Amerika kıyametin kopmasını mı istiyor?

Maymunlar Cehennemi... Tanrısızlığın korkuya ve çılgınlığa dönüştüğü bu tür filmlerinde Batılılar şımarıklığı bir türlü bırakamıyorlar. Yeniden her şeyi kendi bildikleri gibi dizayn etmeye, kurmaya çalışan prometeler olarak algılıyorlar kendilerini. Mustafa Nezihi yazdı.

Amerika kıyametin kopmasını mı istiyor?

Uzun senelerdir kaçtığım “Maymunlar Cehennemifilmine ben de yakalanmış bulunuyorum. "Hele bakayım ne varmış bu cehennemde?" deyu geçtim ekranın karşısına. Baktım Holivud'un insanları 170 milyon dolar para harcamışlar bu yapıma.

Amerika hep merkez

Bir virüs bulaşmış insanlığa. Muhteşem Amerikan medeniyeti yıkılmış gitmiş. Pek tabiidir ki insanlığın öncüsü, kralı, sahibi, herşeyi olan Amerika yıkılınca diğer bütün insanlar da tarumar olmuş, medeniyetleri yıkılmış. Zaten her şey Amerikalılar'ın sağlık, sıhhat ve gücüne bağlı değil mi?! Hatta zaten bir tek medeniyet var!

Maymun takıntısı devam ediyor

İnsanların ölümüne ve muhteşem medeniyetlerinin yıkılmasına sebebiyet veren virüs, zavallı denek maymunları yüzünden gerçekleşmişmiş. 

Sezar isimli gelişkin maymun, kendi kabilesini sağsalim bir şekilde San Fransisko yakınlarındaki bir ormanlığa ulaştırmış. Bu Kral Sezar, dili öyle iyi öğrenmiş ki tebası maymunlar bile dili ondan öğrenmişler. Yani maymunların seçkinleri, nerdeyse bütün kelimeleri ve cümleleri kuracak denli İngilizce biliyorlar.

Neden rahatsız edici bir film?

Maymunun evrim geçirerek insanlaşabileceği safsatasına olan inancın değişik bir beyazperde dökümü olan bu film, iyi ki bu konudaki çarpık anlayışları eleştirmemizi sağlayacak denli başarılı değil. Ama fantastik bir yapım ve şahsen ben özellikle filmin başlarında epey rahatsız oldum. Mümin insan ruhu, hayvanı insana benzetme teşebbüsünden inciniyor.

Değişmeyen klişe: Batılılar gelişmiş ve iyi, diğerleri ilkel ve barbar!

Filmde iyiler ve kötüler var. Medeni insanlar iyi ve barışçı. İlkeller, az gelişmişler ve kötü. Bu filmde 'kötüler' rolünü maymunlar kapmış bulunuyor. Ama bildiğiniz gibi Batı'nın beyazı, maddi güç sayesinde üstünlüğünü ilan ettiğinden beri hep iyi. Kendileri gelişmiş, diğerleri ilkel ve barbar. İkinci ve üçüncü dünyanın tehlikeli olduğu bilimsel bir gerçek. Dünyadaki sorunların, güvensizliğin, savaşın sebepleri kendileri dışındaki varlıkların gelişmemişlikleri. Efendi-köle ilişkisi, herkes Batılı ya da Amerikalı olmadıkça devam edecek. Ama efendiler arasındaki sınıf farkları da yok olacakmış gibi görünmüyor.

Bizim Masal'ımızı unutma!

Sezar maymunu, insanların iyi yönlerinin farkında. Bu yüzden tam bir barbar-hayvan sayılmaz o. Çünkü eğitimle biraz evcilleştirilmiş. Batı medeniyet çarkına kapılan son dönem aydınlarımız geliyor aklıma nedense. Hatta Sezai Karakoç'un “Masal” şiirinde betimlediği trajik dönüşüm sahneleri bile aklıma geliyor. Batılı bilim adamlarının ilkel insan incelemelerini de hatırlıyorum, bu filmi izlerken.

Korku ve çılgınlık

Tanrısızlığın korkuya ve çılgınlığa dönüştüğü bu tür filmlerinde Batılılar, şımarıklığı bir türlü bırakamıyorlar. Yeniden her şeyi, kendi bildikleri gibi dizayn etmeye, kurmaya çalışan şımarık tanrıcıklar, prometeler olarak algılıyorlar kendilerini. Hristiyanlığa gidemiyorlar. Çünkü Hristiyanlık hakikatten uzaklaşmış. Budizm'i, Hinduizm'i denediler bir süre. Onlardan da çabuk bıktılar.

Bilim ve teknoloji yularından kurtulmak mümkün mü?

Aklın kendisini kutsallaştırmasına ön ayak olan filozofların yolundan ilerleyen Batı medeniyeti, boynundaki bilim ve teknoloji yularından kurtulamıyor. Evvela yüzyıllar boyu kendisini yüceltti. Şimdi çirkinliğini, yozluğunu, bozulmuşluğunu örtbas etmek için haz içinde ve büyük bir hızla uçuruma doğru yuvarlanıyor. Neredeyse bütün söyledikleri, yapıp eyledikleri bu manevi çöküşün acısını bastırmaya yönelik kalabalık, gösterişli ve gürültülü birer kurgu.

Saat gelmeden teslim ol!

Şöyle düşünebiliriz: Adamlar, çektikleri nice kıyamet filmine rağmen teslim olmayı başaramıyorlar. Dünya savaşlarına sebebiyet veren şeyin kendilerinde mündemiç 'vahşi'likten kaynaklandığını, dallin ve mağdub olduklarını kabullenemiyorlar bir türlü. "Bu sefer hata yapmayacağız, (aynı paradigmalarla ve enstrümanlarla) daha mükemmel bir sistem kuracağız ve herşeyi denetleyip bu dünyayı bir cennet olarak ayakta tutmaya devam edeceğiz", şeklinde bir hırsla gözleri dönmüş bir şekilde devam ediyorlar. Heyhat! İkterebeti's-saat. İslâm olmak lazım vesselam!

Mustafa Nezihi 

Yayın Tarihi: 18 Kasım 2014 Salı 14:05 Güncelleme Tarihi: 20 Ağustos 2020, 15:49
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mustafa çakır
Mustafa çakır - 4 yıl Önce

Güzel tespitler için teşekkür ederim

banner19

banner36