banner17

Gazze için ne lazım?

Alberto Arce ve Muhammed Rucailah bir Gazze belgeseliyle 10 Ocaktan beridir dünya turundalar. Peki bu belgesel neyi işliyor?

Gazze için ne lazım?

Orta Doğu’nun mütemadiyen kanayan yarası Filistin’in aynı anda hem en sıcak hem de en soğuk olan noktası, Gazze üzerine, kuşatmadan katliama Gazze gerçeğini, sıradışı şartlara mahkûm edilmiş sıradan insanların bu sıradışı şartlar altındaki sıradan günlük yaşamlarını önümüze tüm çıplaklığı ile koyan, Alberto Arce ve Muhammed Rucailah’ın yönetmenliğini yaptığı, Aralık 2008-Ocak 2009 arasında Gazze’de yaşanmış olan katliamı 21 gün boyunca gözlemlemiş olan, özgün ve özgür bir sanat ve mücadele eseri: To Shoot an Elephant (“Bir Fili Vurmak”).

Film adını Batılı usta kalem George Orwell’ın Batı’nın gözüyle Doğu eleştirisi yaptığı muhteşem anti-emperyalist denemesi “Shooting an Elephant”tan alıyor, Batı’nın dünkü emperyalist bakış açısının form değiştirdiği, etnisite değiştirdiğini fakat içerik değiştirmediğini Gazze gerçeği ile ortaya koyuyor.

Kuşatma altında yaşam...

Filmin ilk bölümleri kuşatmayı ve daha da önemlisi kuşatma altındaki yaşamı ele alıyor.Kuşatma sebebiyle yardım sokulması imkânsızlaşan, ekonomisi iflâs etmiş olan şehrin durgunluğu filmin girişinde yer alan şehir kareleriyle iyice gözler önüne seriliyor. Filmin sonraki karelerinde gördüğümüz katliam ve saldırı anındaki hız ile bu anlardaki durgunluğu karşılaştırdığında, Gazze’nin sadece mekânsal olarak değil zamansal olarak da ne kadar büyük bir kaosun ortasına düştüğünü aşikâr kılıyor.

To Shoot an Elephant
(+)

Kuşatmaya, tüm zorluklara rağmen hayat devam ediyor: kuşatma altında tarım ile uğraşmaya çalışan çiftçi tarlasında mermiler havada uçuşmaya başladığında saklanmak için açtığı deliği gösteriyor; sıra dışı olanla sıradan olan yine olabilecek en garip şekilde birleşiyor.

Katliama tanıklık...

“Belgesel” sözcüğüne yeni bir anlam katıyor “To Shoot an Elephant”, “belgeleme”nin ötesine gidiyor, “tanıklık” ediyor: katliamın tüm korkunçluğuna, tüm çıplaklığıyla şahit oluyor... evlerinin etrafında oynarken ölen çocuklar, “nokta atışı” olduğu iddia edilen hava saldırılarında bombalanan oyun parkları, insanlarla dolup taşan morglar, ölü çocuklarının başında ağlayan ana babalar, göçmüş binaların altından insan kurtarma çabaları... katliamın tecessümü kan ve göz yaşı, film boyunca ortak olan, bir türlü dinmeyen bu ikisi: kan ve göz yaşı.

Filmde Gazze fotoğraflarını yayım için göndermeye uğraşan gönüllünün yaptığı bir konuşmada geçen “ölü mü uydurayım?” lafı insanın kanını donduruyor ve Filistin’deki kan ve gözyaşının yeni bir boyutunu da ortaya koyuyor: en aşırı katliama aldırış etmeyen bir taraf ile Filistinlilerin acılarına, dramlarına bakıp bakıp ağlamayı fakat ötesinde bir şey yapmamayı fetiş hâline getirmiş bir başka taraf. Filistinlilerin değeri, ölen çocuklarının sayısı ile ölçülüyor neredeyse; ne kadar çok çocuk ölürse o kadar ilgi görüyorlar, piyasa fiyatları kanları ve ızdırapları... Özgün ve içten tanıklığı ile film bu fetişizmin ötesine geçtiği için belki de daha değerli gazetelerde gördüğümüz fotoğraflardan, şiirlerden, sloganlardan; Filistin’i anlatışı daha doğru, daha içten, daha yakin.

To Shoot an Elephant
(+)

Onurlu insanlar...

Gerek filmi çekmek için gitmiş olan ekip olsun, gerekse diğer birçok başka Batılı, Doğulu aktivist, rahat yataklarından kalkıp Gazze’ye gelmişler, tanıklık yapabilmek adına. Eğer sanıyorsanız tüm o dramın karşısında hiçbir şey yapmayıp boş boş bakan kameralar gibiler; yanılıyorsunuz – ellerinden geldiği kadar oradaki kurtarma faaliyetlerine yardımcı oluyorlar, tam anlamıyla “aktivist”ler.

Film ekibi diğer bazı aktivistlerle birlikte ambulanslar ve ilk yardım görevlileriyle birlikte kalmayı yeğlemiş. Bu seçimlerini açıklarken ambulansların, ilk yardım görevlilerinin özel konumuna dikkat çekiyorlar: belirli bir ordunun yanına katılarak savaşları haber eden gazetecilerin tersine, ana amacı insanlara yardımcı olmak olan ve sivillerin yaşadığı dramı en yakından gören bu onurlu kişilerin yanında olmanın, onların konumları ve deneyimlerinin daha dürüst, daha anlamlı olması sebebiyle daha uygun olacağına inanıyorlar. Nitekim bu şekilde İsrailli otoritelerin iddialarının aksine doğrudan ambulansları ve yardım görevlilerini hedef alan saldırıları, hastanelerin bombalanmasını, fosfor bombalarını, BM’nin paralarıyla alınmış olan un ve ilaçla dolu BM depolarının bombalanışını da birinci elden görme, yaşama ve dolayısıyla belgeleme imkânı bulmuşlar. Tabii çektikleri görüntüler bu tartışmaların yapıldığı uluslararası haber kanallarına “nedense” bir türlü çıkamıyor.

To Shoot an ElephantKurtlar Vadisi replikleriyle ol(a)maz!

Filmi Filistin’e dair diğer filmlerden öte kılan, insanı alıp oraya o konuma bir ölçüde sokabilmesi. Ambulans görevlileri konuşurken, onların yüzlerine bakan kamera değil de sanki sizsiniz ve aniden bombalandığında hastane, o ani gürültüyle siz de irkiliyorsunuz. İnsanın sadece oturduğu yerden bu filmin aracılığıyla yaşadığı panik, ürkeklik insanın içini ayrı bir dağlıyor: Gerçeğin tanıklığına tanıklık böyle bir deneyimse, gerçeğe tanıklık nasıl bir deneyimdir? Ölçülebilir mi? Yaralı ve ölü verilerine hapsedilebilir mi? Yaşarken, yürürken, yemek yerken öleceklerini bilen, ölmeyi bekleyen insanların ruh hâlini hangi aksiyon filmi yansıtabilir? Ateş altında evlerinden barklarından göçmek zorunda kalan insanların yüreklerindeki korkuyu hangi Kurtlar Vadisi repliği giderebilir?

Gazze’nin özgürlüğü için özgür sanat...

Filmin en faydalı noktalarından birisi de Creative Commons lisansı ile lisanslanmış olması: filmin her türlü dağıtımı, çevirisi, ve diğer sanat çalışmalarında kullanılması, kâr amacı güdülmediği,  filmin yapımcılarına atıfta bulunulduğu, ve yine aynı özgür lisans ile lisanslandığı sürece serbest. Ek olarak filmin arkasındaki ekip filmin uluslararsı serbest gösterimlerini de yasaklamayı bırakın, teşvik ediyor zira filmin amacı belli: özgür bir Gazze için Gazze’yi tüm çıplaklığı ile herkese sunmak – işte bunun için seçilen sanat formu da özgür olmuş, olmalı.

İşte Belgesel:

(Belgesel 113 dakika, ilk yükleme bir kaç dakika sürebilir)

 

İzlerken tıkanıklık yaşayanlar için direkt link 

Kübra Özgüven Gazze’ye özgürlük diledi

Güncelleme Tarihi: 19 Nisan 2010, 19:07
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
salih
salih - 9 yıl Önce

abi videoları nasıl indiriryoruz ya...bizahmet yardımcı olsan

hercaist
hercaist - 9 yıl Önce

bilgi paylaşımı için çok teşekkürler, şayet bunu kaçırsaydım büyük bir kayıp olurdu. son zamanların en iyi haberi diyorum, vesselam..

banner8

banner19

banner20