banner17

Hz. Nuh niçin o gemiye biniyor ey yönetmen?!

Tevrat’ın ayetlerine, özellikle de Yaratılış/Tekvin bölümüne göre şekillenmiş Hollywood ürünü 'Nuh' filminde, boşluklar seyirciyi ayartmak için hristiyani algılayışla ve hümanistçe bir tarzda doldurulmuş. Mustafa Nezihi yazdı..

Hz. Nuh niçin o gemiye biniyor ey yönetmen?!

Darren Aronofsky adlı Amerikalı yönetmenin Nuh filmini izledim ve Müslüman olduğuma o kadar çok sevindim ki…. Efendimiz Muhammed Mustafa’nın beşir ve nezir oluşundan haberdar olmayanlara çok üzüldüm. Şefaati anlayamayıp yadsıyan bizimkilere de üzüldüm biraz.

Film hakkında duyduğum bir iki eleştiride, filmin Tevrat’a uygun olmadığı yollu sözler sarfediliyordu. Bilakis film tam olarak Ahd-i Atik’in ayetlerine göre akıyor. Filme gitmeden evvel Kur’an’ın Hz. Nuh’tan bahseden sure ve ayetlerini okuduğum gibi, Tevrat’ın ilgili bölümlerini de okudum. Film, çocuk Nuh’un babasının Kabil soyundan gelenler tarafından öldürülmesiyle başlıyor. Nuh kaçıp gidiyor. Daha sonra Hz. Nuh’un topluma karıştığına dair yönetmen bize hiçbir şey göstermiyor. Ailesiyle birlikte yozlaşmış toplumdan uzakta yaşıyor. Film bir hak-batıl mücadelesi üzerine oturmuyor. İnzivadaki Nuh (a.s.) halkının içine girip Hak dini anlatmıyor filmde. Yani Hz. Nuh’un Kur’an’da anlatılan uzun ve zorlu nebevi davetinden hiçbir iz yok. Zaten Tevrat’ın Hz. Nuh’la ilgili bölümünde de böyle ayetleri göremiyoruz. Yalnız şu ayet var: "Tanrı Nuh'a, 'İnsanlığa son vereceğim' dedi, 'Çünkü onlar yüzünden yeryüzü zorbalıkla doldu. Onlarla birlikte yeryüzünü de yok edeceğim."

Tanrı, insanlığa son verecek!

Film, Tevrat’ın bu ayeti üstüne kurulmuş intibaı oluşturdu bende. Çünkü en büyük gerilim kaynağı Tanrı’nın bu hükmüdür. Bu hükümden kaçış yok. Yönetmen bu hükümle seyircileri ajite etmek için elinden gelen herşeyi yapmış. Yahudi-Hristiyan aklının Tanrı’yı durmadan insanileştirme çabası bu filmde de yürürlükte. İman edemiyorlar. Gayba ve resullerin ismetine ve teslimiyetine iman edemiyorlar. Bu yüzden Kur’an’da sürekli eleştiriliyorlar. Çünkü dürüst değiller. Dürüstlük İslam’a ittiba etmeyi gerektirir. Bu kadar yüzyıldır kaçıyorlar ve bu gidişle kaçmaya devam edecekler. Allah bu gavurcuklara akıl fikir versin.

Tevrat’ın ayetlerine, özellikle de Yaratılış/Tekvin bölümüne göre şekillenmiş bu Hollywood filminde, boşluklar seyirciyi ayartmak için Hristiyani algılayışla ve hümanistçe bir tarzda doldurulmuş.

Pek insanca bataklıktan nasıl çıkılır?

Tanrı’yı hayal kırıklığına uğratmamak… Yönetmen böyle bir cümle kurduruyor Hz. Nuh’a. Batının kendini batırdığı ‘insanca pek insanca’ bataklık. Bu bakış Allah’a ulaşamaz. Hz. Nuh’un peygamberlik devri, tenzihin öne çıktığı bir dönemdir ve epey uzun sürmüştür. O uzun yıllar boyunca Allah’ın emir ve yasaklarını tebliğ etmiştir. Kavmi kafirlikte ısrar etmiş ve bu ısrarından inatla vazgeçmemiştir. Hatta öyle ki; artık Hz. Nuh’a ve O’na iman edenlere yapılan eziyetler dayanılmaz boyuta ulaşınca o büyük peygamber de kafirlerin helakı için Allah’a yalvarmıştır. "Nuh: 'Rabbim, yeryüzünde kafirlerden yurt edinen hiç kimseyi bırakma.' dedi. 'Çünkü Sen onları bırakacak olursan, Senin kullarını şaşırtıp-saptırırlar ve onlar, kötülükte sınırı aşan (facir'den) kafirden başkasını doğurmazlar.’ "

Putlaştırmadan hürmet etmek lazım ey batılı kafa!

Filmde görsel efektler epey başarılı ve insanı heyecanlandırıyor. Fakat batılı kafanın hastalıklı oluşunu bu görsel şölen bile örtemez. Mesela biz Müslümanlar şunu anlayamayız: Çocukların babası ve kadının kocası büyük bir gemi inşa ediyor ve ailesini tufandan kurtarıyor. Onca kuş, sürüngen, hayvan; Allah tarafından sevkedilerek gemiye bindiriliyorlar. Fakat Nuh’un ailesi hâlâ Hz. Nuh’u sorguluyor. Çünkü O’na iman etmemişler. Tıpkı Kızıldeniz’i aşan Yahudiler’in iman edemeyişleri gibi. Biz bunları ve mesela İncil’de anlatılan havarilerin durumunu anlayamıyoruz. Çünkü bizde Hz. Muhammed Mustafa Efendimiz’i terkeden, yarı yolda bırakan, şüphelenen ve sorgulayan hiç kimse yok. Mümin sahabiler çağı bu yüzden bizim için örnek bir zaman dilimidir.

Filmin yönetmen tarafından insani bir düzleme çekilmesinin sebebleri olabilir. Lakin bir peygamberi bunalıma sokup ona üzüm şarabından içirmek ve kafayı buldurmak, batının daha uzun bir süre dikey boyutu yakalayamayacağının işareti olarak okunabilir. Yönetmen her ne kadar sevgi ve merhamet mesajları vermiş olsa da; Allah’ın merhamet ve şefkatine nasıl layık hale gelebileceğimize dair bize bir yöntem sunamıyor. Şeriatı lağvedilmiş bir din, peygamberini önce oğul yapar, sonra putlaştırır. Hatta tanrılaştırmaya bile kalkışır. Bu yüzden ‘Ben rahmet peygamberiyim. Ben harp peygamberiyim.' diyen Resulüllah’ın sünnetine sımsıkı yapışmamız gerekiyor.

Kur'an ayetleriyle bir senaryo oluşturacak yönetmenler! Nerdesiniz?

Filmde, Yahudilik'te çok önemli olan ve hatta dinin yerine ikame edilmeye çalışılan soy sop meselesini aşmak için bir çabalama var. Gene de Tevrat’ın yolundan gidilerek gemiye iman edenler değil, Hz. Nuh’un ailesi alınıyor sadece. Bir de cennete gizlice sızan yılan gibi gemiye sızan Kabil soyunun başı olan kişi. İblis’in kara fikirlerini Adem’le Havva’ya zerketmesi gibi, geminin içindeki o ‘kötü’ de Nuh’un oğlunun nefsine seslenerek vesveselerini büyütüyor. Böylece delikanlının nerdeyse bütün benliğini bu fısıltılarla ele geçiriyor. Sevdiği kızı gemiye alamamış oğulun bu kızgınlığı, hiç geçmeyecek ve ailesini terkedip gidecek. Bir iki saat gördüğü bir kız için ‘elçi’ babasını öldürmeye yeltenecek denli sapıtan oğulun hikayesi belki de kurtulacağını zannederek dağlara, ağaçlara tırmanmaya çalışan Kur’an'daki oğulun hikayesiyle biraz benzeşiyor olabilir. Başka da bir benzerlik yok. Şimdilik şunu söyleyerek mevzuyu kapatalım: Bu muhteşem Hak-batıl mücadelesini epik bir şiir şeklinde bize anlatacak yönetmenlere çok ihtiyacımız var.



Mustafa Nezihi hazırlanıp gitti ve gece oturup yazdı

Güncelleme Tarihi: 18 Nisan 2014, 14:32
YORUM EKLE
YORUMLAR
Suleyha
Suleyha - 5 yıl Önce

Bu filmin elle tutulacak hiçbir yanı yok. Dİnimizin kıymetini bilelim.

Ahmet
Ahmet - 5 yıl Önce

Hocam sizin görüşleriniz bakış açınız çok farklı kaleminize sağlık :)

Serpico
Serpico - 5 yıl Önce

Ben en çok Russell Crowe'un göğe doğru bakıp "Hayır, bunu yapamam." dediği sahnede kopmuştum. Tanrısının emirlerini rasyonel akla göre mantığının süzgecinden geçirip beğenerek uygulayan veya uygulamayan bir peygamber. Oh, ne âlâ!Zaten film sayesinde Hz. Nuh'un müteşeddid vejeteryan olduğunu da öğrenmiş olduk.

banner8

banner19

banner20