok badireyle karşılaşıyorlar.

Hayatında Senegal'i ve Senegalliler'i bu filmle tanıyacak olan bir kişi için…

Filmlere ve dünya coğrafyasına politik veya sinema sanatı açılarından değil de, insanî gözle bakmaya başlayınca çok farklı şeyler görüyoruz. Miladî 11. asırda Müslümanlığı kabul eden Senegalliler, çok çeşitli emperyalist güç ile karşılaşmışlar. Atlas Okyanusu'na 531 kilometre uzunluğunda bir sahili bulunan Senegal'de tarihin çeşitli dönemlerinde sömürge kolonileri kurulmuş ve Dakar'ın hemen açığında bulunan Goree Adası, köle ticareti için kullanılmış. Köle taciri caniler, Afrika'da yakaladıkları her insanı Amerika kıt'asına götürerek büyük paralar kazanmışlar. Aradan epey süre geçince yani günümüzdeyse durum tam tersine dönmüş vaziyette... Afrikalılar şimdi kendi ayaklarıyla köle olmaya gidiyorlar. Hem de bin bir zorluğa ve meşakkate katlanarak, ayrıca da üstüne üstlük ceplerinden tomarla para ödeyerek...

Üstelik sığınma talebinde bulunan mülteciler, gittikleri Avrupa ülkesi veya ABD'de yıllarca cevap beklemek mecburiyetinde kalıyorlar. Sığınma hakkını elde edip yeni bir hayat kurmayı hayal edenleri ise varılan memleketin yaşadığı ekonomik kriz zorluyor. İşsizliğin ortalığı kasıp kavurduğu dünyada mültecilerin iş bulması oldukça zor. Bulabilenler de umumiyetle düşük ücretlerle veya sigortasız çalıştırılmayı kabul etmek zorunda kalıyorlar. Sığınma hakkını elde edemeyen ve kaçak göçmen konumunda yaşayanları ise başka zorluklar bekliyor. Polisler, göçmenleri yakalayıp doğruca tutuk merkezlerine götürülüyorlar. Göçmenler, burada da polisin şiddetine maruz kalıyorlar.

Son olarak, bir filmin çekildiği mekânın ne kadar mühim olduğu, bu isimsiz ve kimsenin umurunda olmayan Kano'da bile bir kere daha net olarak ortaya çıkıyor. Mesela, hayatında Senegal'i ve Senegalliler'i bu filmle tanıyacak olan bir kişi için bu batı Afrika ülkesi "çok fakir, insanlar perişan, herkes işsiz, bütün ahali oradan kaçmaya çalışıyor vb." olacaktır. Belki hiç de öyle değil, bilemiyoruz tabii...

Milletlerarası iki de ödüle aday gösterilen (Best Director Audience Award Angouleme 2012 ve International Film Festival Locarno 2012) ve üçüncüsünü (Official Selection 2012: Un Certain Regard) kazanan Kano filmini merak edip de seyretmek istersiniz, internet okyanusuna açılmanız gerekmekte...



İslam Gemici filmi seyretti ve yazdı

Güncelleme Tarihi: 03 Ekim 2013, 12:26
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Yavuz Yaylak
Yavuz Yaylak - 6 yıl Önce

Daha dün libya açıklarında bir teknede onlarca mülteci can verdi. Libyalılar, Etiyopyalılar, Senegalliler... Bakıyorsun zengin kara kıtanın o zenginliği bir türlü görememiş insanlar... Adları Ahmet, Musa, Muhammed... Aynı dini paylaştığımız, aynı adları taşıyan "kardeşlerimizin" ölüme yolculuklarını seyre dalmışız. Merak ettim şimdi İslam abi yazınca; haftasonu listeme alıyorum. Belki bizim çocuklara da izletirim. Öneri ve yorum için minnettarız sayın Gemici (:

banner19

banner13