banner17

Başarılı Bir Şiir Uyarlaması Bütün Saadetler Mümkündür Filmi

Selman Kılıçaslan’ın ilk uzun metraj filmi Bütün Saadetler Mümkündür, başarılı bir şiir uyarlaması. Film 20 Nisan itibariyle vizyona girdi. Serdar Arslan filme dair yazdı.

Başarılı Bir Şiir Uyarlaması Bütün Saadetler Mümkündür Filmi

Selman Kılıçaslan’ın ilk uzun metraj filmi Bütün Saadetler Mümkündür, festival yolculuğunun ardından 20 Nisan itibariyle vizyona girdi. Film kendine has bir samimiyet barındırması ve sinemanın mümkününe dair işaret ettikleri ile üzerinde durulması gereken bir yapım. Filmin değeri temelde şiir, hayat ve maneviyatı bir hikâye bünyesinde başarı ile buluşturabilmesinde. Özellikle sanat filmi kategorisinde değerlendirilen yapımların, ana hatları çok belirgin olmayan hikâyeler üzerine temellendiğini görüyoruz. Bütün Saadetler Mümkündür’de ise her şeyden önce güzel bir hikâyenin izleri var.

Bir manevi yolculuk hikâyesi

Film, Ali adında bir üniversite öğrencisinin âşık olduğu Gülce’yi ararken tanıştığı bakıma muhtaç Mevlüt Amca’ya yardım etmeye başlaması ve giderek kendisi için bir olgunlaşma, terbiye sürecine dönüşen bu irtibatı konu ediniyor. Ali’nin yolculuğunun -her ne kadar filmin bu konudaki vurgusu zayıf kalsa da – bir manevi yolculuğa dönüşmesi, üstelik bunun askıda kalmayan bir somutlukla, bir hikâye bünyesinde görünür kılınması filmi oldukça özel yapıyor. Zira maneviyatın konu edildiği filmlerin teşbih - tenzih dengesini çok iyi ayarlayamadığı ve daha çok tenzih ile teşbih arasında asılı anlatılar olarak kaldığına şahit oluyoruz.

Kavramlardan arındırarak ifade edersek, manevi konular sinemada genelde hikâye bünyesine taşınamayan bir soyutlukta kalıyor. Manevi olanı insani olanla buluşturmak ve bunu bir hikâye üzerinden görünür kılmak çok da karşılaşmadığımız bir durum sinemada. Bu açıdan Bütün Saadetler Mümkündür filminin bu konudaki başarısının altını çizmemiz gerekli.

Edebiyat uyarlamalarının imkân ve mümkünü

Film Ziya Osman Saba’nın “Bütün Saadetler Mümkündür” şiirinden alıyor adını. Tabii filmin şiirlerle teması sadece isimle sınırlı değil. Şiirin sesi ile örtüşen bir hikâye ile karşı karşıyayız. Hatta film için bu şiirin uyarlaması dahi denebilir. Her ne kadar gerçek bir hayattan hareketle filmin senaryosu oluşturulsa da, şiirin hayatın her alanına sirayet ediyor oluşu bir yaşamın aynı anda bir şiir uyarlaması olarak görünür olmasını mümkün kılıyor.

Sinemada edebiyat uyarlamaları daha çok roman, hikâye ve tiyatro eserleri üzerinden olur. Bu edebi türlerin olay temelli olması onları sinema için cazip bir kaynak durumuna getirir. Fakat bu uygunluk beraberinde bir tuzağı da barındırır. Zira bir edebi eserdeki anlatıyı soyutlamadan sinemaya uyarlamanın daha çok zayıf filmler olarak karşımıza çıktığını görüyoruz. Çok tercih edilmese de şiirin sinema için daha güçlü bir kaynak olduğuna inananlardanım. Soyutlamaya daha müsait yapısı hatta bizzat bünyesinde taşıdığı soyutluk, şiirin bir anlatıda daha inandırıcı bir somutluk olarak görünebilmesine imkân tanıyor. Özgünlük noktasında da şiir diğer türlere oranla daha fazla imkân barındırıyor.

Selman Kılıçaslan’ın filmde şiirin bu avantajını kullandığını görüyoruz. Şiirin sesini bir hikâyeye taşıyıp film malzemeleri ile buluşturmayı oldukça iyi başarmış yönetmen. Şiirin filmin bütününe yayılan bir dip dalga olarak var olması, anlatının bütünlüğüne de hizmet ediyor.

Bir ilk film için kabul edilebilir aksaklıklar

Filmde aksayan kimi yönler mevcut: Özellikle Gülce karakterinin, anlatının merkezinde yer almasına rağmen oyunculuğun zayıf kalmasından dolayı filme yeterli katkı sağlayamadığına şahit oluyoruz. Fakat Gülce’nin filmin sadece ilk yarım saatinde görünür olması bu durumun filme etkisini sınırlı tutuyor. Yine filmde bir plastik malzeme olarak kullanılan “ariflerin satrancı”nın anlatıya tam olarak sinmediğini, didaktik bir vurgulama ile filmde yer aldığını görüyoruz. Filmin ilk film olması bu tarz aksayan yönlerin mevcudiyetini kabul edilebilir kılıyor ama.

Şiir, hayat ve maneviyat üçlüsünü güzel bir hikâye ile buluşturmayı başaran Selam Kılıçaslan, film ile izleyiciye saadetlerin mümkün olduğunu fısıldıyor. Bir filmin, seyircilerini sinema salonunun karanlığından içi açılmış bir duygu ile çıkarması, o filmin manevi olana açılma potansiyelini haber verir. Bu açıdan Kılıçaslan, film sanatının mümkününe dair de ipuçları veriyor.

 

Serdar Arslan

Güncelleme Tarihi: 23 Nisan 2018, 17:42
YORUM EKLE
YORUMLAR
Erdal
Erdal - 7 ay Önce

İzlemek isteyenler için linkte sinema salon ve seans bilgileri varhttps://m.facebook.com/bsmfilm/photos/a.1917816235116944.1073741828.1909027332662501/2108690869362812/?type=3&source=48.

Melike GÜR
Melike GÜR - 7 ay Önce

Filmi burada okumadan önce de çok merak etmiştim hatta öğrencilerimle de paylaşırım diye düşünmüştüm. Film hiçbir yerde bulunmuyor ne yazık ki satışı da yok

Filmokuru
Filmokuru - 7 ay Önce

Sinemaximum arthause salonlarında ve Başka Sinema salonlarındafilm gösteriliyor. İstanbul'da iseniz birçok yerde izleme imkanı bulabilirsiniz.

Osmantan Erkı
Osmantan Erkı - 7 ay Önce

Başka Sinema bünyesinde vizyonda film bu hafta http://www.baskasinema.com/filmler/butun-saadetler-mumkundur/

banner8

banner19

banner20