Rüzgârla iyi geçinenlerin yurdu Esenler

Esenler İstanbul’da sadece bir ilçe değildir. Ayrılığın, kavuşmanın, telaşın, hüznün, sevincin de adıdır Esenler. Topkapı’dan aldığı bayrağı daha modern, daha geniş bir mekânda dalgalandırmaya başladığı günden bu yana otogar imgesini de boynunda taşıyor uzun yıllardır.

Elbette Esenler sadece otogardan ibaret değil. Şimdi bizler Esenler’in dününü, bugününü Cihat Aktaş’ın kaleminden okuyoruz. Rüzgârla İyi Geçinmek, Esenler Belediyesi’nin bir yayını olarak ulaştı okuyucuya. Karşımızda bir belediye yayını olmasından dolayı yaşayacağımız tedirginliği Cihan Aktaş ismi bertaraf ediyor. Malumdur ki belediye yayınlarının  genel amacı kurumun reklâmını yapmaktır  ama Esenler Belediyesi Şehir Düşünce Merkezi çok iyi bir iş çıkarmış, yürekten bir tebriği hak ediyor.

Esenler’in kuruluşu

Cihan Aktaş’ın Esenler’in tarihini yazmış olması edebiyat dünyamız adına çok önemli bir olay. İşin ehline verilmesinin bir göstergesidir bu. Yapılan işi ciddiye almanın sonucunda ortaya çıkan eser oldukça değerli. Kitap; hacmiyle, içeriğiyle, anlatım zenginliğiyle keyifle okutuyor kendini. 

Cihan Aktaş kitabın yazılış aşamalarını anlatarak başlıyor kitaba. Bu kitaba ne kadar değer verdiğini, kiyap için nasıl bir keyif haliyle çalıştığını anlıyoruz. “… Şehir Düşünme Merkezi’ne giderek teklif edilen kitabın muhtevasını anlamaya çalıştım. Dile gelmemiş, saklı kalmış, gözden kaçmış velhasıl Esenler’i kendine has bir yerleşim kılan hikâyelerle bu mekânı yeniden tarif etmem bekleniyordu benden ve elbette gönlümce çalışabilecektim. İki mevsim geçti aradan. Böyle bir kitabı hazırlamanın sorumluluğu üzerine düşündükten sonra şahsıma sunulan öğrenme fırsatını değerlendirmem gerektiğine karar verdim. Sürdüremediğim mimarlık mesleği için duyduğum borçluluk hissi sebebiyle değil sadece, göç hikâyeleri öne çıkacağı için de. Esenler üzerine araştırma yaparken tasarladığım romana başlamayı erteleyecektim, ancak kuşkusuz bambaşka bir öğretici alan uzanıyordu önümde.”

Bölümler halinde yazmış kitabı Aktaş. Her bölümde ayrı bir pencere açılıyor Esenler’e. Görüyoruz ki Aktaş çok vakitler geçirmiş Esenler’de bu kitabı hazırlarken. Hem de ayrı yakalarda olmasına rağmen.  “İstanbul’un Anadolu yakasında ikâmet ettiğim için, yolumun üzerinde bir ilçe değil Esenler.” diyerek başlıyor kitaba.

“İstanbul’da yaşamak, sürekli bir öğrencilik hayatı demek…” Bu söz belki de en çok İstanbul’a yakışıyor. Aktaş bu cümlenin hakkını verecek bir yoğunluğun içine girmiş. Esenlerin tarihini öğreniyoruz Bizans’tan Osmanlı’ya, Cumhiyet Dönemi’nden günümüze. “1939’a kadar Atışalanı’nın ismi Avas, Esenler’inki Litros’tu.”

Canlı tanıklarıyla esenler

Cihan Aktaş Esenler’i bize ilçenin sakinleriyle tanıtıyor. Onlarla yaptığı birebir görüşmeler de yer alıyor kitapta. Göçmeniyle, yerlisiyle, yabancısı ile Esenler’in tüm renkleri karşılıyor bizi. Otogar’ın da etkisi vurgulanıyor bu çeşitliliğe, Esenler’in konumu da. “Esenler, Anadolu göçmenleri için hem İstanbul’du hem de hâlâ mecbur kılınan köy gurbeti.” “Köy” ifadesine örnekler de veriyor Aktaş. “Ailenin Malatya’da yaşayan büyükleri bir süreliğine kalmaya geldiklerinde, Esenler’i İstanbul’dan saymıyor, ‘İstanbul’a gidelim.’ diyorlardı.”

Esenler’in adına yakışan yönünü de yine canlı tanıklarla anlatıyor Aktaş. “Esenler’de yaşamayı öğrenmek, rüzgârın saatlerini gözeterek de yaşamak demek. Lodos ne zaman eser ve neye mal olur, poyraz estiğinde neyi beklemeli? Hüseyin Atağan, rüzgârlı bi mart ikindisinde Tuna Pastanesi’nde, bana ilçeyi çeşitli mevsimlerde etkileyen rüzgârları anlattı: Buralarda daha ziyade poyraz eser. Zararı yoktur poyrazın, poyraz eserse o sene bereket çok olur ekinde, başaklar dolar. Lodos az olursa ekin az olur, verim düşer…”

Esenler diye bir yer

Kitabı okuduğunuzda artık Esenler diye bir yer var diyeceksiniz bütün ayrıntılarıyla. Hem de bildiğiniz Esenler’e farklı bir gözle bakarak. İnsanı, gecekondusu, yaşantısı, uzağı, yakını ile kafalarda yepyeni bir Esenler canlanacak. Böyle bir çalışmayı asıl mesleği mimarlık olan Cihan Aktaş’a vermek ne kadar doğruysa, bu çalışmayı öykücü Cihan Aktaş’a vermek on kat daha isabetli bir karar olmuş.

Coğrafyası çok geniş bir yazar Aktaş. Dünyanın merkezi onun için İstanbul ise parmak uçlarında kıtalar dolaşır rengarenk. Onun bu canlılığı kitaba da yansımış. İnsan ile mekânı yoğuran içtenlik seziliyor onun anlatımında.

“Esenler’deki yapılaşmanın izlediği seyirde göçmenlerin aile kurumuna, evlilik hayatına ve akrabalık ilişkilerine verdiği önemin payı büyük. Mübadiller ve Balkan göçmenleri olsun, Anadolu göçmenleri olsun, yerleşmeye devam ederken geniş ailenin bağlarını koruyacak alt yapıyı oluşturma yönünde hassas ve dikkatli bir tutum sergilediler.”

12 Eylül ve Esenler

Türkiye’nin hafızası dediğim birkaç yazardan biridir Aktaş. Onun kaleminden darbeler tarihini okumak ufuk açıcı bir seyir halidir. Esenler’in 12 Eylül ile olan sınavına da yer veriyor kitapta. Darbe nasıl ki hayatın her alanını ablukaya alıyor, Esenler de bundan payını alıyor. Yine canlı şahitler eşliğinde öğreniyoruz 12 Eylül’ün Esenler’ini.

“Esenler’in 1980 öncesi CHp’li Belediye Başkanı Çetin Aksoy’a göre, 12 Eylül Darbesi’nin ardından meydana gelen yetki karmaşasında havali büsbütün gecekondulaşmaya terk edildi. Aksoy, 12 Eylül Darbesi’nin en büyük zararı bu yerleşime verdiğini vurguluyor. Kendisi görev başındayken, daha önce yapılmış imar planlarına rağmen kat sayısını sınırlı tutmuş, ancak yeni bir imar planı yaptıramamıştı. Böyleyken, bakanlıkta yeni bir imar planı için anlaşmaya varılmıştı. Esenler’in nihai nüfusunun 300-350 bin olarak düşünüldüğü bir plandı söz konusu olan; mevcut yapılaşma ise henüz 9-10 bin (bina) civarındaydı.”

Yaşadığımız değişimden her yer payını aldığı gibi Esenler de bu çarka kaptırmış kendini. Hazin son bu. Kaçmak imkânsız. Komşuluklar bitmiş, her şey yarım kalmaya başlamış, beton hızla kuşatmış her yeri, sokaklar birbirine karışmış ve Esenler’in rüzgârıyla iyi geçinmek gibi bir sancı hırpalayıp durmuş yürekleri.

“Bayrampaşa adına açılan otogarın zaman içinde bu ilçenin adıyla tanınması üzerine konuşulacak ne çok tecrübe, yazacak ne çok hikâye var hâlâ. Çok hızlı değişiyor İstanbul, aslında galiba biz de hep birlikte değişiyoruz.”

Rüzgârla İyi Geçinmek ya da Esenler’in Kuruluşu. Hacimli bir kitap ama bir solukta okuturuyor kendini. Hatta şehir ve gezi yazılarındaki şu kıstasımı da doğruluyor bu kitap. Eğer bir gezi ya da şehir kitabı okuduktan sonra anlatılan yeri görme arzusu canlanıyorsa içinizde o yazar başarı ile yerine getirmiştir vazifesini. Bu kitaptan sonra yolumun İstanbul’a düştüğü ilk ziyaretimde Esenler’in rüzgârına kaptırıp kendimi ilçenin her köşesine daha bir özenle bakacağım muhakkak.