banner17

Bir nokta nelere sebep olur?

Derviş Zaim Nun harfinin noktasınının hikayesini günümüzdeki bir hikayeyle birleştirdi..

Bir nokta nelere sebep olur?

11181Yerel gerçeklikleri malzeme olarak kullanıyor 

Derviş Zaim, çektiği filmlerde kıyısından değindiği geleneksel Türk sanatlarına son iki filmi ile müstakilen yer verdi. Bir üçleme olarak düşündüğü Cenneti Beklerken, Nokta, Gölgeler ve Suretler bittiğinde toplu bir değerlendirme yapmak daha sağlıklı olacaktır. Zaim, üçlemenin ikinci filmi olan Nokta’da hat sanatı üzerinden bir muhasebe sıkıntısını işliyor. Her filminde yerel kaynaklarda beslendiğini gösteren Derviş Zaim, sağlam sinema dili ile şimdiden kendine has bir izleyici kitlesini de kazanmış durumda.

Nun'un eksik noktasına kurban giden üç paraya satılır

Cenneti Beklerken tasvir, resim ve minyatür ilişkisini anlamıştı. Zaim, Nokta’da ise hat üzerinden suça ve cezaya çeviriyor kamerasını. 13. yüzyılda bir hattat ve talebesi, Moğol saldırılarını durdurmak için bembeyaz Tuz Gölü'ne koca harflerle “Af'allahü anh” (Allah onu affetsin) yazar. Mürekkep biter, 'nun'un noktası eksik kalır. Talebesi mürekkep getirmek için şehre gider ve geri dönmez. Hocası, hattı bitirmeden ayrılmak istemediği için bekler ve Moğollar hocayı öldürür. İşte buradan günümüze geçiyor öykü. Bu öykü dilden dile dolaşmış ve bir efsane olmuştur tabir yerindeyse. Bu öykü, işlediği bir suç yüzünden vicdan azabı çeken bir gencin öyküsüne eklemlenir. Aslında bu genç; Moğol zulmünde öldürülen hocanın, Malik’in, hattıyla meşk edilen el yazması Kur’an’ı tarihi eser kaçakçılarına satarken elini kana bulayan gençtir.

Nokta; hat sanatında tek seferde yazma tekniği olan ‘ihcam’ tekniğini sinemaya uyarlanarak, tek planda sürüyor. Filmin mottosu da şudur zaten: “İhcamla yazı yazmak hayatı daha geniş manasıyla zapt etmek manasındadır” Hattat Eflatun

11183

Geçişler kâh gökyüzü ile kâh tuzun yutucu/sıfırlayıcı beyazlığı ile sağlanmış. Tuzgölü’nün plato olarak kullanan yönetmen, filmin tamamını bu alanda çekmiş.

Bir bakıma tuzun uçsuz beyazlığı hattatın önündeki kâğıda dönüşmüş. Tuzun üzerindeki karaltılar/insanlar da mürekkep olmuş.

Vicdanlısı: murakebe, "ben"liklisi: iç çatışma

Mutasavvıfların murakabe dediği iç hesaplaşma, nefsi tağyir edip tezkiye etme hali söz konusu filmin ana karakteri Ahmet’te. Bir yanda mecbur kaldığı için işlediği cinayet, bir yanda sebep olduğu cinayet, bir yandan da gözlerinin gün geçtikçe daha az görür olması. Hattat için ama olmak ölmekten beterdir. Öyle ki; gözlerini kaybetmeden önce bir yüzleşme niyeti vardır ölümüne sebep olduğu yakın arkadaşının ailesiyle. Vicdan azabından kurtulmanın, daha doğrusu hafiflemenin tek yolu budur; ancak bu yüzleşmede bile, kaçıp kurtulmanın planını yaparak hareket etmektedir.

İmdi burada; yüzleşmenin ona vereceği itirafın dayanılmaz hafifliğini noktası eksik kalan hatta bağlamak elzem oldu. Ahmet’in itirafı eksik noktadır. Noktanın yerine konması için bu itirafta bulunması gerekmektedir; fakat bu itiraf onu ölüme de götürebilir ki bu da affedilmediğinin delili sayılabilir.

“Eden bulur” demeye gelmiyor mu yaşananlar Ahmet?

11184

Ölüm affa yaklaşmak mı? Af için ölüm vizesi şart mı?

Derviş Zaim, “eden bulur”u biraz daha estetik bir dille, sinema diliyle ifade etmiş. Tabi farklı okumalara açık bir film Nokta… Mesela filmin başında mürekkep getirmeye giden ama dönmeyen hat talebesi ölümden mi korktu da geri dönmedi yoksa Allah’ın Moğolları affetmesini istediği için mi geri dönmedi? Seyirciye kalmış…

Hocası öldürülen hat talebesi geri dönmediği için çok pişmandır. Hattı aramaya başlar, niyeti hattı bulup noktayı koymaktır; ancak hattı bulamaz. Sonrası?

Ölüm; yeryüzündeki karaltılarımızı noktaya çevirir.

 

Her ölüm, bizi affa yaklaştırır, affa layık isek şayet… Değilsek de rahmet deryasından recâ ummak düşer bahtımıza vesselam…

Not: Filmin afişinde kullanılan Af'allahü anh” hattı ebruzen ve hattat Fuat Başar’a aittir. Filmin sanat danışmanlığını da Fuat Başar hoca yapmıştır.

 

Yılmaz Yılmaz bir noktaya takıldı kaldı

Güncelleme Tarihi: 31 Ocak 2010, 17:21
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Rüştü
Rüştü - 9 yıl Önce

Harika bir anlatım buldum hikayede. Eğer bunu sinema diliyle de ifade edebildiysek şapkamı da çıkarmaya hazırım. Ümidim artar.

kübra şakar
kübra şakar - 9 yıl Önce

yazı,konu muhteşemdi.
bir de şöyle bir deyiş vardı "bir nokta 'göz'ü 'kör' eder" deyi
osmanlıcayla alakalı bu biraz osmanlıcadaki harflerlerle ilişkilidir son harfin noktası konursa göz- konmaz ise kör- olarak okunmasından kaynaklanır

banner8

banner19

banner20