banner17

Lanet böyle tasavvufî anlayışa!

Kelebek filminin yapımcıları, filmin hiç de siyasetle ilgili bir film olmadığını söylüyorlar ama buna ancak güleriz!

Lanet böyle tasavvufî anlayışa!

Mücahitlerin terörist, mutasavvıfların iyi adam oldukları bir film. Hem de bu bakış “mücahitleri ve sufileri” çok iyi tanıyanlarca çekildi!

Kelebek filmi
(+)

Sen terörist, bense kurtarıcın

Mücahit ve sufi. Sıfır ve sonsuzluk. Dualite var mı İslam’da? Haram–helal, doğru-yanlış, iyi–kötü… Hayatta varolan dualiteler. Ama birbirine yakın kavramları dualiteye kurban etmek Ortaçağ gözüyle bakmaktır dünyaya. Bu açıdan, İslam “teolojisinde” olmayan bir ayrılığı varmış gibi göstermek de bir tür “ödünç gözle” dünyaya bakmak olsa gerek.

Mücahit, dünyada var olan güzellikleri görmez, aksine çirkinlikleri gören gözüyle her güzellikte dahi bir çirkinlik arar. Zira onun gözü, bakışı bozulmuştur.

Sufi, her kötülükte dahi müslümanın suçlu olduğunu gören bir göze sahiptir. Suçluluk psikolojisiyle korka korka yürür yalan dünyada.

Mücahit, adeta şeytan gibi insanları baştan çıkarır ve daima “şeytan Amerika” ya da “şeytanın askerleri”yle savaşmak için, aile dahil, bizi engelleyen ne varsa yıkıp geçmemizi söyler.

Sufi, hayırlı bir yolda dahi önce ailenin iznini almak mecburiyetindedir. El hak doğrudur da.

Ancak; Müslümanlık’ta sufi ile mücahiti birbirinden ayırmak, öyle hıristiyan inancında olduğu gibi manastırdakiler/kilisedekiler/yalnız pazarları ayine katılanlar gibi sınıflamak mümkün değil.

Kelebek filmi‘Tüm suçları ben işledim’ diyen keşişler olma yolunda

Kelebek filmi, bilhassa “müslümanların yaptığı öne sürülen” terör eylemleri sorgulaması üzerine kurulurken, maalesef Müslümanlık’ta “sağ yanağına vurana sol yanağını çevir” diyen bir anlayış varmış gibi; öte yandan da “Amerika’yla savaş farzdır” diye düşünceyi rafa kaldırmış kunt insanlar topluluğuymuş gibi verilmiş. Bu açıdan bakıldığında film, İsrail’de ölen yahudi çocukları için ağlamanın elzem olduğunu beyan edenlerle, “müslüman olmayan her insan ölümü hak edecek kadar suç işlemiştir” ifrat ve tefriti arasında gidip gelmektedir.

Filmin senaristleri keşke Ömer Muhtar, Şeyh Şamil ya da Senusi şeyhlerinin hayatlarını, hadi olmadı, “bir peygamber kılıcını çekti mi savaşmadan o kılıç kınına girmez” diyen peygamberin hayatına bir göz atsalardı.

Her yere bomba atacak kadar “güçlü” değiliz

11 Eylül’ü biz yaptık. Suçluyuz.

Kenya’nın ABD büyükelçiliğine biz bomba attık. Suçluyuz.

Bağdat’ta devriye gezen Amerikan askerlerinin üzerine intihar saldırılarını biz yaptık. Suçluyuz.

Somali’de, BM askerlerinin ölümünden biz sorumluyuz. Suçluyuz.

Domuzlar körfezi çıkarmasında başarısız olduysa Amerika, bizim yüzümüzden. Suçluyuz.

Vietnam’da savaşı kaybeden Amerika ama tüm ölümlerden biz suçluyuz!

Suçu bir yerde kabul etmek mümkün: O da, müslümanlar dünyanın nizamını şekillendirecek kadar güçlü olmadıkları için suçlu olabilirler. Bu ise, “Allah katında hak din İslam’dır” dememizden dolayı, Allah’a karşı bir suçluluktur. Yoksa benim önümde çorba var ve aç insanlar olduğu müddetçe ben bu bir tas çorbadan dolayı suçluyum düşüncesiyle kahrolmamız gerekir.

“Sanatçılarımız”ın bize attığı kazıklar; “sufizm” de onun suç ortağı

Özeleştiri yapan “müslüman ülkelerin sanatçı ve yönetmenleri” neden iğne dururken, çuvaldız dururken, kazığı batırırlar ki “bize”?! Bu bir tür korku ve aşağılık kompleksi karışımı mıdır yoksa şirinlik yapayım derken suçsuz milletleri suçlu çıkartan mazoşist bir beynin ürünü müdür, anlamış değilim. Oysa müslüman toplumlarda mazoşizm ve sadizmden ziyade; “başkasını/ötekini” Yaradan’ın yaratmasından dolayı yüce görme anlayışının epey karikatürize olmuş hali midir?Kelebek filmi

Yusuf, Afganistan’a gidip, el-Kaide’ye katılan gençleri ilim yoluna çekemediği için, 11 Eylül olaylarından dolayı kendini suçlar. Mevlevi Dede, “Allahım bizi affet” diye dua eder ki konumu gereği bir erdemdir bu dua. Onca yıl Afganistan diye bir ülke olduğunu bilmeyen bir Türk genci fakültede öğrenir Afganistan iç savaşını ve idealist bir doktor olarak yollara düşer.

Yani ki İslamiyet bir bütünlük arzederken, “ruhbanlık” sınıfı varmış gibi, kelebeği ezen ‘mücahit’ ve kelebek olup, kendini terör cehennemine/uçurumuna atan insanların önünde duran ‘sufi’ ayrışması yoktur. Varıp da, güya, “müslümanların özeleştirisi böyle olmalı” yollu filmler yapıp “pasifize, aşağılık kompleksinde, gelene ağam gidene paşam diyen” bir ümmet resmi çekmek pek hayra alamet değil. Ancak şunu da belirtmekte yarar var; film bir çeşit durulma, zihin temizliği yapma, eksikleri görme, bakılmayan yönlerden bakma gibi özellikleri de bünyesinde barındıran Türk yapımı bir 11 Eylül filmi. Kimi yerlerde teknik eksiklikler hissedilse de, bir grup idealist gencin Çorlulu Ali Paşa medresesinde oturuyormuş gibi verdikleri pozlarla bezeli bir han bahçesinin filmdeki yavanlığı ile biraz karikatürize olsa da, Afganistan’a dair ayrıntıların iyi kurgulanması iç içe geçiyor.

Dramatik olan; İslam’ı ya da “terör olaylarına karıştığı kabul edilen” müslümanları eleştirirken, tasavvuf hemencecik o eleştirinin kalbinde bitiverir! “Zehiri altın tas içinde verirler/ Bal da onun suç ortağı” gibi.

Kelebek filmi
(+)

Başkalarının acısına gülmedi ki bu ümmet

Nihayetinde; evet, evimiz yanarken komşunun evine su taşımak (Yusuf’un karısının hamile olduğunu öğrenmesi üzerine Afganistan’a gidişini iptal etmesi) fikri ne kadar safça ve alakasızsa; “terörü biz (sufiler ve masum müslümanlar!) desteklemiyoruz ama mücahitler, dağa çıkanlar, İslamiyet’i savaş dini olarak görenler (genel itibariyle bu insanlar Afganistan’da ve Amerika’nın beyan ettiği gibi mağaralarda, uzun sakalları ve sert yüzleriyle bin Ladin’in etrafında) istiyorlar” diye çamur atmak, safdillilikten öte ard niyet de taşımaktadır. Ha, tabii sosyal paylaşım ağlarında adam boğazlamayı mücahitlik addedenler değil konu: 11 Eylül ve müslümanlar. Eğer konu bu ise unutulmamalı ki George Bush’un da buyurduğu gibi: Ya bizdensiniz ya da teröristlerden!

Bu bakış Bush’tan çıkıp yönetmenlere de geçtiğinde; her yerde dualite gören bir kör bakış doğurur ve üçüncü halin imkândışılığını dayatır bizlere. Ki, “İslam tektir, müslümanlar ise birden fazladır. Her müslümanın din yorumu başkadır” diye gazete yorumu yapmak değil derdim; bildiğim şu ki müslümanlar kelebek ezmeyi sevmezler, bunu Rabb’in ayetlerinden biliyorum! Kelebeklerden daha çok koskoca bir ümmeti ezen ve üzenlerin olduğu bir dünyada, içimizden çıkan sanatçıların (!) bizleri üzmesi daha da acıymış meğer!

 

Zeki Bulduk izledi ve terörist olmamaya karar verdi abi(!)

Güncelleme Tarihi: 27 Ağustos 2010, 18:48
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
ramazan
ramazan - 8 yıl Önce

keşke lanet okumasaydın. hiç olmamış ve yakışmamış, hem bizim kültürümüze aykırı.

takma isim
takma isim - 8 yıl Önce

Farklı bir bakış açısı sunmuşsunuz ancak biraz fazla sert olduğunu düşünüyorum. Ayrıca gelip yine Gülencilere çakmışsınız 'abi' diyerek:"Zeki Bulduk izledi ve terörist olmamaya karar verdi abi(!)" Bu kadar düşmanlık hayra vesile olmaz kanımca. 'abi' kelimesi orada onları kastetmiyorsa hakkınızı helal edin

hercaist
hercaist - 8 yıl Önce

bu kalemde bir şey var, kızması bile bilgece, edeple, sihir gibi bir şey.. güzel olmuş ne denilir, el hak!

baran
baran - 8 yıl Önce

maalesef bu filmi de stv ve fethullah hocaya yakın yönetmen ve ekip çekmiştir... :(

Zeki Bulduk
Zeki Bulduk - 8 yıl Önce

Bir şirkete düşman olabilirim ama bir cemaate asla düşman olamam; hele ki cemaat hayırda yarışıyorsa. Ha, hayırda yarışmayıp şirketleşen, yüzünü müslümana değil de kahredene dönen birileri varsa eğer; onlar alsınlar üzerlerine eleştiriyi. Tasavvufu manastır ritüelleriyle karıştıranlar alınsınlar; oryantal bakışla mü'min bakışı karıştıranlar alınsınlar; "Allah düşmanlarını dost edinenler" alınsınlar; müslümana düşmanlık yok yukardaki yazıda!

Takma İsmin Görmediği
Takma İsmin Görmediği - 8 yıl Önce

takma isime bir link verelim; zeki bulduk ve Nur Cemaatine düşmanlığı hakkında bir yazı: http://www.dunyabizim.com/news_detail.php?id=2326

neo
neo - 8 yıl Önce

var olasın zeki bulduk
bence bu paçavra hakında az bile yazmışsın.

Ahmet Faruk
Ahmet Faruk - 8 yıl Önce

Farkettiniz mi ? "Hizmet"le ilintilenen isimlere ve kurumlara ilişkin eleştiriler pek arttı. Örn: Hanefi Avcı' nın "Haliçte yaşayan Simonlar" kitabı ve Zeki Bulduk' un "Amerikancı Tasavvuf" isimli yazısı vd.. Acizane benim bu husustaki kanaatim şudur: Eleştirilerin hepsinin gerçeklik payı vardır. Hatta gösterilen tavırlarla ilgili sıkıntıların pek azı dile getirilebilmektedir. ABİ' lerin mubarek Ramazan ayını da fırsat bilip sıkı bir muhasebe yapmaları farzdır. Aksi halde afet kaçınılm


banner8

banner19

banner20