banner17

Duygu açısından obez bir film, Müslüm filmi

Türkiye’de gerçek anlamıyla popülist bir sanattan bahsedeceksek Müslüm Gürses adını en başta anmamız gerekiyor. Müslüm Gürses’in hayat hikâyesini konu edinen Müslüm filminin gösterimleri devam ediyor. Serdar Arslan filmi değerlendirdi.

Duygu açısından obez bir film, Müslüm filmi

Filmin yapımcılığını 2017 yılının en çok izlenen filmlerinden olan Ayla’nın yapımcısı Mustafa Uslu, yönetmenliğini ise yine aynı filmin yönetmeni Can Ulkay ile Ketche müstearını kullanan Hakan Kırkavaç üstlenmiş. Film, ana akım sinema pratiklerine uygun olarak tasarlanmış bir yapım. Yani filmi yapanların gözettiği temel nokta, mümkün olduğunca çok sayıda seyirciye ulaşmak. Bu anlamda filmin yönetmenlerinden Hakan Kırkavaç’ın reklam yönetmeni olmasına şaşmamak gerek. Filmin gösterime girdiği ilk üç günde altı yüz bin izlenmesi ve on günlük sürede de iki milyona yakın bir izlenme sayısına ulaşması uygulanan formülünün sonuç verdiğini gösteriyor.

Duygu manipülasyonu ve sinema

Ana akım sinemanın üzerine temellendiği klasik film dilini iyi bir şekilde çözümlemeden diğer anlatı türlerinin çok iyi başarılamayacağı kanaatindeyim. Hatta klasik sinemanın kendi kulvarında bir an önce yeterli olgunluğa ulaşmasının gereğine inananlardanım. Bu anlamıyla “vizyon filmi mi, uzak olsun benden” gibi üstten bir bakışı kabul etmiyorum. Müslüm filmini de filmin, klasik anlatı imkânlarını ne derece kullanabildiği sorusuna cevap arayarak izledim.

Klasik sinema, en özet haliyle duygu manipülasyonu üzerinden seyirciyi karakterle özdeşleştiren ve seyircinin karakterin yolculuğuna eşlik etmesine çalışan bir anlatı biçimini ifade eder. Film bütün planlarını duygulara göre yapar.

Bir film nasıl obezleşir?

Müslüm Gürses’in; çocukluğundaki yoksulluğu, babasının annesi ve kardeşine yapmış olduğu fenalık, hayattaki tek dayanağı olan diğer kardeşinin ölümü, kendisinin geçirdiği kaza, öldü diye morga kaldırılıp son anda ölmediğinin fark edilmesi, kalan yaşamını alnındaki platinle ve tek kulağı sağır şekilde sürdürmesi, kendisinden 21 yaş büyük Muhterem Nur’la evliliği gibi birçok detayla güçlenen bir hikâyesi var. Böylesi güçlü bir hikâyenin uyandıracağı duygular da şüphesiz güçlü olacaktır. Böylesi bir durumda sadece hikâyeye odaklanmak bile ana akım seyircisini cezbedecek bir filmin varlığı için yeterlidir. Ne var ki Müslüm filminde hikâyenin kendisindeki duyguların açığa çıkarılmasıyla yetinilmediğini görüyoruz. Filmin neredeyse her sahnesinin müzik ve kullanılan çekim teknikleri ile duygusal anlamda güçlendirildiğini görüyoruz. Bu takviyelerin duygusal anlamda filmi obezleştirdiğini ve zaman zaman hikâyenin ortadan kalkıp sadece duygunun kaldığına şahit oluyoruz. Filmin ilk bölümünde abartılı duygu manipülasyonunun çok daha bariz şekilde yapıldığını görüyoruz. Bu bölümleri reklam yönetmeni Ketche çekmiş. Daha sonra filmin yönetimini üstlenen Can Ulkay’ın yönettiği bölümlerde sahnelerin duygusal yükü daha dengeli. Fakat toplamda duygusal anlamda hayli obez bir filmle karşı karşıyayız.

Güçlü konu, silik tema

Müslüm filmi, klasik anlatı kodlarını oldukça güçlü gerçek bir hikâyeye uygularken doz ayarlamasını iyi yapamadığından zayıflıyor. Filmin duygu manipülasyonunda gitmiş olduğu aşırılık, filmi tema anlamında da silikleştiriyor. Seyirciyi aşırı duygusal bir hale sokan hikâye toplamda hiçbir temaya bağlanmıyor. Müslüm Gürses’in müzik yahut sosyoloji anlamında nereye konacağına dair hiçbir okuma yapılamıyor filmde. Konu olarak güçlü bir film, tema olarak oldukça zayıf bir hal alıyor böylece. Filmdeki Yunus Emre motifi, yaşama karşı dervişane bir hal içinde olmak gibi unsurlar da derinleşip hikâyenin geneline yayılamıyor. Bu kadar iniş çıkışlarla dolu bir hikâye, insani anlamda da bir sonucu öne çıkarmıyor.

Serdar Arslan

Güncelleme Tarihi: 05 Kasım 2018, 09:37
YORUM EKLE
YORUMLAR
esma kaya
esma kaya - 2 hafta Önce

bence bu kadar olumsuz eleştiri fazla olmuş. Müzikal bir film tadında da denebilirdi oysa ki. Ayrıca sadece duygusal bir film değil, onun kişiliğini, ahlakî yönlerini de anlatan bir filmdi. Geniş çerçevede bakılmalıydı diye düşünüyorum

derviş kahya
derviş kahya - 2 hafta Önce

İyi film üç vakit sonrasına kalan filmdir. Bunu da zaman gösterecek. Ama para kazanma önceliğinin ön plana çıktığı hiç bir filmde yarına kalmayacağı kesindir..

banner8

banner19

banner20