O savaş insanda kara delikler bırakarak bitti

Bosna Savaşı, insanın insanlığa inancını neredeyse yitirdiği bir zulümdü. Krugovi (Kesişen Hayatlar) savaş döneminde askerlik yapmış Srdjan Aleksic’in hayatını anlatan güzel bir film. Rumeysa Kılıç yazdı.

O savaş insanda kara delikler bırakarak bitti

 

Bosna Savaşı, yaşandığı coğrafyayı tümden küstürmüş, insanın insanlığa inancını neredeyse yitirdiği bir zulüm olarak belleğimizde yer etmiş iken, bir yandan da döneme dair yeni filmler yapılmaya devam ediyor. Orjinal adı Krugovi (Circles, Kesişen Hayatlar) Sırp yönetmen Srdan Golubovic tarafından, savaş döneminde askerlik yapmış Srdjan Aleksic’in hayatından esinlenerek çekilmiş bir film.

Komşunu sev

Film, iç savaşın Bosna’sı ile açılıyor. Bir asker olduğunu gördüğümüz Marko, babası ile beraber yaşayan, düzensiz de olsa savaş şartlarında iyi denilebilecek bir hayatı, arkadaşları, nişanlısı olan bir adamdır. Bir sabah Müslüman bir Boşnak olan Haris’e saldıran ve neredeyse öldürecek olan asker arkadaşlarını görür ve yanındaki arkadaşının uyarılarına rağmen onlardan durmalarını ister. Haris’in hayatı kurtulmuştur fakat bu olay Marko’nun sonunu getirir. Yönetmen katıldığı bir söyleşide, “Ben bu filmde bir Sırp’ın, bir Müslüman’ın hayatını kurtarmasını değil, bir insanın komşusunun hayatını kurtarmasını anlattım” diyor. Gerçekten de, Marko’nun Haris’i kurtarması, milliyet veya din üzerinden savaşın sorgulanması ile yapılmış bir hareket değildir. Tamamen insani bir tepkidir. Bu sahne ile film izleyiciye, savaşın da bir ahlakının olduğunu, insanın her durumda asıl olarak “insan”lığını muhafaza etmesi gerektiğini hatırlatır. Bu mana da filmin “iyi” olana yönelmiş bir film olduğunu söylemek pek de yanlış olmasa gerek.

Bosna savaşı ile ilgili Juan Goytisolo’nun, “Bosna Savaşı, insanın yapabilecekleri hakkında en iyiyi ve en kötüyü gösteren eşsiz bir bilgi kaynağıdır.” diye bir sözü var. Aynen öyle. Filmde, iyi, kötü, cesaret, kayıtsızlık, hüzün, umut, vefa kavramları en yoğun halleri ile iç içe geçmiş durumda. Filme ismini veren, Marko’nun kaderi ile, kaderi bir yerlerde kesişmiş olan insanların hayatlarına, on iki yıl sonra şahit olduğumuzda, yaşananların hesaplaşmasının hiç kimsenin kalbinde sona ermemiş olduğunu görüyoruz. Savaş bitmiş fakat insanların içlerinde kara delikler bırakarak bitmiştir.

Savaş kalplerde devam ediyor

Marko’nun babasından nişanlısına, nişanlısından arkadaşına kadar herkesin hayatı filmde bize bir kapana kısılmışlık havası içinde veriliyor. Gerilim, sadece Sırplar ile Boşnaklar arasında değil, Sırplar ile Sırplar arasında da hâlâ devam etmektedir aslında. Ancak dikkat çekici bir karakter olan Bogdan isimli genç üzerinden yönetmen, barışı ve umudu anlatarak güzel günlere dair umudunu da paylaşır bizlerle. Ayrıca Müslüman Haris’in sağlam duruşu ve vefakârlığının vurgulanmasının da filmde önemli bir yeri vardır.

Film, seyirciye savaş sonrası hayattan kareleri son derece başarılı bir şekilde aktarıyor. Marko’nun babasının, oğlunun acısıyla halleşebilmek için dağ başına inşa etmeye çalıştığı kilisenin uzak çekim sahnesi, benim filmde en beğendiğim sahneydi doğrusu.

Halihazırda bir iç savaş da şu an, bize Boşnak’lardan daha uzak olmayan Suriyeli kardeşlerimizin ülkesinde yaşanıyor. İyiyi vaad eden, gösteren bütün üretimleri destekleyerek, kötülük ve fenalıkla baş edebiliriz belki. Kim bilir, belki bizim de baş etme yöntemlerimizden biri de bu olur.

 

Rumeysa Kılıç izledi ve yazdı

Güncelleme Tarihi: 09 Kasım 2013, 20:27
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13