Kahkaha bulaşıcıdır

Araştırmacıların belirttiğine göre mizah, ha­fıza için zararlı olan ve hipokampal nöronları azaltan kortizol gibi stres hormonlarını düşürü­yor. Ayrıca gülmek kan basıncını düşürüyor, kan akışını hızlandırarak ruh hâlimizi iyileştiriyor. Ayşe Şahinboy Doğan yazdı.

Kahkaha bulaşıcıdır

Mutlu olduğumuzu hissetmek için olağa­nüstü şeyler yaşamamıza gerek olma­dığını bilmeden sürüp gidiyor hayatımız. Çünkü ağlamak için bir sebep olması gerektiğini düşünen sosyal algı, mutlu olmayı da nedenler zincirine bağlayarak karşımıza çıkarıyor.

Ekonomik anlamda iyi durumdaysanız, ka­riyeriniz istediğiniz noktadaysa, konforlu bir ya­şamınız varsa, etrafınız tarafından çok seviliyor­sanız diye uzayıp gider liste. Ama mutlu olmanın başlıca formülü en basit yoluyla gülmekten ge­çer. Yapılan araştırmalar neticesinde beynimiz, gülmenin sahte mi gerçek mi olduğunu ayırt edemediği belirlenmiş. Yani çok daraldığınız bir anda, hiç canınız istemese bile gülmeye başladı­ğınız vakit, beyin sizin mutlu olduğunuzu düşü­nerek vücudunuza hormon salgılaması yapıyor. Tıbbi açıdan bakarsak da kahkaha sırasında ab­dominal ve gastro intestinal sistemdeki kaslar uyarılıyor, kalp hızı ve kan basıncı yükseliyor. Gülmek psikolojik olarak stres ve anksiyetenin azalmasına yardım ediyor.

Kahkaha ve az miktarda mizah

California’daki Loma Linda Üniversitesi’nde Gurinder Singh tarafından yürütülen bir çalışma, gülmenin meditasyonla benzer beyin dalgalarını aktive ettiğini ortaya koyar. Çalışmada otuz bir kişinin komedi programları, spiritüel programlar ve stres veren videolar izlerken beyin dalgala­rı görüntülenir. Test sırasında gönüllüler komik videolar izlerken beyinlerinin yüksek seviyede gama dalgaları ürettiği tespit edilir; bu dalgalar meditasyon sırasında üretilenler ile aynıdır.

Beyinde zayıf dalga bantlarına neden olan stres veren videolar, bir kişi kendini yalıtılmış hissettiğinde, tepkisiz kaldığında veya olmak is­temediği bir ortamda bulunduğunda ürettikleri ile aynı olduğu ortaya koyulur. Aynı çalışmada yer alan Profesör Lee Berk’e göre, “Çalışmamızda bulduğumuz şey mutlu kahkahalarla ilişkili mi­zahın daha geniş gama dalgalarına neden oldu­ğudur. Gama, beynin tüm kısımlarında bulunan tek frekanstır.” Lee Berk, “Bu, mizahın tüm beyni etkilediği anlamına geliyor; bu beynin tamamına yayılmış bir gama bandı frekansı deneyimidir ve mizah meditasyona benzer şekilde beyini bu fre­kansta tutar.” Berk ayrıca kahkaha ile ilgili ola­rak, “Beyin antrenman yapıyormuş gibidir” diyor.

Araştırmacıların belirttiğine göre mizah, ha­fıza için zararlı olan ve hipokampal nöronları azaltan kortizol gibi stres hormonlarını düşürü­yor. Ayrıca gülmek kan basıncını düşürüyor, kan akışını hızlandırarak ruh hâlimizi iyileştiriyor.

Dr. Berk; “Kahkaha veya az miktarda mizah, beyinde endorfin ve dopamin salınımı sağlaya­rak, keyif ve mükâfat duyguları sağlar. Bu pozitif ve faydalı nörokimysal değişiklikler de bağışıklık sisteminin daha iyi çalışmasına katkıda bulunur. Ayrıca beyin dalgaları aktivitelerinde gama dal­gası bant frekansına yönelik değişiklikler olur, bu değişiklikler de hafıza ve hatırlamayı güçlen­dirir.”

Mutluluk devrimi

Tıbbın yüzyıllardır insanlar üzerine geliştirdiği çoğu metot arasında, psikolojik desteğin olmaz­sa olmaz bir yeri vardır. Bu manada yapılan araş­tırmaların özellikle mizah üzerine odaklanması yani insanı mutlu edebilecek alanların oluşturul­ması her derde deva niteliğinde diyebiliriz. Bil­hassa kanser gibi ağır geçen hastalıkların teda­visinde hastaya öğütlenen sürekli neşeli ve mutlu olmaya yönelik ortamlardır. Zorlu hastalık süreç­lerinde tedavi alanlarında kahkaha terapileri ise günümüzde ülkemizde de sıklıkla kullanılan bir metot olarak karşımızda duruyor.

Bu bağlamda sadece tıp alanı değil sanat dünyası da insanların gülerek şifa bulabilece­ğini anlatan yapımlar ortaya koyar. Başrolünde usta oyuncu Robin Williams’ın yer aldığı, yönet­menliğini Tom Shadyac’ın yaptığı 1998 yapımı “Patch Adams” filmi tam olarak böyle bir hikâyeyi anlatır. Palyaço kıyafetleriyle hastaların ruhu­na inerek onların yüzünde tebessümler oluş­turan doktorumuz Patch Adams, aslında gerçek bir hayat hikâyesinden alınarak beyaz perdeye aktarılır. Filmde Williams’ın canlandırdığı Patch karakterinin gerçek hayattaki asıl adı Hunter Campbell’dır. On altı yaşında babasını Kore sa­vaşında kaybeden Hunter, 1961 yılında ABD’ye annesiyle birlikte geri döner. O yıllarda siyahilere karşı gösterilen ırkçı tutumu, ayrımcılığı, sosyal dışlanmayı doğru bulmadığı için tepki gösterir. Lise yılları bu sebeple çok ağır geçer. Sonrasın­da hayat sorgulamasının içine düşer ve Hunter, on sekiz yaşındayken peş peşe üç defa intihar girişiminde bulunur. Kendini öldürme çabasının sonunda her defasında kurtulur. Sonunda “Ken­dini öldüreceğine devrim yap!” kararıyla hayata yeniden başlar.

“Acıyı hissetmek, onu çekmek çok ağır. Ve sa­dece acı duyarak yaşamak insanın enerjisini alır.” der Hunter. Mutluluk devrimi için harekete geçer. Henüz tıp öğrencisiyken evine kurduğu sağlık merkeziyle on beş binden fazla hastayı hiçbir üc­ret almadan tedavi eder. Hayali ise; içinde herke­sin mutlu olarak nefes alacağı, eşitliğin olduğu, parasız olanın mağdur olmadığı, hastalarla bol bol vakit geçirilebilecek ve sanatında dâhil olaca­ğı bir hastane kurmaktır.

Hayalini kurduğu sağlık enstitüsü aracılığı ile; bedava, mutlu, hiyerarşik düzenin olmadığı ve sevinçle kutlanan “bir anlayışı”nı tıp okullarına ve sağlık sektörüne yerleştirmeye çalışır. Hun­ter, hastanelerde palyaçoluk yapar. Hastalarla birebir iletişime geçmeye özen gösterir. Onların arkadaşlık ve eğlenceyle iyileşmelerine yardım­cı olmaya çalışır. Sırf bu hayallerini gerçekleşti­rebilmek için film teklifi geldiğinde kabul eder. Çünkü film başarılı olursa oradan gelecek gelirle hayalini kurduğu hastaneyi açabileceğine inanır.

Film gösterime girdikten sonra büyük beğe­ni kazanır. Hastaları güldürerek şifa dağıtan bir doktor karakteri hayranlık uyandırır. Mutluluk sağlayan birinin varlığıyla tüm sorunlara karşı bünyeyi kuvvetlendirmek için kahkaha atma­nıza yardımcı olan bir doktor… Filmin sonunda Hunter’ın gerçek hayattaki hayali gerçekleştiril­miş gibi gösterilir, yani hastane kurulur. Ama ya­pımcı filmin yapılmasını kabul etme şartını yerine getirmez ve Hunter’a gişe gelirinden pay vermez. Bu, hikâyenin “ne yazık” dediğimiz kısmıdır.Hayallerini gerçekleştiremese de Hunter, kendi filminin izleyenler için olumlu bir katkısı olduğunu şöyle dile getirir; “Keşke Benigni’nin Life Is Beautiful filmindeki kadar zeki mesajlar ve­rebilseydi. Ancak yine de dünya sevgiye o kadar aç ki ‘bu filmin hiç katkısı olmadı’ diyemiyorum.”Afişinde “kahkaha bulaşıcıdır” üst başlığıyla verilen ve “Patch Adams” isminin altında gerçek bir hayattan esinlenildiği belirtilen film, Robin Willi­ams hayranlarının severek izleyebileceği bir ya­pım olmanın da ötesinde, özellikle tıp fakültesi öğrencilerinin mutlaka seyretmesi gereken bir yapım.

“Güldüren bir sebze var mı?”

Mayıs 2003’de Tiyatro dergisinde Nihat Alpteki’nin usta sanatçı Nejat Uygur’la yaptığı röportajda sanatçı, tiyatro anlayışını anlatırken Anadolu halkının mizahi zekâsından da överek bahseder. Yaptığı oyunlarda seyircilerinin “kah­kaha ile gevşeme” yaşadığını, hayatın onca zor­luğuna rağmen bir kaç saati keyifle geçirdiklerini dile getirir ve güldürmenin sanatçı için kolay ol­madığını şöyle ifade eder: “Gülmek ve ağlamak düşman kardeşler gibi, aralarında müthiş bir rekabet var. Ağlamak, gül­mekten daha kolay. Ağlamak için duygulanmanız yeter ama bir espriyi anlamak için beyninizi ça­lıştırıp durumu kavramanız gerekiyor. Ağlatmak da güldürmekten daha kolay. Ben zor olanı ya­pıyorum. Güldürüyorum. Soğan da insanı ağlatır. Peki güldüren bir sebze var mı?”

Bireyi neşelendirip kaygı veren düşünceler­den uzak tutacak etkinlikler, içsel yolculuğumuz­da kesintiye uğrayan mutluluk hâline ulaşma­mıza yardımcı olur. Bu bir tiyatro oyunu, sinema filmi veya konser olabilir. Yüz kaslarınızı tebes­süm ettirerek çalıştıracak her etkinlik, mutlu­luk hormonlarını vücudunuza hızla yayılmasını sağlar. Bu açıdan bakıldığında Nejat Uygur’un yaptığı halk tiyatrosu anlayışı, güncel meseleleri ve toplumsal sorunları yine o hayatın içerisinde yaşayan halka mizahi bir dille sahneden aktar­masıyla pozitif enerjinin salgılanmasında büyük destek olmuştur.

Uzmanlar “alabildiğine gülün” çağrısı ya­parken, hâlen gülmenin mutlu olmanıza katkı sağlayacağına ikna olmadıysanız bir araştırma­yı daha paylaşalım. ABD’de yer alan Maryland Üniversitesi’nden Koruyucu Kalp Sağlığı Depart­manı Sorumlusu Michael Miller’ın yaptığı araştır­maya göre, kalp hastası olan bir kişiyi güldürdüğü­nüz zaman, bu hastalığın tekrarlama riski yüzde kırk oranında düştüğü gözlemlenmiş. Bu yöntem ülkemizde de denenmeye başlanmış. Bence bu araştırma bile gülmek için yeterince cazip…

Terapötik mizah

Gülmenin sağlığa ve mutluluk hissine yaptığı olumlu etkileri görmeye çalışırken başta bahset­tiğimiz “Patch Adams” filmini tekrar analım ve Dr. Adams Hunter’ın da kullandığı terapötik mizah tekniği ve hastane palyaçolarından da biraz bah­sedelim. Bilhassa hastalarla fazlasıyla zaman geçiren hemşirelerin kullandıkları bu teknikler sayesinde mizahla terapi mutlu ve sağlıklı olma yolunda zorluklarla baş etmeyi kolaylaştırır. Te­rapötik yani tedaviye ait, tedavi edici manasında mizahın bir metot olarak kullanılıp kullanılmaya­cağı Freud’dan beri birçok bilim adamının gün­deminde yer almıştır. Uygulamanın sonuçlarında edinilen pozitif verilerde bu tekniği yaygın hâle getirmiştir. Mizah terapisinin, kullanımı kolaydır, pahalı değildir, doğal şekilde uygulanabilen tera­pötik metotlardandır ve farklı terapötik ortam­larda da kullanılabilir. Tekniğin içerisinde; gülme egzersizleri, komik videolar, komik kitaplar ve fotoğraflar, şakalar, komik ses kasetleri, komedi klipleri gibi uygulamalar yer alır.

Bireyin yaşamını daha güçlü hâle getirme­si, mutluluk oranını yükseltmesi ve hayata daha pozitif açılardan bakması noktasında başından beri dediğimiz gibi gülmenin ciddi bir katkısı vardır. Bunun farkında olan özellikle sinema gibi hikâyelerin içerisine izleyenleri dâhil eden görsel sanatlar, komedi ve mizahı hayatımızın bir parça­sı hâline getirme noktasında onlarca yapım orta­ya koyar. Vizyonda gişe hasılatı yüksek olan film­lerin komedi türünde olması bu sebeple şaşırtıcı değildir. Hava bedava, su bedava, gülmek bedava deyip derin bir nefes aldıktan sonra kendinize bir bardak çay doldurup şu listedeki filmleri keyifle izleyeceğinizi düşünüyoruz. Yüzünüzden tebes­süm eksik olmasın…

Gülün diye film önerileri:

  • The Party
  • Süt Kardeşler
  • Arif V 216
  • Pardon
  • Hokkabaz
  • Ölümlü Dünya
  • Cornetto Üçlemesi; Shaun of the Dead, Hot Fuzz, World’s End
  • Yalancı Yalancı
  • Kung Fu Sokağı
  • Bay Evet

Ayşe Şahinboy Doğan “Kahkaha bulaşıcıdır”, Bilimevi Kadın dergisi, Ocak-Şubat-Mart 2019, sayı 8  

Güncelleme Tarihi: 14 Mart 2019, 16:31
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13