Ayrılık filminin sorunu nedir?!

'Ayrılık' filmi çokca konuşuldu. Filmde ne kadar Türkiyeli (doğulu) varsa geri, ne kadar Alman (batılı) varsa ileri ve iyi insanlar!

Ayrılık filminin sorunu nedir?!

İlk cümle her zaman önemlidir. Bir filmin açılış sahnesi gibi. Size zamanını ayırmış muhatabınızdan, karşılığında istediğiniz dikkatse, işte şimdi en taze yerinde! Türkiye’de ‘Ayrılık’ adıyla gösterime giren iki saatlik dram filmi, ilk sahneden hüp diye içine çekiyor seyirciyi. Eline, pimi çekilmiş bir merak verip kaçıyor!

Böyle keleklik olur mu?! Feo Aladağ

Avusturyalı ve altı çizili kadın yönetmen Feo Aladağ’ın yazıp yönettiği film, deyim yerindeyse bir Alman-Alamancı ortak yapımı. Ancak hemen itiraf edelim ki deyim yerinde değil! Zira filmde Almanlar ve yeni bir “kavim” olan Alamancılar olduğu doğrudur, ne var ki bir ortaklıktan söz edemeyiz! Çünkü biri ortağına bu kadar haksızlık yapmaz, yapamaz. Buna ‘ayıp’ denir, argoda ‘keleklik’, literatürde ‘ötekileştirme’, daha ‘bilmiş’ bir ifadeyle, ‘oryantalizm’!

Söylemeye gerek var, altını çizmiştik, edindiğimiz bilgiye göre yönetmenimiz feminist. Sindirilmiş, bir tür çakma aydın gibi, ‘saygı duyarım efendim’ diyerek gardımızı alsak mı? Öyle ya, her şeye saygı duy; özgürlükçü, modern bir insan ol çık –işin içinden!- Hayır, bu düşünceye saygı duymuyoruz, zira ne kadar haklı da olsa gerekçeleri, son kertede haktan bir şaşma olarak kendini gösteriyor.

Film ne anlatır bize?

AyrılıkUmay, Almanya’da doğmuş olduğundan olsa gerek -kendisini çevreleyen İslam temelli Türk gelenek göreneklerine, güzelim Almanya’da gettolaşmış Alamancı yaşam tarzına rağmen- ‘Tanrı’ya şükürler olsun ki batıdan yansıyan aydınlanmadan nasibini almış, ‘özgür’, modern bir kadındır! Ama kendisiyle evlendiği, kendisi için Türkiye’de yaşamaya razı geldiği genç adam öyle mi? Psikopatın teki olduğu, eşini dövmesinden, 5 yaşındaki çocuğunu boş yere karanlık oda hapsine mahkum etmesinden belli.

Garibim Umay ne yapsın? ‘Adama bir şans versin, zamanla düzelir inşallah’ diyeceksiniz! O da sizin gibi düşünüyor; evlilikleri sürsün istiyor lakin kendisi üzerinde, yakın ve orta doğu sporlarının en meşhuru olan ‘pata küte vurma’yı iletişim modeli olarak deneyen ve yanılmayan ve üstelik de yılmayan biriyle nereye kadar devam edebilir ki! Valizini ve şirin mi şirin ufaklığı kaptığı gibi, doğru ailesinin yanına…

Batılı nasıl hidayet nasip edecek(!) sana Die Fremde

‘Ayrılık’ daha çok Almanya’da geçiyor. Ne kadar Türkiyeli (doğulu) varsa geri, ne kadar Alman (batılı) varsa ileri ve iyi insanlar! Ortası yok mu diyeceksiniz?  Var. Umay gibiler de çıkıyor arada ama herkesin onun kadar anlayışlı, ‘çağdaş yaşamı destekler’ nitelikte olması kolay değil! Ciddi ciddi zincirleri kırmak, özgürleşmek gerek, yiğitlik gerek, “aklı” kullanmak gerek! Din gibi, gelenek gibi, töre gibi kaka, öcü, kötü, geri şeylerden kurtulmadıktan sonra batılı nasıl sana hidayet nasip etsin ki!? Her şeyi devletten bekleme ya.

Bunca ‘fakat’ı n’apacağız?

Film yer yer alt yazılı fakat tamamıyla yukarıda çizdiğim bilinçaltıyla yazılı, kaliteli, etkili bir yapım. Değerlerimiz ‘dökme kurşun’ gibi eleştiri bombardımanına tutuluyor ve doğrusunu söylemek gerekirse -parça parça baktığında- çoğunu hak ediyoruz fakat… İşte gözden kaçan fakat, bütünlük; fakat, ahlak; fakat, hakikat! Yönetmenin düştüğü hataya düşüp, genellemeci, silip süpürücü bir yaklaşımla haksızlık yapmamalı, iğneyi başkasına çuvaldızı kendimize batırmalıyız.

Namusu sadece kadının üzerinde durması gereken bir nitelik olarak görüp, erkeğin -amiyane tabirle- “her türlü fışkıyı yemesi”ne ses çıkarmamak büyük bir ikiyüzlülük olarak eksi hanemize yazılmalı. Değerler farklı olduğundan ‘kadına değer verme’ de doğal olarak farklı görülüyor. Doğru ama bizim de eşitlik yerine adaleti her daim tesis etmeye özen göstermemiz gerekmez mi? Erkek değil, hak egemen bir toplum olmayı öğütlemiyor mu bize inançlarımız?

 

 

Mehmet Ali Başaran hem seyretti hem esef duydu

Yayın Tarihi: 29 Mayıs 2010 Cumartesi 14:02 Güncelleme Tarihi: 08 Mayıs 2017, 11:58
banner25
YORUM EKLE

banner26