banner17

Abbas Kiyarüstemi 'Beş' filmi ile ne yapıyor?

Büyük sanatçıların sanatlarının zirvesinde yaptıklarını doğru anlamak gerek. Zirveye oturdu, zırvalıyor deyip kolaya kaçmamalı. Serdar Arslan, Abbas Kiyarüstemi'nin 'Beş' filmi üzerine yazdı..

Abbas Kiyarüstemi 'Beş' filmi ile ne yapıyor?

 

Büyük sanatçılar, sanatlarının zirvesine oturduktan sonra sanatlarını bir tür ‘imha’ yoluna gidiyorlar. Söz konusu sanatçıya aşina olmayanlar bu durumu yadırgasalar da bu ‘imha’ işlemi onların sanatta zirve olduğunu pekiştiren, daha doğrusu tarihe kazıyan bir tavra dönüşüyor. ‘İmha’ işlemi çoğu kez formda oynamalar, oyunlar ve içeriğin çeşitlendirilmesi biçiminde kendini gösteriyor.

Tespitimizi İsmet Özel üzerinden örnekleyelim. “Bir Yusuf Masalı” ile şiirde zirveyi gören Özel, “Of Not Being a Jew” ile şiiri ‘imha’nın işaretlerini vermiş ve özellikle ilerleyen süreçte yazdığı şiirler ile, şiiri ‘imha’ yoluna gitmişti. ‘İmha’ işlemi zaman zaman yadırgansa da İsmet Özel’in son tahlilde zirve olduğunu pekiştirdi.

Kiyarüstemi sinemanın zirvesinde

Benzer bir durumu Abbas Kiyarüstemi’nin “Beş” filmini izleyince de düşündüm. Doksanlarda çektiği filmler ile sinemanın zirvesine tırmanan Kiyarüstemi için Godard, “Film D.W. Griffith ile başlar ve Abbas Kiyarüstemi ile biter” diyor.

İki binden sonra çektiği “10”, “Beş”, “Şirin” filmleriyle ise Kiyarüstemi sinemanın zirvesinde olduğunu ve film sanatını ‘imha’ya başladığı ilan etti. Deneysellik açısından en uç noktada duran “Beş” filmi, film sanatını ‘imha’ için Kiyarüstemi tarafından döşenmiş en güçlü mayın. Usta Japon yönetmen Yasujiro Ozu’ya ithaf edilen film, 16 dakikalık 5 plan sekanstan oluşuyor. Sabit kamera, kullanılan açı ve filmin doğal ve müdahalesiz içeriği Ozu’ya selam niteliğinde.

İmha’nın mahiyeti

Tabi ki hiçbir büyük sanatçı sadece kuralları yıkmak, bozmak, ‘imha’ etmek amacıyla icra ettiği sanatın form ve içeriğinde değişikliğe gitmez. Varılan üslup o sanatçının nihai poetik duruşunun eseridir. Ve bundan dolayıdır ki yapılanlar anlaşılmasa hatta zırva olarak değerlendirilse bize o sanatçının sanatının sahiciliğine zeval vermez.

Kiyarüstemi, son geldiği noktada fotoğrafın her zaman için hareketli görüntüden daha değerli olduğunu ifade ediyor. Hareketli görüntünün izleyeni kendi peşinden götürdüğünü, ona sadece kendi gösterdiğini dayattığını, farklı bakışlara imkân tanımadığını ifade ediyor. Oysa fotoğrafın ötesini açmadığı için her bakanın bakışına farklı bir şey gösterecek potansiyele sahip olduğunu savunuyor. Tüm bunları “Hiçbir şey anlatmadığım bir filmi nasıl yapabilirim?” cümlesi ile özetliyor. “Beş” filmi de Abbas Kiyarüstemi’nin bu görüşlerinin ete kemiğe bürünmüş hali desek yanlış olmaz. Tabi ki filmin kurgusal gerekliliklerini ıskalamadan.



Serdar Arslan yazdı

 

Güncelleme Tarihi: 16 Mayıs 2014, 13:10
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20