Bu Ülkenin programı

Bir süredir Ülke Tv'de üç genç arkadaş, epey farklı bir programla zihnimizi açan şeyler söylüyor.

Bu Ülkenin programı

Toparlanıp Gelen Bir Program: Meksika Sınırı

 

Yeni bir televizyon dili gelişiyor. Aslında bu yeni dil"in hayatın bütün alanlarına yayıldığını iddia etmek mümkün. Bence bu dil"in en belirgin özelliği 70"ler ve 80"leri soluklayan kuşakların argümanlarından farklı olmasıdır. O yıllarda kuşkusuz sosyolojik bir karşılığı da olacak şekilde tepkisel ve belki arızi, ütopyacı, protest bir söylem, üretilen her sözü merkezinde toplayacak gizil güce sahipti. Bu gizillik edebi ürüne, sanatsal yaklaşıma ve dolayısı ile siyasal söyleme merkez"in ürettiği paradigmaya her ne olursa olsun karşı durmak ve kendisini onun dışında göreceli bir otonom alanda tanımlamak üzerine de kuruluydu bir bakıma.

 

Bunu söylerken geleneksel kodlarından kopartılmış ve modernleşme sürecinde ötekileştirilmiş, çevre"ye hapsedilmiş ve orada kalmasına çalışılmış bir toplumsal katmanın da psiko-sosyal kalıplarını anlamanın çözümleme yaparken yararlı olacağını akılda tutmak gerekli. Bahsettiğimiz katmanın aynı zamanda ekonomik, siyasal, basın ve hatta kültürel enstrümanlardan büyük oranda yoksun olduğunu da…

 

Ama artık özellikle 80 sonrasının farklılaşan bir sosyolojik okuması mevzu bahis. Çevre"nin yerli çocukları merkez"e doğru yürüdükçe hem ekonomik, hem siyasal, hem basın (yazılı ve görsel basın) ve hem de kültürel enstrümanları belirleyen yeni bir dil oluşturarak, toparlanıp geliyorlar bana göre.

 

İşte bahsettiğim yerli çocukların bir kısmı son yıllarda temsil ettikleri kuşağın da her anlamda ciddi özgüven kazanması ile beraber eli yüzü düzgün ve nitelikli yapımlara imza atıyorlar. Televizyonculuk alanında geçmiş bazı olumsuz tecrübelerden sonra kuşkusuz bu, dünyayı yakın eyleyen kutu"ya yüklenen anlam ve bu kutudan beklenen şeyler hususunda sanırım artık kafaların da daha net olması ile ilgili.

 

Uzun bir süredir Ülke Tv"de herkesin dikkatini çeken üç genç arkadaş belki Türkiye"ye ait televizyonculuk geleneğinden (yani böyle bir gelenekten bahis açılabilir mi onu da çok bilemiyorum açıkçası) epey farklı bir programla zihnimizi açan şeyler söylüyorlar.

Programın içeriği aslında bana bir ara 90"ların ortalarında Dergâh yayınlarının çıkardığı Ülke dergisini hatırlatmıyor değil. Belki de buradan esinlenilmiştir televizyonun ismi dahi belirlenirken. Öyle ise tam isabet. Kaldı ki Ülke gibi bir dergiye bugünlerde ne kadar çok ihtiyacımız var. Ülke dergisinde günlük politikadan, edebiyata, şiire, müziğe, sinemaya kadar yerli bir auradan üretilen sözler ile karşılaşıyorduk. Bu anlamda Meksika Sınırı da tıpkı bu dergi gibi hayata ait her şeye tam da bu bahsettiğimiz aura"dan yaklaşıyor.

 

Belki bir iddia ama bence bu üç genç arkadaşın edebiyat merkezli bir alanda kendilerini ispat ederek gelmiş olmaları ve entelektüel birikime sahip olarak, artık kuşaklarının özgüvenlerini de temsil ederek bir televizyon programına imza atmaları simgesel olarak çok şey ifade ediyor.

 

Sizce diğer mevcut bütün televizyon kanallarında bu çapta bir program bulmak mümkün müdür? Ben göremedim. Açıkçası içimizden çıkan bu arkadaşlar, medya dünyasında yüz akımız olarak, arkalarından gelecek genç kuşaklara bir itibar, bir eşik ve bir yeni televizyonculuk dili aralamışlardır. Kimliklerinin farkında, merkez"e ait elitist değerler ile alay edebilecek çapta ve dünyada olup bitenleri daha aklıselim, daha reel ölçüler içerisinde ve daha pratik hayata yönelik çözümler getirebilme hususlarında 70"lerde ve 80"lerde düşülen yanlışlara sapmadan söylem üreten sıkı bir program duruyor nihayet karşımızda.

 

Şunu da önemsemek gerekli ki bu program vesilesi ile izleyici genç arkadaşlar orada sohbet konusu edilen birçok ismi, filmi, kitabı, dergiyi, felsefi ya da sosyolojik kuramı daha detaylı öğrenmek amacına yönelmişlerdir. Böylece daha hızlı bir bilgilenme sürecinden de bahis açmak mümkün. Kuşkusuz bir tv programından, edebi, sanatsal, entelektüel bir bilgilenme beklemek abartı olur ama söylemek istediğim burada bahsi geçen konular muhakkak izleyici genç arkadaşları tahrik edip, bu konuların ele alındığı materyallere yönelme iştiyakı doğuracaktır. Kalıcı olan da budur.

 

Yeri gelmişken Meksika Sınırı söz konusu olunca “izleyici” tanımının çok popüler kültür kokan bir yanı olduğu kanaatindeyim. Bu yüzden izleyici yerine “katılımcı” dememin daha mantıklı bir tarafı var. Çünkü geleneksel televizyon mantığı izleyici için edilgen bir yapı önerir. Ama bu programda bizatihi orada konuşulanları tüketmeyen, yeniden üreten, soru ve önerilerle konuşmayı çoğaltan sıkı, genç

katılımcılardan söz etmek gerekli.

 

Selçuk Küpçük

Güncelleme Tarihi: 22 Ocak 2009, 17:59
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
fkgk
fkgk - 12 yıl Önce

size tamemen katılıyorum.kendilerinin zaten 15 senedir takipçileriyiz.televizyon izleyicileri malesef bizim gibi radyo dinleyicileri tarafından takip edilen şahsiyetlere, henüz vakıf olabildi. kıymet bilselerde kaçırmasalar bari programı.

banner19

banner13

banner26