banner17

Sene 2012; Ne kıyametti ama!

Kıyamet bir gün kopacak. Biz bağlandıklarımızdan kopamasak da bir meyva daldan kopar gibi kopacağız.

Sene 2012; Ne kıyametti ama!

Helak Filmlerinden Ne Sahneler Çıkar Ama!

Filmler; gösterdikleri, anlattıkları ya da düşündürdükleriyle anlamlıdırlar. Eğer, sanat ya da zevk tutkunuz ağır basıyorsa görmek; iyi bir hikaye dinlemek istiyorsanız duymak; çağrışımlarla yüklü bir düşünme egzersizi yapmak istiyorsanız beyaz perde karşısına tüm dünyayla olan bağlarınızı koparıp oturursunuz.

Sene 2012Lut kavminin şehirlerinin dürülüp bükülüp deniz seviyesinin altında bir gölün dibine batırılarak helakı,Taif’te Efendimiz’e yapılanlardan sonra Cebrail’in gelmesi ve “iste bu şehri yerle bir edeyim” demesi, uğultu yüklü azgın bir kasırgayla Ad kavminin helak olması, Hz. İbrahim ateşe atılırken bir meleğin gelip “ateşi söndürmem için dilemen yeterli ya İbrahim” demesi… Görsel olarak insanın kanını donduran sahneleri içinde barındıran anlardır. Ancak, bu gibi anlar insanı daha çok düşünmeye sevk eder kanaatindeyim.

İlahi dinlerde Kıyamet, ilahi olmayan inanış biçimlerinde ise daha çok Büyük Felaket olarak adlandırılan dünyanın sonu birçok filme konu olmuştur. İnsanlar ister istemez bidayeti olanın nihayeti olacağını da anladıklarından olsa gerek, sona dair yoğun bir merak duyarlar. Kıyamet gelse de kopsak, rahatlığındayken birden kıyamet gelebilir! Bu fikir bile birçok yönetmene esin kaynağı olur. Öyle ki insanların refah seviyesi ve rahatlıklarının geçmiş asırlara göre büyük ilerleme kaydettiği zamanımızda “kıyamet habercileri” daha bir başka seslenir oldular. Bunun için mitoloji, teoloji, bilimsel varsayımlar derken oldukça zengin bir maden bulmuş oluyorlar…

İstanbul'da Duman; Holywood’ta Maya Takvimi; Gönlümüzde Dünya…

İstanbul’u yaklaşık üç gündür sis kuşatmış durumda. Öyle ki bazen sis gündüz 12 civarında inip yoğun bir kasveti bırakıyor şehre. Duhan Sûresi’nin 10 ve 11. ayetleri aklıma geliyor: “Göğün açık bir duman getireceği günü bekle. (O duman) insanları bürür. Bu, elem dolu bir azaptır.” Böyle bir havada ve bu ayetleri düşünerek seyrediyorum 2012’yi.

Maya takvimi 2012 yılına kadarmış. Film sayesinde bunu öğrenmiş olduk –bilenlere sözüm  yok!- Sanki Mayalar hakkında  her kavramı biliyormuşuz gibi, bir de takvimlerinde 2013 yılının olmadığını da biliyoruz artık! Filme dair açıkçası tek eleştirim bu isimlendirme ve Mayalar'ı bir kıyamet filmine bulaştıran postmodern yaklaşım. Tabi, Amerika’nın dünyanın merkezi olduğu, her ne başlarsa Amerika ovalarında başlayacağı kesin hükmünü hiç hesaba katmıyorum.

Sene 2012Kıyamet koptuğunda her nefsin kendini kurtarmak için didineceği ( mahşer meydanı için de bu ifade edilmiştir kutsi hadislerde), sonun yaklaşmakta olduğunu gören insanların insanüstü bir çabayla neler yapabildiklerini; hatalarını örtmek için, 20 yıldır aramadıkları çocuklarını arayan babaları, eski eşini affetmeyen kadınların büyük felaketler eşiğinde işlenen suçları unutmalarını, ihmal ettiği duaları etmek için kiliselere çekilenleri, çaresizliğin dört bir yanını sardığı halde hala parasına güvenen insanları… Bir film sahnesinde görmek adeta küçük kıyameti yaşamak gibiydi. Burada, suların kabarmasını, ateşin azgın bir iştahla saldırmasını, kaya parçalarının -tıpkı Lut as’ın karısına çarpan taş gibi- gökten yağmasını, kapkara bir dumanın gökyüzünü kaplamasını, dev binaların kağıttan maketler gibi dürülüp bükülmesini… efektler şöyleydi, görüntüler şu kadar çarpıcıydı diye anlatmak görüntü şöleninde kıyameti izlerken patlamış mısır yemekten öteye gitmez!

Fakirlere Kıyamet, Zenginlere Demirden Kayıklar

İhtimaller adına bu film seyredilmeye değer. Hatta, başarısız bulsanız dahi işe yarar bir tarafı var; kıyamet koptuğunda yine dünyanın batı tarafı adam yerine konulup, o topraklar üzerinde ateşten gülleler, dev dalgalar dolaşacak. Belki bir ya da iki saniye Müslümanların dua ettiği, Budistlerin ayin yaptığı gösterilecek. G8 ülkeleri zikredilecek. Biraz da filmde bir eleştiri olarak veriliyor. Zira, 46 gelişmiş ülke büyük felakete karşı fonlar ayırıyor. Parası olmayan ülkelerinse canı batmakta olan dünyaya! Film genelinde ülkeler arasındaki ekonomik uçurumlar Allah'tan o kadar vurgulanmıyor. Zira, filmin insanlığı bekleyen felaketlerden birine – bir varsayım olarak güneş yerkürede magma hareketlerini hızlandıracak ve iç basıncın artması bir nevi kıyameti tetikleyecektir- yoğunlaşması ve yönetenlerin son dakikaya kadar bencil davrandıkları savı üzerine kurulması daha dikkat çekiyor.

Sene 2012Size Bir Sır Vereyim; Kıyamet Kopacak; Unutabilirsiniz!

Büyük bir sır ne kadar saklanabilir? sorusunun cevabı filmde çok yalın bir şekilde veriliyor. Öyle ki hükumetler yeryüzünü tamamen değiştirecek felaketi insanlardan üç yıl saklayabiliyorlar ve bu sırrın nasıl saklandığı soruluyor… Filmdeki cevabı izleyince öğrenirsiniz. Bense şunu soruyorum; Hadi diğer dinlerin dünyaya teşrifleri İslamiyetten eskiye dayanıyor. Armagedon’u unutabiliyorlar; ya Müslümanlara ne oluyor? Hiç kıyamet kopmayacakmış gibi yaşıyoruz! Nasreddin Hoca merhumun dediği gibi: Küçük kıyamet karım ölünce, büyük kıyamet ben ölünce kopar, diyoruz.

Biliyorum, bizlere İsrail yok olmadan, Mehdi Müslümanları sancağı altında toplamadan, güneş batıdan doğmadan kıyamet kopmayacak, diye öğrettiler. İsrail, yerli -olmadığı halde Filistinlilerin- yerinde; Mehdi her sene geliyor kulağımıza ama meydana çıkmıyor; güneş ise batıdan doğmuyor ( gerçi gündüzün geceye karıştığı zaman anlamı da vardır bu sözün)… Bu durumda korkmaya gerek yok! Filmi seyredebilirsiniz! Kıyametin kopacağı yok; zira kıyamet çoktan koptu ve bizler bir filme hakikatten daha çok inanıyoruz.

Fragmanı izlemek için: http://www.dunyabizim.com/video.php?id=62

 

Zeki Bulduk, kıyamet tellallığı yapmanın zaman zaman hayırlı olacağını düşünerek yazdı.

Güncelleme Tarihi: 29 Kasım 2009, 11:08
YORUM EKLE
YORUMLAR
ayşe nur boz
ayşe nur boz - 9 yıl Önce

film bana daha çok nuh a.s mı ve tufanı anımsattı.. zira gemilerin inşasıı.. canlılığın devamı için gemiye çeşitli hayvanların alınması.. yani ki kutsal kitaplardan faydalanıldığı söylenebilir kanaatimce..
Film bitince arkadaşıma döndüm ve dedim ki
"Yeryüzünde güvende değiliz!"

Eyüp YILDIRIM
Eyüp YILDIRIM - 9 yıl Önce

Filmi internetten izledim son kısmı hariç. Bana hiç inandırıcı ve samimi gelmedi. Bildik Amerikan hokkabazlığı ve küstahlığı. Filmin baş kahramanı habire ölümden ve kıyametten kaçıyor. Öl kardeşim nereye kaçıyorsun. Sinir etti beni film. Öl de kutulalım. Nedir bu ya! Herkes ölürken sen neden ölmüyorsun? Kıyamette bile kahramanlık gösterileri. İnsan ancak bu kadar soytarılaşabilir.

sgunea
sgunea - 9 yıl Önce

filmi izledim ve izlerken harcadığım zamana acıdım resmen çok saçmaydı. ya bi insan kaderden ve kıyametten nasıl kaçabilir,ayrıca çok fazla hayal ürünü sahne vardı bence . filmi sonuna kadar izlemedim ama izlediğim kadarıyla kadere ve kıyamete imanın ne demek olduğunu bir kere daha anladım adamlar inanmıyor saçma saçma şeyler yapıyorlar !

Yılmaz Yılmaz
Yılmaz Yılmaz - 9 yıl Önce

emmerich kafayı felaketlerle bozmuş bir yönetmen. sonunda felaketlerle yetinmeyip kıyameti de kopardı. filmi şöyle ifade edebilirim: yüzlerce milyon dolar harcanmış bir görsel şov...

banner19

banner13

banner20