Film sessiz olmak zorunda mı?

Edebiyatla sinemanın içsel bağının konuşulduğu programın bu ay ki konuğu: Tarık Tufan

Film sessiz olmak zorunda mı?

Her ay çok değerli konu ve konuklara ev sahipliği yapan Atatürk Kitaplığının bu haftaki konuğu Tarık Tufan’dı. Edebiyat Düşündeki Perdeler ismiyle düzenlenen programın sunuculuğunu Esra Kartal üstlendi. 26 Ocak Çarşamba günü 18:30’da düzenlenen programa katılım büyüktü. Havanın soğuk olmasına rağmen gelen konuklar, samimi bir söyleşiye ve sinemanın edebiyatla olan bağına tanık oldular

23801
(+)

Söyleşide neler oldu?

Söyleşinin ana konusu, sinema ve edebiyatın birbiriyle olan ilintisiydi. Esra Kartal, dunyabizim’de Tarık Tufan ile yapılan en son söyleşiden yola çıkarak sinemayla nasıl bir ilgisinin olduğunu anlatmasını istedi. Tarık Tufan, Kekeme Çocuklar Korosu adlı kitabında anlattığı gibi babasıyla gittiği yazlık sinemaları, o sinemalarda defalarca uyuyakaldığını, çoğu kez evden uzaklaşmak için sinemaya gittiğini söyledi. İlk okuduğu kitabı kuzeninin hediye ettiği Martı kitabı olduğunu belirterek, kitapsız bir evde büyümesine rağmen kitaplara duyduğu sevgiyi anlattı. Aslında burada ‘kitap bulamayıp okuyamıyoruz, kitapsız yerde büyüdük’ diyenlere ince bir gönderme vardı. Programın başı Tarık Tufan’ın çocukluk yıllarından gençlik yıllarına doğru ne tür okumalar yapıp, yazmaya nasıl başladığını anlatmasıyla sürdü.

Konuklardan gelen soruları da cevaplayan, konuklarla konu üzerine tartışan Tarık Tufan Türkiye’de sinema filmi çekmenin zorluklarına dikkat çekti. Bu alanda büyük boşlukların olduğu, konu sıkıntısının yaşanmamasına rağmen sponsor bulmakta çok zorlandıklarını, yapımcıların sadece reyting getiren ticari filmler yapmak istediklerini söyledi.

23802
Tarık Tufan, Esra Kartal

Yozgat Blue’s geliyor

Konuklardan birinin yeni sinema projeniz var mı sorusu üzerine Tufan; Yozgat Blue’s isimli bir senaryosunun yeni bittiğini söyledi. Yapımcılarla bu film üzerine görüşmekte olduğunu, ancak az önce bahsettiğimiz sponsor bulma sıkıntısının yaşandığını, yapımcıların bu türlü taşra filmlerini yapmak istemediklerini belirtti.

Konu romanlardan uyarlanan sinema filmlerine geldiğinde ise, İhsan Oktay’ın romanlarını sinemaya uyarlanmanın çok zor olduğu, çok maliyet gerektirdiğini belirterek, romanların sinemaya uyarlanmasını sıkıntılı bulduğunu belirtti. Esra Kartal’ın hangi romanı sinemaya uyarlamak isterdiniz sorusunu da hiç böyle bir işe kalkışmayacağını söyleyerek yanıtladı.

Esra Kartal
Esra Kartal

Şiirin filmi çekilir mi?

Gelecek yılların sadece görselliğe gittiği tehlikesine dikkat çekilen programda, edebiyatın sinemaya kattığı değer de tartışıldı. Acaba edebi film demek, sırf konuşmadan ibaret olan sıkıcı filmler miydi? Bir şiirden yola çıkarak bir film çekilebilir miydi? Tarık Tufan, Edip Cansever’in bir şiirinden verdiği örnekle bu türlü filmlerin çekiminin sadece yönetmenin yeteneğine bağlı olduğuna değindi. Yıllar önce çekilen Çağrı filminin muhteşemliğine de dikkat çeken Tufan, ana karakterin olmadığı, ana karakterin konuşmadığı ve bu karakterin yakınındaki tüm kişilerin de gösterilmediği bir filmi çekmenin çok zor olmasına rağmen, böyle bir filmin muhteşem şekilde çekildiğine dikkat ederek; edebiyatın sinemayla olan bağının çok kuvvetli olduğunu söyledi.

Program konuklara ve Kültür A.Ş’ye teşekkür ederek sonlandı.

 

Orhan Özekinci gitti, yazdı.

Güncelleme Tarihi: 03 Şubat 2011, 15:42
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26