Sabahattin Ali'den: "İrade yoksunluğu mu, İçimizdeki Şeytan mı?"

2 / 18
Kadıköy Vapuru

Yirmili yaşlarının ortalarında iki arkadaş; Ömer ve Nihat, o gün öğleden önce Kadıköy’den Köprü’ye giden geminin güvertesinde sohbet ediyorlardı. Nihat, Felsefe Fakültesi’ndeki derslerinden, Ömer de postanedeki muhasebe işlerinden bahsediyordu. Kalkmak üzere olduklarında Ömer’in gözü genç bir kıza ilişti ve gördüğü anda âdeta nutku tutuldu. Ne kıpırdıyor ne bir şey söylüyordu. Nihat’ın, “Haydi iniyoruz.” diyerek sarsmasıyla kendine geldi ve “Nihat, bana bir şeyler oluyor. Ben ömrümde böyle bir güzellik görmedim. Âşık oldum! Evet, evet âşık oldum! Güzel şeyler yaşayacağım biliyorum!” diyerek Nihat’ın onu durdurmasına fırsat vermeden kıza doğru gitmeye başladı. Ömer, kıza odaklanmış dosdoğru ilerlerken kızın yanındaki kadının ona seslendiğini neredeyse duymayacaktı. “Ömer, oğlum?” sesi ile irkilip kendine geldi; seslenen uzak akrabaları Emine Teyze’ydi. Kızın onunla beraber olduğu belliydi. Hâl hatır sorduktan sonra Ömer, “Bu kim?” dercesine kızı işaret etti. “Doğru ya tanıştırmadım sizi.” dedi Emine Teyze. “Tanırsınız aslında birbirinizi; Macide, annenin büyük dayısının torunu. Gerçi sen Balıkesir’den çıktığında o küçücüktü. O yüzden tanımadın tabii, altı aydır bizde kalıyor. Piyano çalınan bir mektebe gidiyor.” dedi. Kader bu ya Ömer âşık olduğu kızın kim olduğunu hemencecik öğrenivermişti.

Kadıköy Vapuru

Yirmili yaşlarının ortalarında iki arkadaş; Ömer ve Nihat, o gün öğleden önce Kadıköy’den Köprü’ye giden geminin güvertesinde sohbet ediyorlardı. Nihat, Felsefe Fakültesi’ndeki derslerinden, Ömer de postanedeki muhasebe işlerinden bahsediyordu. Kalkmak üzere olduklarında Ömer’in gözü genç bir kıza ilişti ve gördüğü anda âdeta nutku tutuldu. Ne kıpırdıyor ne bir şey söylüyordu. Nihat’ın, “Haydi iniyoruz.” diyerek sarsmasıyla kendine geldi ve “Nihat, bana bir şeyler oluyor. Ben ömrümde böyle bir güzellik görmedim. Âşık oldum! Evet, evet âşık oldum! Güzel şeyler yaşayacağım biliyorum!” diyerek Nihat’ın onu durdurmasına fırsat vermeden kıza doğru gitmeye başladı. Ömer, kıza odaklanmış dosdoğru ilerlerken kızın yanındaki kadının ona seslendiğini neredeyse duymayacaktı. “Ömer, oğlum?” sesi ile irkilip kendine geldi; seslenen uzak akrabaları Emine Teyze’ydi. Kızın onunla beraber olduğu belliydi. Hâl hatır sorduktan sonra Ömer, “Bu kim?” dercesine kızı işaret etti. “Doğru ya tanıştırmadım sizi.” dedi Emine Teyze. “Tanırsınız aslında birbirinizi; Macide, annenin büyük dayısının torunu. Gerçi sen Balıkesir’den çıktığında o küçücüktü. O yüzden tanımadın tabii, altı aydır bizde kalıyor. Piyano çalınan bir mektebe gidiyor.” dedi. Kader bu ya Ömer âşık olduğu kızın kim olduğunu hemencecik öğrenivermişti.

banner19

banner36