banner17

Sadece Çocuklara Değil, Herkese: Özgürlüğün Sesi

''Özgürlüğün Sesi Bilal'', Cannes Film Festivali’nde 'en ilham verici film' seçilen bir uzun metrajlı animasyon filmi. Görselleri, hikâyesi ve canlandırması o kadar güzel ki bazen izlediğimizin bir animasyon olduğunu unutuyoruz. Ayşe Karaköse yazdı.

Sadece Çocuklara Değil, Herkese: Özgürlüğün Sesi

Kültür Bakanlığı desteğiyle çekilen, Milli Eğitim Bakanlığı’nın tavsiye ettiği ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın uygunluk onayına sahip, ortak bir proje Özgürlüğün Sesi Bilal. Görselleri, hikâyesi ve canlandırması o kadar güzel ki bazen izlediğimizin bir animasyon olduğunu unutuyoruz. Teknik ve estetik olarak böyle üst düzey bir işin ortaya çıkmasında, animasyon alanında Hollywood’un önde gelen isimlerinin çalışmış olmasının etkisi büyük. Ne mutlu ki Hollywood’daki bu isimlerin arasında Müslümanlar da var.

Çölde kurumuş ağaçlar… Ardından yerde filizlenip çiçek açan bir bitki görüyoruz. Çölleşen dünyayı manevi olarak yeşertecek olan İslam'ın gelişinin müjdesi bu. Bilal-i Habeşi’nin (r.a.) çocukluğunu görüyoruz, büyük savaşçı olmak isteyen küçük bir çocuk henüz. Tahta kılıcıyla hayali bir düşmanla savaşmaktadır. Ardından gerçek atlılar gelir ve Bilal’in annesi öldürülür. Hayatının dönüm noktası olan bu olaydan sonra köle olarak satılan Bilal ve kız kardeşi Gufayra, Mekke’de tüccar olan Ümeyye’nin evinde hizmet etmektedir artık. Ümeyye’nin oğlu Safvan, Bilal’e de Gufayra’ya da efendilik taslayan şımarık bir çocuktur.

“Öfke, intikam ve batıl inançlar, içimizdeki zincirlerdir”

Bilal bir gün, Gufayra’ya eziyet eden Safvan’a haddini bildirir, bunun üzerine Ümeyye tarafından cezalandırılır. Babası Bilal’in dayanıklılığını oğluna örnek gösterir. Daha yeni yetme bir ergenken bile çok dayanıklı bir çocuktur Bilal, ileride Müslüman olduğu için göreceği eziyetlere de aynı böyle dayanacaktır.

O dönemi ve dönemin müşriklerini tasvir ederken, aslında putlara bağlılıklarından değil, o sayede zenginliklerini ve iktidarlarını sürdürebildikleri için İslam'a karşı olduklarını gösteriyor yönetmen. Çünkü İslam gelirse putlar sayesinde ellerinde tuttukları gücün ve paranın kaynağı kuruyacaktır. Günümüzle de örtüşen meseleler aslında hiç değişmemiş… O dönemde ırkçılık ve köle düzeni had safhadadır. Köleler sadece fiziksel eziyete değil, onur zedeleyici hakaretlere de maruz kalmaktadır. Öyle zamanlarda Bilal annesinin sözlerini hatırlar; büyük adam olmak için, asıl içindeki zincirleri kırması gerekmektedir. “Öfke, intikam ve batıl inançlar, içimizdeki zincirlerdir” diyen annesinin sözleri ona güç verir. Yine annesinin söylediği şarkılar ve nasihatler onun en zor anlarının destekçisi olur.

O kalben zaten özgürdü

Bazen olağanüstü sesiyle Ümeyye’nin şölenlerinde şarkı söylemeye zorlanır ve annesinin şarkısını söyler. Bu sahnede Engin Altan Düzyatan’ın sesinin ve şarkı söyleyişinin de hakkını vermeliyim. Yine kölelerin zemzem kuyusu başında eziyet gördükleri bir anda Hz. Hamza gelip onları zulümden kurtarıyor. Bu sahneden sonra gelişen olaylardan anlıyoruz ki Efendimiz (sav) artık Risalet’ini ilan etmiş ve İslam yavaş yavaş aşikâr hale gelmeye başlamıştır. Bilal de bu dine yakınlık duymaya başlar ve süreç içinde İslam'ı seçtiğini anlarız.

Bilal’in kız kardeşiyle konuşmasını duyan ve İslam'a geçtiklerini anlayan Safvan, babasına şikâyet eder ve en büyük eziyetler o zaman başlar. Kızgın çöllerde üzerine ağır taşlar konularak zulme uğrar. Bilal o zulüm altında bile kendini gerçekten güçlü hisseder ve içindeki manevi engelleri yener. Bilal’in bu iradesinin ilhamıyla başkalarının da Müslüman olmasına engel olmak için, Allah'ı inkâr etmesi karşılığında ona ev ve at vereceklerini, kız kardeşiyle beraber özgür bırakacaklarını söylerler ama o kalben zaten özgürdür.

Tüccarlar kralı (Hz. Ebubekir) onu, istenenin iki katını vererek satın alır. Bilal artık sosyal olarak da özgürdür ancak Safvan kendine ait kölesi olan Gufayra’yı bırakmaz. Ardından hicret sürecini görürüz, Bilal de hicret edenler arasındadır. Yolculuk sırasında yolda ürkütücü ve tehlikeli bir yılan görünmektedir. Sonra bir atmaca gelip onu yakalar, bu sanki geleceği ifade etmektedir. Filmde çok tehlikeli ve ürkütücü görünen müşriklerin, gün gelip nasıl kolayca yenileceğinin ifadesi gibidir.

Hicret döneminde Hz. Hamza’dan kılıç dersi alır Bilal. Hz. Hamza’nın nasihatleri burada önemlidir, “gerçek güç bilekte değil, akıldadır” der. Kız kardeşini kurtarmak isteyen ve Safvan’a karşı kin dolu olan Bilal’e özel bir kılıç hediye eden Hz. Hamza, bir nasihat daha verir: “Kılıcını kullanacağın zamanı öfken belirlemesin.

Sonra Bedir Savaşı yaşanır. Savaşta çok az sayıdaki Müslümanla onların üç katı olan müşrikler karşı karşıya gelir. Bu savaş şimdiye kadar animasyon filmler arasında en uzun savaş sahnesi olma özelliğini taşıyor.

Ayrıca filmin inanan insanların tüylerini diken diken eden başka özellikleri de var ki izleyince ne demek istediğimi anlayacaksınız; o kadar da fazla spoiler vermeyeyim.

Sadece çocuk filmi değil

Filmde Hz. Bilal’in ezan okuduğu sahnede ezanı keşke daha Davudi sesli bir müezzin okusaymış dedim. Söz konusu insan Hz. Bilal olunca, insan çok daha güçlü ve derin bir ses bekliyor haliyle. Sonrasında kazanılan veya kaybedilen savaşlar olsa da aslında amacın hak ve hedefin doğru olmasının önemli olduğu vurgusu var. Ve kölelikten efendiliğe, en üst seviyeye gelen Bilal’in (r.a.) öyküsünde, şimdiki zamana ışık tutacak, ırkçılığın ve farklı olanı ötekileştirmenin önüne geçecek nüveler var.

Çocuklarımıza Batı yapımı ve “çoğunlukla kötü niyetli” animasyonları izletmekte gösterdiğimiz çabayı, bu filmi izletmek/izlemek için de göstermek zorundayız. Sadece çocuk filmi olarak da görülmemesi lazım; her yaştan Müslümanın, adeta zamanda yolculuk yaparmış gibi izleyebileceği bir film.

Cannes Film Festivali’nde de en ilham verici film seçilen Özgürlüğün Sesi Bilal’in, bizim çocuklarımıza ve yetişkinlerimize de ilham vermesi dileğiyle…

Kitabın Ortası dergisi, Haziran 2017, sayı 3.

 

Ayşe Karaköse

Güncelleme Tarihi: 14 Nisan 2018, 11:37
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20