banner17

Ölen ve öldüren bir olunca!

Katin'deki soykırım çıkarlara dayalı kirli bir oyundan ibaretti aslında..

Ölen ve öldüren bir olunca!
Katyn
(+)

Soykırım oyunu

II. Dünya Savaşı Hitler’in gem vurulmaz hırsı yüzünden başladı. Bu savaş, literatürlerde daha önceleri de kullanılan ancak Hitler’in politikaları ile yeniden hatırlanan bir kelimeyi ihya etti: Katliam, günümüzdeki ifadesiyle soykırım…

Yahudiler, soykırıma uğradıkları için haklıydı ve bu haklılıklarını da sonuna kadar savundular. Bugün, Filistinlilere karşı soykırımın en büyüğünü yapan Yahudilerden daha olgunca bir duruşla, en azından kendileri de soykırıma uğradıkları için, Filistin halkını anlamalarını beklerdik. Olmadı… Gücü kendi tekeline alan güçsüzü ezmeye yöneliyor nedense?

Filmler de lobici

Yahudiler hemen her fırsatta ezilmiş, katledilmiş bir millet olduklarından dem vurarak siyasi rant sağlamaya çalıştı. Hitler’in Auschwitz kampında Yahudileri fırınlara doldurarak diri diri yaktığından tutun da diğer toplama kamplarında çalıştırılan insanların en sudan bahanelerle öldürüldüğüne değin bir sürü filmle de anlattılar bunu. Öyle ki paraya hükmetmekteki becerilerini hemen her sektörde kullandılar. Haliyle, dünyanın film sanayisine de el atmaları gerekiyordu; bugün Hollywood’un en büyük film yapımcıları ve büyük yönetmenlerinin birçoğu Yahudi. Yönetmenin sanatı ile büyüklük kazanmasına elbetteki kimsenin bir diyeceği olamaz, ama sıkıştıkları her kertede Yahudi soykırımına sığınıp bu konuyu filme almaları onların büyüklüğüne gölge düşüren en büyük amildir.

Katyn
(+)

Akademi –Oscar, ödüllerinin bir bölüğünün mutlak suretle Yahudi soykırımını doğrudan ya da dolaylı olarak ele alan filmlere gitmesi de artık doğal bir hal aldı. Misal; 2007 yılı yabancı film Oscar ödülünü yine Yahudilerin kamplarda çeşitli işlerde çalışmasını konu alan Kalpazanlar aldı. Sinematografisi daha güçlü olan “Moğol, Cengiz Han” filminin bu dalda ödül alamaması filmin zayıflığından değildi elbette, tek dezavantajı Yahudilik temalı bir filmle yarışıyor olmasıydı…

Tüm dünyada lobi faaliyetleri deyince akla ilk elden Yahudiler gelmektedir. Evet, belki onların bu lobi faaliyetleri ve parasal güce olan hâkimiyetleri hemen her istediklerini yaptırıyor, ama ya diğer ülkelerin rolü? Pek bilinmeyen başka bir katliam Katin (Katyn) katliamı. Yine, hedefte Yahudiler var, yine katledenler Alman… Ya da yıllarca öyle bilindi, öyle sunuldu… İşte bir tarihi gerçek ve ötesi:

Katyn

Çıkar için işlenen bir suç daha

İkinci Dünya Savaşı’nın ilk günlerinde Naziler, Polonya’yı yeni askerî taktikler kullanarak hızla işgal ettiler. Fransız ve İngilizler, Almanya’ya karşı resmen savaş açmış olmalarına rağmen bu işgali protesto ile yetinip müdahalede bulunmamayı tercih etmişlerdi. Alman saldırısını dikkatle izleyen Sovyet Rusya, 17 Eylül 1939’da doğudan harekete geçerek işgale hissedar oldu. Böylece Polonya bir kısmı Nazi, diğeri Sovyet olmak üzere iki işgalci güç arasında fiilen bölündü. O günlerde bu işgal, Nazi-Sovyet Dostluk anlaşmasının çelengi gibi takdim edilmişti; sahte dostluk 1941’de sona erip Naziler Sovyetler Birliği’ne saldırdığında Polonya’nın tamamı Alman işgaline geçti.

Katyn
(+)

Katin (Katyn) Katliamı’nın ilk belirtileri, gariptir ki, Naziler’in Sovyetler’den boşalan bölgelerde yaptıkları çalışmalarla ortaya çıktı. Hâlbuki işgal altındaki Polonya halkına Sovyet yönetimi kadar Naziler de vahşice davranmışlardı. Rus cephesinde işler kötü gitmeye başlayınca Naziler, 1943 Nisanı’nda, Smolensk yakınındaki Katin Ormanı’nda öldürülerek üst üste gömülmüş 4 bin 500 Polonyalı subayın cesetlerini gösteren haber propaganda filmi yayınladılar.

Aslında filmde gösterilen cesetler, öldürülenlerin beşte birinden ibaretti çünkü 5 Mart 1940’da Sovyet diktatörü Stalin, gizli servisi NKVD’ye, Sovyetler tarafından esir alınan 26 bin savaş esirini öldürmeleri için emir vermişti. Üç ayrı Sovyet toplama kampında tutulan Polonyalı savaş esirlerinin neredeyse tamamı, doktor, avukat, öğretim üyesi, mühendis, polis, rahip gibi yedek subaylardan oluşuyordu. Verilen emrin uygulanması Haziran başlarında sona erdi ve Polonya halkının en eğitimli ve üretken kesimini oluşturan 26 bin savaş esiri kafalarından vurulduktan sonra toplu mezarlara gömüldüler.

Ya ceza?

Naziler, açığa çıkardıkları toplu mezarlardan ötürü Sovyetleri suçladılar, Sovyetler ise bunun bir Nazi provokasyonu olduğunu savunacaklardı. Sürgündeki Polonya hükümeti, olayın soruşturulması için Kızılhaç örgütüne başvurdu. 1943’de Alman işgalindeki bölgeye giren Uluslararası komisyon, hadise hakkındaki Nazi tezini destekleyen bir açıklama yaptı.

İngiliz hükümetinin bu skandal hakkındaki tutumu çok şaşırtıcıdır. Katliam ortaya çıktığında İngilizler Sovyetlerle ittifak halindeydi ve katliamı kabullenmenin, ‘müttefik davasının moral amacı’nı tehlikeye düşürebileceğini düşünmüşlerdi; suçun Ruslar tarafından işlendiğini bilmelerine rağmen İngiliz resmî haber ajansları, Sovyet iddialarını destekledi; aksi yöndeki haberler savaş sansürü tarafından engellemişti.

Örtbas etme çabaları

Daha da şaşırtıcı olanı, savaş bittikten sonra da Katin Katliamı’nın aydınlığa kavuşturulamamasıydı; Katin cânileri (!), Nürnberg Mahkemesinde Sovyet yargıçlar tarafından yargılandılar (!) ve elbette katliamın Naziler tarafından yapıldığı iddiasını kovuşturmaya çalıştılar. Ne var ki Naziler, daha beterini misliyle yaptıkları hâlde bu hadisede suçlu görünmüyorlardı, bu yüzden suçlama düştü ve dava kapatıldı.

Meselenin daha dikkat çekici yanı ise; Soğuk Savaş döneminde İngiltere’de yaşayan Polonyalıların Londra’da bu hadiseyi hatırlatan bir anıt dikmeleri engellendi. Hükümet, İngiliz memurların bu olayla ilgili anma törenlerine katılmalarını yasakladı.

Hadisenin hakikati resmen kabullenilmesi için Sovyetlerin dağılmasına kadar beklendiğini görüyoruz. 1990’da Gorbaçev, Katin Katliamı’ndan Sovyetlerin sorumlu olduğunu kısmen kabullendi, ertesi sene Yeltsin sorumluluğun “kısmen” ifadesini bütünüyle onayladı; ama o tarihte Katin Katliamı’nın sorumluları, İngiliz Savaş Suçları Yasası gereğince kapsam dışında bırakılmışlardı.

Her ne kadar katliamın kendisiyle bir ilgisi olmasa da, İngiltere Rusya ile olan çıkarları adına bu katliama göz yumduğu için “suçludur”. Öyle ya, yeni eğilim; hangi pozisyonda olursan ol –ister suçlu ister masum ne fark eder- soykırımı lanetlemek, soykırım için yasa tasarıları hazırlamak… Gerisi laf-ı güzaf vesselam…

 

Yılmaz Yılmaz dehşet içinde izledi

Güncelleme Tarihi: 04 Nisan 2010, 00:08
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20