Saç için savaş bile yapıldı!

Saç; tarih boyunca bütün kültürlerde, kişisel ifadenin önemli bir aracı, cazibenin ve statünün önemli bir parçası olmuştur. Eski Mısır'da uzun saç ve saç estetiği, kişiye, özel bir mevki, toplumda da politik bir pozisyon sağlamıştır. Yani, toplumda önemli bir yer işgal edenler, kendilerini fark ettirmek için imaj değişimini saçlarından başlatmışlar; onların soyundan gelenler de bu saç ve diğer vücut şeklini taklit etmişlerdir. Mesela, eski Mısır'da peruk önemli bir aksesuar olduğu için çok dikkatle hazırlanırdı. Sıklıkla renklendirilir ve altın tozu ile süslenirdi. Kel erkekler, erkeklik gücünü, kadınlar da doğurganlığın sembolü olarak takma saç yani peruk kullanmışlardır.
 

Klasik Yunan döneminde (M.Ö.500-460) kıvırcık saçlar, bukleli saçlar; devinim, değişim, özgürlük ve mutluluğun simgesidir. Eski Yunan sözlüğünde kıvırcık saçı tanımlayan "oulos" kelimesi aynı zamanda "entrika" anlamı taşır ki bu anlam, düz saç ile kıvırcık saçın karşılaştırılmasından çıkmıştır. Düz saçlıların dürüst, kıvırcık saçlıların entrikacı olduğu sanısı bununla ilgilidir. Buradan anlıyoruz ki ilm-i kıyafet (ilmisima) dediğimiz fizyonominin geçmişi, eski Yunan'a kadar uzanmaktadır.

Divan şiirindeki siyah saç, yılana benzerlik ilişkisini Eski Yunan'da da görürüz. Yunan mitolojisinde Medusa güzel bir kadındır, Athena'nın tapınağında Poseidon ile yasak aşk yaşar. Buna sinirlenen Athena, Medusa"yı çirkin yüzlü bir heykele, o muhteşem kıvırcık saçlarını ise yılana çevirir. Ona bakan her erkek de taşa dönüşür.

Saçın merkez olduğu bir savaş da vardır ve Yahudilerle Filistinliler arasında cereyan etmiştir.

Gücün sırrı saçları

Hikâyeye göre Yahudi bir erkek (Samson) Filistinli bir kadına (Delilah) âşık olur. Samson, bir kahramandır, bir katırın çene kemiği ile Filistin ordusunu kırar geçirir. Güzelliği ile nam salan Delilah, kavmine yardımcı olmaya karar verir ve Samson'un, o bitmek tükenmek bilmeyen gücünün sırrını ve kaynağını öğrenmek ister. En sonunda Samson'u kendine âşık eder. Samson, ona gücünün sırrını söyler, bu gücün sebebi, saçlarıdır. Tanrı Yahova, saçları sayesinde Samson'a güç vermiştir. Delilah, Samson yatağında uyurken onun saçlarını keser. Sabah kalktığında saçlarını kaybettiğini anlayan Samson delirir, artık gücü kalmamıştır ve kendisine bu gücü veren Tanrısı’na ihanet ettiğini düşünür. Ardından Filistinliler onun gözlerini oyar ve Samson bir kafeste millete teşhir edilir, zindana atılır. Düzenlenecek bir festivalde idam edilmesine karar verilir. Fakat bu arada Samson, Tanrı'ya yalvarmaktadır. Tanrı en sonunda merhamet eder ve Samson'a gücünü geri verir. Samson'un idam edileceği gün, bütün Filistin önderleri ve binlerce kişi Dagon Tapınağı’nda toplanır. Samson bir anda zincirlerini kırar ve tapınağın iki temel sütununu ittirerek tapınağı yıkar. Kendisiyle beraber binlerce Filistinliyi öldürür.

Göktürklerin saçını kestiler

Benzer inanç nedeniyle Çinliler, esir aldıkları Göktürklerin saçlarını kesmişlerdir.

Kitaplardaki bilgilerden, heykel ve resimlerden anlıyoruz ki tarih boyunca birçok toplumda erkekler uzun saçlıdır. Orta Asya'nın göçebe uygarlıklarında; 15, 16 ve 17'inci yüzyıllarda Avrupa'da kısa saçlı erkek düşünülemezdi bile. 20'nci yüzyılda renkler ve zevkler tartışılmaz oldu. Erkeklerde hem uzun hem kısa saç moda olduğu gibi kökünden kazıtmak da modaya eklenmiştir. Beatles'in tempolu şarkılarıyla kaküllerin sağa sola sallanması da modalaşmış bir saç şeklidir.

Saçı (sakalı, bıyığı, kaşları, kirpikleri) kökünden kazıtmaya özel anlamlar yükleyen Melamiler daha sonraki yıllara aittir. Günümüzün protestocuları olan "punk"cılar, burjuva tarzı yaşamı protesto etmek için saçlarını başkaldırının bir sembolü olarak değişik şekillerde kestirir ve şok edici renklere boyar. Saç, 1960'larda özgürlüğün simgesidir. 60'lı yıllarda hanımların kısa kesilmiş, düz ve basit şekillerdeki saçları, kadınsılığı ihmal etmeden, erkeklerle eşitliği simgeliyordu. 60'ların sonuna doğru sokak sokak çatışan gençler, uzun saçlarıyla da öne çıktı. 70'li yıllarda uzun saç, rock müzik furyasıyla tek saç tipi oldu. Barış Manço ve Cem Karaca bu dönemin öncüleridir Türkiye'de. 80'lerde liberal rüzgarlar 'Amerikan tıraşı'nı gözde yaptı.

Bizim gençliğe adım attığımız yıllarda saç bırakmak komünistlikti. Okullarda disiplin denilince saçları kısaltılmış, tarağa gelmeyen gençler anlaşılırdı. İzleyenler hatırlayacaklardır “Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak” filminde böyle bir sahne vardır. Sabahları elinde makasla saç kontrolü yapan müdür, müdür yardımcıları ve nöbetçi öğretmenlerimiz vardı. Yatılı okullarda, askeriyede ve diğer kalabalık yerlerde bite karşı bir önlem olarak görülen kısa saç, ülke geneline disiplin olarak yayılmıştı. Anne babamız ve büyüklerimiz bunu ne kadar bilirdi, bundan haberimiz yok. Onların gözünde de uzun saç komünistlik ve anarşistlik idi. Zira televizyonda, gazetelerde olaylara karışan üniversite öğrencilerinin kahir ekseriyeti uzun saçlı idi. Nasıl bir uzun saç? Günümüzdeki gibi örgülü, kuyruklu saç değil. Enseden taşan, kulakları örten ve nadiren kulak memelerini aşan bir uzun saç. "Anan gibi saç bırakacağına baban gibi bıyık bırak" sözü o zamanlardan kalmadır zihnimde.

En güzel aksesuarlardan

Saç, en önemli güzellik aksesuarındandır. Saç, sakal başlangıçta zevk, tip, yakışıklı oluşla ele alınmıştır. Saçların yakışıklılık, güzellikle ilişkilendirilmesi dönemin ünlüleri olarak şarkıcılar, futbolcular, aktör ve aktristler aracılığıyla yaygınlaşmıştır. Kafa yapısı, saç karakteri uysun uymasın, gençlerin John Travolta tipi saçla dolaştıklarını hatırlarım mesela. Köyümüzde sarışın bir ağabey vardı. Saçlarını geriye doğru tarar, “Cüneyt Arkın'a benzedim mi?” diye sorardı. Saç tarama şekli, bir zaman sonra siyasi bir anlam kazandı. Bizim yetişme dönemimizde saçını sağa doğru tarayana "sağcı"; sola doğru tarayana "solcu" dendiğini bilirim. Bu anlamda "siyasal saç"ın en tipik örneği Che Guveara'dır. Biz gençler bu tiplemenin karşısında sünnete sığınırdık. Okuldaki öğretmenlerimize, anne babamıza Hz. Peygamber'in de saçlarının uzun olduğunu, kulak memesine kadar uzattığını söylerdik.

Kitaplardan öğrendiğimize göre Hz. Peygamber, saçlarını kulak memesini kapatacak kadar uzatırdı. Saçları uzatmak sünnettir, derdik. Cevap hazırdı. "Her sünneti yerine getirdiniz, sıra saça geldi öyle mi?" Bundan dolayı bizimle akran delikanlıların liseden mezun olunca yaptıkları ilk iş saçlarını uzatmak oldu. Sonra da bir vesile ile okulunu ziyaret etmek, öğretmenlere uzun saçlarını göstermek... Saç bıyık, sakal erkeğin alamet-i farikasıdır. 70'li yıllarda buna favori de eklendi. Saç gitti, geriye bıyık ve sakal kaldı.

Erkek camiasında durum böyledir de kadınlar cephesinden nasıldı derseniz onlarla ilgili şunları hatırlıyorum. Kadınların saçları (öğretmenlerimiz, okuldaki ve mahalledeki kızlar) modaya daha açıktı. Fakat kimi taklit ettiklerini bilemezdik. Türkülerde, şiirlerde daha çok lepiska saçlı olan kızlar, permadan, küt şekle kadar birçok saç yapısı ile görünür olmuştu.

Halk edebiyatında saç ve saç ile ilgili hususlar daha çok ilm-i sima ile ilişkilidir. Buna göre “kel ölür, sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur; saçın ak mı kara mı, önüne düşünce görürsün; tarlanın taşlısı, karının (kadının) saçlısı; saç saça baş başa gelmek (dövüşmek); saçı başı birbirine karışmak, saçı (saçları) değirmende ağartmak; saçı topuklarını dövmek; saçı uzun aklı kısa; saçına ak (kır) düşmek; saçına başına bakmadan; saçını başını yolmak” gibi deyimler ve atasözleri bunlara örnek olarak verilebilir.

Divan şiirinde saçlar sümbüldür yahut sırmadır. Saç, sümbüle hem kıvrımları hem kokusu itibariyle benzetilmiştir. Saç kokusu özel bir kokudur ve günümüzde bunun deodorantlarla sağlandığı biliniyor.

Hadis-i şerifte ihtiyarlara benzeyen gençler övülmüş; gençlere benzeyen ihtiyarlar ayıplanmıştır. Nice kişinin gençken ihtiyarlara özenip sakal bıraktığını; aynı kişinin ihtiyarlayınca her gün sinek kaydı tıraş olduğu görülmüştür. Peygamber döneminde kadınların topuz yaptırdıkları da biliniyor ki bu, hadis-i şerifte lanetlenmiştir. Sebebini bilmiyorum, zamanın gayrimüslim kadınları topuz yaptırdıkları için olmalı.

Cesetten ayrılır, ömrü sürer

Saç, cesetten ayrıldıktan sonra da ömrü süren bir organımızdır. Toprakta hemen çürümez saç ve diğer kıllar. Koyun, aslan, kaplan, ayı postlarında da bunu açıkça görebiliyoruz. İnsana ait bir parçanın toprakta çürümemesine niçin şaşmalı? Kemikler ve dişlerimiz de uzun ömürlü azalarımızdır. Saç, sakal ve bıyığın erkeklerde uzaması, kadınlarda olmaması önemli bir özelliktir. Eskiden berberlerin dükkân önüne "Zakkum" ağacı dikilirmiş ve artıkları onun dibine dökerlermiş. Bizim köyde de vardı. Büyüklerimiz bunda bir hikmet gizlidir, der. Fakat ben bunun hikmetini bilmiyorum. Doktorlar, kıllarda mikroskobik olarak sinir vardır, diyor. Saçlarda dokunma hissi vardır fakat kesildiği zaman acı duygusu yoktur. Tırnaklarda olduğu gibi. Bu da ayrı bir sırdır, denir. Doktorlar, saçların terkibinde kimya olarak kadmiyum, antimuan ve selenyum olduğunu söylüyor. Göz kirpiklerine sürülen "sürme"de de antimuan bulunuyormuş. Bıyık ve sakalın büyümesi, vücutta meydana gelen birçok zararlı enzimi dışarı atması ile ilgili imiş. Sakal ve bıyığı kesmeyerek uzun bırakmak, ömrü biyolojik bakımdan tedrici olarak zehirleyip kısaltır(mış).

Saç, sakal, tırnak ve bütün kıl tıraşlarında insanın gusül gerektiren bir hâl içinde olmaması gerekir. Bir şey daha: Saç, sakal ve tırnağı ateşe atmak yasaklanmıştır. Saçlar; erkeklerde düşünce ve enerji kaynağıdır; kadınlarda, şefkat ve kadınlık timsalidir, denir. Kedilerin bıyıklarını keserseniz kediler âtıl kalır, yönlerini bulamaz, uzaktaki hemcinsleriyle iletişim kuramazmış. Bıyık, sakal; Katolik, Luteryen ve Evanjelis'lerde yoktur. Ortadokslarda ve Yahudilerde ise önemli bir unsurdur. Yahudilerin ruhanilerinde ve dindar Yahudilerde sakal, bıyık kesilmez.

Modern zamanlar, beden üzerinden para kazanmaya devam ediyor. Artık bir saç ekonomisi var ve kapitalist düzenin kazanç yollarından biri ve de en önemlisi de saç üzerine kurulu. Geçtiğimiz günlerde iki kişinin konuşmasına misafir oldum. Saçlarını dökmüş biri, arkadaşına dokuz bin (9.000) saç ektirdim, tanesi bir liraya, dedi. Berberler, kuaförler, saç boyası, saçın aldığı şekiller, peruk sanayii, şampuanlar, ayna tarak, toka vs. bu sanayinin tamamlayıcı unsurları. Masallardaki gibi saçını satarak para kazananlar da var, saçının şeklini değiştirerek de...

O'nun saçları

O, saçlarını yağlar, tarardı. Dağınık saçla insan önüne çıktığına kimse şahit olmadı. Bazen eliyle saçlarını kulak memesini örtecek şekilde uzatırdı. Bir gün saç, sakal birbirine karışmış olarak Mescid'e gelenleri görünce “İnsanlara ne oluyor ki Mescid'e gelirken saçlarını taramıyor, dişlerini fırçalamıyor?" dedi. Saça özen göstermek, Resûl'e vücud ve görünüş bakımından ittibadır. Görünüşte onun çehresini taklittir. Sünnet niyetiyle saç bırakan kişi, ben içten ona benzemeye çalışıyorum, bunu dışarı vurmak istiyorum demek istemiştir.

Peygamberimiz'e ittibaın bir nevi cesedî şâhidi olur saçımız ve sakalımız. O'na selam olsun.

Star Gazetesi Açıkgörüş ekinden iktibas edilmiştir.

YORUM EKLE

banner26