Bu filmi izleyen de körleşiyor!

Saramago'nun Körlük romanı sinemaya uyarlandı; Körleşmenin hiç de uzağımızda olmadığı bir metafor olarak anlatılıyor.

Bu filmi izleyen de körleşiyor!

Jose Saramago’nun Körlük romanı sinemaya uyarlandı; Körleşmenin bir metafor olarak aslında hiçte uzağımızda olmadığı; hatta kör olma ihtimalimizi gözümüze sokan bir gerçeklikle.

 

Jose Saramago

Keşke Kör Olsaydım!

Körler elleriyle dokunurlar hayata ve avuç içleriyle görürler görüntüleri.

Bir beddua vardır: “Ellerinle göresin!” diye. Bunun en kısa hali ise “kör olasıca!” Duaların ısrar sonunda tuttuğuna inanırım ama beddualar tutar mı, orasını bilmem. Tıbbi olarak körlüğü gruplara ayıramam. Ama bildiğim şu ki doğuştan körlük ve sonradan körleşme diye iki ana körlük biçimi var. Sonradan körlük her insan için mümkündür. Bu bir kaza sonucunda da olabilir, göz hastalığıyla da olabilir, yavaş yavaş göze perde inmesi şeklinde de olabilir. Ancak, durduk yerde, sebepsiz “kör olmak” diye bir olay yoktur. Belki mecaz manada  “basireti bağlanmak” diye bir körleşmeden bahsedebiliriz ki bu da somut bir olay değildir.

Bir de Hz Musa’nın geçici körlüğü var ki; hakikate çıplak gözle bakılmaz! Diye bir söz türemiştir o gün bu gündür.

“Bakabiliyorsan gör; görebiliyorsan gözle!” epigrafıyla başlar Jose Saramago’nun “Körlük” romanı. Nasihatler Kitabından yapılan bu alıntı romanın özünü oluşturur. Görmekten, bakmaktan kaçan insana yüzleşmeyi hatırlatır. Neyle yüzleşir romanın kahramanları? Acizlikleri, eksiklikleri, zaafları, insanın bir anda nasıl da canavarlaşabileceğiyle… Aslında yüzleşme kelimesi tam olarak Körlük kitabını ifade etmiyor. Yüzleşmeden öte bir hal, bir ihtimalin korkunç gerçekliğini bünyemizde bilmeden, düşünmeden nasıl taşıdığımızı anlatır Saramago.

Jose Saramago alegori, metafor ustasıdır. Bir bakıma “körlük” denilen halin gerçek hayatta tüm hatlarıyla var olduğunu; yaşamak için “körmüş gibi yaptığımızı” anlatır satır aralarında.

 

BlindnessDüşünsene Körlük bulaşıyor!

Sarı ışık yanmaktadır ve bir araç hariç diğerleri hareket etmek için hazırlanırlar. Yeşil ışık yandığında ise tüm araçlar hareket eder ama o bir araç hareket etmez. Çünkü aracın sürücüsü kör olmuştur! Bir hırsız kör adamın evini bulmasına yardımcı olur. Daha sonra arabasını çalar ve bir müddet sonra hırsız da kör olur. İlk körü karısı doktora götürür ve muayenehanedeki hastalar da birer birer kör olmaya başlarlar. Olaya devlet el atar ve “körler”i karantinaya almak için boş bir “deliler hastanesine” yerleştirirler. Bir bakıma baştan savmak isterler ama körlerin temas ettiği kim varsa kör olmaktadır. Öyle ki yalnızca göz doktorunun karısı hariç herkesin kör olduğu bir dünya vardır karşımızda.

Doktorun karısı tanıktır. Tüm körleşmelere ve insanların hayatta kalmak için yaptıkları tüm acizliklere, iktidar oyunlarına, körlerin körlere yaptıkları oyunlara tanık olmanın kahrı içinde boğulmaktadır. Körler içinde “gören” olmak bir bakıma hakikate sadece o kişinin bilmesi gibi. Bu yüzden doktorun karısı hem anlatıcı hem de aydınlatıcı olmanın yükünü taşır. “Keşke toprak olsaydım” eseflenmesini yapan peygamberlerin ruh halindedir. Hatta o da kör olmayı istemektedir ama bulaşıcı körlük o’na ulaşamamaktadır.

Karınlarını doyurmak için emir almayı, tenlerini vermeyi, aşağılanmayı göze alan (Göze almak ve körlük… Kitapta bu tezat mizah ve alışkanlık kavramlarıyla kolkola ilerliyor.) insanlar… Aslında bu kısık “görenlerin” dünyasında da yaygın değil mi?

 

Kör Eden Sistemler

Körlük, sarsıcı bir kitap. Bir ihtimal üzerine kurulmuş. Kaza, hastalık, ayrılık, göç, ölüm’ün birden gelişi de ihtimal değil mi? Olabilecekler, ihtimal dahilinde olanlar nedense bizi pek ilgilendirmez. Halbuki ihtimalleri bir kenara bırakıp gerçeklere körmüş gibi davranarak yaşamak pekte gücümüze gitmez. Suçlarını bilerek yaşayan insanlarla doludur dünya. Bu suçlarla ideolojiler, sistemler kurmaya çalışırız. Modernizm, insanın arzularının coşturup; insaniyetini köreltmesinden doğmuştur. Demokrasi, muktedir olanların yumuşak bir geçişle güya zayıfları da iktidara dahil etmeleridir.

Şimdi, tutup  demokrasiye de “körleştiren sistem” dediğim için canıma okumak isteyenler çıkabilir. Ama şunu bilmenizi isterim, Saramago Subcomandante Marcos ile Meksico-city’e yürüyen insanlar arasındaydı ve “demokrasiyi, insanlara yapılan zulmü meşru kılan bir sistem” olarak tanımlıyordu.

Jose SaramagoKitabı bitirdiğimde “bu roman mutlaka filme alınmalı” diye düşünmüştüm. Ki benden önce zaten düşünülmüş ve sinemaya aktarılmış. Sevindirici olan şu: Kör olduğumuz ya da kör olabileceğimiz ihtimalini daha çok insan düşünebilecek artık. En azından bir kör ile empati kurmanın gereğini duyacağız belki de.

Ürkütücü bir gerçekliği sakince anlatan Saramago Nobelli yazarlar içerisinde sıkı muhalif ve mizahı güçlü bir anlatıcı olarak karşımıza çıkıyor. Bu mizah ve muhalif damar okuma alışkanlığında tembel davranan ama seyirlik eserlere teveccüh eden (Hem seyret hem de kör olduğunu düşünme; ne yaman çelişki!) insanlara ilaç gibi gelecektir, diye düşünüyorum. Film, kitabın neredeyse birerbir adaptesi olmuş. Bu sebepten yazarın anlatımı romanıyla sınırlı kalmamış. Ya da popülizm için roman heder edilmemiş.

 

İsimleri yok! 

Körlük’teki kahramanların ismi yok! Zira, isimlerin de görüntülerle ilişkilendirildiği bir dünyada körlerin isme ihtiyaç duymamaları… İsmin ötesinde anlamın buharlaşmasıyla ilgili olsa gerek. Okuduğunuzda kör olmadığınıza şükreder misiniz bilmem! Ama “görenlerden” olmanın aslında o kadar  matah bir hal olmadığını düşüneceğinize eminim.

Zeki Bulduk, izledi

GYY'nin notu: Filmde rahatsız edici kimi görüntüler de var. Tabii ki kitabın/yazarın/yönetmenin bize göstermek istediklerinin sadece rahatsız edici olan görüntüler olduğunu düşünmüyoruz. Öyle bir şey olsa bu konudan burda hiiiç bahsetmezdik!

Sonuç olarak sitemizin genel olarak medeniyetimizin kültür adamlarından, fikir adamlarından, sanat adamlarından bahsetmek gibi bir derdi vardır!

Yayın Tarihi: 01 Haziran 2009 Pazartesi 11:39 Güncelleme Tarihi: 18 Haziran 2010, 16:41
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Kerem
Kerem - 13 yıl Önce

Zeki abi, Jose amcam sevdiğim bir yazardır. Bu filmden haberim
yoktu. İyi oldu haberdar olduğum, çok teşekkürler. Bu nefis yazı
için...

beytullah emrah
beytullah emrah - 13 yıl Önce

askerde okumuştum bu kitabı... o zaman tam bir körleşme ve akıl tutulmasının nasıl yaşanabildiğini müşahede ediyordum. kitabı elimden düşürememiştim. okurken kitap zihnimde film gibi gidiyordu bakalım benim hayal sinemam ile filmi ne kadar örtüşecek?

banner26