Çağan Irmak'tan Melez Bir Melodram: Çocuklar Sana Emanet

Çağan Irmak melodramlarının son örneği Çocuklar Sana Emanet, bu hafta vizyona girdi. Serdar Arslan film hakkında yazdı.

Çağan Irmak'tan Melez Bir Melodram: Çocuklar Sana Emanet

Türk Sineması’nın klasik dönemine damga vuran filmler, melodram kalıpları içerisinde çekilmiş yapımlardır genelde. Hem sayısal anlamda hem de çekilen filmlerin muhteva ve anlatımı anlamında, tutarlılıkla melodram kalıplarının kullanıldığı yıllar 60’lardır. Film dilinin olgunlaşmasına bağlı olarak daha sonra melodram türünde niceliksel azalmalar görülse de kimi yönetmenler film anlatısını melodram yapısında kurmaya devam ediyor. Son dönem Türk Sineması’nda melodram kalıplarında film yapmayı sürdüren yönetmenlerin başında şüphesiz Çağan Irmak geliyor. Yeşilçam melodramlarına göre klişe anlatı kalıplarından sıyrılmayı başarmış, konuları açısından kısmen daha özgün Çağan Irmak melodramlarının başka bir özelliği de diğer türlerin sınırlarında geziyor oluşları.

Çağan Irmak filmografisinin kesişiminde bir film

Bu hafta vizyona giren Çağan Irmak’ın son filmi Çocuklar Sana Emanet; melodram yapısını kullanmanın yanında, gerilim hatta korku filmi sınırlarında gezinen, zaman zaman o sınırları aşıp o türe yerleşen, bir yönüyle de fantastik bir hal alan melez bir yapı ile karşımıza çıkıyor. Film duygusunun abartılı anlatı unsurları ile güçlendirildiği, paradoksal biçimde filmin zayıfladığı melodramların son örneği Irmak’ın filmi.

“Çocuklar Sana Emanet”, Çağan Irmak filmografisinin kesişiminde bir yapım. “Issız Adam”, “Babam ve Oğlum”, “Kâbuslar Evi” filmlerindekine benzer bir karakter karşımıza çıkıyor filmde. Başarılı ve daha seçkin bir mesleği icra eden bir -iç mimar- karakterin hikayesi. Bu karaktere “Prenses’in Uykusu” ile “Ulak”taki masalsılık ve “Karanlıktakiler” ile “Kabuslar Evi”ndeki gerilim atmosferi eşlik ediyor.

Irmak bu anlamda kendi sinema geleneğinden yararlanmayı bilen bir yönetmen şüphesiz. Fakat bu tavır avantaj olduğu kadar bir dezavantaja da dönüyor aynı zamanda. Yönetmenin sinemasını olumsuz etkileyen ve muhtemelen farkında olmadığı kimi durumlar tekrar etmiş oluyor: Teatral oyunculukları ile melodramatik anlatıyı güçlendirseler de filmin gücünü zayıflatan oyuncuları tercih ediyor oluşu, müzik kullanımı, olayın çözüm anında bir büyük gösteriye dönen abartılı sahnelemeler (Babam ve Oğlum’da Çetin Tekindor’un kendisini suçladığı ve bir tür şok hali yaşadığı sahne - Çocuklar Sana Emanet’te Zişan Ana’nın öte taraftan gelen yaratığı alt ettiği sahne)…

Mitik olanı tercih etmek

Çağan Irmak sinemasında göze çarpan ve asıl üzerinde durulması gereken nokta ise yönetmenin geleneksel olana bakışı bana kalırsa. Çağan Irmak’ın bu noktada bir kafa karışıklığı yaşadığını, öte tarafı ve o taraftan gelen yahut o tarafa ait olan yaratıkları tanımlarken dini literatürü kullanmaya dilinin bir türlü varmadığını düşünüyorum. “Çocuklar Sana Emanet” filminde yer yer geçen ve görünmeyen âlem, öte taraf gibi ifadelerle yapılan tanımlamaların ahiret ifadesinin alternatifi olarak kullanıldığı aşikâr. Bu, yönetmenin tercihi şüphesiz.

Fakat film sanatının, üzerine basılan toprağın yaşayan kodları ile istenmese dahi ilişki kurduğu gerçeği var. Film yönetmenin olsa da seyircisinin kim olacağı yönetmenin iradesi dışındadır. Ve seyirci gayet tabi kendi geleneğinden konuşan bir dili filmden talep edebilir.

Irmak ise bu talebe, filmlerinin söz merkezli olması ve geleneksel birçok öğeyi barındırması ile çok rahat cevap verecekken bundan uzak duruyor. Böylece, ahiret, tanımsız bir öte mekâna; ölüler, bu dünya ile irtibatlı parapsikolojik, zaman zaman fantastik varlıklara; manevi ritüeller ise mitik bir dansa dönüşüyor. Son filmi Çocuklar Sana Emanet’te türler anlamındaki melezliğe, geleneksel olanı mitik bir yitiğe çeviren bu tür bir arada kalmış melezlik de ekleniyor.

 

Serdar Arslan

Güncelleme Tarihi: 24 Mart 2018, 15:54
YORUM EKLE

banner19