banner17

Başka sevda mı yoktu çocuk?

Cinema Paradiso, İtalyan yapımı bir film. Filmde birden çok kahraman ve birden çok hikâye var, fakat mekân aynı: Sinema Paradiso, nam-ı diğer Cennet Sineması..

Başka sevda mı yoktu çocuk?

Aşk, kendisinden başkasına âşık olunmasına tahammül edemeyen bir sevgili olabilir mi acaba? Zira önce bir “şey”de tecessüm edip, âşığı o “şey”e râm ediyor; sonra âşığın gözü maşuktan başkasını görmeyince de kıskanıp, kendisini, maşuk haline gelen şeyden çekip çıkarmaya çalışıyor… Bu da âşığı yalnızlaştırıyor. Tamamen mücerret bir şeye tutkun hale getiriyor.

Cennet Sineması
(+)

Bu hale farklı diyarlardan farklı şairler, farklı isimler verebiliyor. Fuzuli Mecnun’u bu hal ile kalem diline veriyor; Louis Aragon “Mutlu aşk yok ki dünyada” diyor… Ve fakat sonradan eklediği mısra, her âşık dilde terennüm ediyor: “Ama şu aşk ikimizin öyle de olsa”

Cennet Sineması aşkın tekil haline sanatla bakıyor

Bunun sinema diliyle söylenmiş örneklerinden biri de “Sinema Paradiso”. 1988 yılında Giuseppe Tornatore’un yönetmenliğiyle çekilen ve İtalyan sinemasını döneminde yeniden ayağa kaldıran film; dostluk, aile, hayâller ve savaş zamanlarına özgün ve içli bir bakış sunuyor. Mesele aşkta düğümlendiğinde ise, sonucu hep bir “aşkla baş başa kalma” haline dönüşüyor. Bütün bir hayat, tüm hayâller, ıstıraplar, neşeler, hatıralar; hep o baş başa kalma halinde hatırlanacak birer yadigâr oluveriyor.

Sinema Paradiso

Alfredo ve küçük çırağı SalvadorÇocuk Salvador üstlenir halkı sinemayla buluşturma görevini

Filmin başkahramanı Salvador, babası 2. Dünya savaşından dönmemiş, küçük bir çocuktur. Annesi ve kız kardeşi ile yaşadığı küçük kasabasında tek eğlencesi Sinema Paradiso’ya gidip, makinist Alfredo’nun filmleri hazırlayışını izlemek ve onunla sohbet etmektir.

Bu sohbetlerle sinemaya olan tutkusu ve Alfredo’yla olan dostluğu bir bütün haline gelir. Gün gelip Alfredo bir kaza sonucu çıkan yangında kör olunca, onun yerine kasaba halkını sinema ile buluşturma işini çocuk Salvador üstlenir.

Alfredo artık kör

Sonra bir çift mavi göz ve altın sarısı saçlar girer kadraja

Yıllar geçer. Salvador artık yalnızca film makaralarını makineye koymakla yetinemez. Elinde bir küçük kamera, kendi dünyasını karelemeye başlar. Yine bir gün elindeki kameranın gözleriyle dünyaya bakmakta iken, bir çift mavi göz ve altın sarısı saçlar girer kadraja… Kızın adı Elena’dır ve Elena, Salvador için aynı zamanda sevdanın bir başka adı olacaktır.

Bu sevda Salvador’a bir hikâye öğretir. Bu, bir prensese âşık olan askerin hikâyesidir. Bu hikâyede gizlidir filmin temasının özü adeta: “Bir kral, kızı şerefine bir ziyafet tertip eder. Bu esnada bir asker prensesi görür, ona âşık olur. Fakat kız, aşkına ancak yüz gün boyunca kapısından ayrılmazsa cevap vereceğini söyler. Asker 99 gün ve gece kızın kapısından ayrılmaz. Bu esnada hava ısınır, soğur, yağmurlar yağar üstüne, perişan hale gelir… Aldırmaz. Fakat 99. gece, çeker gider oradan…”

Salvador ve Elena

Elinden sinemadan başka bir sevdası kalmadı

Salvador sinema, Alfredo ve Elena arasında kendini ararken askere alınır. Askerlik dönüşü ise Elena ve sinema Paradiso elden kayıp gitmiştir. Alfredo ise, ona gitmeyi öğütlemektedir: “Roma’ya git.. Sen gençsin, tüm Roma senin… Git ve bir daha sakın dönme, dönersen seninle bir daha asla görüşmem…”

Bu gidiş, Salvador’un önemli bir yönetmen olmasını sağlayacaktır. Fakat elinde sinemadan başka bir sevda da kalmayacaktır. 40’lı yaşlarında, aradan geçen onlarca yıl sonra, Alfredo’nun ölüm haberi ile kasabaya gelen Salvador için geride kalan son hatıralar da Sinema Paradiso’nun yıkılıp yerine bir otopark yapılmasıyla toprağa karışacaktır.

Salvador

Aynı mekânda birden çok macera var

“Sinema Paradiso”nun, film gösterilen bir yer olmaktan çok bir şahsa dönüştüğü ve etrafındakilerin hayatlarına müdahil olduğu bu filmde, aynı kare içinde pek çok kişinin macerasını görmek mümkün.

Bizzat “Cennet Sineması”, şahıslaşmış bir mekân olarak gösterilen filmleriyle kendi macerasını anlatıyor izleyiciye; Alfredo ise, bir mekâna sadakati gözlerine mal olan bir adam olarak kendi macerasını…

Savaştan dönmeyen kocasının ardından bir de yıllarca oğlunun yolunu gözleyen Salvador’un annesinin macerası başka; kendini sinemaya adayıp tüm sevgilerini bir kenara atan Salvador’un macerası başka… Ve elbette tüm bu akıp giden hayatlar arasında, sinemanın değişen macerası bambaşka…

Filmi baştan sona anlattık, izlenecek ne kaldı?

Sinema Paradiso, merakla sonu beklenerek izlenecek filmlerden değil. Öyle zannediyorum ki, sonu değil; gidişatı, o gidişat içinde anlatılan duygular ve hatta aslında o duyguların nasıl anlatıldığı filmi önemli ve nitelikli kılıyor. Ve elbette, aşkın nasıl müşahhastan mücerrete sıyrılıp geçtiğini bir başka açıdan gösterişiyle de oldukça etkileyici…

 

 

 

Ayşe Leyla Uysal bu hikâyeye ortak oldu

Güncelleme Tarihi: 25 Mayıs 2010, 12:54
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20