banner17

'Hz. Muhammed' Filmi, Sinematografisi ile Nerede Duruyor?

Mecid Mecidi’nin merakla beklenen son filmi, seyirci ile buluştu. Yapım fikrinin duyulmasından itibaren çokça tartışılan film, daha çok da tartışılacağa benziyor. Serdar Arslan, filmi, sinematografisi açısından değerlendirdi.

'Hz. Muhammed' Filmi, Sinematografisi ile Nerede Duruyor?

Mecid Mecidi’nin son filmi “Hz. Muhammed Allah’ın Elçisi” nihayet vizyona girdi. Dev bir bütçe ile yapımı beş yılda tamamlanan film, yapımı aşamasında ve sonrasında da tartışıldı ve daha çok tartışılacağa benziyor. Filmin yapılacağının ilk duyulduğu andan itibaren Peygamber Efendimiz’in( a.s) temsili meselesi, filmde Şii bakışının hâkim olup olmayacağı, Mecid Mecidi gibi üslubu belirginleşmiş ve de sineması özellikle “Müslüman’ın sineması nasıl olmalı” sorusuna tartışmasız örnek verilen bir ismin bunu nasıl bir sinematografi ile yapacağı merak konusuydu.

Peygamber Efendimiz’in (a.s) temsili meselesi

Temsil meselesinin fıkhî açıdan ayrıntılı izahı ancak bir uzman tarafından hakkıyla yapılabilir. Bu noktada yazacaklarımızın, bir filmde Peygamber Efendimiz’in (a.s) temsilinin kişisel olarak bizi nasıl etkilediği ile sınırlı kalması sağlıklı bir yorum olacaktır. Filmde Peygamber Efendimiz, yüz ve sesi hariç canlandırılmış. Bu canlandırılmanın muhayyilemizdeki peygamber algısına olumsuz anlamda etki ettiği ise söylenemez. Zira ışıkla ışıltısı dengeli biçimde abartılmadan –filmin son sahnesi hariç- güçlendirilmiş beyaz elbisesi, omuzlarına kadar dökülen ipeksi saçları zaten muhayyilemizde yer alan peygamber imajının daha somutlanmış hali. Bu somutlamanın film dilinin imkânları ile yapılması, o somutluk içinden soyuta ve daha geniş bir hayale kapı aralıyor. Bu anlamda yapılan temsilin Peygamber Efendimiz’in varlığını belli bir surete indirger yapıda olduğunu söylemek haksızlık olur.

Şii bakış ve İran minyatürü

Filme dair merak götüren başka bir konu, Mecid Mecidi’nin Peygamber Efendimiz’in (a.s) hayatını filme aktarırken Şia kaynaklarının etkisinde ne kadar kalıp kalmayacağıydı. Filme konu edilen detayların hem Ehl-i sünnet hem de Şia kaynaklarınca nasıl yorumlandığı ve de filmde hangi bakışın ağırlıklı yer bulduğu yine ilahiyatın uzmanlık alanında bir mevzudur. Fakat filmin görselliğinin İran resminden-minyatüründen çokça pay aldığı su götürmez bir gerçek. Özellikle gök tasvirlerindeki karmaşa ve abartı, mizansendeki şaşaa söz konusu olduğunda, “genelde İran minyatürünün özelde ise Mahmud Ferşçiyan minyatürünün beyaz perdedeki aksi” gibi bir yorum yapmak yanlış olmaz.

Filmin sinematografisi: Bu bir Mecidi filmi mi?

“Hz. Muhammed Allah’ın Elçisi” filminin nasıl bir sinematografi ile gerçekleştirileceği, bu sinematografinin Mecid Mecidi’nin fıtrat sineması diye tabir edilen naif üslubunu ne kadar yansıtacağı, meselenin film sanatı açısından merak edilen noktasıydı. Filmin Mecid Mecidi’nin bundan önceki filmlerindeki gibi minimalist imkân ve yaklaşımlarla yapılmadığı, filmin hazırlık aşamasında duyurulmuştu. 30 milyonluk bir bütçe, sırf bu film için inşa edilmiş platolar söz konusu olduğunda nasıl bir Mecidi filmi olacak sorusu, oldukça zorlaşıyordu. Peki, şimdi tüm o devasa yapım koşullarına rağmen bir Mecidi filmi mi "Hz. Muhammed" filmi? Bu sorunun cevabı hem evet hem de hayır.

Bu bir Mecidi filmi

Cennetin Çocukları” filminde birbirleri için fedakârlıktan kaçınmayan iki kardeşin ayaklarının etrafında adeta tavaf ediyormuşçasına dönen balıkların, “Hz. Muhammed Allah’ın Elçisi” filminde Kabe’yi tavaf eden ebabiller olarak yer bulduğunu görüyoruz. Yine Mecid Mecidi anlatılarında olayların akışını temelde bir kader zinciri belirlemektedir. Hz. Muhammed filminde de Halime Hatun’un Peygamber Efendimize (a.s) sütannesi olmasına vesile olan olay benzer bir kader zinciri olayı. Aslında tersten bir okuma ile Mecid Mecidi’nin bu filmde diğer filmlerindeki anlatı ve bakış noktalarının kaynaklarını ortaya koyduğu söylenebilir. Peygamber Efendimiz’in fıtratın özü olduğu ve saf fıtratın kaynağının o olduğu da hesaba katılınca, Mecidi’nin filmlerindeki tüm çocukların aslında Peygamber Efendimiz’in çocukluğunun bir çoğulu olduğu da söylenebilir.

Müzik kullanımındaki abartı

“Hz. Muhammed Allah’ın Elçisi” filminin alışıldık Mecidi sinemasından ayrı olduğu düşüncesinin oluşmasında ise müzik kullanımı oldukça etkili. Önceki filmlerinde filmin duygusuna müdahale etmeden sadece film anını vurgulamak için müzik kullanan Mecidi, bu filmde nerdeyse tüm sahnelerde sahnenin etkisini arttırmak için müzik kullanmış. Kullanılan müziğin çok sesli yapısı ve özellikle kadın sesiyle oluşturulan tını filme yabancılaştırdığı gibi filme yapıntı bir duygu enjekte ediyor. Bu etkiye hepimiz Hollywood sinemasından aşinayız. Mecidi’nin filmlerindeki naif dokunuşların hem müzik özelinde hem de diğer devasa anlatım koşulları karşısında zaman zaman silikleştiğini, bazen askıda kaldığını ve bazen de tamamen ortadan kalktığını görüyoruz.

Film sanatı açısından püf noktası

Sinematografi ve anlatım açısından Mecidi filmi olup olmadığı noktasında yaşanan karmaşa konusunda asıl kararı vermek için filmin toplamından hâsıl olan duyguya bakmakta yarar var. Bundan önce fıtratın özünden sadece birkaç cüzü bizlere kendi naif dili ile sunan Mecid Mecidi, filmin sonunda izleyiciyi rahmet ve merhamet duyguları ile karşı karşıya bırakırdı. Bu filmde ise fıtratın özü konu iken başvurulan anlatım biçimi diğer filmlerinden daha zayıf bir merhamet, rahmet duygusu oluşturuyor. Bu durum, film anlatısı konusunda üzerinde düşünülmesi gereken ve sinema söz konusu olduğunda asıl öğretici olacak nokta sanırım.

 

Serdar Arslan

Güncelleme Tarihi: 01 Kasım 2016, 23:51
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
halil
halil - 2 yıl Önce

Filmi daha izlemedim ama çok konuşulan bir film; keşke Adnan Demircan hoca filmi izlese ve filmle ilgili bir yazı yazsa filmi bir de tarihçi bakışıyla da değerlendirsek.

Gülçin
Gülçin - 2 yıl Önce

Filmin afişinde "hz" ifadesi yok. Siz bir saygı ifadesi olarak yazmış olabilirsiniz, ama film afişinde yok.

Ahmet FİDAN
Ahmet FİDAN - 2 yıl Önce

Söz konusu filmi izlemedim. İzlemeyi düşünmüyorum. Ümmet arasında çıkan tartışmada ben ehli sünnetten yanayım. Şia her zaman şiadır. İslam ümmetinin içine sokulmuş fitne ocağıdır. Film yapımcısı sinemada üstad olabilir. İtirazım olmaz. İtirazım Hz. Peygamberin ehli bitat düşünceye alet edilmesidir. Söz konusu filmin tartışılması yerine boykot edilmesi en doğru ve tutarlı olanıdır.

HABİL
HABİL - 2 yıl Önce

Filim özelinde peşin,taraftar olmuş bakış açılarımıza bir projektör tutsakmı.. Bilim ve teknik nereye gidiyor haberimiz varmı. Mesala her müslümanin Peygamber efendimize ait şii veya sunni yazında yazılı tasviri (şemail eserler) okumuştur.Tasvır kalemle,sözle,şiirle,şarkıyla -mevlitle yapılıyorda.neden çizgisel resmetmek süretiyle yapılamıyor.!!?? Pe ki Mekke fethinden sonra Kabe içindeki putlar kırdırılırken neden Hz.meryem ve Hz.İsa süretlerinin silinmesi istenmemiştir.?.Devam.

habil.
habil. - 2 yıl Önce

Hologram.Rotgen.fotoğraf nedir.suret yapmakmıdır. çizmekmidir.Yarın teknik ve bilim belkide zihnimizi,yetmedi rüyamızı nesnel materyala aktaracağı düzeye gelecek.Rüyasında peygamber gören ve bunu bir nesneye aksettirmek de resmetmek değilmidir.Yoksa insanları uyarmak amacıyla ,Hırıstıyanları Hz.İsa'yı tanrılaştırması gibi yanlışın önünü kesmek için geçici sureli yasak kabilinden men midir.Peki Bakara 285 de Biz tüm peygamberlere iman eder onlar arasında ayrım yapmayız ayetini okumaktayız.

habil
habil - 2 yıl Önce

Peki Bakara 285'e rağmen elin adamı Hz.İsa, Hz.Musa, Hz.Nuh. Hz.Zekariya (as) flimlerini yaparken,neden onlarla ilgili aynı tepkiyi göstermiyoruz..sebep..Bu soruları ne olur sanki Peygamber efendimizi resmetsinler,filmini yapsınlar ki demek anlamında söylemiş değilim.Yahu bizim daha önemli işimiz yokmu yine bir sakız attılar ağzımıza çignetiyorlar sanki.

banner19

banner13

banner20