banner17

Kötülüğe karşı koymak hep âşıklara kalır

Nerede nefes alma imkânı kalmadıysa yükünü ve ailesini aldı, başka yere taşıdı Sosyalist Ali… Abdülaziz Tantik ‘Uzun Hikâye’ filmi üzerine yazdı..

Kötülüğe karşı koymak hep âşıklara kalır

 

Dün bazı dostlarımla sinema keyfi yaşamak için “Uzun Hikâye” filmine gittim. Sinema salonu güzeldi. Yeterli düzeyde kalabalık olmadı ama orta yaşın ağırlıkta olduğu bir izleyici grubu ile birlikteydim. Salonun mükemmelliği yanında ses düzeyi bizim gibi orta yaş grubu açısından çok yüksekti. Bu volüm yüksekliği filme odaklanmamı zorlaştırsa da film, bu olumsuzluğa rağmen bizi kendine çekti.

Uzun Hikâye’yi okumuştum. Edindiğim ilk intiba olumluydu, Mustafa Kutlu’nun sade diline meftun olmuştum. Daha sonra da hep bir Mustafa Kutlu okuyucusu oldum. Sadeliğe yedirilmiş derinlik beni hep biraz sarhoş etmiştir. Örneğin ‘Bir Bayram Tebriği Niyetine’ yazdığı bayram yazısında bunu gözlemek mümkündür.

Filmi büyük bir keyifle izlediğimi söylemeliyim… Özellikle yönetmeni Osman Sınav ve oyuncularına bir teşekkür borçluyuz. Sinema dilinde bir hikâyeyi bu kadar muhafaza ederek oynamak büyük bir başarı olmalıdır. Cüretimi bağışlayın ama sinema versiyonu hikâyesini aşan bir iş görmüş. Çünkü hem görselliği ve şiirselliği taşıyor, hem de duyguları seyirciye sirayet ettiren sağlam bir oyuncu kadrosu ile harika bir iş çıkarılmış. “Bir hikâye ete kemiğe nasıl bürünür” diye sorulduğunda vereceğimiz bir cevabımız var artık…

“Benim arzım geniş değil miydi ki orada mıh gibi çakılı kaldınız ve hicret etmediniz?”Uzun Hikaye filmi

Aşk üzerine yapılmış bir sürü film seyretmiş veya roman okumuş olabiliriz. Ama aşkın, aile sıcaklığının ve bir yere bağlanmadan oraya aidiyet hissetmenin bu kadar açık bir şekilde nasıl işlenebileceğini bir kez daha bu film sayesinde anlamış olduk. Sürekli bir adalet ve gerçeklik arayışının neden olduğu sürekli bir yolculuk hali ve her yeni yolculuğa dayanabilme gücünün aşktan alındığı gerçeği çok güzel yansıtılmış senaryoya…

“Aşkın üstesinden gelemeyeceği şey yoktur” yargısını bu kadar güzel anlatan başka bir metin var mı hatırlamıyorum… Her türlü olumsuzluğa ve imkânsızlığa rağmen aşk bir yol bulur, bir çıkış kapısı aralar. Allah’ın insanları “Niçin gereği gibi kulluk yapmadınız?” sorusuna muhatap kılarken onların, “Ama şartlarımız çok zordu, yöneticilerimiz bizim kulluk etmemizi engellediler” demelerine, “Benim arzım geniş değil miydi ki orada mıh gibi çakılı kaldınız ve hicret etmediniz?” deyişini hatırlatmıyor mu? İşte film bunu açık bir şekilde bize gösterdi. Nerede nefes alma imkânı kalmadıysa yükünü ve ailesini aldı, başka yere taşıdı Sosyalist Ali… Gittiği yerde yeni bir hayata merhaba dedi.

Filmin bir gösteri olduğunu biliyoruz. Ama bu filmde gösteriyi aşan bir duygu seli vardı. Filmin her karesinde bir doğallık mevcuttu. Abartılı bir duygu geçişi söz konusu edilemez. Her karesi aşk kokuyordu. Aşkın paylaşım ve adalet olduğunu haykıran film, bir çocuğun yetişmesindeki karakteristik özelliği de iyi yansıtmış.

Beni en çok çarpansa filmin şiirsel diliydi

Aşk mevzuu modern algıya benzemeyen bir karakterle verilmiş. Bu çok güzel ve aynı zamanda aşina olduğumuz ‘Türk Filmi’ tadındadır. Eski Türk filmlerinin o yalın ve sevgi kokan doğallığı ve bu sevgi yüzünden karşı karşıya kaldıkları dramın sadeliğini bu filmde de görüyoruz. Ama onu aşan bir çizgide olduğunu söyleyebilirim. Film, çok gerçekçi ve bir o kadar da aşkın bir karakteri aynı düzlemde buluşturuyor. Beni asıl heyecanlandıran da bunun bir filmde ustaca karakterize edilmesi. Kenan İmirzalıoğlu’nu dizilerden ve filmlerinden bilirim. Ama bu filmde ortaya koyduğu performans gerçekten takdire şayandır. O kadar doğal ve sade yansıtıyor ki rolünü ara ara Sosyalist Ali ile yer değiştiriyorsunuz. Her oyuncu kendi rolünü güzel yansıtmış.

Uzun Hikaye filmiBeni en çok çarpansa filmin şiirsel diliydi. Hem konuşmaların dili hem de filmdeki görsellik bu şiirselliği besliyordu. Tabi en çok da yönetmenin becerisi bu; bir insan hiç sıkılmadan bu kadar duygusal geçişi peş peşe yaşarken yorulmuyor. Film, izlendikçe dinlendiren bir şölene dönüşüyor. Her sahnesi hem dikkat istiyor hem de rahatlatan bir özelliğe dönüşüyor. Bu da filmin ve ona kaynak teşkil eden hikâyenin üzerinde durduğu konseptten kaynaklanıyor olsa gerek. Çünkü her insanın bir aşk öyküsü ve buna dayalı bir uzun hikâyesi vardır…

İşin enteresan tarafı, hanımı sonu acı biten doğum sancıları çekerken Ali’nin okul bahçedeki sebzeleri eşit paylaştırma derdinde olması, buna rağmen hiç kimsenin, oğlunun dahi babayı suçlamaması bize sevginin, dayanışmanın ve paylaşımın ne kadar önemli olduğunu ve nasıl bir psikolojik zemin inşa ettiğini gösteriyor. Özellikle filmin ve asıl hikâyenin üzerine bina edildiği ‘isyan ahlakı’nı iyi kavramak gerekir. Burada isyan ahlakının şiddetten ve aşırılıktan uzak ama yanlışa ve kötülüğe karşı tam bir direnç oluşturduğunu belirlemek önemli. Filmde de gözlemlediğimiz gibi kötülükten herkes hep şikâyet eder ama ona karşı koymak hep âşıklara kalır.

Eğer çıkmaz sokak olmasaydı, mucize olamazdı

Tam bu noktada filmin ve hikâyenin aşka yüklediği anlam ile piyasada yüklenen anlamın aynı olmadığını açıklıkla belirtmeliyiz. Aşk, ontolojik bir zeminde ortaya konuyor. Aşk bu noktada sadece karşı cinse yöneltilmiş bir sevgi değil, hem oğula hem de ilişkide bulunulan bütün insanlara yöneltilmiş bir sevgiyi çağrıştırıyor. Çünkü ilk kez tanıştığı kişinin iyi ya da kötü olduğunu aşk üzerinden tanımlıyor. Ve bu tanımı sadece kahraman değil, diğer oyuncularda da gözlemleyebiliyoruz. O yüzden burada aşk hayatın tam bir karşılığı ve hayatı güzelleştiren bir olgu olarak tasarımlanıyor ki bu nokta gözden kaçırılmaması gereken bir durum.Uzun Hikaye filmi

Filmin hikâyeye kattığı en önemli katkı ise filmin sonuydu. Film tabiri caizse iyi bitiyor. Bütün olumsuzluklara rağmen son kare her izleyiciyi memnun eden bir sonuçla tamamlanıyor. En önemlisi filmin son karesi belki de ilk karesinin tamamlayıcısı durumunda… Ali’nin oğlu Mustafa, annesini kaybettiği yere yeni bir hayata başlamak için geri dönüyor. Bu bize filmin bir gelecek tasarımı taşıdığını ve bu döngüsellik içinde hep yeni başlangıçları içinde var kıldığını hatırlatıyor. Ölüm, her zaman yeni bir başlangıç ve her çıkmaz sokak yeni sokakların varlığını keşfetmenin aracısıdır. Eğer çıkmaz sokak olmasaydı, mucize olamazdı. Ölüm bu anlamı ile mucizeyi oluşturur. Filmde bunu fazlasıyla buldum diyebilirim.

Bu film izlenmeli ve üzerinde düşünülmeli. Osman Sınav, bir hikâyeyi filme çekerken aynı zamanda bir hikâyenin nasıl canlandırıldığını da bize göstermiş ve takdirimizi hak etmiştir. Ama aynı zamanda sinema dili ve sona eklediği bölümle de hikâyeyi bir adım öteye taşımıştır.

En çok da her insana kendi uzun hikâyesini hatırlattığı için hem Mustafa Kutlu’ya hem de Osman Sınav’a yürekten teşekkürler… Mümkünse en kısa zamanda filmi görmeye gidin derim. Pişman olmayacağınızı umuyorum.

 

Abdülaziz Tantik yazdı

Güncelleme Tarihi: 24 Kasım 2012, 10:17
YORUM EKLE
YORUMLAR
fkgk
fkgk - 6 yıl Önce

uzun zamandır izlediğimiz en güzel filmlerden biriydi uzun hikaye.ailece gidilip, izlenebilir. eleştirilecek yanları olabilir belki ama o kadar sıcak bir film olmuş ki kıyamıyorsunuz bile.

muharrem
muharrem - 6 yıl Önce

film güzeldi eyvallah, ama şu herkesin "eleştirilecek yanlar" deyip geçiştiriverdiği şeyler neler? hani bu şekilde tabir edilip içeriği açılmayan, açılamayan. sinemacılık, aktörler, ışık ses vesaire değil, başka yanlar seziyor insan bu geçiştirilen sözlerde. zaman gösterir.

ayşe
ayşe - 6 yıl Önce

mesela benim için en dikkat çekici eleştiri noktası; hak arayan iyilik ve adalet talep eden kahramanımızın sinemamızda edebiyatımızda hep olduğu gibi "sosyalıst" olmasıydı. Mustafa Kutlu bu klişeye teslim olmuş. Aynı kahramanı dindar bir kimlikle sunmaktan niye çekinmiş olabilir? Bu tutar diğeri tutmaz diye mi?..Kutlu da bu ülkede bu klişeye, bu korkulara teslim olacaksa vay halimize.

fkgk
fkgk - 6 yıl Önce

geçiştirmek için söz etmiş değiliz lakin işi uzmanına bırakmak lazım. sinemacılar illaki her filmin kurcalanacak bir tarafını bulduklarından sebep bu filmi de kendi açılarından didikleyeceklerdir. yoksa izleyici açısından seyredilmeyi hak edecek kıymette bir film vesselam.

fatih uşaklı
fatih uşaklı - 6 yıl Önce

Hafta sonu çocuklarımla beraber izledim. Hoş bir film . Güzel olmuş.Sonuna kadar sıkılmadan izleniyor.

fatih uşaklı
fatih uşaklı - 6 yıl Önce

Bir zamanlar bazı dizilerde, kötü, piskopat, aşağılık tiplere kasten Allah'ın 99 isminden biri verildiği iddia edilmişti. Bu filmde başrol oyuncularının (iyi karakterler) isimleri Mustafa ve Ali.

serberk
serberk - 6 yıl Önce

yaz(a)madığım için çok hayıflandım filmden çıktığımda, kitabı okuduğumda bunu hissetmemiştim. Kitaptaki duyguyu veren doğal bi filmdi, tavsiye edilir...

Can Akif
Can Akif - 6 yıl Önce

çekim kalitesi ile "sinemada izlenesi film" kategorisinde değerlendirebileceğimiz nadide bir türk film. izlediğime değdi- bir daha izlesem yine değer. işin ilginci "büyük mustafa"nın "arda" olduğunu filmin sonlarına doğru kardeşimden öğrenmem idi.tanıyamadım valla. hikayenin içinde alkol kullanımı canımı sıkarken "sevdanın kanunları" nın da "yüce kanunlara" aykırı olmaması gerekliliğinin atlanmasını yanlış buldum.ötesi harika...


banner8

banner19

banner20