banner17

'Çocuk özgür yetişsin' düşüncesi doğru mu?

Batı'da ve Kore sinemasında pedofili, çocuk kaçırma temaları üzerine birçok film var. İslam Gemici, meselenin önemine binaen, bu filmlere mercek tutmaya devam ediyor..

'Çocuk özgür yetişsin' düşüncesi doğru mu?

"Pedofiller, fırsat bulduğunda suçunu tekrarlayacağı için, hastanın ikinci kere suç işlemesini beklemek doğru değildir. İkinci bir çocuğun kurban edilmesini beklemektense, bu suçluların toplumdan tecrit edilmesi en iyi çözümdür. Çünkü pedofili, hem suç hem de cezaî indirimi olmaması gereken bir hastalıktır. Hiç bir sağlıklı ruh hali, pedofil yani sübyancı gibi bir eğilim gösteremez. Tedavisi çok zor olan bir sapkınlıktır. Her pedofili suçlusuna taciz, tecavüz ve şiddet durumuna göre en ağır cezalar verilmesi gerek."

Yukarıdaki cümleler konunun uzmanı, nöropsikiyatrist Doktor Mehmet Yavuz'a ait ve bu sözlerin yer aldığı röportaj da yeni değil, 2011 senesine ait... Yazıya neden böyle başladığımı az - çok tahmin edeceksiniz. Son aylarda memleketimizde işlenen çocuk kaçırma ve cinayetleri, bu hususla alakalı seyrettiğim filmleri hatırlattı.

İnsanlıktan çıkmış olan iki ayaklılar

Tıp mütehassıslarının ifadesine göre, ergenlik dönemi öncesi çocuklara karşı geliştirilmiş yoğun ve tekrarlayıcı cinsî arzu ve fantezi olarak tanımlanan, kibar ismi de pedofili olan sübyancılık ruhî bir hastalıktır. Pedofili hastası kişi, zor kullanmaz. Masum dokunuş ve yaklaşmalarla çocuğu kendisine alıştırır. İstismara uğradığını, çocuk önceleri fark etmez bile... Bir müddet sonra anne ve babasından gizlenmesi lazım gelen, kimseye söylenmemesi gereken oyunlara döner. Çocuk büyümeye başlayıp cinsellikle tanıştığında, cinsî olaylar hakkında bilgi sahibi olmaya başladıkça istismara uğradığının farkına varır. Bu farkına varış da, küçük yaşta istismara uğrayan şahısların, ergenlik civarı bilgilenme sürecinde çocuk iken başına ne geldiğini anlayıp, o yaştan sonra sinir krizi geçirmesine sebep olur.

Berbat bir bilgi daha: Sübyancılar umumiyetle yakın akraba çocuklarını istismar ediyorlar. Pedofil kişiler büyük oranda akraba, komşu ve çocuğun yakınında olan, itimat ettiği kimseler olabiliyor.

Bu mevzularla ilgili Batı ve Kore sinemasında o kadar çok film yapılmış ki, aradan ancak birkaçını seçebildim. Fazlası konuyu dağıtabilirdi.

Güney Kore'den “Montaj”

Yönetmen ve senaryo yazarının aynı şahıs olduğu (Jeong Geun-Seop), başrolünde de daha önce başka polisiyelerde seyrettiğim Sang-kyung Kim adlı oyuncunun inatçı dedektif rolünde oynadığı 2013 yapımı "Montaj - Montage - Mong ta joo" baştan sona kadar merak dolu pedofilik bir film.

Senaryo biraz karışık gibi görünse de, finalde bütün taşların yerine oturmasıyla seyircinin rahatladığı film, oyuncuların kusursuz performansı sayesinde beğenilirken, öte yandan yürek parçalayıcı bir dramı anlatıyor: 15 sene önce, iz bırakmadan kaçırılmış çocuk vak'ası, Kore kanunlarına göre, zaman aşımına uğramak üzeredir. Sürenin tükenmesine 5 gün kala, meçhul bir şahıs, olay mahalline bir çiçek bırakıyor ve birkaç gün sonra da, aynı metod kullanılarak bir çocuk kaçırma olayı daha yaşanıyor. Torunu kaçırılan dede, 15 yıl evvel çocuğu kaçırılmış olan anne ve vicdan azabı çeken polis dedektifi, zaman aşımı olmadan önce bu esrarengiz hadiseyi çözmeye çalışıyorlar.

Dakikalar ilerledikçe, dedektif seyirci olarak olayı ben çözmeye çalıştım ancak aklıma gelen ne kadar ihtimal varsa, hepsi boş çıktı ve sürpriz bir finalle resmen ters köşeye yattım.

İspanyol annenin ümitsiz gayreti

Türkçe anlamı "demir" olan "Hierro" ismindeki İspanya yapımı filme bizim memlekette "Kâbuslar Adası" adını layık görmüşler. Senaryosu Jesus de la Vega ve Javier Gullón'a, yönetmenliği de Gabe Ibáñez'e ait olan bu asap bozucu filmin başrolünde Elena Anaya isimli kadın oyuncu var.

Birçok filmde olduğu gibi, bunda da yalnız yaşayan bir anne ve küçük yaştaki çocuğu (modern zaman kadınları, evlat yetiştirmek için artık bir erkeğe ihtiyaç duymadıkları için) arabalı vapurla bir adaya seyahat etmekteler. Niye gittiklerinin bir önemi yok. Anne ve sevimli oğlu feribottalar... Kış mevsimi olduğundan, fazla yolcu da bulunmuyor. Çocuk koltukların arasında koşturup oynarken, ortadan kayboluyor. Anne, aramasına rağmen çocuğunu bir türlü bulamıyor. Polis filan derken, aradan epey bir müddet geçiyor. Bu arada kadına yaklaşmak isteyen bir dedektif de olaya dâhil oluyor fakat bütün çabalara rağmen, çocuk bulunamıyor.

Filmi izlerken sinirlerim o denli bozulmuştu ki, şimdi düşünüyorum da, finalini bile hatırlamıyorum. Şunu da tekrar etmekte -kendi adıma- fayda var: Bu filmi seyrederken, o minicik oğlunu kaybeden anneye duyduğum öfkeyi anlatmaya kelimeler yetersiz kaldı. Film olduğunu bilmeme rağmen, yaşanmış o kadar çok benzer hadise var ki, insanın çileden çıkmaması işten bile değildi.

İki yönetmen, bir belgesel

Orijinal ismi "Paradise Lost: The Child Murders at Robin Hood Hills" olan ve 1996 yılı ABD yapımı belgeselin yönetmenleri Joe Berlinger ve Bruce Sinofsky...

Batı Memphis'de 3 çocuğun şeytana tapanlar tarafından canice öldürülmesi hadisesini anlatan ilk bölümden sonra, 2000 yılında "Revelations - Vahiyler" isimli ikinci ve 2011'de de "Purgatory - Araf" adlı son bölümünü hazırlamışlar. Türkçe altyazısı ve dublajı olmadığından, seyredemediğim bu üçleme belgesel yine pedofil katiller üzerine odaklanıyor.

2013 Amerikan yapımı “Prisoners” filmi

Ünlü yönetmen Denis Villeneuve'nin, meşhur oyunculardan kurulu (Hugh Jackman, Jack Gyllenhaal, Terrence Howard, Paul Dano) bu filmi de yine kaçırılan çocuklar meselesini ele alıyor. Meraktan ve hırstan hop oturup hop kalktığımız filmde, polisin bütün araştırmalarına rağmen neticeye ulaşamaması üzerine kızı kaçırılan öfkeli babanın (Hugh Jackman) çaresizce etrafa saldırması ön plana çıkıyor. İki kızı bulmak için çırpınan baba, bir müddet sonra doğal olarak zıvanadan çıkıp, herşeyi yapar hale geliyor.

Filmin uzun olması gözünüzü korkutmasın, seyrettikçe ve birşeyleri idrak ettikçe sürenin bir önemi de kalmıyor. Şahsen filmi bitirince, uzunluğuna rağmen, geçen vaktin buna değdiğini anladım.

Finale doğru da şu soru açıkça seyirciye soruluyor: Adaleti aramakla suçlu olmak arasındaki sınır nedir ve bu hududu geçtiğini anlayınca ne yaparsın?

Çocuk özgür yetişsin”!?

Aslında Japon yönetmen Takashi Miike'nin yine 2013 senesi yapımı "Katil Avı - Shield of Straw - Wara No Tate" filminden bahsederek yazıyı noktalamak istiyordum. Fakat bu film, olaya öyle farklı bir açıdan yaklaşıyor ki, ne düşüneceğinizi şaşırıp, kendinizle resmen ahlâk ve vicdan savaşı yapıyorsunuz. Ayrıca, konu hem beni yordu hem de birkaç cümle daha yazmak istiyorum.

Çocuklarına sahip çıkmayan vurdumduymaz anne ve babalara gündelik hayat içerisinde pek çok defa tesadüf ediyoruz. Bu tiplere rastgeldiğimde ister istemez öfkeleniyorum. Bazen söz ile müdahaleye teşebbüs ettiğimde de savunma hazır: Çocuk özgür yetişsin...

İyi güzel, çocuk özgür yetişsin de, sonradan pişman olunacak durumlarla karşılaşıldığında da kimse feryat etmesin. Bu istenmeyen durumlardan en başta geleni de, çocuğun ortadan kaybolması veya çalınması... Çocuk ortadan yok olduktan sonra da bu tip ebeveynlerin -kendilerinin suçu yokmuş gibi- ortalığı velveleye verip, başkalarını hatta hükümeti bile suçladıklarına şahit oldum. Hâlbuki bahsettiğim bu ebeveynler, fırtına kopmadan önce tedbir alsalar da, ne kendileri üzülse, ne de başkalarını üzmeseler güzel olmaz mı?

Kaçırılan veya öldürülen çocuklara çok üzülüp acıyorum ama -hepsine olmamak kaydıyla- bazı umursamaz ebeveynlere hayır. Bu durumun sebebini de ben değil, 2007 yılı yapımı "Yedi Gün - Seven Days" filmindeki kaçırılan Koreli küçük kız açıklasın:

Başarılı ve yalnız yaşayan kadın avukatın çocuğu, annesinin arkadaşına telefon edip "benimle oynamaya gelir misin? Çünkü annem devamlı olarak meşgul. Benimle ilgilenmeye vakti yok" diyor.

Modern hayatın modern anneleri sürekli olarak meşguller... Çocuklar da bakıcıya emanet. İşte size günümüz dünyasından ibret dolu bir manzara...

Türk sineması diye bilinen ucubenin de, ucuz aşk filmleri çekmekten bir gün bıkıp, sosyal içerikli film yapımına başlamasını hasretle bekliyoruz.

 

İslam Gemici filmleri seyretti ve yazdı

Güncelleme Tarihi: 23 Nisan 2014, 16:51
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20