Sonuçta kötü kazandı yine

Hollywood sineması hala daha Kızılderilileri konu ederek para kazanıyor. Bu sefer onları maviye boyadılar..

Sonuçta kötü kazandı yine

Bu yıl Altın Küre ödüllerinin bir bir sahibini bulduğu geceye Avatar damgasını vurmuştu. Arkadaşlarla, “son aylarda iyi film gelmiyor” şeklinde konuşup dururken bu ödüllü filmde bir şeyler bulabileceğimiz düşünerek sinemaya gittik. Ha bir de, sinema eleştirmenleri de bu film için övgü dolu laflar etmişlerdi: “Titanik”, “Yaratıklar (Aliens)”, “Terminator” filmlerinin yönetmeni James Cameron sinema tarihinde çığır açacak son teknolojiyle üretilen “en yüksek bütçeli film” Avatar ile bir kez daha seyirci karşısında çıktı. Meraklanmakta haklıydık. Umarız reklam değildir bu övgüler diyerek sinemada, hem de en öndeki –arkalarda yer bulamadık tabii- koltuklarımıza gömüldük. Üç boyutlu (3D) teknolojisiyle, kara kara gözlükler takarak izledik filmi.   

NaviÇağrışımın renkleri

Göndermeler, görsellik oldukça çekiciydi sahiden. Avatar’ın, Roger Dean’ın resimlerinden yararlanıldığı (çalındığı), senaryosunun da Paul Andersen’in “call me joe” filminden çalıntı olduğu dahası 50’li yıllarda yazılmış kısa bir öyküden araklandığı filan söyleniyor. O kısmını araştırmadım doğrusu.

Ciddi bir hayal gücü üzerine kurulmuş bu film, kendine özgü kültürleri olan Na’vi adlı bir halkın yaşadığı Pandora adlı gezegende geçiyor. Na’vi halkını görünce, birden bire aklıma Kızılderililer geldi, doğayla içselleşmiş bir hayat ve onlar üzerine yığılan silahlı beyaz adamlar. Hollywood, Kızılderililer üzerinden kovboy filmleriyle kazandığı parayı, şimdilerde hayallerle süslenip metaforik bir dille dünyaya sunuyor ve gişe rekorları kırıyor. İki milyar dolar hâsılatı olmuş bu filmin. 

Çok yönlü kazan

Askeri bir şirket bu gezegenin kaynaklarını incelemek üzere Avatar adlı bir program oluşturmuştur. Bu programla insanlar Na’vi haline getirilir ve misyoner olarak Pandoraya gönderilir. Yürüyemeyen genç bir gazi Jake Sully de misyoner olarak gönderilenler arasındadır. Jake, Na’vi halkından Prenses Neytiri ile tanışır ve ona aşık olur, bu halk durumdan haberdar eder ve mistik alametlerle Na’vi halkının lideri olur. Filmin: Sömürgeci güçler eleştiriliyordu. Misyonerlik faaliyeti beni Osmanlı’nın yıkılışına, Arap dünyasına ve Lavrens’e kadar götürdü beni. Bugünün Kızılderilileri Iraklılar mı acaba? Bu trajedinin de şimdiden birkaç filmi yapıldı gerçi. Hem işgal edip öldür hem filmini yap, iki taraflı kazanç.   

Hayalin gerçekten daha güçlü olduğu fikre kapıldım, bu filmle. Filmin içine girip Na’vi halkıyla yaşamak isteği bile doğdu bende. Zaten konu da bu doğrultudaydı: Modern yaşamdan doğaya, hatta Tanrı’ya kaçışın (sığınmanın) filmiydi bu. Son yıllarda Hollywood ileri teknolojiyi kullanarak yaptığı filmlerle bir nevi kendi eleştirisini yapıyor.

 

Tarık Erbaş filmi izlemedi, okudu

Güncelleme Tarihi: 24 Şubat 2010, 11:08
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26