banner17

İyiliğin felsefesine dair başarılı bir film, Borç

37. İstanbul Film Festivali’nde en iyi film ödülünü alan Vuslat Saraçoğlu’nun Borç filmi vizyonda. Serdar Arslan iyiliği merkeze koyan sayılı örneklerden biri olan filmi izledi ve değerlendirdi.

İyiliğin felsefesine dair başarılı bir film, Borç

Aristocu dram geleneği anlatının merkezine kötü karakteri koyar. Anlatıyı takip edenlere kazanmanın zaferini yaşatacak olan iyi karakter olsa da aslında iyi, varlığını kötüye borçludur. Kötünün hüneriyle onu kabuklarından soyar ve olgunlaşmasına şahit oluruz. Klasik dili kuran bu gelenek, ana akım sinemada çeşitli versiyonlarla sürmektedir. Öte yandan varoluşçu ve nihilist eğilimler de klasik anlatı dışındaki minimalist anlatılara kötüyü bağışlamıştır. Özetle gerek Hollywood Sineması’nda olsun ve gerekse Avrupa Sanat Sineması’nda olsun kötü/cül karakter sürekli merkezi noktadır.

İyiliği merkeze koyan sayılı filmlerden

Varlığın ve yaratılışın merkezine iyiyi koyan İslam toplumları ise sinemada kendi kaynakları üzerine temellenmiş bir anlatı biçimi geliştirebilmiş değil henüz. Ülkeler yahut yönetmenler özelinde zaman zaman münferit örneklere denk gelsek de iyinin merkezde olduğu ortak bir anlatı formunun oluşturulduğunu söyleyemiyoruz. Vuslat Saraçoğlu’nun ilk uzun metraj filmi Borç da iyiliği merkeze koyan münferit örneklerden. Yeni Türkiye Sineması’nın kötücül ruh haline yaklaşmadan iyi olmanın felsefesine yönelen film, bu tavrıyla oldukça değerli bir yerde duruyor. Her ne kadar film, sona doğru anlam açısından muğlaklaşıp net bir bakış ortaya koymasa da, tutarlı iyi bir karakterin bunetliklesunulduğu sayılı filmlerden.

İnsan ne kadar iyi kalabilir?

Film, kimsesiz komşularına bakmak zorunda kalan bir ailenin iyiliğe yönelik enerjilerinin ne kadar sürebileceğine dair bir gözleme çağırıyor izleyiciyi. Hüsnüzan ile kişilere ve olaylara bakmak karakterinin başat özelliği olan Tufan’ın karşılıksız iyiliğinin sınırı, filmin merak unsurunu oluşturuyor. İyiliğinin getirdiği maraza önceleri direnmeyi başaran Tufan, zamanla direncini kaybediyor. Tufan’ın filmin sonunda vermiş olduğu tepki, film boyunca oldukça net bir biçimde bize sunulan iyi karakterin iyilikten vazgeçtiği düşüncesini oluşturmuyor ne var ki. Bir patlama anı, tahammülün kalmadığı bir eşik olarak algılanıyor daha çok tepkisi. Filmde başarılı bir anlatı unsuru olarak kullanılan karganın film boyunca kaldığı mekândan içeri doğru süzülmesi ve etrafta dolanması filmin iyimser havasını pekiştiriyor. Film bu sahne ile bitse şüphesiz çok daha güçlü biçimde iyiliği vurgulayacakken son sahne ile film, daha açık uçlu bir hal alıyor. Yönetmenin bir söyleşisinde ifade ettiği, kendinde netleştiremediği noktaların varlığı böylesi bir sonu gerekli kılmış demek ki.

İddiasız fakat iyi bir karakter ve oyuncu

Tutarlılıkla çizilen iddiasız fakat iyi bir karakterin varlığı ile güçlenen bir film Borç. Karakterin dünyası tutarlılıkla çizilmiş filmde. Ailesi, iş arkadaşları hatta sokakta bulduğu yaralı karga, karakteri daha inandırıcı yapmak noktasında oldukça başarılı bir şekilde işe koşulmuş. Serdar Orçin’in böylesi bir karakter için seçilmiş olması da yerinde bir tercih. Zira Zeki Demirkubuz'un Yazgı ve Cemal Şan’ın Ali’nin Sekiz Günü filmlerinde benzer sakinlikteki rollerde izlemiştik kendisini. Borç filminde de rolünün hakkını veriyor Orçin.

Borç, gerek ortaya koyduğu mesele ve de o meseleyi film formuna taşırken kullandığı unsurlar ile başarılı bir film. İyiliğin merkeze konduğu tavra uygun olarak seçilen renk, oyunculuklar, anlatıyı güçlendiren metaforik bir unsur olarak kullanılan karga… Filmin final sahnesi ile yönetmenin bilinçli olarak tercih ettiği muğlaklık olmasa ve film karganın yürüyüşü ile bitse, 2018’de izlediğim en değerli filmlerden biri, belki de en değerli film olarak kalacaktı bende.

Serdar Arslan

Güncelleme Tarihi: 03 Aralık 2018, 09:24
YORUM EKLE
banner8

banner20