banner17

Hüsn ü Aşk yakında sinemalarda!

Murat Çeri: Animasyonun imkânlarını tanıdıkça, 'imkânsız'ı gerçekleştirmek biraz zaman alır' diyorsun.

Hüsn ü Aşk yakında sinemalarda!

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi mezunu Murat Çeri, hayâllerini sinemada gerçekleştirmek isteyenlerden… BSF Sinema Bölümü’nden mezun olan Çeri, aynı zamanda TRT'de Kültür Harmanı programında yönetmen yardımcılığı da yapıyor. Biz de Murat Çeri ile, yaptığı uzun metraj animasyon filmlerden ve sinemaya dair hayâllerinden konuştuk. Bir de sinemada çok sevdiklerinden…

Edebiyat Fakültesi mezunu Murat Çeri neden sinemaya ilgi duydu? Hangi hayâller bu15416 ilgiyi büyüttü?

Hikâye yazmaya ilk nasıl başladığımı hatırlıyorum. Arkadaşlarla birlikte çok meşhur bir hikâyecimizin hikâyesini tartışıyorduk. Ben bir türlü üslubuna ısınamamıştım. Neresinden tutsam elimde kalıyordu (bütün kitaplarını okuduktan sonra hâlâ aynı fikirdeyim). Ama herkesin ustalığında hemfikir olduğu meşhur biri hakkında böyle konuşmak, arkadaşlarının gözünde seni ya cahil ya da ukala yapıyor. İşte bu noktada yapılacak tek bir şey kalıyor. Bir şeyin olmadığını iddia ediyorsan; iddia sahibiysen, ‘olabilir’ine dair de bir şeyler söyleyebilmen gerekli. Yani bir hikâyeyi, bir şiiri, bir romanı bir filmi beğenmiyorsan kendi kıstaslarınla daha iyisini sen yapmalısın, yapmaya çalışmalısın. Benimkisi böyle bir delilik.

O halde ‘hangi filmleri beğenmedin’ diye sormayalım; liste uzar gider sanırım. İki animasyon filmin hem senaryosunu yazdın hem de yönetmenliğini yaptın. Kısaca bu filmlerin içeriğinden bahseder misin?

15417İlk filmimiz “Fatih Sultan Mehmed Ve İki Papaz”. Fatih denildiğinde akla Fetih geliyor. Fetih denildiğinde ise aklımıza surları Şahî toplarıyla nasıl dövdüğümüz, gemileri karadan nasıl yürüttüğümüz, nasıl kahramanlıklar gösterildiği v.s. Ama fetih bu değil; fetih, medeniyet şuurumuzun cemiyete, cemiyet içindeki ferdin hayatına nüfuz ederek hayatı aşkla şekillendirmesi demek; baştaki sultandan pazardaki esnafa, medresedeki talebeye, gayrimüslim tebaaya kadar şamil olan bir ahlak nizamı demek. Biz bu çizgi filmde fethin bu boyutunu, Osmanlı’yı Osmanlı yapan o diriltici ruhun izini sürmeye çalıştık.

Yeni çıkan ikinci çizgi filmimiz “Bizim Çiftlik”. Konusu Mevlânâ’nın Mesnevi’sinde geçen bir hikâye. Hz. Musa zamanında hayvanların dilini öğrenmek isteyen bir adamın başından geçenleri anlatıyor. ‘Bu çizgi filmin özelliği nedir’ derseniz, ‘Mesnevi’den hikâyelerin çizgi filmlere aktarılmasında yapılan yanlışlığı tekrarlamaması’ diyebiliriz. Yani tamamen hikâyeye bağlı kalan tamamen öğretici bir üsluptan ziyade, çocukların eğlenerek, gülerek seyredebileceği neşeli bir şey meydana getirildi diye düşünüyorum.

Animasyon zorlu bir süreç gerektiriyor. Neden animasyonu tercih ettin? Bir yönetmene asistan da olabilirdin, çünkü bildiğim kadarıyla hayâlin bambaşka…

O beni tercih etti diyelim. Animasyonla işe başlamanın hem avantajları hem dezavantajları var. Avantajı, senin için imkânsızın ortadan kalkması. Animasyonun imkânlarını tanıdıkça, “ ‘imkânsız’ı gerçekleştirmek biraz zaman alır” diyorsun. Dezavantajları ise sahaya, kameraya karşı yabancılaşıyorsun. Bir gün gerçekten içindeki sesi beyazperdeye aktarmak istiyorsan, animasyona ve çizgi filmlere veda etmen gerekiyor. En azından bir süreliğine…

Bu animasyon filmler kaç aylık bir çalışmanın ürünü? Kaç kişilik bir ekip bu işi kotardı?bizim.png

Bir animasyon çizgi filmi şu aşamalardan geçiyor; konu tespiti, öykü bulma, öykünün tretmana çevrilmesi, tretmanın senaryolaştırılması, senaryonun ‘story board’unun çizimi, ağız hareketlerini oturtmak için demo ses kaydı, modelleme, mekân, elbise vb. sanat tasarımları, animasyonların yapılması, yapılan animasyonların ‘render’ının alınması, görüntülerin kaba montajı, düzeltmelerin yapılması, karakterlerin konuşma dublajlarının seslendirilmesi, bu arada müziğin aradan çıkartılması, yapılan dublajın ve müziğin misklerinin ses efektlerinin yapılması, görüntünün plan-kontrast-renk ve ışık ayarlarının düzenlenmesi ve son olarak bütün ince ayarlar yapıldıktan sonra çizgi filmin bir bütün olarak ‘render’e verilmesi: Ve işte bu kadar, çizgi filmimiz hazır!? 10 kişilik bir ekiple çıkılan bu yolda katedilen mesafeyi ve katederken geçen süreyi de siz düşünün.

Animasyon filmlere devam edecek misin? İlerleyen süreçte, yönetmen Murat Çeri'den neler bekliyor bizi?

Gün olsun, gün doğsun; Osmanlı tarihini film olarak bir seri şeklinde çekmeyi hayâl ediyorum (bir büyüğün dediği gibi “hayal etmek güzeldir”). Film olarak çekemeyeceksem, çizgi film olarak dizi şeklinde yapmaya da razıyım. Tabii her şey nasip; bakalım Mevla ne gösterecek.

Omer_lutfi_mete.pngAynı zamanda iyi bir senaristsin de... Gerek senaristlikte gerek yönetmenlikte (senin yetişmende) adını anmanın elzem olduğu ustalar var mı? Kimler?

Senaryoda bana en fazla katkısı dokunan kişi rahmetli Ömer Lütfi Mete’dir. Onun, “para için her şeyi yaparız; senaryo bile yazarız” sözünü unutamam mesela. Senaryoyu kerih bir şey olarak görüyordu. İşin aslı, hoca ne paraya ne de senaryoya ehemmiyet veriyordu. Onun bir ‘derd’i vardı: Senaryo yazmasında, kitap yayınlamasında öğrencilere seminerler ya da konferanslar vermesindeki sebep de buydu. Hocadan kime ne miras kaldı bilmiyorum. Bana ondan kalan miras işte bu kendine edindiği ‘dert’ oldu.

Diğer taraftan bu işin mektebini okumuşsak, adımız bugün ucundan da olsa yönetmense, bu 15423da Yusuf Kaplan’ın elimizden tutmasıyla olmuştur. Onun o dik dik saçlarıyla gözlerini gözlerinize dikip hiç ayırmadan (insana ‘deli mi bu nedir’ dedirten haliyle) ‘kimi okudun’, ‘neyi okudun’ sorularının karşısında ecel terleri döktürdükten sonra BSF’nin sinema bölümüne ücretsiz olarak kabul etmesi benim hayatımın dönüm noktalarından biridir. Bugün ben ve benim gibilerin sinemaya dair bir medeniyet algısı varsa bunda Yusuf Hoca’nın katkısı çok büyük kuşkusuz.

Tabii bir de ömrümün yarısı olan kişi var. Hani İkbal demiş ya, “Ben bir odun idim, aşk beni yonttu, adam etti” diye… Benim yontulmama, adam olma yolunda olmama sebep olan kişi var: Serdar Tuncer. Ağabeyim, dostum, hocam…

Hâsılı adam değilsek de adam görmüşlüğümüz vardır.

“Bu çok ses getirecek” dediğin bir projen var mı? Neler lazım bunu gerçekleştirmek için?

Hüsn ü Aşk-Yusuf’un Yolculuğu” adlı uzun metraj bir sinema filmi projem var. Şeyh Galip’in Hüsn ü Aşk adlı eserinin günümüze uyarlaması diyebiliriz. Minyatür, hat, ebru gibi klasik sanatlarımız; Türk- Yunan düşmanlığı ya da dostluğu; tasavvuf algısı; Eflatun’un mağara teoremi… Sizin anlayacağınız bayağı bir karışık. 2008 yılında Kültür Bakanlığı’ndan senaryo ve yazım desteği almıştım bu senaryo için. Sonraki süreçte senaryoyu epey geliştirdim, filme aktarmak için zihnimde yoğun bir egzersiz yaptım. 2010 Mayıs ayında da yine Kültür Bakanlığı’nın ‘ilk uzun metrajlı filmini gerçekleştirecek yönetmenler’ için ayırdığı yapım desteğine başvurdum. Evvelden senaryo desteği alması bir avantaj ama destek verirler mi bilmiyorum. Verseler bile bu destek ancak başlamak için besmele çekmemize yarayacak.

Bu projeyi gerçekleştirmek için neler lazım; her şeyden önce 1 milyon lira bulmamız lazım bir şekilde.

çeri3.pngTürkiye’den ve dünyadan en beğendiğin yönetmen? Senarist? Film/ler? Oyuncular? Özellikle hangi filmdeki rolüyle hangi oyuncu? Hangi filmiyle hangi yönetmen?

Türkiye’den; Nuri Bilge Ceylan’ın, her biri bir fotoğraf kusursuzluğundaki açılarını, ama sadece açılarını; Zeki Demirkubuz’un sahici senaryo anlatımını; Derviş Zaim’in –yüzeysel de kalsa- medeniyetimize dair plastik dokundurmalarını; Semih Kaplanoğlu’nun, her filmini seyrettiğimde, içimde ‘felsefesi eksik olan bir Rus-Tarkovski filmi seyretmiş hissi’ uyandırmasını; Çağan Irmak’ın 21. yy’ın ahlaksız ama hâlâ tutkulu aşk olan Yeşilçam senaryo uyarlamalarını; Reha Erdem’in Türkiye’de bazen Fransız bazen bir İtalyan filmi yapma çabasını -Fransız kalsam da- seviyorum.

Dünyadan ise; Polonyalı yönetmen Kieslovski “Kırmızı” ve “Veronika’nın İkili Yaşamı”nı; Rus yönetmen Tarkovski’nin “Nostalji” ve “Kurban”ını; Japon yönetmen Akira Kurusowa’nın “Dersu Uzala”, “Düşler” ve “Yedi Samuray”ını; Yunan Yönetmen  Angelepoulos’un “Ağlayan Çayır”ını… Çok batıya geçmeden burada bırakalım; yoksa yönetmen listesi uzayıp gidecek.

Senaryo olarak; Forest Gump’ı ilk seyrettiğimde ‘şunun senaryosunu ben yazmak isterdim’ demiştim kendi kendime. Yabancı oyunculardan Al Pacino’yu “Kadın Kokusu” filmindeki rolüyle tutarım, zaten bu film ile de Oscar almıştı.

Türkiye’den de tabii ki Türkan Şoray… Hani Sezai Karakoç’un “Ötesini söylemeyeceğim” diye bir şiiri var ya, orada şöyle bir ifade geçiyor: “Tamam kabul ediyorum sizinki bizimkinden daha güzel/ ama bizimki sizinkinden daha efendi daha utangaç…” Nedense şiirin bu kısmı bana hep al yazmalı Asya’yı, hırçın ve mağrur Sultan’ı, vesikalı kara sevda Sabiha’yı hatırlatır.

En beğendiğin replik/ler?

Cesur Yürek’ten “herkes ölür ama herkes gerçekten yaşaayamaaz”; Selvi Boylum Al 15421Yazmalım’dan “Sevmek neydi? Sevmek emekti…”; Baba’dan “Ona reddedemeyeceği bir teklif yaptım”; Serseri Âşıklar’dan “Frenleri kullanma; arabalar gitmek için yapılmıştır, durmak için değil”; Can Dostum’dan “O mükemmel değil, sen de mükemmel değilsin; asıl soru birbiriniz için mükemmel olup olmadığınız”; 12 Maymun’dan “doğru ya da yanlış diye bir şey yok, sadece popüler fikirler var”; Vesikalı Yârim’den “Çok önceden rastlaşacaktık” ve “evli miymiş sorsana! –soramam… -Neden? –Ya evet derse?”

Şu anki halini en iyi özetleyecek cümleyi (şiir, replik, vs.) duymak istesek…

Birbirine rakip olan iki çocukluk arkadaşı dalgıcın rekabetini anlatan Derinlik Sarhoşluğu diye bir film vardı. Orada şöyle bir replik geçmişti: “Deniz güneşin bittiği yerde başlar.”

Güneş bitti; ya deniz başladı ya da vurgun yedik. Bakalım hangisi…

 

Mehmet Emre Ayhan sevdi onu bir kere

Güncelleme Tarihi: 09 Şubat 2017, 12:25
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mehmet Necip
Mehmet Necip - 8 yıl Önce

Mahviyetkârdır Murat Abi... Satır aralarından tevazusunu okuyabilirsiniz... Gönül Ehli'ne murabıt bir insandan da gayrısını beklemek kabil mi? "Ne oldum" delisinden geçilmeyen günümüzde "olamadım" diyen ama yaptığı işin hakkını veren Murat Abi gibi "adam"lara da ihtiyacımız var azizim... Allah yâr ve yardımcısı olsun...

SüleymanSalih
SüleymanSalih - 8 yıl Önce

Murat Çeri, anlatılmaz yaşanır!

ozturk
ozturk - 8 yıl Önce

tebrık edıyorum sızı murat bey

vuslat....
vuslat.... - 8 yıl Önce

ben murat beyı sızın vesılenızle tanıdım cok övuyorsunuz. ınsallah öyledır allah bır gun sevenlerı kavusturur bu yolda............

mustafa çakır
mustafa çakır - 5 yıl Önce

Murat beyi yakından tanırım.esen yelin ürpertisiyle titreyen ama asla kendini feda etmeyen saf ve masum bir arkadaşımızdır.Müstesna yakışıklılığı bir hazan yaprağına düşmüş şebnem taneleri gibi parıldıyor.Çeri kardeşime karşı Kalbi derumunda beslediğim hissiyati ulviyem ancak bu kadarına kafi geliyor

banner8

banner19

banner20