banner17

'Hayır'cılar bu filmi izledi mi?

Darbeler ve diktatörlerle 'eğitilen' ülkelerin yok mu ya Rabb, kafasını dinleyeceği, huzur bulacağı, 'eğitilmeyeceği' sabahı?!

'Hayır'cılar bu filmi izledi mi?

Benim darbem senin diktatörlüğünü döver

Fuga -Bir Kaçışın Günlüğü
(+)

Yine bir 12 Eylül gelecek. Yine darbeler hakkında yazılar yazılacak, sözler söylenecek, ‘kahrolsun’ların bini bir para olacak. Ama iş darbe anayasasını değiştirmeye gelince darbeciler gibi “illa benim anayasam olmalı” denilmeye başlanacak. Hatta diktatörlük anayasası gibi karşımızda duran 1982 Anayasası’nın hafifletilmesi, azıcık açık renge büründürülerek değiştirilmesine dahi tahammül edemeyecek Diyarbakır Cezaevi’nde, Mamak Cezaevi’nde, stadyumlarda toplama kampına çekilmiş mülteciler gibi olmuş insanlar.

Burası tuhaf bir ülke; ‘celladına âşık insanlar memleketi’ de demek mümkün.

1978-1985 yılları arasında Arjantin diktatörlükle yönetilirken, kontrgerilla, milletin anasını ağlatmakla yetinmedi, onbinlerce sivilin de “kaybolmasına” sebep oldu. Kimi garajlar, kimi villalar, kimi çiftlikler sorgu merkezlerine dönüştürüldü. Bu mekânlarda yapılan sorgulamaların hiçbiri yasal değildi. Diktatörler, suçlamak istediklerini önceden bir işkence filtresinden geçirip daha sonra ya cezaevine atıyor ya da bir uçağa bindirip denize döküyordu. Bu, bin yıllardır aynıydı. Afrika’dan insanları kaçırıp Avrupa ve Amerika’ya götüren tacirlerin yanındaki lejyonerler de aynısını yapıyorlardı; güçsüz ve fazlalık olarak gördükleri insanları birbirlerine bağlayarak denize atıyorlardı. Okyanusun derinliklerinde bu mazlum insanların birbirlerine geçmiş kemikleri, günümüz toplu mezarlarından ve bir gün apansız kaybolup daha sonra toplu halde uçaktan denize dökülen insanlardan farklı mı?!

Fuga -Bir Kaçışın Günlüğü
(+)

Diktatörler için suçsuzlar kategorisi yoktur

Fuga (Cronica De Una Fuga-Bir Kaçışın Günlüğü), bir kaçış hikâyesini içinde barındırırken, aslında bize zalimlerin eline güç geçtiğinde neler olabileceğini, hele ki devlet destekli terörün nasıl da sınır tanımayacağını çok acı ve açık bir şekilde gösteriyor.

12 Eylül döneminde hapse girip, daha sonra bir şekilde özgürlüklerine kavuşan insanların anlattıkları arasında kanımı en çok donduran cümle şu olmuştur: “Koğuştan çıkıp ana koridorda yürürken büyük kapının üzerinde bir yazı vardı: Burada Allah yok, peygamber izne çıktı!” Tüm yasalarla alay eden bu cümleler insanın kanını dondurur. Hele ki bu cümleleri evriltip, “Burada Allah benim, yalvar ulan!” diyen gardiyanlarla yüzyüze geliyorsanız, işte duadan başka gidecek kapınız yoktur.

Hiçbir siyasî bağlantısı olmadığı halde, sırf telefon numarasını bilen bir devrimci tarafından ihbar edilen bir üniversite öğrencisi ve amatör futbolcu kendisini bir anda kontrgerillanın sorgu evlerinden birinde buluyor. Burada tanıdığı sadece muhbiri. Diğerleri de en az kendisi kadar “suçsuz!”. Burada ilginç bir nokta var: Suçlular devrimci bir örgüte üye oldukları için suçlu ilan ediliyorlar. Adam öldürdükleri, çaldıkları, tecavüz ettikleri, iftira attıkları, vatana ihanet ettikleri için değil; iktidarda olan “faşistlerin” tam karşısında oldukları için. İsterseniz ölene kadar bir karıncayı incitmeyin; siz “öteki”siniz! Bu sebepten dolayı da suçlusunuz.

Fuga -Bir Kaçışın Günlüğü
(+)

İşkenceyi sesle bastırsanız da…

Claudıo, Guillermo, Gallego ve Vasco’nun hikâyeleri gerçek. Filmde kurgu yok. Her dört tutuklunun 1985 yılında diktatörlük aleyhine şahitlik etmeleri de filmin belgeleri arasında.

Fuga’da insanın kanını donduran bir korkutma, yalana sevk etme, muhbirlik için zorlanma, aşağılama ve işkence var. Gardiyanların güya kural tanırmış gibi yapmaları yanında, hiçbir itiraf alamadıkları tutukluları korku ve geleceğe dair bilinmezlik cenderesinde tuttukları sahneler, belli bir süre sonra sürekli çıplak bırakılmaları, yakalanma aşamasında şahitlerin tutukluları görmezden gelmeleri, yardım etmemeleri… Korkutulmuş, sindirilmiş bir halk filmde çok net bir şekilde gösteriliyor. Elinde silahı olan, “ben devlet için çalışıyorum, bana ‘kötü davranıyorsun’ mu demek istedin?” diyen kişilerin adeta bir tiran gibi dolaştıkları korku sokakları… Hiç kimse o sokaklarda suçlu olmaktan, ‘suçlu’ damgasını yemekten kurtulamaz. (Ne gariptir ki diktatörlerin gücü, yönettikleri halka yeter. Zira, diktatörlük sonrası Falkland Adaları nedeniyle Arjantin ve İngiltere karşı karşıya gelmiş, İngilizler’in iki savaş gemisini gören Arjantin hükümeti geri adım atmıştı. Sadece 2 savaş gemisi! Ezilmiş halkların dramı… Maradona, eliyle İngiltere’ye gol attığında adeta o iki geminin öcü alınmıştı. Ah gelişmekte olan ülkelerimin moral motivasyonu. Tam burada ‘Van Minüt’ havası gelecek radyodan…)

Fuga -Bir Kaçışın Günlüğü
(+)

Ne çok öldük, hem de çok güldük

Türkiye’de 12 Eylül’le ilgili filmlerin çokluğu acaba darbeyi sulandırdı mı? Hayır, asıl sulanan darbeseverlerin beyinleri olsa gerek. Arjantin’deki diktatörlük için onlarca film çekildi. Olimpia Garajı, Fuga belki bunların en vasat olanları. Ama şu önemlidir; darbeye karşı çekilmiş vasat film yoktur. Çünkü darbe vasatın altında bir haldir ve en çok faşizanca davranışların can bulduğu bir devlet terörüdür. Ne kadar “eğer biz gelmeseydik, herkes birbirini kesecekti!” şeklinde beyanatlarla darbeciler bu ülkede kendilerini aziz mertebesine çekedursunlar, darbeseverler 12 Eylül Anayasası ve sıkıyönetim ilanlarını desteklesinler, sonuç şudur: Darbeler gün gelir kendi çocuklarının da başını yerler!

Çünkü darbe muhbirliklerin, gammazlamaların, adam satma ve harcamaların, ihbarın altın değerinde olduğu bir bumerangdır ki; sokaktaki simitçiyi şu örgütten, bu örgütten diye tutuklayıp ahını alanlar eninde sonunda o ahın pençesinde boğulup gideler.

Fuga, çırılçıplak bir kaçış hikâyesi; insanlığı emir komuta altında inletmek isteyenlerden daha özgür bir dünyaya tüm elbiselerinden, renklerinden arınıp, yağmurlu bir günde kaçma hikâyesidir.

Not: Filmin çok kritik yerinde Maradona bile var. Gardiyanlar da tutuklular da aynı gol için seviniyorlar ama diktatör kendi kalesine çoktan golünü atmıştı!

 

Zeki Bulduk, darbe anayasalarının değişmesini istemeyen işkence mağdurlarına film önermeye devam edecek

Güncelleme Tarihi: 23 Ağustos 2010, 18:17
YORUM EKLE
YORUMLAR
Ayşegül Uçurum
Ayşegül Uçurum - 8 yıl Önce

Yolun açık olsun Zeki Bulduk, kalemine kuvvet.

banner8

banner20