Sinemanın Arşimet noktası neresi?

Uğur Vardan’ın İhsan Kabil’i itham eden yazısı ortalığı ayağa kaldırdı. Yusuf Kaplan ise sinemanın bu yerleşik efendilerine kimleri işaret etti?

Sinemanın Arşimet noktası neresi?

 

Kaldıracın bulunması insanlık tarihinde ne kadar önemli bir yere sahipse, kımıldayan resimlerin sinema perdesinde görülmesi de o kadar önemlidir. Zira, kımıldayan resimler, yani sinemanın doğuşu, başka gerçekliklerin, fikirlerin, haberlerin, olay ve olguların bir şekilde “kısa ve öz” biçimde insanlara aktarılmasını sağlamaya yarar. Şimdi, Passolini ya da Tarkovsky’den bir alıntı yapsam ya da “Susan Sontag şöyle der”, “Foucault böyle der” desem belki daha afili olurdu ama ne gerek var? Boş yere ekran kaplamaya gerek yok!

Türk sinemasının, kaba sakal imamların ellerinde koca koca sopalarla Feridelere ve devrim öğretmenlerine saldırmasıyla açılan film şeridi aslında hafif renk değiştirse de değişmeyen bir şey var: Körlük! Nankörlük değil, körlük.Yusuf Kaplan

Yusuf Kaplan’dan körlere atılmış sıkı bir tokat

Malum, sinemanın Batı tandanslı olması hasebiyle, Batıcı gözlerde her daim muhafazakâr çevrelere karşı bir renk körlüğü vardır. Bu renk körlüğünü ayan eden bir yazı yazdı Yusuf Kaplan: “Muhkem Bir Arşimed Noktanız Var mı?” Bu yazı, kendisini birçok alanda bilirkişi kabul eden jakoben, sistemci, Batıdan çok Batıcı sinema eleştirmenlerine atılmış sıkı bir tokat. Lakin, tokatın tesirinden ders almak yerine, “filmi en iyi biz yorumlarız, en iyi filmi biz çekeriz, siz gidin camide tespih çekin” dercesine köksüz dilleriyle yazan eleştirmenler sinema salonunda kaç kişi olduğumuzu görmüyorlar. Hatta, ne kadar azaldıklarının, sinema diyalektiğinin merkezinden ne kadar koptuklarının farkında değiller. Az önce isimlerini zikrettiğim bazı yönetmenlerin filmlerini film arası gelmeden terk edip “ekşın” (aksiyon) filmi seyretmek için internetten “dowload” yapmaya kaçan beyefendi ve hanımefendiler en fazla son dönem Türk dizilerinden zevk alacak bir zevksizliğe düşmüşlerdir.

Bu insanlar bir kalemde nasıl silinir!

Yusuf Kaplan bunları mı diyor? Hayır, tam olarak bunu demiyor. Adam yeme operasyonundan bahsederken, bir şekilde arşimed noktası olmayan eleştirmenlere fena çakıyor. Aldıracaklarını pek zannetmiyorum. Zira tilkinin bildiği yüz türkü varmış, doksandokuzu tavuk üzerineymiş! O eleştirmenler ve sinema camiasının köşelerini tutmuş olan zatlar, “Müslüman, muhafazakâr, mukaddesatçı” eleştirmen, yönetmen ya da yapımcılarına köhne dil ile “çağın gerisinde kaldığını” kekeleyip durmaktadırlar. Kaplan’ın eleştirisi bu noktada başlamaktadır:

“Türkiye'de sinemanın sorunu, öncelikle sahicilik; sonra da kaynak sorunudur. Arşimet noktasını yitirmiş, pergelini şaşırmış bir sinemanın köksüz, kaynaksız ve dayanaksız hükümranları, bir yandan başkalarının gönüllü acentalığını yapmaktan, öte yandan da bu ülkenin en köklü entelektüel, estetik ve sanatsal kaynaklarını (Yûnus'u, Mevlânâ'yı, İbn Arabî'yi, Itrî'yi, Sinan'ı, Levnî'yi, Fuzûlî'yi) seferber eden (Ayşe Şasa, Enver Gülşen, Sadık Yalsızuçanlar, İhsan Kabil'in çalışmalarıyla) esaslı bir film teorisi ve (Semih Kaplanoğlu, Derviş Zaim'in ürünleriyle) çığır açacak bir film pratiği çabası ortaya koyan ve bu girişimlerin altyapısını sunan bir film kültürünün kitlelere ulaşmasına imkân tanıyan Ali Murat Güven, Nedim Hazar, Nihal Bengisu Karaca ve Suat Köçer gibi arkadaşların yel değirmenlerine karşı savaşarak ortaya koydukları heyecanı, coşkuyu, film kültürü birikimini bir kalemde silmeye kalkışmak, topu taca atmaktır.”

Yukarıdaki paragrafı şerh etmeye gerek görmüyorum. Zira şerh yaparsak muhatapları “sadece seyirci” yerine koymuş oluruz.

Uğur VardanSinema treninden er geç inecekler

“Körler sağırlar birbirini ağırlar” atasözüne ölümüne bağlı olan insanların yukarıdaki paragrafı dikkatle okumaları gerektiğini düşünüyorum. Zira sinema dili Türkiye’de oturmakta ve özellikle renk körü olan “sinema adamları” o dilin dışında kalmaktadırlar. Denemek için “Batıya” doğru gidip “Arşimet Noktalarına” bir daha bakmalarında, o noktayı ne kadar ıskaladıklarında fayda vardır. Zira sinema dilini okuyamayan şartlı-izleyici-eleştirmenler sinema treninden fazla geçmeden inmek zorunda kalırlar.

Bu sebeptendir ki: Bu ülkede en ciddi mesele üslûp meselesidir. Buna ek olarak hangi "kabileden" olduğunuzdur. Üslubunuz isterse Muallakat-üs seba ayarında olsun, kabilenize bakan çokbilmişler vardır. Onlar, geğirerek konuşsalar da "kabile üstünlüğüne" sırtlarını dayayıp haklı olduklarını iddia ederler. Dillerine çeki düzen vermeyen hiçbir görüş haklı olmasa gerektir. Kimi sol-ulusal-köylü entelejansiya erleri müslümanca bir sanatı göremeyecek kadar kördür. Umarız ki geçici körlüktür yaşadıkları. Yoksa Allah muhafaza Arşimed noktasını bulana kadar epey dönüp dururlar.

Yusuf Kaplan’ın zikrettiği isimlerin ve kendisinin “bizi görün” diye bir kaygısı olduğunu düşünmüyorum. Lakin çok görünenlerin çok fazla hata yaptıklarını bildiğimizi hatırlattığını düşünüyorum. Ayrıca filmlerin, konuların, model ve karakterlerin, repliklerin hep aynı olması bir gün seyirciyi de uyandırır, demedi demeyin! Sinema emek ister; heybesinden tüketen emeği zayi ederken, gün gelir emek verenler alır kamerayı ellerine!

 

Mansur Yılmaz, sahnede hep aynı sesi duymaktan kulaklarını kapamayı tercih etti

Güncelleme Tarihi: 13 Mart 2012, 15:44
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Aysun Güneş
Aysun Güneş - 7 yıl Önce

Ali Murat Güven, bu ülkede hem dindar kesimin, hem de ülkenin tamamının görüp görebileceği en kaliteli, en namuslu, en ehliyetli, en samimi mümin sinema yazarlarından biridir. Hatta, rahatlıkla ilk üçte yer alır. İnsan kendisi çapsız olunca başkalarını da çapsız görme eğilimindedir. Bence Ali Murat Güven adı ilgili yazıda az anılmış, daha fazla ve daha bir saygıyla anılmalıydı. Onu uzun yıllardır çok büyük bir hürmetle takip ediyor ve sinema alanındaki çabasını destekliyorum.

mehmet dilbaz
mehmet dilbaz - 7 yıl Önce

sanırım şahsınız dünya gezegenine yeni teşrif ettiğiniz için ali murat güven de kim diye sormuşsunuz. ali murat güven kim biliyor musunuz? müslüman gençliğin belli bir noktaya gelmesi için senelerdir canını dişine takarak mücadele etmiş bir adamdır. sizin kapasiteniz maalesef onun nasıl biri olduğunu anlamaya yetmiyor. eğer bu siteye bu yorumu yazacak kadar uğur vardan taraftarı iseniz boşuna uğraşıyorsunuz derim. yok eğer yönünü şaşırmış toy bir müslüman iseniz allah akıl fikir versin size!

Serdar ARSLAN
Serdar ARSLAN - 7 yıl Önce

Bu körlüğün kökleri eskilere dayanır. Sinematek dönemlerine.Ayrıntılı bilgi için bakınız: Ulusal Sinema Kavgası, Halit Refiğ, Dergah Yayınları...

Perdeler
Perdeler - 7 yıl Önce

Yazıda ali murat güven ismi oldukça rahatsız edici bir isim.Yani adamın sinema anlayışı Issız Adam'ı göklere çıkarıyor ve ŞAhin K.'nın başrol oynadığı Günah Keçisi filminin oyuncularını Cine 5 ekranlarında ağırlayıp adamlara bir güzel güzellemeler yapabiliyor. Nihal Bengisu Karaca'nın filan bir entelektüel birikimi vardır ama bu isim hiç yakışmamış..

mehmet dilbaz
mehmet dilbaz - 7 yıl Önce

eğer hayattaki temel referans noktanız islam ise ali murat da kim diyen terbiye yoksunlarının yorumlarını onayladığınız kadar bizim de yazdığımız yorumları onaylarsınız. yok eğer onaylamıyorsanız siz de safınızı belli etmişsiniz demektir ki allah size de akıl fikir versin diye dua ederiz.

Şefik Erdil
Şefik Erdil - 7 yıl Önce

Hatun kişideki Ali Murat Güven ağabeye yönelik bu nefret tezahürü son derece dikkat çekici... Nereden biliyorsun demeyin, "filan"lı milanlı üsluptan belli bir hatun kişi olduğu.. Kesin de ultra-enteldir, birer tane Mecidi, Tarkovski filmi falan izlemiş, 19 yaşında sinema uleması olmuştur. Yoksa, bu memlekette müslümanlar sinemayı sevsinler, sinema yapsınlar, bu sektörde sesleri çıksın diye ömrünü beton zemine buğday ekmeye çalışarak geçirmiş böyle bir adamı bu kadar kolayca harcamaya kalkmazdı.

Mehmet Ayhan
Mehmet Ayhan - 7 yıl Önce

Ali Murat Güven, kendisine düsüstlük ve samimiyetle yaklaşan herkese bila kayduşşart gönlünü ve yüreğini sonuna kadar açabilen ender insanlardan biridir. Kendisinden nefret eden zamane züppelerine ise (özellikle ultra entel İslamcı cenahtan kimselere) taş gediğine oturturtacısana yüzlerine şamarı yapıştıran bir insandır. Bu yüzden bu cenah kendisinden ölesiye nefret eder. Şahsen kendisiyle yüzyüze oturup muhabbt edebilecğim günü sabırla bekleyenlerden biriyim.

Gözlemci
Gözlemci - 7 yıl Önce

Ali Murat Güven üzerinden yapilan yorumlari hayretle takip ederken, savunanlar sunu bilsin ki, o bir insan. Savunma tesebbüsleriniz cok basarisiz ve igreti duruyor. Diger arkadasin sade uslubu ile yaptigi bir elestiri karsisindaki tutumunuz cirkin ve fanatikce. asiri yüceltmeler vs., niye bu kadar tahammülsüzsünüz.


banner19

banner13