Bir ideal için dünya orucu tutmak gerek

Takashi Kitano, Zatoichi’de şiddetin fena bir biçimde dışa vurumu ve aşkın naif anlatımını yakalamış.

Bir ideal için dünya orucu tutmak gerek

Takashi Kitano, Japon sinemasının son dönemde en sevilen yönetmen-oyuncularından. Bu sevginin temelinde fena bir biçimde şiddetin dışa vurumu ve aşkın naif anlatımı var.

Seyirci kan mı seviyor yoksa?!

Zatoichi, yıllanmış bir film olsa da anlatmak, izlenmek gibi reaksiyonlar için elverişli bir film. Samurayların alegorik varlıklar olduğunu bilirsiniz. Bunu Akira Kurosava bizlere öğretmişti özellikle Yedi Samuray filminde. Samurayların adetleri, şövalyelerin kirlenmiş namları yanında daha az bozulmuş bir yemin gibi durmakta. Hangi yüzyıla ait olursa olsun kahraman modelleri illa ki zihnimizde, kişisel ya da sosyal tarihimizde yaşamaya devam ederler. Hangi kültürde olursa olsun “zalime kafa tutan kahraman” bin tane dev gibi adamı önümüzde kağıt gibi buruştursa da “helal olsun, az bile yaptı” deriz. Malkoçoğlu, Kara Murat vb kahramanların bilhassa beyazperdeyi kızıla boğup iki saatlik filmde yüzden fazla adamı koyun keser gibi kesmeleri gözümüzde büyütülecek bir hal değildir. Sebebi ise, zalimin cezayı hak etmesi ve içimizdeki kurtarıcı özlemi olsa gerek.

Zatoichi kimdir? Bir eskimeyen samuray. Kör bir dilenciden farkı yoktur. Elinde sopa gibi tuttuğu katanasıyla gerdiği kasabaları kan gölüne çeviren, sesin geldiği yöne hamle yapıp gözünü dört açan, düşmanına karşı kirpiğini dahi kaldırmadan/kıpırdatmadan anında rakibi yerle yeksan eden bir deli fırtına.

Dünya orucu tutan derviş samuray

Macera için yola düşmez Zatoichi. Çok eski bir intikam, bulunamayan bir yakuza liderinin bulunması ve katli vacipliği söz konusudur. İş, sadece intikam savaşı değildir aslında. Karşısında sadece kan dökücü bir zalim yoktur. Daha fazlası, bir sapık ve zorba vardır. Sübyancılık yaparak birçok çocuğun da hayatını karartan patron bulunacaktır. Bu arama sırasında, her seferinde Zatoichi’nin karşısına en aşağı altı samuray dikilir. Altı dakikaya kalmadan, ağır ve keskin hareketlerle samuraylar uçmağa varırlar. En nihayetinde Japon sinemasının en hoş müzikallerinden biriyle karşı karşıya kalırız. Sudan çok kanın aktığı bu müzikalde aldatılma, zorbalık, cinayet, bir ihtiyar garsonun kimliğine saklanıp ömrünce yaptıklarının vicdan acısını dahi duymadan yaşayan patronun bir hamlede öldürülmesi ve Zatoichi’nin gözünü açması! Film boyunca gözünü açmadan/ kırpmadan adam öldüren güya kör adam aslında görmektedir. Sanki bir yemini vardır; katil öldürülene kadar dünyayı gözü görmeyecektir. Bu, ideali olan insanların tutumudur. Kendine yasaklar koyan insan, bir şekilde dünyaya karşı oruç tutar. Güzellikleri görmez. Zira güzellikleri çirkin kılan birileri vardır ve o yok olmadıkça Zatochi dünyanın nimetlerini haram etmiştir gözlerine.

Kitano’yu kaybetmesek keşke!

Kitano, mafyatik, tarihi, aşkın masumiyetini ve intikam alıcılığını kayda düşen filmler çekiyor. Modern Japonya’ya dair ya da 2. Dünya Savaşına dair bir film çekmedi. Bunun sebebini bilmiyorum. Belki ahir ömründe, finali kamikaze yapan Japon pilotlara ayıracak. Bunu bilemem. Ancak, şu güne kadar çekmiş olduğu filmlerle Modern Japon Sinemasında Kurosava’dan sonra adından en çok bahsettiren yönetmen oldu.

Kitano ve Tarantino filmlerinde kanın ve şiddetin doğal bir şekilde anlatılması her iki yönetmeni de ortak yapımlara yönlendirdi. Umarım Tarantino’nun popüler eziyete dönüşen filmleriyle Kitano fikri uyuşmaz. Uyuştuğu takdirde Zatoichi hakikaten kör bir yaşlı ihtiyara dönüşebilir. Zira, piyasa için film üretmeye başlayan bir yönetmen eninde sonunda 2. Dünya savaşındaki kardeşlerinin kamikazelerini de Zatochi’nin o delirten kahramanlığını da unutur.

Zatoichi, sisteme rağmen sözünü unutmayan kahraman. Ağrısız başım, tuzsuz aşım, diyeceği yerde başkalarının baş ağrısını kendine dert edinen kahraman. Kahramanlık, kendini düşünmeyenin harcı değil midir?

Filmin müziklerinin sahnelere uyarlanması ise başka bir güzellik.

Zeki Bulduk, Zatoichi’yi özledi

Güncelleme Tarihi: 17 Mayıs 2019, 10:17
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
ÖZLEYEN
ÖZLEYEN - 7 yıl Önce

özlediğiniz bir çok kişi oldugunu herkez biliyor. özlem kaynaklı yazılarınızın degeri paha biçilemez elbette peki ya size özlem duyanlara ne demeli,özlemini kimselere bile diyemeden kendi kendini avutmak için eli kaleme bile gitmeyen yani bin yarım cümleyle bir kelime kuramayıp kendini ifade edemeyen kurabildiği çümleylede kalp kazanmak isterken o kalbi kıran fakat için için yanan ben kokulu insanlara, bir çümle kurupta kazanmak istediği kalbi ona kazndırırmısınız. çünki o kalbi kazanmak istiyor

Elif Köse
Elif Köse - 7 yıl Önce

Kıymetli editör,yorumdaki imla hatalarını düzeltmeden yayınlamanız bu sitenin müdavimlerinden olan bendeyi,ziyadesiyle şaşkın eylemiştir."Herkes" yerine herkez,-misin soru eki bitişik,-deler,-dalar ayrı olması gerekirken bitişik yazılmış.Gözden kaçmış olacağını düşünerekten bu yorumu yaptım.Saygılarımla Editör'ün cevabı: Yuh abla, Allah'tan kork.. Haberlerin tashihine yetişebildik de okur yorumlarını da mı tashih edelim.. O zaman eve gidemeyiz ki.. (Hani zaten gidemiyoruz da!) Herkes sizin gibi olsa keşke yorum yazarken...)

banner19

banner13