Sanal âlemde hakikatli bir dünya: Deruhte Dergi

Deruhte Dergi, kendini içinde bulunduğu işin tamamından mesul görenlerden oluşur. Biz işin bir ucundan tutarak vicdanını rahatlatmayı başaramayanlarız.

Edebiyatı umut ve kaygı ile seyrediyor ve bu kaygının diri tutulmasını umudumuz adına önemsiyoruz. Yazmayı salt ‘vakit öldürme aracı’ veya piyasaya(!) ürün sunma imkânı olarak görmemekte ısrar ediyoruz.

Deruhte Dergi ekibi, ismiyle müsemma olmayı en büyük paye kabul eder.”

Kendisini böyle tanımlıyor Deruhte Dergi.

Deruhte kelimesi, en geniş anlamıyla sorumluluk üstlenmek, inisiyatif almak demektir. Dergi, deruhte kelimesinin hakkını vermeyi amaçladığını, deruhte ismiyle müsemma olmayı derginin internet sitesinde yer alan “Hakkımızda” kısmında cesur bir dille ifade ediyor. Onlar aslında, yine kendi ifadeleriyle “Kâğıt Gemideki Yolcular.” Deruhte Dergi, kâğıdın suda yok olma ihtimalini göze alarak yola çıkan, ama kâğıdın yok olmasından sonra su üzerinde yürüyebiliriz inancıyla hareket eden bir topluluğun kalbine konmuş vaziyette yoluna devam ediyor.

Deruhte Dergi şu an için e-dergi formatında. Derginin kuruluş hikâyesinden bahsedecek olursak: Dergi Ahmet Yetik, Burak Yasin Taş, Furkan Yılmaz, Semih Uzun, Veysel Asil, Yakuphan Güleç ve Yasin Akteke öncülüğünde kurulmuş. Burak Yasin Taş, dergide yer alan Suların Toplamı adlı yazısında şunları söylüyor: “İlk adım yolun yarısı. Sonunda ilk adımı attım. Denize ‘suların toplamı’ dedim. İşaretledim onu, tanım koyarak sınırlandırdım. Bu sadece içime su serpmekle kalmadı yazının çerçevesini de çizdi. Bir taşla kuş avı. Denize ‘suların toplamı’ demekle iyi mi ettim? Kendimce kelimelerden bir çözüm ürettiğimi sanmış olmalıyım. Bulduğum ilk boşluğa bodoslama atladım diyebilirim. Peki devamı nasıl gelecek bu satırların? Bir sonuca bağlamalı mı? Yarım sayfa kâfi gelir mi? Kurallarını hemen ilk anda belirlediğimiz bir plan için niçin bu kadar zorlanıyorum?” Bu yazı, derginin ne şekilde meydana geldiğini açıklıyor. Yirmi üç yirmi dörtlü yaşlardaki genç kadro, derginin, bulanık bir su hâline gelen edebiyat dünyasında, saf kalabilmenin ve bu bulanıklığı gidermenin yollarını arıyor.

Derginin internet sitesine baktığımızda, ciddî bir çalışmanın ürünü olduğu görülüyor. Birçok türde kaleme alınan yazılar, konuya uygun fotoğraflar, sayfa düzeni, ayın türküsü ve ayın şiiri şeklinde kaliteli ürünlere yer veren bölümler, güncel haberler gibi çeşitli kısımlar dergi  bünyesinde yer alıyor. Derginin internet sitesini yöneten Yakuphan Güleç, editör Burak Yasin Taş, yazı işleri sorumluları Ahmet Yetik ve Semih Uzun, yine yazı işlerinden sorumlu ve yazılara fotoğraf bulan Hayrunnisa Akgün, içerik editörü Kamil Kurt, son okumada görevli İnci Yıldız, Şeyda Ayvaz, Yeliz Yıldız ve Zahide Elif Ataseven gibi, isimlerini çok duymadığımız ama arz üzerinde hoş bir sada bırakmak isteyen bir ekibin mütevazı ve samimi gayretleri derginin uzun soluklu olacağı inancını pekiştiriyor.

Dergi bir internet sitesi. Ancak sanal âlemin buz gibi rüzgârlarına rağmen içinizde meltemlerin esmesine neden oluyor. Güzel şeyler yapmak, dışarıdaki hayatın kötülüklerine karşın gençlerin ilgisini ve enerjisini edebiyat ve sanat aracılığıyla iyiye yöneltmeyi şiar edinmiş bir anlayışla okurlarını bekliyor. Teknolojinin kalbimiz için söyleyeceği bir türküsü yok ama, Deruhte Dergi belki bir tını, bir melodi yakalamanıza imkân verebilir. Edebiyattan tarihe, felsefeden siyasete, psikolojiden mimariye birçok alanda yazılara yer veren dergi, direniş meşalesini yakmış bir hâlde sabahı beklemeden dünyayı aydınlatmayı hayal ediyor. Özellikle sosyal medyanın gündelik yaşantımıza dair yoğun müdahalelerini, bir anne şefkatiyle kucağında yumuşatıyor ve dönütlerini sevgi ve hoşgörüyle kalbimize yönlendiriyor.

Deruhte Dergi, sanal âlemin göğüs kafesinde bir soluk. Belki bir kalp.