banner17

Kelebekler'in Bir Kanadında Dram Diğerinde Komedi Var

Sundance Film Festivali’nde büyük Jüri Ödülü’ne layık görülen Kelebekler filmi, bu hafta vizyonda. Serdar Arslan filme ve yönetmeni Tolga Karaçelik'e dair yazdı.

Kelebekler'in Bir Kanadında Dram Diğerinde Komedi Var

Tolga Karaçelik’in bu hafta vizyona giren üçüncü uzun metraj filmi Kelebekler, nevi şahsına münhasır bir yönetmenin doğumunu işaret ediyor.

Yeni Türkiye Sineması’nın ikinci kuşak temsilcileri bazı yönetmenler, kendilerine has film yapısını tutarlılıkla oluşturmayı başardılar. Onur Ünlü’nün muzip bir zekâ ile yazdığı ve çektiği özel bir ironi barındıran filmleri; Emin Alper’in gizil bir gerilimle politik meseleleri soyutlayıp konu etmeyi başardığı filmleri bu noktada söz konusu edilebilir.

Tolga Karaçelik de kuşağı içerisinde özel bir yere sahip. Komedi ve dramı çok iyi harmanlayan, absürt ve fantastiğin sınırlarında dolaşırken dahi seyircisini gerçekliğin tarafında tutmayı başaran bir yönetmen Karaçelik. Son filmi Kelebekler de filmografisinin en olgun eseri olmanın yanında, kendine has bir dille film yapıyor olduğunun göstergesi.

Ne dram ne komedi; hem dram hem komedi

Anneleri yıllar önce intihar eden üç kardeşin, babalarının çağrısı üzerine uzun aradan sonra bir araya gelip köylerine gitmek üzere yola çıkması ile başlayan film, bir süre oldukça eğlenceli bir yol filmi havasında ilerliyor. Film, asıl kıvamını ise varılan köyde karşılaşılan tuhaf olaylarla buluyor. Öyle ki patlayan tavuklar, vesveselerle kafayı bozmuş, dua etmeyi dahi reddeden köy imamı, gökten yağması beklenen kelebekler ile film oldukça eğlenceli bir hal alıyor.

Tabi film, sadece bu komedi duygusundan ibaret değil. Üç kardeş, yıllar sonra bir araya gelmiş olmaları, son defa görmek için ziyaretine gittikleri babalarının ölüsü ile karşılaşmaları, bu zorluklar içerisinde hesaplaşmaları gereken geçmişleri ve onlara sorumluluklar yükleyen şimdileri ile oldukça trajik karakterlere dönüyorlar. Karakterlerin zaman zaman gün yüzüne çıkan bu trajik halleri, tutunamamışlıkları kendiliğinden bir mizahı sürekli tazeliyor. İşte Karaçelik’in asıl ustalığı da bu noktada ortaya çıkıyor bana kalırsa. Trajik olanla komik olanı çok iyi harmanlamayı başarıyor yönetmen. Trajiğin komik olanı komik olanın da trajediyi var ettiği bu denge, filmi hem eğlenceli hem de özel bir yere yerleştiriyor. Bu, şüphesiz yönetmenin bile isteye yapmak istediği bir şey. Yönetmen filmin komedi ya da dram lehine nihayete ermemesi için elinden geleni yapıyor.

Beklenen kelebeklerin gelişi ile gerçekleşen defin işleminde filmin duygusu hayli kabarıyor. Babalarının vasiyetini yerine getirmek için çıkılan yolda, oldukça duygusal bir tonda başlayan sahnenin bitişi, hem sekansın genel duygu durumunu hem de filmin duygusunu ansızın değiştiriyor. Yönetmen bu müdahale ile, sona doğru yükselen duyguya son bir darbe indirip dram- komedi dengesini yeniden bozuyor.

Gişe Memuru’na göndermeler

Karaçelik’in ilk filmi Gişe Memuru ve ikinci filmi Sarmaşık’ta karşımıza çıkan çıldırmaya doğru giden karakterlerden farklı olarak Kelebekler’de, çıldırma düzeyine varmamış, memnuniyetsizlikleri ile kısmen daha tutarlı karakterlerle karşılaşıyoruz.

Bu farka rağmen filmin, yönetmenin özellikle ilk filmi Gişe Memuru ile birçok benzerliğinin olduğunu söylememiz mümkün. Hesaplaşılan baba, kayıp anne gibi konu noktasındaki benzerliklerin yanında filmler arası göndermeye de şahit oluyoruz: Gişe Memuru’nda Nadir Sarıbacak’ın canlandırdığı tipin gişe memurundan sorduğu köy Hasanlar, filme mekân oluyor. Yine Gişe Memuru’nun başkarakteri Kenan, Kelebekler’de kendine has yapısı ile filmde görünüyor. Bu göndermeler yönetmenin filmografisine dair nostaljik bir anımsama olması kadar, filmin komedi dozuna katkı da sağlıyor şüphesiz.

İyi bir yönetmen Karaçelik

Tolga Karaçelik; kurmayı başardığı kendine has gerçeklik düzlemi, komedi ve dram türleri arasında salınan mizahı, oldukça başarılı diyalogları, oyuncu yönetimi ile ustalığa doğru hızla ilerleyen bir yönetmen. Komedinin, özellikle düzeyli komedinin son derece zor olduğu malumdur. Karaçelik’in oldukça düzeyli bir komedi oluşturmasının yanında, film unsurlarını kendi film yapısına başarıyla dâhil edebiliyor oluşu da onu auteurluk yoluna koyuyor. Belki bir auteur demek için erken ama bahsini ettiğimiz nevi şahsına münhasırlık ve her filminde gittikçe olgunlaşan dil, onu iyi yönetmenler sınıfına yerleştirdi şimdiden.

 

Serdar Arslan

Güncelleme Tarihi: 02 Nisan 2018, 14:59
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20