Sen mi dinden soğudun, din mi senden soğudu?

“Bizi dinden soğutmayın” tarikatını daha önce duymuş muydunuz? Belki duymamış olabilirsiniz. Çünkü bu tarikat mensupları belirli bir yerde toplanmazlar, belirli vazifeleri yoktur, zaten belirli vazifelerden de hoşlanmazlar. Bu tarikat düşünsel boyutlu bir tarikattır ve yerine getirmeleri gereken şeyler kendilerine söylenince “Bizi dinden soğutmayın” dedikleri için böyle isimlendirilmişlerdir.

Bu tarikatın tarihi seyrine bakıldığı zaman ilk temsilcilerinin fazilet/edep nitelikli davranışlara karşı dinden soğudukları gözlemlenirken “neo-bizi dinden soğutmayın”cıların dinin aslı sayılan namaz, oruç, zekât, hac gibi hali-vakti müsait olan her Müslümandan beklenen asgari ibadetlere karşı da bu tepkiyi verdikleri gözlemlenmiştir. Bu yüzden onları dikkate almanız durumunda sürekli mızmızlandıkları için dinî vecibeler hakkında bir şey konuşabilmeniz neredeyse imkansızlaşır.

Dostlar! Şaka bir yana, dîni hakikatlerden bahseden kişilere karşı geliştirdiğimiz bu savunma şekli de nedir? Dinden soğumaya namaz, oruç vs. kolayca bahane olabiliyorken dine ısınmak için neden çaba sarf etmiyoruz? Kimi tehdit ediyoruz? Hem dinden soğursak kaybedecek olan kim?

Ayrıca dinden soğumaya başladıysak eğer burada bizim de hatalarımız olmalı muhakkak. Demek kalplerimiz o hale gelmiş ki Allah bu mübarek dine o kirlenmiş kalplerimizin ısınmasına fırsat vermiyor. Neticede davranışlarımıza göre hidayeti de dalaleti de verecek olan O’dur.

Bu yüzden sizi biri “dinden soğuturken” “Acaba ben mi dinden soğudum, yoksa hiçbir hükmü beğenmediğim, sürekli bahaneler ürettiğim için din mi benden soğudu?” diye düşünmeniz gerekiyor.

Başka kurtuluş yolu bilen varsa beri gelsin. Bencileyin başka kurtuluşumuz olmadığını düşünüyorum ve mümkün mertebe din-i mübîn-i İslâm'la aramızı iyi tutmamız gerektiğine inanıyorum.

Her ne kadar ham sofular, bir gecede yetişen, yerden bitme güyâ hocalar, asla muhalefet derecesinde ictihad yapan müctehidler (!) etrafımızı sarmış olsa da çok güzel bir dinimiz var ve kötü örneklere değil güzel örneklere odaklanarak mutmain bir kalple bu dünyadan göçmemiz gerekiyor.

Zira Müslüman; güzel bakmak, güzel görmek, güzelleştirmek ve güzel örnek olmakla sorumludur. Nitekim bu asırda güzellikler azaldı ve tüm kalitesizliklere rağmen Müslüman kalmak başlıca imtihanlarımızdan bir tanesi hâlini aldı.

YORUM EKLE

banner26