banner17

İki dil ve bin bir çelişkidir!

İki Dil Bir Bavul filmi bize biraz farklı şeyler söylüyor. Resmi olmayan dilden şeyler....

İki dil ve bin bir çelişkidir!

Her şey dahil gerçekler, bütün samimiyetiyle yer alıyor filmde. Köyde, ilk okulda, bir sınıfta, çocuklar etrafında geçiyor İki Dil Bir Bavul.

Olacak iş değil dersin, şayet olay Türkiye’de geçiyorsa sözünü geri alırsın: Olur kardeşim, olmadı; olduğu kadar artık!

İki Dil Bir BavulÖğretmen olmuş gencecik bir çocuk, ilk görev yerine, uzak mı uzak bir köye gelir, elinde bir bavul. Annesinden ve şehrinden ayrılmıştır. Okula varır, elindeki anahtarlarla okulu açar, kendisini ‘börtü böcek’ karşılar. Su yoktur ama elektrik vardır, kesilmezse. Bu, ‘beklenenden’ de beklenmedik karşılamadan sonra öğretmenimiz, yürek dolusu hevesle öğrencilerini beklemeye başlar. Günler geçer, gelen giden olmaz. Gidip tek tek evlerden toplar öğrencilerini, eğitim öğretim yılını açar, film de zaten orda başlar!

Çocuklar tek kelime Türkçe bilmemekte, öğretmen tek kelime Kürtçe.. Burası fazlasıyla Kürt köyüdür, Türk Devleti ve öğretmeninden başka yabancısı da yoktur.

 

Bildiğimiz gibi değil!

Film bildiğimiz filmlerden değil. Dahası bir film mi yoksa belgesel mi, tam olarak, belli değil. İkisinden harmanlanmış lezzetli bir sos diyelim. Tıpkı Türk ve Kürt, bu ilk büyük işi kotarmış iki gencin yönetmenliği gibi.

Seyretmeyenler adından anlarlar ki iki dil ve dolayısıyla iki dünya var bu sine’masalda. Ancak seyredenler anlayacaklar ki iki dil daha yer alıyor  hikayenin altında. Biri iyiliğin evrensel dili diğeri söz konusu zaman ve mekanda ‘kötülüğün’ dili.

Burada kamerayı şaire çevirelim, yeri geldi.  

Çocukluk, aşk, yokluk ve ölümden
dört kitaba heves ettim
ve ölümden başladım hiç istemeden
hevesimi de aldım dersimi de aldım.

İki Dil Bir Bavul

Haydar Ergülen’den farklı olarak, yönetmenlerimiz Eskikök ve Doğan, çocukluktan başlıyorlar bile isteye. Heveslerini aldılar mı bilinmez ama derslerine iyi çalışmışlar, ödüller almışlar!

Birinci sınıfta, çocuklukta, olanca çocukluklarıyla onca çocuğun arasında yer alıyoruz. ister istemez kendi çocukluğumuza gidiyoruz, anılarımız canlanıyor.

 

İki Dil Bir BavulÇocuklar var ya!

Yaşananlar hafif değil asla ama çocuklar var ya, ‘salak saçma şeyler’ oluyor komik komik. Her an bir muziplik yapacaklar diye bekliyorsun, elbette beklentiyi karşılıksız bırakmıyor çocuklar. Zülküf diye bir çocuk var, zaten ben onun için gittim bu filme, sıraya oturmuş, çantasını çıkartmıyor sırtından! Kalemi var, yazmak için değil kemirmek için kullanıyor, ağzını açmıyor ama ağzından bal damlıyor, üstü başı yüzü gözü köy çocuğu pasaklığında ve Allahım ne kadar güzel yaratıyorsun sen çocukları, ne müthiş bir dilleri var, çiçek açıyor ‘kelimeleri’ ne bereketli ortaklıkları, her yanları anlamlı!

Çocuklar biliyor bu dili ve buna ilaveten ana dillerini. Kötülüğün dili ise, ‘devletin resmi dili’, bu iki dilin üzerine adeta bindiriyor.

İki Dil Bir BavulDevlet hiç doğal olmayan bir yaklaşım sergilediğinden başa bela oluyor dili ve eklenti olarak kalıyor, bu besbelli. İki dilin üzerine binbir çelişki seriliyor, film, saçmalık veya zulüm deyin, tüm bunları ustalıklı bir dille, yerli yerince sergiliyor.

Sınıfta Türkiye haritası asılı, altında ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli kültürdür.’ yazıyor, Türk çocuklarına bile okutulması yanlış olan Andımız Kürt çocuklarına ezberletiliyor.

 

Değerini bilin!

Bir sahnede öğretmenimiz çocukları bir tören sırasına dizmiş, soruyor: ‘Nerde yaşıyoruz biz?’ Çocuklar hep bir ağızdan yanıtlıyor: ‘Türkiye’de.’ Bunun üzerine öğretmen şöyle diyor: ‘Değerini bilin!’

Olacak iş değil dersin, olay Türkiye’de geçiyorsa sözünü geri alırsın!

Anlaşılıyor ki devlet için o çocuklar olsa da olur olmasa da. Apartmanda dahi oturmayan çocuklar değil mi onlar, ne halleri varsa görsünler ancak Türk olsunlar, varlığını Türk varlığına armağan etsinler, öyle değil mi ‘ey büyük Atatürk!’

 

Mehmet Ali Başaran beğendi, paylaştı

Güncelleme Tarihi: 08 Mayıs 2017, 11:58
YORUM EKLE
YORUMLAR
ömer faruk
ömer faruk - 9 yıl Önce

Film gerçekleri çok güzel bir şekilde gözler önüne seriyor... Tam yaşadığımız gibi...

Mehmet Ali Başaran çok güzel yazmış... Özlediğimiz samimiyet...

Xweda ji te razi be.(Allah senden razı olsun)

hüseyin kethüda
hüseyin kethüda - 9 yıl Önce

Haydi bakalım.
Türkiye'de ters giden ne varsa bir şekilde dile getirilmeye başlandı. Siyaset yolundan dile gelmeleri sallayalım.
Bu işin bir şekilde aşağıdan yapılması daha samimi ve gerçek. işin değeri burda.
tebrikler.

filistin_yurekli/m
filistin_yurekli/m - 9 yıl Önce

İzlenilmesi ve izletilmesi gereken bir film...

Teşekkürler M.Ali Başaran

adem
adem - 9 yıl Önce

müziksiz hhiç çekilmiyordu
bu arada köy bizim karşı köy..
ben de oraya yakın bir yerdeyim..

banner19

banner13

banner20