Herkesi, hayatı üzerine tefekküre davet ediyor

Mecid Mecidi, 'Serçelerin Şarkısı' filmiyle, moderniteyle birlikte başlayan kentleşmenin insan ruhunda meydana getirdiği tahribatı, ruhsal iktidarsızlığı ve bozulmayı açık bir şekilde ortaya koyuyor. İhsan Yıldırım yazdı.

Herkesi, hayatı üzerine tefekküre davet ediyor

İlk defa Lumiere Kardeşler tarafından icat edilen sinemanın çıktığı yıllar, Batı’nın düşünsel, siyasal, toplumsal ve ekonomik olarak büyük buhranlar yaşadığı ve etkisinin küresel olarak da hissedildiği yıllara tekabül etmektedir. Bazı filozofların, Batı düşüncesinin yaşadığı derin krizden sonra ortaya çıkıp felsefenin yerini aldığını iddia ettiği sinema, modernitenin tarihsel süreç içerisinde insanlığa neler yaşattığını ve yaşattıklarından nasıl kurtulabileceğini de söyleyebilecek bir imkâna sahip.

Sinemanın bu imkânlarını bilen ender yönetmenlerden Mecid Mecidi, “Serçelerin Şarkısı” filmiyle kamerasını insana ve hayata yöneltiyor. Moderniteyle birlikte başlayan kentleşmenin insan ruhunda meydana getirdiği tahribatı, ruhsal iktidarsızlığı ve bozulmayı açık bir şekilde ortaya koyuyor. Diğer filmlerinde de olduğu gibi insanın fıtratına dokunan naif ve sade bir hikâyeyle, seyirciyi insan üzerine bir tefekkür çabasına davet ediyor. Mecid Mecidi, “Serçelerin Şarkısı” filmiyle, köy ve kentin insan hayatında meydana getirdiği değişiklikleri ve bunun üzerinden insan ruhunun inceliklerini son derece estetik bir şekilde yansıtıyor. Köy hayatını işleyen fakat köye dair bilgisi sınırlı olan yönetmenlerin aksine Mecid Mecidi, köye, taşraya ve kırsala hiç yabancı olmadığını ustaca gösteriyor. Bu durum, filmin anlam derinliğini artırırken, insanın, modernliğin başat unsurlarından olan hızdan kendisini alarak tefekkür etmesini sağlıyor.

Film, Feridüddin Attar’ın Mantık-Al Tayr kitabını anımsatıyor

Serçelerin Şarkısı” filmi, Kerim’in devekuşu çiftliğinde hayvanlara yem vermesiyle başlıyor. Devekuşu bakıcılığı rastgele seçilmiş bir tercih olmamakla beraber bilinçli ve anlaşılmasının hayli zor olduğu bir seçim. Yabani olan devekuşlarını tel örgülerin içine hapsederek onlardan gelir sağlamaya çalışmak, kalkınma projesi olan modernitenin bir sonucudur. Mecid Mecidi, bununla modernliğin ilerlemeci, pragmatist yönünü gözler önüne sererken, daha film başlar başlamaz moderniteyi sert bir şekilde eleştirir. Mecidi, bu görüntülerle modernitenin dayattığı yaşam biçimlerinin tıpkı devekuşlarına yaptığı gibi, insanı da kendi yaşam koşullarından uzaklaştırdığını söylemeye çalışır.

Devekuşlarından birinin çiftlikten kaçmasından sorumlu tutulan kahramanımız Kerim işten çıkarılır. Başka hiçbir gelir kaynağı olmayan Kerim’in aynı günlerde kızının işitme cihazı bozulur. Cihazı tamir ettirmek için Tahran’a giden Kerim, burada tesadüf eseri iş sahibi olur. Film kahramanımızın büyük şehre gelmesiyle ruhunda meydana gelen büyük değişimler üzerine can alıcı tespitlerde bulunulur. “Serçelerin Şarkısı” filmi, Kerim’in hayatını yansıtırken seyirciyi de kendi hayatı üzerine düşünmeye davet eder. Toplumunun kültürel mirasını filmlerinde yansıtan Mecid Mecidi, devekuşu metaforuyla İranlı düşünür ve şair Feridüddin Attar’ın Mantık-Al Tayr kitabını anımsatır. Zira Attar, Mantık- Al Tayr kitabında hüthüt kuşu üzerinde insanı kendi hayatıyla alakalı bir yolculuğa çıkartır. Mecid Mecidi de benzer bir metodu deneyerek, devekuşunun çiftlikten kaçmasıyla birlikte, filmin kahramanı Kerim üzerinden, seyirciyi hayatıyla ilgili bir tefekkür çabasının içine sokar.

Büyük bir gürültü ve görüntü kirliği, neredeyse hiç durmadan koşuşturan insanlar

Moderniteyle paralel olarak kurulan büyük şehirler, modernlikle beraber kendi yaşam ve toplumsal kurallarını da meydana getirmiştir. “Serçelerin Şarkısı” filmi, modernleşme ile birlikte başlayan kentleşmenin karşısında değersizleşen köy ya da taşra hayatının karşılaştırmasını yapıyor. Tahran’ın, kalabalık sokaklarında gördüğümüz Kerim, şehir hayatının akışına kendini kaptırarak değerlerini yitirmeye başlıyor. Kentin hızlı ve ihtişamlı büyüsüne kapılan karakterimiz, daha önce sahip olduğu bütün güzel hasletlerini kaybediyor. Şehrin kendisine dayattıklarıyla, kendi içindeki değerlerin arasında kalan Kerim, giderek derin bir çatışma yaşıyor.

Kentin, ruhunda meydana getirdiği değişikler o güne kadar hiç kimsenin onda görmediği davranışları sergilemesine neden olur. Bu duruma en çok eşi Nergis üzülmektedir. Kerim, zaman zaman içindeki sesi dinlese de kentin hızlı yaşamı bunun uzun soluklu bir tefekkür olmasını engeller. Kahramanımız, artık şehirdeki hayata alışmış modern bir insandır. Motoruyla Tahran sokaklarında daha çok para kazanmak için durmadan hızlı bir yaşayış sürdürür. Kameranın sık sık gösterdiği yüksek binalar, insanın şehir hayatındaki sıkışmışlığını estetik bir şekilde yansıtır. Bunun yanında Kerim’in motoruna binen insanların koşuşturması ve devamlı telefonda birileriyle iş konuşmaları, filmde sıkça gördüğümüz görüntüler. Filmde, şehir hayatında gelişen olaylar ve diyalogların hemen hemen tamamı para üzerine kuruludur. Büyük bir gürültü ve görüntü kirliği, neredeyse hiç durmadan koşuşturan insanlar, hızın timsali olan arabalar, yapılan yeni binalar, yetiştirilmeye çalışılan işler ve birbirine tahammülü olmayan insanların tartışmaları, film boyunca rastladığımız önemli sahneler olarak beliriyor. Mecid Mecidi, bu sahnelerle modernitenin bir sonucu olan kent hayatını gözler önüne sererken, aynı zamanda modernliğin hayat tarzı olan bu davranışları göstererek, moderniteyi bütün çıplaklığıyla yansıtıyor.

Modernliğin insan ruhunu yozlaştırarak meydana getirdiği mal biriktirme hırsı

Kentte çalışmaya başladığı günden beri Kerim’in hem ruhunda, hem davranışlarında büyük değişimler olmuştur. Köyde yaşadığı dönemlerde komşularıyla sıcak ilişkileri bulunan, onlara yardımcı olmaktan çekinmeyen, evdeki yemeği bile komşularıyla paylaşan Kerim, bu güzel ahlakını yitirmiştir artık. Şehirden getirdiği eski eşyalarla evinin avlusu kocaman bir hurda deposuna dönüşmüştür. Kerim’in evde olmadığı bir gün, komşularından biri avluda bulunan eski bir kapıyı eşinden ister. Nergis Hanım, komşunun istediği kapıyı kendisine hediye eder. Kerim, akşam döndüğünde kapıyı göremeyince eşine kapının nerede olduğunu sorar. Nergis Hanım, komşularına lazım olduğu için onlara verdiğini söyler. Kerim koşarak komşularından kapıyı geri alır.

Bu sahne, Mecid Mecidi sinemasında modernitenin insan fıtratında meydana getirdiği mal biriktirme ihtirası ve bunun sonucunun da insanı ne hale getirdiğini en iyi anlatan sahnelerinden biri. Kerim, komşularından aldığı kapıyı sırtına alarak eve doğru gelir. Kamera yavaş yavaş yükselirken, Kerim, kapının altında küçülür. Kerim’in yürüdüğü yol ise bataklığı andıran çorak bir tarladır. Kamera tam zirveye çıktığında Kerim kapının altında kaybolmuş, görülmemektedir. Bu sahne son derece etkili bir tespiti meydana getirirken, modernitenin insan fıtratında meydana getirdiği yozlaşmanın sonucunun nasıl olduğunu sinematografik ve estetik bir dille anlatır. Daha sonraki sahnede de yine modernliğin insan ruhunu yozlaştırarak meydana getirdiği mal biriktirme hırsına son derece etkili bir göndermede bulunur.

Kerim, bahçesinde topladığı hurdaları düzenlerken hurdaların altında kalır ve ayağı kırılarak uzun bir zaman yatmak zorunda kalır. Mecid Mecidi, bu sahneyle ilgili olarak şunları söylemektedir: “Bu film bugünün dünyasının durumunu anlatıyor. Modernite insana rahatlık vermek için gelmiştir. Fakat burada tam tersine, filmin kahramanı adam, Kerim’deki rahatlığı ve huzuru almıştır. Modern dünyanın insana hizmet etmesi gerekir ama biz onun esiri olduk. Örnek verecek olursak, bir insan doğa şartlarında gözlerini açtığı zaman kırları, yeşillikleri görüyor. Bu ortamdan kopup bir şehre bırakıldığı zaman, şehrin artıklarına sahip çıkıyor. Fakir olduğu dönemde sahip olduğu iki şeyden birini komşusuna verirken, şehirdeki topladığı artıkları kimseye vermiyor. Bu da insan doğasını değiştiriyor, fıtratından ayırıyor. Kerim’in üzerine düşen o hurdalar, arzularının üzerine düşen parçalardır. Kerim’e bir hak daha veriliyor. O insanlara kendi malından vermez, yardım etmezken, insanlar toplanıp Kerim’in üzerine düşen hurdaları topluyor, ona yardım ediyor. İkinci bir fırsattır bu.”

Kent yaşamı, onu adeta bir kafes içinde kıstırmıştı

Filmin, önemli odak noktalarından birini de Kerim’in oğlu Hüseyin ve arkadaşlarının balık yetiştiriciliği yaparak zengin olma hayalleri oluşturur. Zengin olma isteğinin çocuk karakterler üzerinden verilmesi anlamlı olmakla beraber son derece etkileyicidir. İnsanın saf ve naif halinin temsili olan çocukların bu isteği, modernitenin dayatmasıyla mal biriktirmeyi ve zengin olmayı yaşam biçimi haline getiren büyüklere müthiş göndermedir. Çocukların istediğinin ihtirasa dönüşmesi sonucunda şehirden aldıkları balık bidonu delinir. Bunun üzerine çocuklar bütün balıkları yan tarafta bulunan su setine atarlar. Sadece tek bir balığı bir poşetin içine koyarak eve dönerler. Çocukların zengin olma hırsı, onların fıtraten temiz olan duygularının getirdiği noktayı gösterir. Mecid Mecidi, bu sahneyle yetişkinlere, mal biriktirme ihtirasının insan ruhunda bozulmayı meydana getirdiğini söylemeye çalışır. Bir anlamda azla yetinmeyi öğütlerken modernliğin eleştirisini yapmayı sürdürür.

Filmin son sahnesinde Kerim ayağı alçıda yatağında yatmaktadır. Pencereden giren minik bir serçe dışarı çıkmaya çalışır. Fakat bunu beceremez. Serçenin bu durumu Kerim’in şehir hayatındaki halini yansıtır. Kent yaşamı, onu adeta bir kafes içinde kıstırmıştır. Bu durum, onun fıtratında değişmeler meydana getirirken kendisi bunların farkında değildir. Serçenin, odanın içindeki durumu özgürlüğünü de elinden almıştır. Kerim tıpkı bu serçe gibi modernitenin hayat tarzına kendini kaptırmış olmasından dolayı özgürlüğü elinden alınan biri olmuştur. Kahramanımız minik serçeye yardım ederek onun dışarı çıkmasını sağlar.

Kerim, devekuşunun kaçmasıyla kendi hayatı üzerine çıktığı yolculukta çeşitli maceralar da yaşayarak tekrar eski hayatına döner. Mecid Mecidi, “Serçelerin Şarkısı” filmiyle müthiş bir modernite eleştirisi yaparken, Kerim karakteriyle, izleyen herkesi hayatıyla ilgili kısa bir yolculuğa çıkartarak, seyirciyi tefekkür etmeye davet eder.

İhsan Yıldırım yazdı

Güncelleme Tarihi: 27 Ekim 2018, 22:51
banner12
YORUM EKLE

banner19