“Şair İsmet Özel Ortaokulu” tabelasını nasıl indirdik?

İsmet Özel, geçirdiği rahatsızlıktan sonra, afiyet bulduğunu 31 Ağustos 2019 (1 Muharrem 1441) günü İstiklal Marşı Derneğindeki etkinliğe katılarak gösterdi. Görüntüleri yayımlandı, sosyal medyada ve televizyonlarda haber olarak verildi. Fizikî bir engeli olmadığı görülüyordu. Koroya katıldığından anlıyoruz ki ruhen de sağlığı yerinde. Ona tekrar geçmiş olsun diyoruz.

İsmet Özel madem aramıza döndü, yaşıyor, öyleyse bilmesi gerek diye bir hususu yazmak durumundayım.  Ancak konuya girmeden önce başka bazı hususlara değinmem gerek.

Birinci husus, İsmet Özel üzerine yazmanın verdiği sorumluluktur. Türkiye’de İsmet Özel üzerine yazmak bir ayrıcalık, bir prestij, yazan kişiye yönelik bir farkındalık oluşturur gibi bir kabul, bir algı var. Bazıları bu saikle yazmış, yayımlamış ve -artık neyse o- bunun ayrıcalığını yaşamış olabilir. Hele bu yazılar İsmet Özel’den gelmiş mektupla süslenmişse, değme keyfine o yazarın!

İsmet Özel’in mektubuna muhatap olmanın verdiği bir onura, bir ayrıcalığa, bir gurura anlam veremesem de bu böyle.

Bir zaman bir arkadaşla sohbette, İsmet Özel ismi geçince, onunla üç yıla yakın yazıştığını söyledi. İsmet Özel ile mektuplaşmak ona o kadar kendine güven duygusu yüklemişti ki bunu söylerken çok mutlu olduğunu gördüm. Peki dedim İsmet Özel sana neler söyledi, hangi konularda yazıştınız, mektupta bizim bilmediğimiz bir şeyler var mı?

Cevap yazmadı ki, dedi.

Cümleye yazışıyoruz, diye başlayan kişinin hayal kırıklığını da gördüm o zaman. Meğer mektup gönderiyormuş ve fakat cevap alamıyormuş.

İsmet Özel’e ben de mektup yazdım dedim ve ekledim. Ancak ben ondan cevap istemedim, ‘cevap yazmasanız da olur, böyle bir beklenti içinde değilim, önemli olan mektubumu okumanızdır’ diye yazdım dedim.

Niye böyle yazdım İsmet Özel’e.

İsmet Özel o zaman Milli Gazete’de yazıyordu. Çıdam Yayınları’nı yönetiyordu. Bunun yanında kim bilir başka hangi meşguliyetleri vardı. Bütün bu işlerin arasında, ona, mektubuma cevap yazma vecibesi yükleyemezdim. Bu sorumluluğu almadım. Nitekim Çıdam Yayınları’nda bir ziyaretimizde; mektuplarını aldım, okudum, cevap yazmadım, çünkü cevap beklentin yoktu, dedi.

Bunları neden yazdım? İsmet Özel üzerine yazı yazmanın varsa bir getirisi, onu amaçlamadığım gibi; onunla ilgili bir teşebbüse geçmiş olmanın da getirisi varsa onu gözetmediğimi belirtmek için yazdım.

Konumuz şu: Bundan üç yıl kadar önce aklıma bir fikir düştü. İslamî kesimin bazı yazar ve şairlerinin isimleri okullara veriliyordu. Bu tetiklemiş olmalı beni. Acaba İsmet Özel’in adını da bir okula versek nasıl olur? Bu okul hangi ilde ve ne tür bir okulda olursa uygun olur? Kendi kendime sorduğum bu soruya kendim cevap verdim.

İsmet Özel’in hayat hikayesini anlatırken kullandığı “Sökeli bir polis memurunun altıncı çocuğu olarak Kayseri’de doğdu.” cümlesi geldi aklıma. Öyle ise işe Söke’den başlamalı idi. İkincisi, mümkünse bir İmam Hatip Lisesi olmalı idi. Neden İHL? Çünkü arkamızdan Yasin okuyacak, bir hatim bağışlayacak öğrenciler buradan yetişiyor da ondan. Nitekim merhum Kamil Aydoğan, Ankara İl Milli Eğitim Müdürü iken; sırf bu gayeye matuf olmak üzere, Ankara’da açılacak bir imam hatip ortaokuluna Alaeddin Özdenören adını verelim, diye istişare etmiş ve bunu gerçekleştirmiştik.

Bir vefa borcumuz var  

Söke’nin, Sökeli öğrencilerin, velilerin ve hatta topyekûn eğitim camiasının İsmet Özel’i tanıma ihtiyacı var diye düşündüm. Hâlâ böyle düşünüyorum. Bu aidiyet duygusuna bizim de bir vefa borcumuz olmalı idi. İstedik ki Sökeli talebemiz, bu topraklarda dünya çapında bir şairimiz var, onun adı İsmet Özel ve o bir Sökeli diye bilsin. Bunu bilsin, bununla övünsün ve fakat sadece övünmekle kalmasın, ayrıca bu şair ve düşünce adamının eserlerini de okusun diye düşündük.

Doğrusu Şair İsmet Özel Okulundan mezun olacak bir kişiye, bu ismin farklı bir misyon, vizyon, mükellefiyet yükleyeceğini düşündüm. Talebeye demiş olacaktık ki,  “Ey talebe! Sen de bir kalem ve bir kâğıt ile memlekete hizmet edebilirsin. Bir bilim adamı, bir şair, bir sanatçı, bir kültür adamı olabilirsin. Sen de bu değerlere bir değer kat. Eğer bu işi yaparsan senin de bir gün kıymetin bilinecek, senin de adın yaşatılacak, sana da vefa gösterilecektir.

Bir okula, bir meydana, caddeye vs. adının verilmesi için illa o mekanı yaptırman gerekmiyor. İlla zengin, şarkıcı, futbolcu, politikacı olman gerekmiyor; bir şair, bir ilim adamı olman da yeterli. Yeter ki yerli ol, milli ol, halkına hizmet et, İslam ol, kaliteli ol. Mutlaka fark edilirsin ve ölsen de amel defterin açık kalır, defterine sevap yazımı devam eder.”

Bir hadis-i şerif, öldükten sonra kalem kaldırılır ancak üç kişinin defterine sevap yazımı devam eder, der. Bu üç şey sadak-yı cariye, istifade edilen ilmî bir eser ve onu hayırla anan evlat sahibi olmaktır.

İsmet Özel; ardından hayırla anılacak birçok eser bıraktı. Şimdi bize düşen, o eserlerin içinde ne var, biz hangi noktalarda onlardan istifade edebiliriz, yazılışı, yayımlanması yılları bulan bu eserler bize ne söylüyor, Sökeli talebelere, velilere ve hatta öğretmenlere ne diyor, bunun peşinde idik.

Şair İsmet Özel Okulu ismini duyan kişiler bilecekti ki İsmet Özel diye bir Türk şairi varmış. Acaba bize, milletimize, ülkemize, insanlığa ne diyor? Bunları merak edecek, eserlerini okuyacak ve ondan öğrendikleri ile daha çok insan olacak, sorumluluğunun farkına varacak ve yıllarca kütüphaneleri okusa ulaşamayacağı bilgi ve düşünce seviyesine ulaştığı, bir sanat zevki aldığı için hem onur duyacak hem de bu birikime yeni birikimler ekleyecekti.

Bir okula Şair İsmet Özel isminin verilmesi işte bunun için önemli idi.

Zaten bizim yani Türk milletinin filozofları, düşünce adamları, kanaat önderleri şairler değil miydi? Ahmet Yesevi’den Yunus Emre’ye, Mevlânâ’dan Fuzûli’ye, Pir Sultan’dan Karacaoğlan’a, Namık Kemal, Ziya Paşa, Tevfik Fikret’ten Mehmet Akif’e, Necip Fazıl’dan Sezai Karakoç’a ve İsmet Özel’e kadar, ne kadar nitelikli şairimiz varsa, onlar aynı zamanda düşünce ve eylem adamlarımız idi. Onların isimleri okullara verilmişti. Şimdi sıra İsmet Özel’de idi…

Okulda bir İsmet Özel Kütüphanesi kurmak da bu isim vermenin bir parçası idi. Öğretmenler, öğrenciler ve veliler için. Bir kişinin hidayetine vesile olmak az bir şey midir? Bir kişinin rahmet duasını almak az bir şey midir?  Düşündük ki bir hidayet rehberi de İsmet Özel olabilir. İsmet Özel gibi ikinci bir şair yetiştiremeyiz -herkes biriciktir, sanatçılar zaten biriciktir- fakat İsmet Özel karakterinde insanlar yetiştirebiliriz. Bu da onu tanımak ve tanıtmakla olurdu.

Böyle düşündük.

Onun yaşadığı zorlu zamanları biz yaşamadık. Hatta o, bizim adımıza, Türk milleti adına yaşamış ve yazmıştı. Bundan Sökeli talebelerin haberi olacaktı.

Benim hisseme düşen de sadece bir hayra vesile olmak idi.

2005 yılında yeniden ele alınan Türk Edebiyatı öğretim programının yapımında emeğim geçmişti. İsmet Özel’e o programda,  12. sınıf düzeyinde “1960 Sonrası Toplumcu Şiir” ünitesinde yer verilmişti. O zamandan beri ülke çapında öğrencilerimiz İsmet Özel ismini biliyor, ders kitabındaki metninden tanıyor. 

Ancak isminin bir okula verilmesinin de eğitim-öğretime hizmet edeceğini düşündüm. Talim ve Terbiye Kurulu üyesi olarak teşebbüse geçtik. İl Milli Eğitim Müdürüne konuyu açtık. Müzakere ettik. Araştırmalara başlandı. İlgili yazışmalar ve diğer prosedürler yürütüldü. İmam Hatip Lisesi mümkün olmadı fakat bir ortaokula “Şair İsmet Özel Ortaokulu” deyip tabelayı asacağımız günlerde İsmet Özel rahatsızlık geçirdi. 

Ailenin rızası olmadığı için tabela indirildi

İsmet Özel’in böyle bir talebi, beklentisi yoktu. Biz kendimize görev vermiş ve sonuca varmıştık. Bir ortaokulun müsait olduğu bilgisi gelmiş, ilgili işlemler sonuçlanmıştı. Neticede hastalığı öğrensek de girişimden vazgeçmedik. Okula tabelayı astık.

Fakat o günlerde aklıma; bu isim verme olayı basına yansır, İsmet Özel ve yakınları basından öğrenir, bakın bakın hastalandı; ardımızdan neler yapıyorlar, diyebilirler düşüncesi geldi. Dediğim gibi, bu hususta hiçbir siyasi ve bürokrattan izin ve destek istememiştik. İsmet Özel ve yakınları, bunu basından duyacağına, bizden duymalı idi. Bir yakınını aradım ve sorumluluğu ben alıyorum, tamamen benim sorumluluğum, ancak Söke’nin, Sökelinin buna ihtiyacı var, biz böyle bir şey yaptık, haberiniz olsun, dedim.

O da  “Ne yapalım, hayırlı olsun” dedi. Telefonu kapattık.

Aradan fazla zaman geçmedi. Bir gün Aydın İl Milli Eğitim Müdürü aradı. Dediğine göre Valilik ile İsmet Özel’in bir yakını telefonla görüşmüş. (Bizim verdiğimiz bilgiyi İsmet Özel’in o yakını paylaşmış olmalı. Zaten biz de paylaşmasını istemiştik.) Valilik ile bu konuşmada ‘İsmet Özel’in sağlığında iken bir okula, sokağa veya başka bir yere isminin verilmesine razı olmadığına dair bir ifadesi vardı’ denilmiş. Bunun üzerine Valilik, ailenin rızası yoktur sonucuna vararak tabelayı indirdi.

Bütün bunları yazdım.

Çünkü tarihe geçsin istiyorum.

Çünkü İsmet Özel hâlâ aramızda.

İsmet Özel’in, kamuya ait bir yere isminin verilmemesi isteğini anlıyorum.

Kamu hakkı olarak görebilir bunu.

Hak etmediğini düşünebilir.

Böyle yerlere isimleri verilen başka kişilerle aynı hizada bulunmak istememiş olabilir.

Bunu, isminin kötüye kullanılması, istismar edilmesi olarak da görebilir.

Devletten hiçbir beklentim yok, demek istemiş olabilir.

Sebebi ne olursa olsun bunları kabul ederiz. Ancak İsmet Özel ismi artık sadece ona ait bir isim değildir. İsmet Özel nasıl, Yunus Emre gibi Türk şiirinin diğer adı ise; İsmet Özel aynı zamanda Türk milletinindir. Millet kendine ait olan bir değeri böyle yerlerde değerlendirebilir ve kimse ona bir şey diyemez.

Bir insan; benim eserlerimle varılacak bir doğru, bir hakikat varsa, varsın Sökeli çocuklar da ona ulaşmayıversin der mi? Demeli mi?

Bir gün ardımdan bir Fatiha gönderecek, hayırlı bir söz söyleyecek, bir hüsnüşahadet edecek kişiler içinde yeni nesil Sökeli olmayıversin der mi, diyebilir mi?

Der, diyebilir.

Fakat dememeli bize göre.

Çok mu ajite ediyorum.

Hayır! Anlamak istiyorum o kadar.

Tabelayı indirmekle böyle denmiş oldu mu olmadı mı, onun cevabını arıyorum.

Kişisel olarak benim açımdan bir sorumluluk yerine getirildi. Bu sorumluluk benim kendime verdiğim sorumluluk,  görev, vefa bilinci idi.

İsmet Özel’in kendisi ile ilgili yazılı, görsel, her şeyi yakinen takip ettiğini biliyorum.

Bunu da bilsin istiyorum.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Nihat MALKOÇ
Nihat MALKOÇ - 2 yıl Önce

Hocam vefalı bir insansınız. Siz İsmet Özel konusunda üzerinize düşeni fazlasıyla yapmışsınız. Ötesi İsmet Özel'in takdiridir. Ona da saygı duyarız. Fakat sizin de belirttiğiniz gibi bazı şahsiyetler bir noktadan sonra milletin bir parçası oluyorlar. Onların bazı hususlarda şahsî tasarruflarda bulunması, milletin tercihlerinin önüne geçmemelidir. Sıkı okurlarınızdan biriyim. Kaleminiz ve kelâmınız daim olsun.

Osman Ayyıldız
Osman Ayyıldız - 2 yıl Önce

Güzel şeyler bunlar...
Olması da güzel, olmaması da güzel...
Allah şairimize uzun ve bereketli ömürler versin inşaAllah...