<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Dünya Bizim Kültür Portalı</title>
    <link>https://www.dunyabizim.com</link>
    <description>Türkiye'nin entelektüel birikimi</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.dunyabizim.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 07 Sep 2026 00:07:27 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Mehmet Erken: 1924’ten sonra din eğitimi resmi kurumlardan çekildi, farklı yollarla devam etti]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/dr-mehmet-erken-1924ten-sonra-din-egitimi-resmi-kurumlardan-cekildi-farkli-yollarla-devam-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/dr-mehmet-erken-1924ten-sonra-din-egitimi-resmi-kurumlardan-cekildi-farkli-yollarla-devam-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Mehmet Erken, erken Cumhuriyet döneminde din eğitiminin geçirdiği dönüşümü, medreselerin kapatılmasından camilerde sürdürülen derslere, dersiâmlardan esnaf desteğine, Nuruosmaniye çevresindeki Kur’an eğitiminden 1965 sonrasındaki kurumsallaşmaya kadar geniş bir çerçevede anlattı. Erken, resmi eğitim sisteminde din derslerinin ortadan kalkmasına rağmen toplum içindeki dini bilgi aktarımının farklı yollardan sürdüğünü ifade ettti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Mehmet Erken, erken Cumhuriyet döneminde din eğitiminin nasıl sürdürüldüğünü, devletin getirdiği sınırlamaları ve toplumun geliştirdiği yöntemleri anlattı. Medreselerin kapatılmasının ardından resmi eğitim sistemi içerisinde din eğitiminin giderek ortadan kalktığını belirten Erken, dini bilginin aktarımının yalnızca kurumsal eğitim üzerinden değerlendirilmesinin dönemin toplumsal yapısını anlamak açısından yetersiz kalacağını ifade etti.</p>

<p>Erken, camilerde verilen derslerden evlerde sürdürülen eğitimlere, vaaz adı altında devam eden ders halkalarından esnafın maddi desteğine kadar farklı uygulamaların erken Cumhuriyet dönemi boyunca varlığını koruduğunu kaydetti. Hüsrev Efendi, Hasan Akkuş, Gönenli Mehmet Efendi ve İbrahim Vardar gibi isimlerden örnekler veren Erken, özellikle İstanbul'da hoca, talebe ve esnaf arasında oluşan ilişki ağlarının dini eğitimin devamlılığında önemli rol oynadığını anlattı.</p>

<h3>1924’TEN SONRA DİN EĞİTİMİ GERÇEKTEN BİTTİ Mİ?</h3>

<p>1924 yılında medreselerin kapatılmasının ardından Türkiye'de din eğitiminin tamamen sona erip ermediği sorusunu değerlendiren Erken, resmi ve kurumsal eğitim açısından bakıldığında cevabın büyük ölçüde "evet" olduğunu söyledi. Erken'e göre konunun anlaşılabilmesi için öncelikle eğitim kavramının yalnızca bugünkü okul sistemi üzerinden ele alınmaması gerekiyor. Kitle eğitiminin tarihsel açıdan oldukça yeni bir gelişme olduğuna dikkat çeken Erken, Osmanlı döneminde 19. yüzyılın sonlarına doğru yaygınlaşmaya başlayan kitlesel eğitimin İkinci Meşrutiyet sonrasında daha fazla tartışıldığını, ancak savaşların söz konusu sürecin genişlemesini sınırladığını belirtti.</p>

<p>Cumhuriyet yönetiminin Osmanlı'dan devraldığı meselelerden birinin eğitimi geniş toplum kesimlerine yayma hedefi olduğunu söyleyen Erken, yeni sistemin eğitimi dini eğitimin bulunmadığı bir formatta yaygınlaştırdığını ifade etti. Eğitim müfredatında 1933'ten sonra din eğitiminin kalmadığını söyleyen Erken, resmi kurumlar ve müfredat esas alındığında din eğitiminin sona erdiğini, ancak tarih boyunca eğitimin yalnızca kurumlara bağlı biçimde yürütülmediğini vurguladı.</p>

<p>Erken, yaklaşık 100 yıl önce eğitim faaliyetlerinin bugünkü kadar kurumsallaşmış olmadığını, bilginin farklı mekanlarda ve kişiler arasında aktarılabildiğini belirtti. Resmi kurumlarda din eğitimi verme imkanı bulamayan kişilerin farklı yollar geliştirdiğini söyleyen Erken, bazı faaliyetlerin mevcut sınırlar içinde tutulmaya çalışıldığını, bazılarının üzerinin örtüldüğünü, bazılarının ise farklı isimler veya yöntemlerle sürdürüldüğünü anlattı.</p>

<h3>CAMİLERDEKİ DERSLER MEDRESELER KAPANDIKTAN SONRA DA SÜRDÜ</h3>

<p>Erken'in üzerinde durduğu örneklerden biri Fatih Camii ve çevresinde sürdürülen dersler oldu. Camide veya bir hocanın kendi evinde ders vermesinin tarihsel bir devamlılığa sahip olduğunu belirten Erken, Osmanlı döneminde eğitimin yalnızca medreselerde gerçekleştirilmediğini söyledi. Dersiâmlık kurumunu örnek gösteren Erken, camilerde halka ve öğrencilere yönelik derslerin zaten Osmanlı eğitim geleneğinin bir parçası olduğunu ifade etti.</p>

<p>Medreseler kapatıldığında hocaların, öğrencilerin ve mevcut bilgi birikiminin ortadan kalkmadığını kaydeden Erken, Fatih Camii gibi külliyelerde derslerin önemli bir bölümünün zaten cami içerisinde gerçekleştirildiğini hatırlattı. Medreselerin kapatılmasının ardından camide verilen derslerin halka yönelik bir faaliyet veya öğrencilerin takip ettiği eğitim biçimi olarak devam edebildiğini belirten Erken, Tevhid-i Tedrisat uygulamasıyla eğitim faaliyetlerinin belirli bir resmi çerçeveye bağlanmasına rağmen uygulamada bazı "gri alanların" oluştuğunu anlattı.</p>

<h3>“DERS” YERİNE “VAAZ” DENİLMESİ BİR HAREKET ALANI OLUŞTURDU</h3>

<p>Camilerde gerçekleştirilen faaliyetlerin "ders" yerine "vaaz" olarak adlandırılmasının söz konusu gri alanlardan biri olduğunu söyleyen Erken, vaazın yasak olmadığı bir ortamda aynı mekanda bilgi aktarımının farklı bir ad altında sürdürülebildiğini ifade etti. Erken, bütün vaizlerin ders verdiğini veya bütün derslerin vaaz adı altında devam ettiğini söylemenin mümkün olmadığını özellikle belirterek, yalnızca idari düzenlemelerin bıraktığı hareket alanına dikkat çekti.</p>

<p>Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesindeki dersiâm kadrolarına da işaret eden Erken, bazı hocaların Cumhuriyet döneminde dersiâm unvanlarını resmi biçimde taşımaya devam ettiklerini söyledi. Hüsrev Efendi'nin 1952'deki vefatına kadar dersiâm unvanını taşıdığını ve Diyanet üzerinden dersiâm maaşı aldığını belirten Erken, dönemde farklı hocaların da aynı unvana sahip olduğunu kaydetti. Dersiâm kadrosunun görev sınırlarının yeni dönemde net biçimde tanımlanmamasının, Osmanlı'dan kalan uygulamaların belirli ölçülerde devam etmesine imkan veren alanlardan biri olduğunu dile getirdi.</p>

<h3>ERKEN: “DEVLETİN DİN DERSLERİNE MÜSAADE ETMEDİĞİ KONUSUNDA ŞÜPHE YOK”</h3>

<p>Dönemde devletin dini eğitime müdahale edip etmediğine ilişkin soruya da yanıt veren Erken, devletin konuya müdahale etmediği yönünde bir tablo çizilemeyeceğini açık biçimde ifade etti. Türkiye Cumhuriyeti'nde din derslerinin bulunmadığını ve din dersi vermenin yasak veya yasağa oldukça yakın bir uygulama alanında yer aldığını söyleyen Erken, dini eğitim verdiği tespit edilen kişilerin cezalandırılabildiğini, hapse atılabildiğini, kovuşturma geçirebildiğini ve fiziksel müdahalelerle karşılaşabildiğini belirtti.</p>

<p>Devletin söz konusu faaliyetlere müsaade etmediğinin tartışmasız olduğunu söyleyen Erken, buna rağmen Türkiye'deki toplumsal ve kültürel yapının dini hayatın tek bir düzenlemeyle tamamen ortadan kaldırılmasını mümkün kılmadığını ifade etti. Cumhuriyet dönemindeki düzenlemeleri yapan kadroların da Osmanlı toplumunun içerisinden yetiştiğine dikkat çeken Erken, söz konusu kişilerin İslam kültürünün hakim olduğu aile ve toplum çevrelerinde büyüdüklerini, daha sonra farklı eğitimlerin, düşüncelerin ve kitapların etkisi altında kalmış olabileceklerini anlattı.</p>

<h3>“OKULDAKİ YASAK, TOPLUMSAL HAYATIN HER ALANINDA AYNI ANLAMA GELMİYORDU”</h3>

<p>Erken, dini hayatın toplum içerisinde çok köklü olması nedeniyle belirli bir alana yönelik yasağın hayatın diğer alanlarını otomatik olarak ortadan kaldırmadığını söyledi. Okulda İslam'a ilişkin bir dersin yasaklanmasının okul dışındaki her türlü dini bilgi aktarımının da yasaklandığı anlamına gelmediğini ifade eden Erken, aile içerisinde çocuğa dini bilgi verilmesi veya camide vaaz dinlenmesi gibi uygulamaların ayrıca düzenlenmediği sürece devam edebildiğini belirtti.</p>

<p>Söz konusu durumu "patika bağımlılığı" kavramıyla açıklayan Erken, toplum içerisinde uzun süredir var olan alışkanlıkların açık biçimde engellenmediği müddetçe devam ettiğini söyledi. Bir park içerisinde insanların sürekli kullandığı güzergahın zamanla doğal bir yola dönüşmesi örneğini veren Erken, dini ve toplumsal pratiklerin de benzer biçimde tarihsel devamlılık gösterebildiğini ifade etti.</p>

<h3>TALEBELER CAMİ VE MEDRESE KÖŞELERİNDE KALIYORDU</h3>

<p>Din eğitiminin sürdürülmesindeki en önemli sorunlardan birinin öğrenci ve hocaların barınma ile geçim şartları olduğunu söyleyen Erken, Osmanlı döneminde medrese sisteminin maddi temelinin büyük ölçüde vakıflar tarafından oluşturulduğunu hatırlattı. Öğrencilerin ve hocaların iaşesinin vakıflar üzerinden sağlandığını belirten Erken, medreselerin kapatılmasıyla hem fiziksel hem de maddi altyapının ortadan kalktığını anlattı.</p>

<p>Yeni şartlarda vatandaşların ve çevredeki insanların desteğinin öne çıktığını belirten Erken, bazı talebelerin camilerin veya kullanılmayan medreselerin köşelerinde kaldıklarını söyledi. İmamın izin vermesi halinde öğrencilerin camilerde konaklayabildiğini aktaran Erken, mekanların soğuk ve şartların ağır olmasına rağmen kira gerektirmeyen bir yer sağlamasının öğrenciler açısından önemli olduğunu kaydetti.</p>

<p>Dini eğitimin sürmesini yalnızca hocaların çabasıyla açıklamanın eksik kalacağını belirten Erken, toplumun farklı kesimlerinin öğrencilere ve hocalara imkanları ölçüsünde destek verdiğini anlattı. Maddi yardım sağlayan kişiler sayesinde talebelerin son derece zor şartlar altında da olsa yaşamlarını sürdürebildiğini ve derslere devam edebildiğini söyledi.</p>

<h3>ESNAF DA DERS HALKALARININ BİR PARÇASIYDI</h3>

<p>Erken, dini eğitimin yalnızca profesyonel hocalarla öğrenciler arasında sürdürülen kapalı bir faaliyet olmadığını, esnafın ve toplumun farklı kesimlerinin de derslere katıldığını anlattı. Kendi ailesinden örnekler veren Erken, babasının dayısının Hüsrev Efendi ve daha sonra Salih Hoca'nın öğrencisi olduğunu, Kapalıçarşı'da çalıştığını söyledi. Dedesinin de farklı hocaların derslerine katıldığını aktaran Erken, dini sohbet ve vaazlara katılmanın önceki kuşaklarda bugüne kıyasla daha yaygın olduğunu ifade etti.</p>

<p>Geçmişte "yaygın eğitim" olarak nitelenebilecek modelin toplumun farklı katmanlarına ulaştığını belirten Erken, düzenli olarak ders takip eden bir esnafın dahi yeni başlayan öğrencilere bilgi aktarabilecek seviyeye ulaşabildiğini söyledi.</p>

<h3>İBRAHİM VARDAR FATİH’TEKİ DERSLERİ TAKİP EDİYORDU</h3>

<p>Erken'in verdiği örneklerden biri de İbrahim Vardar oldu. Bir bakkal olan İbrahim Vardar'ın Fatih Camii'ndeki dersleri düzenli olarak takip ettiğini belirten Erken, Vardar'ın dini eğitim faaliyetlerine maddi destek de verdiğini anlattı. İbrahim Vardar'ın ailesinde Sabahattin Zaim ve Cahit Babuna gibi isimlerin bulunduğunu belirten Erken, aile içerisinde profesörler ve hocaların da yer aldığını söyledi.</p>

<p>Vardar'ın Draman çevresindeki Taş Mektep Medresesi'nin faaliyetlerine ve İsmailağa Camii etrafındaki derslere maddi katkı sunduğunu ifade eden Erken, Fatih ve çevresinde eğitimin devamlılığının yalnızca hocalarla açıklanamayacağını vurguladı.</p>

<h3>GÖNENLİ MEHMET EFENDİ ÖĞRENCİLERİN BARINMASINA DESTEK OLDU</h3>

<p>Erken, erken Cumhuriyet döneminde İstanbul'da öne çıkan isimlerden birinin Gönenli Mehmet Efendi olduğunu söyledi. Gönenli Mehmet Efendi'nin 1940'lı yıllarda bugünkü Zeyrek çevresinde bulunduğunu, Hacı Hasan Camii bahçesindeki medrese kalıntılarında öğrencilerin ikamet etmesine yardımcı olduğunu anlattı.</p>

<p>Gönenli Mehmet Efendi'nin daha sonra Sultanahmet Camii'nde imamlık yaptığı dönemde de hem ders verdiğini hem öğrencilerin barınmasına destek sağladığını belirten Erken, güçlü bir vaiz olması nedeniyle halktan kendisine öğrenciler için maddi yardımlar ulaştırıldığını ve söz konusu paraların talebelere dağıtıldığını aktardı.</p>

<p>Fatih Camii ve çevresinde Hüsrev Efendi'nin yanı sıra Gümülcineli Mustafa Efendi, Salih Şeref ve Mahmut Bayram gibi isimlerin de farklı camilerde ders verdiğini söyleyen Erken, İstanbul'un başka noktalarında da benzer yapılar bulunduğunu kaydetti.</p>

<h3>MEDRESELERİN BAZILARI BARINMA VE EĞİTİM İÇİN KULLANILDI</h3>

<p>Mihrimah Sultan Camii çevresindeki medrese mekanlarında öğrencilerin kaldığını belirten Erken, Üçbaş Medresesi gibi eski yapıların da Cumhuriyet döneminde farklı biçimlerde kullanılmaya devam ettiğini anlattı. Daha önce söz konusu yerlerde hocalık yapan bazı kişilerin Cumhuriyet döneminde de burada yaşamayı sürdürdüğünü ifade etti.</p>

<p>Üçbaş Medresesi'nin daha sonra tüccar Eşref Osman Ağaoğlu'nun desteğiyle daha düzenli bir eğitim alanına dönüştürüldüğünü söyleyen Erken, İbrahim Vardar'ın da önemli ölçüde destek verdiği yerlerden birinin burası olduğunu aktardı.</p>

<p>İsmailağa Camii çevresinde de Mahmut Efendi'nin gelişinden önce metruk durumdaki bir medresenin tamir edilerek yeniden kullanıldığına dikkat çeken Erken, söz konusu organizasyonun 1970'lere kadar devam eden bir geçmişinin bulunduğunu söyledi. Erken, dönemin yapılarını bugünkü anlamda belirli bir dernek, vakıf veya kurum çatısı altında değerlendirmek yerine, belirli kişiler ve camiler etrafında oluşan halkalar, mahfiller veya gruplar olarak tanımlamanın daha doğru olacağını ifade etti.</p>

<h3>İMAMLAR SADECE CAMİDEN ALDIKLARI ÜCRETLE GEÇİNMİYORDU</h3>

<p>Dönemin din görevlilerinin ekonomik şartlarına da değinen Erken, bazı örneklerde bir hemşirenin 10 lira aldığı ortamda din görevlilerinin 2,5 lira civarında ücret alabildiğinin anlatıldığını söyledi. Rakamların bugünkü satın alma gücüyle doğrudan kıyaslanamayacağını belirten Erken, imam ve diğer cami görevlilerinin devlet memuru statüsünde olmamalarının hem bazı imkanlardan mahrum kalmalarına hem de farklı işlerde çalışma konusunda daha serbest hareket edebilmelerine yol açtığını anlattı.</p>

<p>İmamların camideki görevlerinin yanında dükkan işlettiği veya ticaret yaptığı örneklere hatıratlarda rastlandığını belirten Erken, Hademe-i Hayrat olarak adlandırılan imam, vaiz, kayyım ve diğer cami görevlilerinin belirli hizmetler karşılığında ücret aldıklarını, ancak görevlerinin bugünkü anlamda sabah 9-akşam 5 esasına dayalı bir mesai olmadığını ifade etti. Bazı hocaların imamlıkla birlikte ticaret yaptığını, bazı kişilerin ise geçinemedikleri için dini görevlerini bırakıp tamamen başka işlere yöneldiğini söyledi.</p>

<h3>HASAN AKKUŞ VE KAPALIÇARŞI ÇEVRESİNDE OLUŞAN DESTEK AĞI</h3>

<p>Hasan Akkuş'un yürüttüğü eğitim faaliyetlerini de anlatan Erken, başarının yalnızca bir hocanın veya öğrencinin çabasıyla açıklanamayacağını belirtti. Hoca, talebe ve maddi destek sağlayan esnafın birlikte oluşturduğu yapıyı "konsorsiyum" olarak nitelendiren Erken, özellikle Kapalıçarşı'nın İstanbul ticaretinin merkezi olması nedeniyle Nuruosmaniye çevresindeki eğitim faaliyetlerine önemli bir toplumsal zemin sağladığını söyledi.</p>

<p>Hasan Akkuş'un sahip olduğu en önemli imkanlardan birinin resmi olarak Kur'an eğitimi verebilmesi olduğunu ifade eden Erken, 1920'lerin sonlarından itibaren "hıfz dershanesi" adı verilen uygulamaların ortaya çıktığını anlattı. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kendi personeline Kur'an eğitimi vermek amacıyla sınırlı sayıda öğretici görevlendirdiğini belirten Erken, konuşmasında Türkiye genelinde 89 noktada bu tür bir imkan bulunduğunu söyledi.</p>

<p>Nuruosmaniye Camii'ndeki yapının klasik anlamda tabelalı bir eğitim kurumu olmadığını anlatan Erken, Hasan Akkuş'un resmi biçimde Kur'an öğretme yetkisi bulunduğunu, ancak eğitim çağındaki çocuklara yönelik sınırlamalar olduğunu aktardı. Kapalıçarşı esnafı ve çevredeki kişilerin Hasan Akkuş'tan ders almaya başladığını belirten Erken, hocanın sahip olduğu imkanı daha geniş bir çevreye ulaştırmaya çalıştığını ifade etti.</p>

<h3>FAHRİ KIĞILI 30’LU YAŞLARINDA HAFIZLIĞINI TAMAMLADI</h3>

<p>Hasan Akkuş çevresindeki isimlerden biri olarak Fahri Kiğılı'yı anlatan Erken, Malatyalı bir tüccar olan Kiğılı'nın İstanbul'a gelerek Kapalıçarşı ve Mercan çevresinde kumaş ticareti yaptığını söyledi. Hasan Akkuş ile tanıştıktan sonra ders almaya başlayan Fahri Kiğılı'nın 30'lu yaşlarında hafızlığını tamamladığını belirtti.</p>

<p>Camilerde imam seçiminin merkezi bir atama sistemiyle yapılmadığı dönemde müftülük tarafından oluşturulan 8-10 kişilik bir kurulun adayları sınava tabi tuttuğunu anlatan Erken, Fahri Kiğılı'nın da hafızlığını tamamladıktan sonra imam olduğunu söyledi. Kiğılı'nın imamlık ve vaizlik görevlerinin yanında ticareti sürdürdüğünü, Hasan Akkuş'a hem eğitim hem de maddi organizasyon açısından destek verdiğini ifade etti.</p>

<p>Fahri Kiğılı'nın daha sonra İstanbul'un yeni gelişen bölgelerine yöneldiğini belirten Erken, Gaziosmanpaşa'da bağımsız bir Kur'an kursu açtığını anlattı. İmam hatip okullarının yaygınlaşmasının ardından söz konusu yapının Gaziosmanpaşa İmam Hatip'e devredildiğini ifade eden Erken, bir tüccarın dini eğitim alarak öğretici ve destekçi konumuna gelmesinin dönemin toplumsal ağlarını anlamak açısından dikkat çekici bir örnek olduğunu söyledi.</p>

<h3>1965’E KADAR MERKEZİ ATAMA VE KADROLAŞMA SINIRLIYDI</h3>

<p>Erken, Diyanet İşleri Başkanlığı ve çevresindeki istihdam alanının 1965'e kadar bugünkü kadar merkezi olmadığını belirtti. Camilerde görev alacak imamların büyük ölçüde yerel müftülükler ve bölgedeki kabul görmüş isimler tarafından belirlenebildiğini söyleyen Erken, merkezi atama ve merkezi kadrolaşmanın sınırlı olduğu bir yapı bulunduğunu ifade etti.</p>

<p>Yerel dini ve toplumsal otoritelerin bir hocayı kabul etmesinin imamlık veya hocalık görevine gelmesinde etkili olduğunu belirten Erken, sonraki yıllarda kurulan merkezi sistemle önceki dönem arasındaki farkın önemli bir kırılma noktası oluşturduğunu söyledi.</p>

<h3>“DİRENİŞİN GÜNDELİK FORMLARI” KAVRAMIYLA AÇIKLADI</h3>

<p>Erken, erken Cumhuriyet döneminde dini hayatın devamını siyaset bilimci ve antropolog James C. Scott'ın "direnişin gündelik formları" kavramıyla da değerlendirdi. İslam'ın toplumun gündelik hayatının içerisinde zaten yerleşik olduğunu belirten Erken, bir mevlit düzenleyen kişinin bunu mutlaka siyasi veya ideolojik bir direniş bilinciyle yapmasının gerekmediğini söyledi.</p>

<p>Mevlidin toplum açısından zaten yapılan bir faaliyet olduğunu belirten Erken, dini pratiklerin devamlılığını her durumda bilinçli ve örgütlü bir siyasi direniş biçiminde değerlendirmedi. 1960 ile 1980 arasındaki yoğun ideolojik kamplaşmanın önceki dönemi anlamak için kullanılan bakışı etkilediğini söyleyen Erken, 1960 öncesindeki toplumsal hayatın daha sonraki yılların siyah-beyaz ideolojik ayrımlarıyla okunmasının yanıltıcı olabileceğini ifade etti.</p>

<h3>1928 HARF İNKILABI SONRASI KİTAPLAR NASIL TEMİN EDİLDİ?</h3>

<p>Din eğitiminin sürdürüldüğü ortamda kitaplara erişim konusunu da değerlendiren Erken, 1928 Harf İnkılabı öncesinde basılmış eserlerin sonraki yıllarda kullanılmaya devam ettiğini söyledi. Harf değişikliğinin daha önce basılan kitapları fiziksel olarak ortadan kaldırmadığını belirten Erken, evlerde, kütüphanelerde ve sahaflarda bulunan eski harfli kitapların önemli bir kaynak oluşturduğunu ifade etti.</p>

<p>1930'lu yıllarda eski harflerle basılmış kitapların üzerine Latin harfli kapaklar yerleştirildiği örneklerin bulunduğunu anlatan Erken, dini yayıncılığın dışındaki yayınevlerinde dahi eski harfli kitapların satışına ilişkin ilanlar görülebildiğini söyledi. Arapça kitap basımı konusunda da farklı hukuki yollar arandığını belirten Erken, Osmanlı Türkçesiyle basımın yasak olduğu bir ortamda Arapçanın ayrı bir dil olduğu gerekçesiyle Arapça kitap basılmasına izin alınmaya çalışıldığını ifade etti.</p>

<h3>SURİYE, IRAK VE BATI TRAKYA’DAN KİTAP TEMİN EDİLDİĞİNİ AKTARDI</h3>

<p>Erken, Türkiye içerisinde bulunamayan bazı eserlerin komşu bölgelerden sağlanabildiğini belirtti. Suriye, Irak ve Yunanistan'ın Batı Trakya bölgesinden kitap temin edildiğine ilişkin uygulamalara işaret eden Erken, söz konusu kaynakların toplam ihtiyacı ne ölçüde karşıladığının ise bilinmediğini söyledi.</p>

<p>1950'lerden itibaren küçük risalelerin ve eski eserlerin tıpkıbasımlarının daha fazla görülmeye başladığını anlatan Erken, 1903 yılında basılmış bir eserin 1958 yılında aynı biçimde yeniden basılması halinde iki baskının birbirinden ayrılmasının her zaman kolay olmadığını kaydetti. Offset veya benzeri yöntemlerle gerçekleştirilen kopyaların miktarına ilişkin kapsamlı sayısal verilerin bulunmadığını belirtti.</p>

<h3>“KİTAP OLMADAN DA DERS YAPILMIŞ OLABİLİR”</h3>

<p>Kitap kıtlığının dini eğitimin sürdürülebilmesinin önünde mutlak bir engel olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen Erken, dönemin eğitim anlayışında hocanın bilgisinin merkezi bir konumda olduğunu ifade etti. Camilerde bazı hocaların ellerinde kitap bulunmadan ders anlatmış olabileceklerini belirten Erken, dönemin genel maddi şartları göz önünde bulundurulduğunda bunun mümkün bir uygulama olduğunu söyledi.</p>

<p>Erken, söz konusu değerlendirmeyi destekleyecek veya tamamen karşılayacak yeterli somut belgeyle karşılaşmadığını da özellikle belirtti. Kitapların eski baskılar, dışarıdan getirilen eserler ve tıpkıbasımlar üzerinden temin edildiğini, ancak arz ile talebin ne ölçüde karşılandığını gösterecek sayısal verilerin bulunmadığını ifade etti.</p>

<h3>1965 DÜZENLEMESİ YENİ BİR DÖNEMİN BAŞLANGICI OLDU</h3>

<p>Erken, erken Cumhuriyet dönemindeki dağınık ve yerel dini eğitim ağlarının dönüşümünde 1965 yılını önemli bir tarih olarak değerlendirdi. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kapsamlı düzenlemelerinin yürürlüğe girmesiyle daha merkezi bir yapının ortaya çıktığını belirten Erken, gelişmenin yalnızca idari bir değişiklik olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>1960'lı yıllardan sonra Osmanlı döneminden yetişmiş son dersiâmların da hayatını kaybetmeye başladığını anlatan Erken, sonraki kuşağın tamamen Cumhuriyet döneminin şartları içerisinde yetiştiğini belirtti. Eski sistemin temsilcilerinin azalmasının yanında şehirleşme ve göçün de toplumsal yapıyı köklü biçimde değiştirdiğini ifade etti.</p>

<h3>İSTANBUL’A BÜYÜK GÖÇ ESKİ TOPLUMSAL AĞLARI DA DEĞİŞTİRDİ</h3>

<p>Türkiye'nin 1960'lardan itibaren yoğun bir iç göç dönemine girdiğini hatırlatan Erken, İstanbul'un dünyanın önemli şehirleşme örneklerinden birini yaşadığını söyledi. Anadolu'nun farklı bölgelerinden büyük şehirlere gelen milyonlarca insanın eski mahalle, cami, esnaf ve hoca ilişkilerinin dayandığı toplumsal zemini değiştirdiğini belirtti.</p>

<p>Erken'e göre Diyanet'in merkezi yapısı hiç kurulmamış olsaydı dahi erken Cumhuriyet döneminde var olan yerel ve organik eğitim ağlarının aynı biçimde devam etmesini sağlayacak toplumsal şartlar giderek ortadan kalkacaktı. 1960 darbesi sonrasında dini grupların bağımsız sosyal yapılar oluşturmasını sınırlamaya yönelik siyasi niyetlerin bulunmuş olabileceğini söyleyen Erken, aynı dönemde hızlanan şehirleşmenin de dini hayatın kurumsal yapısını değiştiren bağımsız bir unsur olduğunu ifade etti.</p>

<h3>OSMANLI BAKİYESİNDEN CUMHURİYETİN KUŞAKLARINA GEÇİŞ</h3>

<p>Erken, 1924 sonrasındaki dönemi Osmanlı'dan kalan dini ve toplumsal yapının yeni Cumhuriyet düzeniyle entegrasyon arayışı olarak tanımladı. Yasaklar, sınırlamalar ve değişen kurumlar karşısında farklı yollar geliştiren hoca, öğrenci ve toplum kesimlerinin yeni şartlar içerisinde kendilerine alan açmaya çalıştıklarını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1960'lardan sonra Osmanlı döneminde doğrudan yetişmiş hocaların giderek sahneden çekildiğini söyleyen Erken, dini eğitim faaliyetlerinde yer alan yeni kuşakların Cumhuriyet'in eğitim, şehirleşme ve toplumsal şartları içerisinde yetişmiş insanlar olduğunu vurguladı. Erken, erken Cumhuriyet dönemindeki dini eğitimin hikayesinin yalnızca yasaklar veya resmi kurumlar üzerinden değil, camilerden mahallelere, esnaftan talebelere, kitaplardan vaazlara uzanan geniş bir toplumsal ağ üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini anlattı.</p>

<p><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="315" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/E6pHE6zuqtE?si=dcxZLG2Uljagwtct" title="YouTube video player" width="560"></iframe></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Mercek Altı</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/dr-mehmet-erken-1924ten-sonra-din-egitimi-resmi-kurumlardan-cekildi-farkli-yollarla-devam-etti</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 11:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/uploads/2026/09/mehmet-erken.jpg" type="image/jpeg" length="66309"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul yeni bir müzeye kavuştu, girişler de ücretsiz]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/istanbul-yeni-bir-muzeye-kavustu-girisler-de-ucretsiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/istanbul-yeni-bir-muzeye-kavustu-girisler-de-ucretsiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Sultanbeyli’deki Aydos Kalesi’nde hayata geçirilen Aydos Müzesi ziyaretçilere açıldı. Girişlerin ücretsiz olduğu müzede, 12 yıllık restorasyon ve kazı çalışmalarında ortaya çıkarılan Erken ve Orta Bizans dönemine ait eserler sergileniyor. Müze, pazartesi günleri dışında hafta içi 09.00-17.00, hafta sonu ise 09.00-19.00 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sultanbeyli Belediyesi tarafından Aydos Kalesi’nde hayata geçirilen Aydos Müzesi, düzenlenen törenle hizmete açıldı. Aydos Kalesi’nin tarihi, siyasi ve kültürel geçmişini ziyaretçilere aktarmayı amaçlayan müzede, uzun yıllar devam eden restorasyon ve kazı çalışmalarında gün yüzüne çıkarılan tarihi eserler bir araya getirildi. Ziyaretçiler, kalenin farklı dönemlerine ilişkin buluntuların yanı sıra restorasyon sürecini belgeleyen görsel çalışmaları da inceleyebilecek.</p>

<h3>AYDOS MÜZESİ ZİYARETÇİLERE AÇILDI</h3>

<p>Aydos Kalesi bünyesinde oluşturulan Aydos Müzesi, kalenin geçmişini daha kapsamlı biçimde anlatmak amacıyla Tanıtım ve Sergi Salonu olarak hazırlandı. Müzenin koleksiyonunda özellikle Erken ve Orta Bizans dönemine tarihlenen arkeolojik ve mimari parçalar yer alıyor.</p>

<p>Aydos Kalesi’nde yıllar boyunca sürdürülen kazı ve restorasyon çalışmaları sırasında ortaya çıkarılan eserler, müzenin ana sergi unsurlarını oluşturuyor. Tarihi yapı içerisinde oluşturulan sergi alanında kalenin farklı dönemlerine ait mimari unsurlar ve arkeolojik buluntular ziyaretçilere sunuluyor.</p>

<h3>12 YILLIK RESTORASYON VE KAZI SÜRECİNİN İZLERİ SERGİLENİYOR</h3>

<p>Müzede, Aydos Kalesi’nde yürütülen 12 yıllık restorasyon ve kazı çalışmalarında gün yüzüne çıkarılan çok sayıda mimari parça yer alıyor. Sergilenen eserler arasında taşıyıcı sütunlar, kapı ve pencere profilleri, kemer parçaları, kabartmalı süsleme levhaları, demir kenetli taşlar ve su akarlıkları bulunuyor.</p>

<p>Sergi düzenlemesinde yalnızca arkeolojik buluntulara yer verilmiyor. Kalede yürütülen restorasyon çalışmalarının farklı aşamalarını gösteren epoksi baskılı fotoğraflar da ziyaretçilere sunulurken, kalenin tarihini anlatan sinevizyon gösterimleriyle yapının geçmişine ilişkin bilgiler aktarılıyor.</p>

<h3>ALİ TOMBAŞ AYDOS KALESİ’NİN TARİHİNE DİKKAT ÇEKTİ</h3>

<p>Sultanbeyli Belediye Başkanı Ali Tombaş, müzenin açılışı dolayısıyla yaptığı açıklamada Aydos Kalesi’nin Sultanbeyli’nin yanı sıra İstanbul ve medeniyet tarihi açısından taşıdığı öneme değindi. Tombaş, tarihçi Prof. Dr. Halil İnalcık’ın Aydos Kalesi’ni İstanbul’un fethine uzanan tarihsel sürecin başladığı yer olarak değerlendirdiğini hatırlattı.</p>

<p>Tombaş, kalenin tarihi mirasının korunmasının yanında ziyaretçilere doğru ve kapsamlı şekilde aktarılmasına yönelik çalışmalar yürüttüklerini belirterek, Tanıtım ve Sergi Salonu’nun Sultanbeyli’ye, İstanbul’a ve tarih meraklılarına hizmet vereceğini söyledi.</p>

<h3>ERKEN VE ORTA BİZANS DÖNEMİNE AİT ESERLER BULUNUYOR</h3>

<p>Aydos Müzesi’nin koleksiyonunda Erken ve Orta Bizans dönemine ait eserler öne çıkıyor. Kazılarda ortaya çıkarılan mimari parçalar, yapının inşa teknikleri, savunma düzeni ve dönemsel mimari özelliklerine ilişkin veriler sunuyor.</p>

<p>Sütun ve kemer parçalarından taş işçiliği örneklerine kadar farklı buluntuların bir araya getirildiği sergi alanında, Aydos Kalesi’nin geçmişten günümüze geçirdiği değişim de görsel materyaller aracılığıyla anlatılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>AYDOS MÜZESİ’NE GİRİŞ ÜCRETSİZ</h3>

<p>Yeni açılan Aydos Müzesi’ne giriş için ziyaretçilerden herhangi bir ücret alınmıyor. Müze pazartesi günleri ziyarete kapalı tutulurken, diğer günlerde belirlenen saatler içerisinde gezilebiliyor.</p>

<p>Hafta içi ziyaret saatleri 09.00 ile 17.00 arasında uygulanıyor. Hafta sonlarında ise ziyaret süresi uzatılarak müze 09.00 ile 19.00 saatleri arasında açık tutuluyor.</p>

<h3>KALE KOMPLEKSİNDE FARKLI TESİSLER DE BULUNUYOR</h3>

<p>Aydos Kalesi’ni ve müzeyi ziyaret edenler için kale kompleksi içerisinde farklı kullanım alanları da hizmet veriyor. Alanda Aydos Kafe, hediyelik eşya dükkanı, mescit ve otopark bulunuyor.</p>

<p>Müze ve çevresindeki düzenlemelerle Aydos Kalesi’nin tarihi yapısının ziyaretçilere aktarılması ve bölgenin kültür turizmi açısından erişilebilir hale getirilmesi amaçlanıyor.</p>

<h3>AYDOS KALESİ’NİN TARİHİ MÜZEDE ANLATILIYOR</h3>

<p>Aydos Müzesi’nin sergi düzeninde kalenin yalnızca arkeolojik geçmişine değil, restorasyon sürecine de yer veriliyor. Sinevizyon gösterimleri ve fotoğraf sergileri aracılığıyla kalenin geçirdiği değişim ziyaretçilere kronolojik bir anlatımla aktarılıyor.</p>

<p>Sultanbeyli Belediyesi’nin proje kayıtlarında da Aydos Kalesi Tanıtım ve Sergi Salonu, kalenin tarihi mirasının ziyaretçilerle buluşturulduğu kültür projeleri arasında yer alıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Havadis</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/istanbul-yeni-bir-muzeye-kavustu-girisler-de-ucretsiz</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 08:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/uploads/2026/09/istanbul-muze-44.jpg" type="image/jpeg" length="64928"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bursa’nın vakıf mirası 87 fotoğrafla İstanbul’da]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/bursanin-vakif-mirasi-87-fotografla-istanbulda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/bursanin-vakif-mirasi-87-fotografla-istanbulda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa’nın tarihi ve kültürel mirasını vakıf eserleri üzerinden görünür kılan “İstanbul’u Gören Rüya: Bursa” sergisi, Üsküdar Mimar Sinan Galerisi’nde açıldı. Kentteki 385 vakıf eserinin yaklaşık 35 bin fotoğraf karesiyle belgelenmesi sonucu hazırlanan arşivden seçilen 87 fotoğraf, 30 Eylül’e kadar ziyaret edilebilecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bursa’nın vakıf eserlerini fotoğraflarla kayıt altına alan Vakıf Eserleri Envanter Projesi kapsamında hazırlanan “İstanbul’u Gören Rüya: Bursa” sergisi, Üsküdar Mimar Sinan Galerisi’nde sanatseverlerle buluştu. Bursa’nın tarihi ve kültürel mirasını farklı dönemlerden vakıf yapıları üzerinden ortaya koyan sergide, üç ciltlik Bursa Vakıf Eserleri Envanter Kitabı için yapılan çalışmalar sırasında çekilen fotoğraflar arasından seçilen 87 kare yer alıyor.</p>

<h3>BURSA’DA 385 VAKIF ESERİ BELGELENDİ</h3>

<p>Vakıf Eserleri Envanter Projesi kapsamında Bursa’daki 385 vakıf eseri bilimsel yöntemlerle fotoğraflanarak kayıt altına alındı. Cami, medrese, han, hamam, çeşme ve türbe gibi yapıların yer aldığı çalışma kapsamında toplam 34 bin 952 fotoğraf karesi oluşturuldu.</p>

<p>Eserlerin yalnızca görsel kayıtları hazırlanmadı, tarihçeleri de uzman ekipler tarafından araştırılarak envantere dahil edildi. Hazırlanan çalışma ile vakıf eserlerinin mevcut durumlarının belgelenmesi, ileride gerçekleştirilecek restorasyon çalışmalarına ve akademik araştırmalara kaynak oluşturulması amaçlandı.</p>

<h3>ÇALIŞMAYI BİLİM KURULU YÖNLENDİRDİ</h3>

<p>Projenin bilimsel süreci, alanında uzman akademisyenlerden oluşan bilim kurulunun yönlendirmesiyle yürütüldü. Eserlerin belirlenmesi, tarihçelerinin araştırılması, metinlerin hazırlanması ve fotoğrafların seçilmesi gibi aşamalarda bilim kurulunun değerlendirmeleri esas alındı.</p>

<p>Vakıf Katılım Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Fatih Yorulmaz, projenin açılışında yaptığı açıklamada, vakıf eserlerinin sistematik biçimde belgelenmesini ve gelecek nesillere aktarılmasını hedeflediklerini belirtti. Yorulmaz, çalışmaların ilerideki restorasyonlar ve akademik araştırmalar için güvenilir bir referans niteliği taşımasının amaçlandığını söyledi.</p>

<h3>35 BİN FOTOĞRAFTAN 2 BİNİ KİTABA SEÇİLDİ</h3>

<p>Bursa’daki saha çalışmaları sırasında çekilen yaklaşık 35 bin fotoğraf arasından 2 bin kare seçilerek üç ciltlik Bursa Vakıf Eserleri kitabı hazırlandı. Kitapta, kentteki vakıf eserlerinin fotoğraflarının yanı sıra uzman ekipler tarafından hazırlanan tarihçelerine de yer verildi.</p>

<p>Sergiye gelen ziyaretçiler, alanda bulunan karekodları kullanarak kitabın dijital versiyonuna ücretsiz olarak ulaşabiliyor. Sergide ise kitapta kullanılan görseller arasından seçilen 87 fotoğraf sergileniyor.</p>

<h3>SERGİDE 87 FOTOĞRAF YER ALIYOR</h3>

<p>“İstanbul’u Gören Rüya: Bursa” sergisi, Bursa’daki vakıf eserlerinin mimari özelliklerini ve tarihsel kimliğini fotoğraflar aracılığıyla ziyaretçilere aktarıyor. Sergide yer alan 87 kare, binlerce fotoğraf arasından yapılan seçkiyle oluşturuldu.</p>

<p>Fotoğraflar, Bursa’nın farklı bölgelerinde bulunan vakıf eserlerini detaylarıyla ortaya koyarken, çalışma aynı zamanda kentin mimari hafızasının görsel bir kaydını oluşturuyor.</p>

<h3>PROJE 2022’DE HATAY’DA BAŞLADI</h3>

<p>Vakıf Eserleri Envanter Projesi ilk olarak 2022 yılında Hatay’da başlatıldı. Kentteki 117 vakıf eseri yaklaşık üç aylık çalışma sonucunda 2 bin 600 fotoğraf karesiyle belgelendi. Eserlerin tarihçeleri de Hatay Vakıf Eserleri Envanter Kitabı’nda bir araya getirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hatay’daki çalışmanın tamamlanmasının ardından 6 Şubat 2023 depremleri meydana geldi. Depremlerde bazı vakıf eserlerinin ağır hasar görmesi veya tamamen yıkılması nedeniyle hazırlanan envanter, yapıların deprem öncesindeki durumlarını gösteren görsel bir kayıt haline geldi.</p>

<h3>KONYA’DA 289 ESER KAYIT ALTINA ALINDI</h3>

<p>Projenin sonraki duraklarından biri Konya oldu. Yaklaşık 720 gün süren çalışmalar kapsamında kentte bulunan 289 vakıf eseri 15 bin 200 fotoğraf karesiyle kayıt altına alındı.</p>

<p>Konya’daki eserlerin tarihçeleri de araştırılarak fotoğraflarla birlikte arşivlendi. Proje daha sonra Bursa’ya taşındı ve burada 385 eser için kapsamlı bir envanter çalışması gerçekleştirildi.</p>

<h3>KÜTAHYA KİTABI BASIM AŞAMASINDA</h3>

<p>Proje kapsamında Hatay, Konya ve Bursa çalışmalarının ardından Kütahya’ya ilişkin envanter kitabının hazırlık süreci tamamlandı ve eser basım aşamasına geldi.</p>

<p>Çalışmaların 2027 yılında İzmir ve Manisa’da sürdürülmesi planlanıyor. Farklı şehirlerdeki vakıf eserlerinin belgelenmesiyle Türkiye genelinde geniş kapsamlı bir kültürel miras arşivi oluşturulması hedefleniyor.</p>

<h3>VAKIF ESERLERİ GELECEK NESİLLER İÇİN KAYIT ALTINA ALINIYOR</h3>

<p>Proje kapsamında vakıf eserleri yalnızca tarihi yapılar olarak değil, kültürel ve medeniyet birikimini taşıyan miras unsurları olarak ele alınıyor. Yapıların fotoğraflanması, tarihçelerinin hazırlanması ve dijital olarak erişilebilir hale getirilmesiyle mevcut durumlarının kayıt altına alınması amaçlanıyor.</p>

<p>“İstanbul’u Gören Rüya: Bursa” sergisi, 30 Eylül’e kadar Üsküdar Mimar Sinan Galerisi’nde ziyaret edilebilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Havadis</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/bursanin-vakif-mirasi-87-fotografla-istanbulda</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 08:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/uploads/2026/09/bursa-ruya.jpg" type="image/jpeg" length="69790"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA["Tekke ve zaviyelerin kapatılması cemaat geleneğinde kırılma yarattı"]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/tekke-ve-zaviyelerin-kapatilmasi-cemaat-geleneginde-kirilma-yaratti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/tekke-ve-zaviyelerin-kapatilmasi-cemaat-geleneginde-kirilma-yaratti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Vehbi Ünal, Osmanlı döneminde denetim altında faaliyet gösteren tekke, zaviye ve tarikat yapılarının Cumhuriyet dönemindeki yasaklama ve tasfiye süreçleriyle kurumsal zeminini kaybettiğini belirtti. Ünal, dinî ve manevi ihtiyaçların devam etmesine karşın denetimli yapıların ortadan kalkmasının gayriresmî cemaatlerin güçlenmesine, kültürel kopuşa ve kapalı dinî yapılanmaların ortaya çıkmasına zemin hazırladığı görüşünü dile getirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uzanan süreçte tekke, zaviye, tarikat ve cemaatlerin geçirdiği dönüşümü ele alan Prof. Dr. Vehbi Ünal, Osmanlı döneminde söz konusu yapıların yalnızca dinî hayatla sınırlı kalmadığını, toplumsal yaşamın farklı alanlarında çeşitli görevler üstlendiğini belirtti. Ünal'a göre bireysel arınmadan sosyal yardımlaşmaya, ticari ahlakın oluşturulmasından cihad ve fetih süreçlerine kadar uzanan geniş bir alanda faaliyet gösteren tekke ve zaviyeler; dinî rollerinin yanında sosyal, ahlaki ve siyasi işlevlere de sahipti.</p>

<p><em>Ünal, Haber7.com sitesi</em>nde yayınlanan makalesinde, Osmanlı dönemindeki tarikatlar ve benzeri yapılanmaların Şeyhülislamlık bünyesindeki Meclis-i Meşayih'e bağlı olduğunu, söz konusu sistemin yapıları belirli bir denetim ve meşruiyet çerçevesinde tuttuğunu ifade etti. İcazeti bulunmayan, gerekli nefis terbiyesi ile manevi eğitim süreçlerinden geçmeyen kişilerin ilgili makamlara getirilmediğini kaydeden Ünal, kurumsal denetimin yapıların işleyişinde önemli bir güvence oluşturduğu görüşünü aktardı.</p>

<h3>CUMHURİYET DÖNEMİNDE TEKKE VE ZAVİYELERİN KONUMU DEĞİŞTİ</h3>

<p>Cumhuriyet döneminde modernleşme, laikleşme ve merkezi devlet inşası sürecinin parçası olarak tekke ve zaviyelerin kapatıldığını hatırlatan Ünal, söz konusu kurumların yasal zeminin dışında kalmasının ardından toplumsal hayattaki konumlarının değiştiğini belirtti. Dönemin dönüşüm politikalarının parçası olarak hayata geçirilen kararların kurumsal denetimi ortadan kaldırdığını savunan Ünal, toplumdaki manevi ve sosyal ihtiyaçların ise devam ettiğini ifade etti.</p>

<p>Ünal'ın değerlendirmesine göre tekke ve zaviyelerin kapatılmasıyla söz konusu ihtiyaçları karşılayan denetimli ve meşru kurumsal yapıların ortadan kalkması, ilerleyen dönemlerde farklı sorunların ortaya çıkmasına zemin hazırladı. Toplumsal ihtiyaçların devam etmesi ile bunları karşılayacak yapıların yasal zeminden çekilmesi arasındaki ayrışmanın etkilerinin günümüze kadar ulaştığını belirten Ünal, yaşanan sürecin yalnızca kurumların statüsündeki değişiklik üzerinden ele alınamayacağını kaydetti.</p>

<h3>TEKKE MUSİKİSİNDEN TASAVVUF EDEBİYATINA KÜLTÜREL KOPUŞ</h3>

<p>Tekke ve zaviyelere ilişkin dönüşümün beraberinde kültürel bir kopuş getirdiğini savunan Ünal, tekke musikisi, tasavvuf edebiyatı, ahlak ve adap geleneği ile irfan kültürü gibi yüzyıllar boyunca toplumsal hafızayı besleyen unsurların kurumsal zeminini kaybettiğini belirtti. Ünal'a göre söz konusu manevi miras zaman içerisinde zayıfladı ve toplumsal bellekteki görünürlüğünü önemli ölçüde yitirdi.</p>

<p>Tekke ve zaviyelerin kapatılması ile tarikatların yasaklanmasının söz konusu birikimi tamamen ortadan kaldırmadığını ifade eden Ünal, geleneğin görünmez hale gelerek yasal ve resmî alanın dışında yaşamaya devam ettiği görüşünü dile getirdi. Resmî zeminden çekilen yapıların denetim dışı ve kuralsız biçimlerde varlık göstermesinin kültürel kopuşun yanında yeni bir denetimsizlik alanı meydana getirdiğini savundu.</p>

<p>Ünal, günümüzde gündeme gelen tarikat istismarları, dinî bilgi kirliliği, sahte şeyhlik vakaları ve cemaatlerden kaynaklanan mağduriyetlerin söz konusu tarihsel kırılmayla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Geçmişte kurumsal çerçevesinden çıkarılan bazı yapıların zaman içerisinde denetimsiz odaklara dönüşebildiğini ifade eden Ünal, tarihsel süreçte çözülemeyen problemlerin günümüzde farklı biçimlerde yeniden ortaya çıktığı görüşünü aktardı.</p>

<h3>YASAKLAMA SÜREÇLERİNİN TOPLUMSAL VE PSİKOLOJİK ETKİLERİ</h3>

<p>Yasaklama ve tasfiye süreçlerinin tarikat mensupları ile tasavvuf geleneğine bağlı kişiler üzerinde mağduriyet ve dışlanmışlık algısı oluşturduğunu ileri süren Ünal, söz konusu psikolojik kırılmanın bireysel alanla sınırlı kalmadığını belirtti. Zaman içerisinde kolektif ve tepkisel bir dinî kimliğin oluşmasına zemin hazırlandığını savunan Ünal, baskı ve dışlanma deneyiminin bazı çevrelerde savunmacı ve içe kapanık tutumları güçlendirdiğini ifade etti.</p>

<p>Ünal'a göre sorgulamadan ziyade sadakatin öne çıktığı dinî tutumların gelişmesi, bazı yapıların hem dışarıdan gelen eleştirilere hem de kendi içlerindeki sorgulamalara daha kapalı hale gelmesine neden oldu. Din-devlet ilişkilerindeki gerilim ile katı laiklik uygulamalarının bazı inanç sahipleri tarafından baskı politikası şeklinde algılanmasının da söz konusu süreç üzerinde etkili olduğunu kaydetti.</p>

<h3>DEVLETE MESAFE VE GAYRİRESMÎ DİNÎ YAPILARA AİDİYET</h3>

<p>Prof. Dr. Vehbi Ünal, din-devlet ilişkilerinde yaşanan gerilimlerin iki temel sonuç doğurduğu görüşünü dile getirdi. Ünal, ilk olarak bazı bireylerde devlete yönelik mesafe ve güvensizlik geliştiğini, ikinci olarak ise söz konusu güvensizliğin gayriresmî dinî yapılara yönelik aidiyet duygusunu güçlendirdiğini ifade etti.</p>

<p>Devlet kurumları tarafından dışlandığını düşünen kişilerin cemaatler içerisinde kabul gördüğü düşüncesinin gayriresmî yapıların toplumsal meşruiyetini artırdığını savunan Ünal, 15 Temmuz darbe girişimini gerçekleştiren yapılanmayı da söz konusu süreç kapsamında örnek gösterdi. Ünal'a göre yapı, muhafazakâr gençlerin askerî eğitim süreçlerinden dışlanmasını fırsat olarak değerlendirdi ve dışlanmışlık duygusunu kullanarak gençleri kendi amaçları doğrultusunda yönlendirdi.</p>

<h3>DİN EĞİTİMİNDEKİ BOŞLUK VE CEMAATLERİN ORTAYA ÇIKIŞI</h3>

<p>Dönemin din eğitimi politikalarına da değinen Ünal, din eğitimine ilişkin kurumsal kanalların işlevsiz hale getirilmesinin insanların dinî bilgi ve rehberlik ihtiyaçlarını gayriresmî yapılardan karşılamasına zemin hazırladığını savundu. Söz konusu koşullarda cemaat yapılanmalarının ortaya çıkan boşluğu dolduran başlıca odaklar haline geldiğini ifade etti.</p>

<p>Ünal, Kur'an-ı Kerim öğretimine yönelik yasaklamaların Süleymancılar ve Nurcular gibi farklı cemaatlerin ortaya çıkmasında etkili olduğu görüşünü dile getirdi. Geçmişte faaliyet alanı ortadan kaldırılan tarikatların zaman içerisinde farklı cemaat biçimlerine dönüştüğünü belirten Ünal, dinî ihtiyaçların kurumsal kanallardan karşılanamamasının alternatif yapılanmaların gelişmesine alan açtığını kaydetti.</p>

<h3>DENETİM DIŞINA ÇIKAN YAPILARDA ŞEFFAFLIK SORUNU</h3>

<p>İnsanların dinî, manevi ve sosyal ihtiyaçlarını meşru ve denetimli kanallar üzerinden karşılayamaması halinde farklı arayışlara yönelebildiğini belirten Ünal, söz konusu koşulların dinî yapıların yeraltına çekilmesine veya faaliyetlerini gizli biçimde sürdürmesine zemin oluşturduğunu ifade etti. Denetim mekanizmalarının dışında kalan yapıların zaman içerisinde daha ciddi problemlere neden olabileceğini savundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şeffaflıktan uzak, kapalı hiyerarşilere dayalı ve hesap verebilirlik mekanizmalarının bulunmadığı ortamlarda bazı yapıların istismar ve manipülasyona açık hale geldiğini belirten Ünal, söz konusu koşulların bireyler açısından da çeşitli riskler meydana getirdiğini kaydetti. Ünal'a göre temel problem dinî toplulukların varlığından ziyade bunların denetlenebilir, şeffaf ve meşru bir hukuki zemine kavuşturulamaması olarak öne çıkıyor.</p>

<h3>ÜNAL'DAN ŞEFFAF VE HUKUKİ DENETİME AÇIK MODEL VURGUSU</h3>

<p>Prof. Dr. Vehbi Ünal, tekke ve zaviyelerin kapatılmasının toplumdaki dinî, manevi ve sosyal ihtiyaçları ortadan kaldırmadığını, ihtiyaçların farklı ve gayriresmî kanallardan karşılanmaya devam ettiğini belirtti. Denetimli kurumsal zeminin kaybolmasının bazı dinî yapıların denetim dışında faaliyet göstermesine alan açtığını savunan Ünal, tartışmanın yapıların varlığından ziyade şeffaflık, hesap verebilirlik ve hukuki denetim üzerinden yürütülmesi gerektiği görüşünü dile getirdi.</p>

<p>Kalıcı çözüm için dinî özgürlüklerin korunması ile istismarın önlenmesini birlikte ele alan bir çerçeve öneren Ünal, nitelikli din eğitiminin ve kültürel mirasın desteklenmesini de söz konusu yaklaşımın parçaları arasında gösterdi. Ünal'ın değerlendirmesinde, dinî yapıların şeffaf, hesap verebilir ve hukuki denetime açık bir zeminde faaliyet göstermesi gerektiği vurgulandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Mercek Altı</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/tekke-ve-zaviyelerin-kapatilmasi-cemaat-geleneginde-kirilma-yaratti</guid>
      <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 10:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/uploads/2026/09/cemaat-4.jpg" type="image/jpeg" length="42421"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[2 binden fazla eser bir arada: Elazığ’ın binlerce yıllık tarihi yeni müzede buluştu]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/2-binden-fazla-eser-bir-arada-elazigin-binlerce-yillik-tarihi-yeni-muzede-bulustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/2-binden-fazla-eser-bir-arada-elazigin-binlerce-yillik-tarihi-yeni-muzede-bulustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Elazığ Arkeoloji ve Etnografya Müzesi, Paleolitik Çağ’dan Osmanlı dönemine kadar uzanan 934 arkeolojik eser, 482 etnografik eser ve 522 sikkeyi aynı çatı altında ziyaretçilerle buluşturdu. Çaydaçıra’ya ayrılan özel bölümün de yer aldığı müze, Elazığ’ın binlerce yıllık kültürel birikimini kronolojik bir anlatımla sunuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Elazığ’ın binlerce yıllık tarihine ışık tutan yaklaşık 2 bin eser, yeni açılan Elazığ Arkeoloji ve Etnografya Müzesi’nde bir araya geldi. Arkeolojik buluntulardan geleneksel yaşam eşyalarına, farklı dönemlere ait sikkelerden kentin simgelerinden Çaydaçıra’ya kadar uzanan geniş koleksiyon, ziyaretçilere Elazığ ve Anadolu tarihini tek bir rota üzerinden takip etme imkanı sunuyor.</p>

<p>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla açılan müzede Elazığ Valisi Numan Hatipoğlu ile Elazığ Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları da yer aldı. Açılış törenindeki resmi mesajlardan çok, müzenin koleksiyon yapısı ve tarihsel çeşitliliği öne çıkarken, farklı dönemlere ait eserlerin çağdaş sergileme teknikleriyle bir araya getirilmesi dikkat çekti.</p>

<h3>934 ARKEOLOJİK ESER 6 SALONDA SERGİLENİYOR</h3>

<p>Müzenin arkeoloji bölümünde 6 salon ve 51 vitrinde toplam 934 eser bulunuyor. Koleksiyon, Paleolitik Çağ’dan başlayarak Neolitik ve Kalkolitik dönemlere, Tunç Çağlarına, Urartu ve Demir Çağı’na kadar uzanıyor.</p>

<p>Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinden Selçuklu ve Osmanlı’ya kadar farklı uygarlıklara ait eserler de aynı bölümde sergileniyor. Kronolojik düzen sayesinde ziyaretçiler Elazığ ve çevresindeki yerleşimlerin tarih boyunca geçirdiği değişimi dönem dönem izleyebiliyor.</p>

<h3>482 ETNOGRAFİK ESER GÜNLÜK YAŞAMI ANLATIYOR</h3>

<p>Etnografya bölümünde Geç Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinden günümüze ulaşan 482 eser, 23 vitrinde ziyaretçilere sunuluyor. Koleksiyonda bakır ve gümüş eşyalar, ahşap ve pirinç objeler, geleneksel silahlar, gündelik kullanım eşyaları, yazmalar, kaftanlar ve entariler yer alıyor.</p>

<p>Sergilenen parçalar yalnızca tarihsel dönemleri değil, Elazığ’da yaşayan insanların gündelik hayatını, giyim kültürünü, üretim alışkanlıklarını ve estetik anlayışını da yansıtıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>522 SİKKE FARKLI DEVLETLERİN İZLERİNİ TAŞIYOR</h3>

<p>Müzenin sikke bölümünde 5 vitrinde toplam 522 sikke sergileniyor. Grek ve Roma dönemlerinden Doğu Roma ve Sasani dünyasına, Emevîlerden Abbasilere kadar farklı dönemlerin para örnekleri koleksiyonda yer alıyor.</p>

<p>Anadolu Selçukluları, Artuklular, Eyyubiler, İlhanlılar, Safeviler ve Osmanlı dönemlerine ait sikkeler de serginin parçaları arasında bulunuyor. Koleksiyon, Elazığ ve çevresinin tarih boyunca siyasi ve ekonomik geçiş noktalarından biri olduğunu gösteren eserleri bir araya getiriyor.</p>

<h3>ÇAYDAÇIRA İÇİN ÖZEL BÖLÜM HAZIRLANDI</h3>

<p>Müzenin dikkat çeken bölümlerinden biri de Elazığ’ın en bilinen kültürel sembollerinden Çaydaçıra’ya ayrıldı. Geleneksel kıyafetler, sözler, görseller ve kültürel anlatımlarla hazırlanan bölüm, kentin yaşayan kültürünü de müze rotasına dahil ediyor.</p>

<p>Arkeolojik ve etnografik eserlerin yanı sıra somut olmayan kültürel mirasa da yer verilmesi, müzenin yalnızca geçmişte kullanılan objeleri sergileyen bir yapı olmasının önüne geçiyor. Çaydaçıra bölümü, Elazığ’ın kültürel kimliğinin günümüzde devam eden unsurlarını ziyaretçilere aktarıyor.</p>

<h3>MÜZENİN GEÇMİŞİ 1965’E UZANIYOR</h3>

<p>Elazığ’da müzeciliğin kurumsal geçmişi 1965 yılına dayanıyor. İlk müze, Ferhat Memişoğlu tarafından Harput’taki tarihi Alacalı Mescit’te kuruldu.</p>

<p>1970’li yıllarda Keban Barajı Kurtarma Kazıları sırasında ortaya çıkarılan çok sayıda kültür varlığının koleksiyona eklenmesiyle müze büyüdü ve daha sonra yeni bir hizmet binasına taşındı. Söz konusu bina 1982’den 2016’ya kadar hizmet verdi.</p>

<h3>2016’DAKİ SALDIRIDA ESKİ MÜZE BİNASI AĞIR HASAR GÖRDÜ</h3>

<p>Elazığ’daki eski müze binası, 2016 yılında Elazığ Emniyet Müdürlüğüne yönelik gerçekleştirilen terör saldırısında ağır hasar gördü. Hasarın ardından bina ziyaretçilere kapatıldı.</p>

<p>Sonraki süreçte bölgede yaşanan depremler de dikkate alınarak müzenin daha güvenli bir yapıya taşınması için çalışma başlatıldı. Millî Savunma Bakanlığı ile yapılan görüşmelerin ardından 1885 yılında Mülkiye İdadisi ve Sultaniye Mektebi olarak inşa edilen tarihi yapı yeni müze için tahsis edildi.</p>

<h3>1885 TARİHLİ YAPI YENİ MÜZEYE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ</h3>

<p>Yeni müzenin bulunduğu bina, 1885 yılında eğitim yapısı olarak inşa edildi ve ilerleyen yıllarda farklı amaçlarla kullanıldı. Yapının müzeye dönüştürülmesiyle hem tarihi bina yeniden işlev kazandı hem de Elazığ’ın farklı dönemlerine ait eserler yeni bir sergileme alanına taşındı.</p>

<p><img alt="Elazığ Müze" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://dunyabizimcom.teimg.com/dunyabizim-com/uploads/2026/09/elazig-muze.jpg" width="1280" /></p>

<p>Müzede çağdaş sergileme teknikleri kullanılarak arkeoloji, etnografya ve sikke bölümleri ayrı alanlarda düzenlendi. Ziyaretçilerin eserleri kronolojik ve bütüncül bir akışla takip edebilmesi amaçlandı.</p>

<h3>YAKLAŞIK 2 BİN ESER TEK ÇATI ALTINDA</h3>

<p>Müzedeki 934 arkeolojik eser, 482 etnografik eser ve 522 sikke birlikte değerlendirildiğinde toplam sayı yaklaşık 2 bine ulaşıyor. Koleksiyon, Elazığ’ın yerel tarihinin yanı sıra Anadolu’nun farklı dönemlerine ait izleri de aynı sergi alanında bir araya getiriyor.</p>

<p>Farklı çağlara ait bu eserler sayesinde ziyaretçiler taş devri buluntularından Osmanlı dönemine, geleneksel yaşam kültüründen eski para sistemlerine kadar geniş bir tarihsel aralıkta yolculuk yapabiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Havadis</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/2-binden-fazla-eser-bir-arada-elazigin-binlerce-yillik-tarihi-yeni-muzede-bulustu</guid>
      <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 10:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/uploads/2026/09/muze-elhazig.jpg" type="image/jpeg" length="10470"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sibel Eraslan'ın eşi Sıddık Eraslan vefat etti]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/sibel-eraslanin-esi-siddik-eraslan-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/sibel-eraslanin-esi-siddik-eraslan-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yazar Sibel Eraslan’ın eşi, üç dönem Çekmeköy Belediye Başkanlığı yapan avukat ve siyasetçi Sıddık Eraslan hayatını kaybetti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Emine Erdoğan, AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Eraslan’ın vefatı dolayısıyla başsağlığı mesajı yayımladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ünlü Yazar Sibel Eraslan’ın eşi, eski Çekmeköy Belediye Başkanı Sıddık Eraslan hayatını kaybetti. 1994 ile 2009 yılları arasında üç dönem Çekmeköy Belediye Başkanlığı görevini yürüten Eraslan’ın vefatının ardından siyaset ve devlet yönetiminden çok sayıda isim başsağlığı mesajı paylaştı.</p>

<p>Sıddık Eraslan’ın cenazesinin 4 Eylül 2026 Cuma günü cuma namazının ardından Çekmeköy Ensar Camii’nde kılınacak cenaze namazı sonrası Çekmeköy Mezarlığı’na defnedileceği bildirildi.</p>

<h3>SIDDIK ERASLAN SON YOLCULUĞUNA UĞURLANACAK</h3>

<p>1994-2009 yılları arasında üç dönem Çekmeköy Belediye Başkanlığı görevini yapan Sıddık Eraslan’ın cenaze programı da belli oldu. Eraslan için 4 Eylül Cuma günü Çekmeköy Ensar Camii’nde cuma namazının ardından cenaze namazı kılınacak.</p>

<p>Cenaze namazının ardından Sıddık Eraslan’ın naaşı Çekmeköy Mezarlığı’nda toprağa verilecek. Eraslan’ın vefatının ardından ailesine ve yakınlarına yönelik çok sayıda taziye mesajı yayımlandı.</p>

<h3>CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’DAN BAŞSAĞLIĞI MESAJI</h3>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sıddık Eraslan’ın vefatı nedeniyle sosyal medya hesabından başsağlığı mesajı yayımladı. Erdoğan, Eraslan’ın 1994 yılından 2009 yılına kadar üç dönem boyunca Çekmeköy Belediye Başkanı olarak görev yaptığını hatırlattı.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan mesajında, “1994'ten 2009'a kadar üç dönem boyunca Çekmeköy belediye başkanı olarak önemli hizmetlerde bulunan Sayın Sıddık Eraslan Beyefendi'nin vefatını üzüntüyle öğrendim. Merhuma Allah'tan rahmet niyaz ediyor, ailesine başsağlığı dileklerimi iletiyorum” ifadelerini kullandı.</p>

<h3>NUMAN KURTULMUŞ’TAN SIDDIK ERASLAN İÇİN TAZİYE</h3>

<p>TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş da eski Çekmeköy Belediye Başkanı Sıddık Eraslan’ın vefatının ardından taziye mesajı yayımladı. Kurtulmuş, mesajında Sıddık Eraslan’ın Milli Görüş hareketinin öncü isimlerinden biri olduğunu belirterek, Sibel Eraslan ve ailesine başsağlığı dileklerini iletti.</p>

<p>Kurtulmuş, “Kıymetli yol ve dava arkadaşımız Sibel Eraslan'ın eşi, Milli Görüş hareketinin öncü isimlerinden Çekmeköy eski Belediye Başkanı değerli kardeşim Sıddık Eraslan'ın vefatını derin bir üzüntüyle öğrendim. Merhuma Allah'tan rahmet, başta muhterem eşi Sibel Eraslan Hanımefendi olmak üzere ailesine, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. Mekanı cennet, makamı ali olsun” açıklamasında bulundu.</p>

<h3>EMİNE ERDOĞAN’DAN BAŞSAĞLIĞI MESAJI</h3>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan da Sıddık Eraslan’ın vefatı nedeniyle sosyal medya hesabından bir taziye mesajı paylaştı. Emine Erdoğan, mesajında Eraslan’ı Çekmeköy’ün kurucu belediye başkanı olarak anarak ailesi ve sevenlerine başsağlığı diledi.</p>

<p>Emine Erdoğan, “Vefat eden Çekmeköy Kurucu Belediye Başkanı Sayın Sıddık Eraslan'a Allah'tan rahmet diliyor, ailesine ve tüm sevenlerine başsağlığı dileklerimi iletiyorum” ifadelerini kullandı.</p>

<h3>ABDULLAH ÖZDEMİR: MEKÂNI CENNET, MAKAMI ÂLİ OLSUN</h3>

<p>AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir de Sıddık Eraslan’ın vefatının ardından başsağlığı mesajı yayımladı. Özdemir, Eraslan’ın Çekmeköy’ün kurucu belediye başkanı olduğunu belirterek başta Sibel Eraslan olmak üzere ailesine, yakınlarına ve sevenlerine taziyelerini iletti.</p>

<p>Özdemir mesajında, “Çekmeköy kurucu Belediye Başkanımız Sıddık Eraslan'ın vefatını derin bir üzüntüyle öğrendim. Merhuma Allah'tan rahmet; başta eşi Sibel Eraslan Hanımefendi olmak üzere ailesine, yakınlarına ve tüm sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyorum. Mekânı cennet, makamı âli olsun” ifadelerine yer verdi.</p>

<h3>BURHANETTİN DURAN’DAN TAZİYE MESAJI</h3>

<p>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran da eski Çekmeköy Belediye Başkanı Sıddık Eraslan için başsağlığı mesajı yayımladı. Duran, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda Eraslan’ın 1994-2009 yılları arasında üç dönem Çekmeköy Belediye Başkanlığı yaptığını belirtti.</p>

<p>Duran, “1994-2009 yılları arasında üç dönem boyunca Çekmeköy Belediye Başkanı olarak görev yapan Sayın Avukat Sıddık Eraslan'ın vefatını teessürle öğrendim. Çekmeköy'e uzun yıllar hizmet eden, ilçenin gelişmesinde emeği bulunan merhum Sıddık Eraslan'a yüce Allah'tan rahmet ailesine, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. Mekanı cennet, makamı ali olsun” açıklamasında bulundu.</p>

<h3>SIDDIK ERASLAN KİMDİR?</h3>

<p>Sıddık Eraslan, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Hukuk kariyerine Derinkuyu Cumhuriyet Savcılığı görevinde başlayan Eraslan, askerlik hizmetinin ardından Sivrice hâkimliğine atandı. Daha sonra meslekten ayrılan Eraslan, İstanbul’da avukat olarak çalışmaya başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Siyasi hayatında Refah Partisi İstanbul İl Yönetim Kurulu Üyeliği yapan Eraslan, 1992 yılında gerçekleştirilen yerel ara seçimlerde Bağcılar Belediye Meclis Üyesi seçildi. Aynı dönemde İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyeliği ve Bağcılar Belediye Başkan Yardımcılığı görevlerinde de bulundu.</p>

<h3>ÇEKMEKÖY’DE ÜÇ DÖNEM BELEDİYE BAŞKANLIĞI YAPTI</h3>

<p>Sıddık Eraslan, 1994 yılında Çekmeköy Belediye Başkanı seçildi. Eraslan, 1994-2009 yılları arasında üç dönem boyunca belediye başkanlığı görevini sürdürdü.</p>

<p>Yerel yönetimdeki görevlerinin ardından İSKİ Yönetim Kurulu Üyeliği de yapan Eraslan, söz konusu görevini 2019 yılına kadar devam ettirdi. Sibel Eraslan ile evli olan Sıddık Eraslan, üç çocuk babasıydı</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Havadis</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/sibel-eraslanin-esi-siddik-eraslan-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 22:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/uploads/2026/09/siddik-eraslan.jpg" type="image/jpeg" length="58310"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sabancı Vakfı’ndan kısa film yarışması: “Hızlı Tüketim”i en iyi anlatan ödül kazanacak]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/sabanci-vakfindan-kisa-film-yarismasi-hizli-tuketimi-en-iyi-anlatan-odul-kazanacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/sabanci-vakfindan-kisa-film-yarismasi-hizli-tuketimi-en-iyi-anlatan-odul-kazanacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sabancı Vakfı’nın toplumsal meselelere sanat aracılığıyla dikkat çekmek amacıyla düzenlediği 11. Kısa Film Yarışması için başvuru süreci başladı. “Hızlı Tüketim” temasıyla gerçekleştirilecek yarışmada en fazla 5 dakikalık eserler değerlendirilecek. Son başvuru tarihi 20 Kasım olarak açıklanırken, birinci olan esere 100 bin lira ödül verilecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sabancı Vakfı tarafından toplumsal meselelere sanat aracılığıyla dikkat çekmek amacıyla düzenlenen Kısa Film Yarışması, 11. kez sinemacıları bir araya getirecek. Yarışmaya katılmak isteyenler için başvuru süreci başlarken, organizasyon kapsamında çekilecek kısa filmlerin belirlenen tema ve katılım koşullarına uygun olması gerekecek.</p>

<h3>BU YILIN TEMASI “HIZLI TÜKETİM”</h3>

<p>Yarışmanın 11. yılında tema “Hızlı Tüketim” olarak belirlendi. Katılımcılar, hızlı tüketim konusunu kısa film aracılığıyla ele alacak ve hazırladıkları eserlerle yarışmaya başvurabilecek. Toplumsal meselelere sanat yoluyla dikkat çekmeyi amaçlayan organizasyonda, yarışmaya sunulacak yapımların süresi en fazla 5 dakika olabilecek.</p>

<h3>UZUN METRAJ FİLM ÇEKMEMİŞ OLMA ŞARTI ARANIYOR</h3>

<p>Sabancı Vakfı 11. Kısa Film Yarışması’na başvuracak eser sahipleri için belirlenen koşullardan biri de daha önce uzun metraj film çekmemiş olmak. Yarışmaya gönderilecek kısa filmlerin ise en fazla 5 dakika uzunluğunda hazırlanması gerekiyor. Belirlenen şartları karşılayan katılımcılar, “Hızlı Tüketim” teması kapsamında hazırladıkları eserlerle yarışmaya katılabilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>SON BAŞVURU TARİHİ 20 KASIM</h3>

<p>Yarışmaya katılmak isteyenler için son başvuru tarihi 20 Kasım olarak belirlendi. Katılımcıların hazırladıkları kısa filmleri söz konusu tarihe kadar yarışmaya sunmaları gerekiyor. Başvuru sürecinin tamamlanmasının ardından eserler yarışma kapsamında değerlendirmeye alınacak.</p>

<h3>BİRİNCİYE 100 BİN LİRA ÖDÜL VERİLECEK</h3>

<p>Sabancı Vakfı’nın 11. Kısa Film Yarışması’nda dereceye giren eser sahiplerine para ödülü verilecek. Yarışmayı birinci sırada tamamlayan eser 100 bin lira, ikinci olan eser 75 bin lira, üçüncü olan eser ise 50 bin lira para ödülünün sahibi olacak.</p>

<h3>SOSYAL ETKİ ÖDÜLÜ DE 50 BİN LİRA</h3>

<p>Yarışmada ilk üç dereceye verilen ödüllerin yanı sıra Sosyal Etki Ödülü de sahibini bulacak. Sosyal Etki Ödülü’ne değer görülen eser 50 bin lira ile ödüllendirilecek. Böylece yarışmada birincilik, ikincilik ve üçüncülük ödüllerinin yanında toplumsal etkisiyle öne çıkan bir eser için de ayrı para ödülü verilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sinema</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/sabanci-vakfindan-kisa-film-yarismasi-hizli-tuketimi-en-iyi-anlatan-odul-kazanacak</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 12:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/uploads/2026/09/kisa-film-44.jpg" type="image/jpeg" length="84118"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[“Edebiyat Şehri” Kahramanmaraş’ta festival heyecanı: 10 ayrı edebiyat etkinliği düzenlenecek]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/edebiyat-sehri-kahramanmarasta-festival-heyecani-10-ayri-edebiyat-etkinligi-duzenlenecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/edebiyat-sehri-kahramanmarasta-festival-heyecani-10-ayri-edebiyat-etkinligi-duzenlenecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’nda 1 Kasım 2025’te Türkiye’nin ilk “Edebiyat Şehri” ünvanını alan Kahramanmaraş, ilk kez Türkiye Kültür Yolu Festivali’ne ev sahipliği yapacak. 12-20 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek festivalde, kentin edebiyat kimliğine özel olarak yazar ve şairlerin katılımıyla 10 ayrı edebiyat etkinliği düzenlenecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’nda 1 Kasım 2025 tarihinde Türkiye’nin ilk “Edebiyat Şehri” ünvanını alan Kahramanmaraş, kültür ve sanat alanındaki yeni organizasyonlardan birine hazırlanıyor. Kent, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali’ne ilk kez ev sahipliği yapacak.</p>

<p>12-20 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek festival, Kahramanmaraş’ın UNESCO tarafından tescillenen edebiyat kimliğini öne çıkaran özel bir programla düzenlenecek. Diğer Kültür Yolu Festivallerinden farklı olarak Kahramanmaraş programında şiir ve edebiyata geniş yer ayrılacak, festival boyunca yazar ve şairlerin katılımıyla 10 ayrı edebiyat etkinliği gerçekleştirilecek.</p>

<h3>TÜRKİYE’NİN İLK “EDEBİYAT ŞEHRİ”</h3>

<p>Kahramanmaraş, 1 Kasım 2025’te UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’na “Edebiyat Şehri” kategorisinde dahil olarak Türkiye’de bu ünvanı alan ilk kent oldu. Şiir ve edebiyat geleneğiyle öne çıkan kent, söz konusu ünvanın ardından kültürel etkinliklerini edebiyat ekseninde genişletmeye başladı.</p>

<p>Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin Kahramanmaraş ayağında da söz konusu kimlik belirleyici olacak. Festival kapsamında şiir akşamları, edebiyat söyleşileri, şair ve yazar buluşmaları başta olmak üzere edebiyat odaklı farklı programlar düzenlenecek.</p>

<h3>FESTİVALE ÖZEL 10 AYRI EDEBİYAT ETKİNLİĞİ</h3>

<p>Kahramanmaraş’a özel hazırlanan festival programında yazar ve şairlerin katılımıyla 10 ayrı edebiyat etkinliği gerçekleştirilecek. Programın diğer Kültür Yolu Festivallerinden ayrılan yönlerinden biri, kentin UNESCO Edebiyat Şehri ünvanına uygun olarak edebiyat etkinliklerinin özel bir ağırlık taşıması olacak.</p>

<p>Şiir akşamları, edebiyat söyleşileri ve edebiyat dünyasından isimlerin katılacağı buluşmalarla Kahramanmaraş’ın edebi birikiminin daha geniş kitlelere tanıtılması hedefleniyor.</p>

<h3>EDEBİYATIN YANINDA SANAT VE GASTRONOMİ DE VAR</h3>

<p>Festival programı yalnızca edebiyat etkinlikleriyle sınırlı kalmayacak. Geleneksel el sanatlarına yönelik faaliyetler, sergiler, konserler ve çalıştaylar da 12-20 Eylül tarihleri arasında kentte gerçekleştirilecek.</p>

<p>Kahramanmaraş’ın yöresel lezzetleri ise oluşturulacak lezzet duraklarında ziyaretçilere sunulacak. Etkinliklerle kentin tarih, kültür, sanat, edebiyat ve gastronomi alanlarındaki değerlerinin ulusal ölçekte daha geniş kitlelere tanıtılması amaçlanıyor.</p>

<h3>VALİ ÜNLÜER: ŞİİR VE EDEBİYATIN ÖNE ÇIKTIĞI PROGRAM HAZIRLADIK</h3>

<p>Kahramanmaraş Valisi Mükerrem Ünlüer, kentin UNESCO Edebiyat Şehri olması nedeniyle festival programında şiir ve edebiyata özel önem verdiklerini söyledi.</p>

<p>Ünlüer, üniversiteler ve belediyelerin de festivale katkı sağlayacağını belirterek, “Kültür Yolu Festivali’ne üniversitelerimizin ve belediyelerimizin de katkı vermesi festivali daha da zenginleştirecek. Bu kapsamda mahalli konserler, şiir akşamları, edebiyat söyleşileri, şair ve yazar buluşmaları, defileler ve gastronomi değerlerimizin tanıtıldığı birçok etkinliğimiz olacak” ifadelerini kullandı.</p>

<h3>FESTİVAL NORMALLEŞME SÜRECİNİN DE BİR PARÇASI</h3>

<p>Vali Ünlüer, Kahramanmaraş’ın deprem sonrasında yeniden düzenlenen Ağustos Fuarı’nın ardından Türkiye Kültür Yolu Festivali’ne dahil edilmesinin kentin normalleşme süreci açısından da önemli olduğunu ifade etti.</p>

<p>Festivalin kültürel ve sanatsal hareketliliği artırmasının yanı sıra kentte sosyal hayatın yeniden güçlenmesine katkı sağlaması hedefleniyor. Kahramanmaraş’ın UNESCO Edebiyat Şehri ünvanıyla birlikte ulusal ölçekte daha görünür hale gelmesi de festival programının temel başlıkları arasında yer alıyor.</p>

<h3>ESNAF FESTİVALDEN EKONOMİK HAREKETLİLİK BEKLİYOR</h3>

<p>Kültür ve Turizm Bakanlığı Geleneksel El Sanatları Sanatkarı ve bakırcı Mustafa Tepebaşı, festival kapsamında kente gelecek ziyaretçilere Kahramanmaraş’ın yöresel ürünlerini tanıtacaklarını söyledi.</p>

<p>Tepebaşı, “Festivalin hem kentimizin kültürel değerlerinin tanıtımına hem de esnafımıza ekonomik katkı sağlayacağına inanıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>

<h3>TARİHİ KAPALI ÇARŞI’DA FESTİVAL HAZIRLIĞI</h3>

<p>Tarihi Kapalı Çarşı’da Osmanlı çarığı üretip satan Murat Engizek de festivalin geleneksel ürünlerin tanıtımı açısından önemli bir fırsat olduğunu belirtti.</p>

<p>Osmanlı çarığını dünyaya tanıtmak için çalıştıklarını ifade eden Engizek, Türkiye Kültür Yolu Festivali ile birlikte Kahramanmaraş’ın el sanatlarının ve yerel üretim kültürünün daha geniş kitlelere ulaşmasını beklediklerini söyledi.</p>

<h3>EDEBİYAT ŞEHRİ KİMLİĞİ FESTİVALİN MERKEZİNDE</h3>

<p>Kahramanmaraş’ın Türkiye’nin ilk UNESCO Edebiyat Şehri olarak kazandığı yeni kimlik, kentin ev sahipliği yapacağı ilk Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin de ana temalarından birini oluşturacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>12-20 Eylül tarihleri arasında yapılacak programda edebiyat, şiir, sanat, geleneksel el sanatları, müzik ve gastronomi aynı çatı altında buluşacak. Yazar ve şairlerin katılacağı 10 ayrı edebiyat etkinliği ise Kahramanmaraş’ın festival programındaki en belirgin farklardan biri olacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Etkinlik Takvimi</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/edebiyat-sehri-kahramanmarasta-festival-heyecani-10-ayri-edebiyat-etkinligi-duzenlenecek</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 11:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/uploads/2026/09/maras-444.jpg" type="image/jpeg" length="70761"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TDV’nin Yaz Kampları’nda yapay zeka ve sosyal bilimler teması öne çıktı]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/tdvnin-yaz-kamplarinda-yapay-zeka-ve-sosyal-bilimler-temasi-one-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/tdvnin-yaz-kamplarinda-yapay-zeka-ve-sosyal-bilimler-temasi-one-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Diyanet Vakfı’nın 2026 Yaz Kampları sona erdi. Yaz döneminde burslu ve yurtlarında kalan 320 öğrenciyi Bursa, İstanbul, Konya ve Sakarya’da bir araya getiren programlarda akademik, sosyal, kültürel ve sportif etkinliklerin yanı sıra yapay zeka da işlendi. TDV İslam Araştırmaları Merkezi iş birliğiyle düzenlenen lisansüstü tematik yaz kampında “Yapay Zeka ve Sosyal Bilimler” başlığı ele alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye Diyanet Vakfı’nın 2026 Yaz Kampları tamamlandı. TDV, yaz döneminde burslu ve yurtlarında kalan toplam 320 öğrenciyi farklı illerde ve farklı temalarla düzenlenen kamp programlarında bir araya getirdi. Üniversite öğrencilerinin katıldığı kamplarda akademik çalışmaların yanı sıra sosyal, kültürel ve sportif etkinliklere de yer verildi.</p>

<p>Bursa, İstanbul, Konya ve Sakarya’da gerçekleştirilen programlarda öğrenciler farklı alanlarda eğitim ve etkinliklere katıldı. Kamp takviminde dil eğitimi, lisans ve lisansüstü programlar ile tematik çalışmalar yer alırken yapay zeka başlığı özellikle lisansüstü öğrencilere yönelik programda öne çıktı.</p>

<h3>YAPAY ZEKA VE SOSYAL BİLİMLER AYNI KAMPTA ELE ALINDI</h3>

<p>TDV İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) iş birliğiyle İstanbul’da düzenlenen Lisansüstü Tematik Yaz Kampı’nda “Yapay Zeka ve Sosyal Bilimler” teması işlendi. Program, 16-22 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirildi.</p>

<p>Lisansüstü öğrencilere yönelik düzenlenen kampta yapay zekanın sosyal bilimlerle ilişkisi tematik bir başlık altında ele alındı. TDV’nin yaz kampı programında yapay zekaya ayrı bir tema ayrılması, akademik içeriklerin teknoloji odaklı güncel başlıklarla genişletildiğini ortaya koydu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>LİSANSÜSTÜ ÖĞRENCİLERE İKİ AYRI PROGRAM</h3>

<p>İstanbul’da lisansüstü öğrenciler için iki farklı akademik program düzenlendi. TDV İslam Araştırmaları Merkezi iş birliğiyle 3-8 Ağustos tarihlerinde tahkik kursu gerçekleştirildi.</p>

<p>Aynı iş birliği kapsamında 16-22 Ağustos tarihlerinde düzenlenen Lisansüstü Tematik Yaz Kampı ise “Yapay Zeka ve Sosyal Bilimler” başlığıyla yapıldı. Programda lisansüstü düzeydeki öğrenciler akademik içeriklere katıldı.</p>

<h3>ARAPÇA DİL KAMPI BURSA’DA YAPILDI</h3>

<p>Lisans düzeyindeki kız ve erkek öğrencilere yönelik Arapça Dil Kampı, 12 Temmuz-1 Ağustos tarihleri arasında Bursa’da gerçekleştirildi. Program, Bursa Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi iş birliğinde düzenlendi.</p>

<p>Kamp kapsamında öğrenciler Arapça dil çalışmalarına katılırken akademik programın yanında sosyal ve kültürel etkinliklerden de yararlandı.</p>

<h3>LİSANS ÖĞRENCİLERİ İSTANBUL VE KONYA’DA BULUŞTU</h3>

<p>Lisans düzeyindeki kız ve erkek öğrencilere yönelik kamp programı ise 9-14 Ağustos tarihleri arasında İstanbul ve Konya’da gerçekleştirildi. Öğrenciler farklı etkinliklerle bir araya gelirken kamp sürecinde akademik, sosyal, kültürel ve sportif programlara katıldı.</p>

<p>TDV’nin 2026 Yaz Kampları kapsamında farklı eğitim seviyelerindeki öğrencilere yönelik ayrı programlar hazırlanırken Bursa, İstanbul, Konya ve Sakarya kamp organizasyonlarına ev sahipliği yaptı.</p>

<h3>320 ÖĞRENCİ YAZ KAMPLARINDA BULUŞTU</h3>

<p>Türkiye Diyanet Vakfı, 2026 yaz döneminde burslu ve yurtlarında kalan 320 öğrenciyi kamp programlarında bir araya getirdi. Farklı şehirlerde düzenlenen organizasyonlarda öğrencilerin akademik gelişimlerinin yanı sıra sosyal ve kültürel etkinliklere katılması da sağlandı.</p>

<p>Programların dikkat çeken akademik başlıklarından biri “Yapay Zeka ve Sosyal Bilimler” teması oldu. Lisansüstü öğrencilere yönelik hazırlanan söz konusu kamp, TDV’nin 2026 yaz programlarında güncel teknoloji başlıklarının da akademik çalışmalar arasına dahil edildiği program olarak yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Havadis</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/tdvnin-yaz-kamplarinda-yapay-zeka-ve-sosyal-bilimler-temasi-one-cikti</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/uploads/2026/09/tdv-yaz-kampi-44.jpg" type="image/jpeg" length="82511"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ayşe Şasa’nın mektupları kitaplaştı: Orhan Pamuk’a ilham veren yazışmalar gün yüzüne çıktı]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/ayse-sasanin-mektuplari-kitaplasti-orhan-pamuka-ilham-veren-yazismalar-gun-yuzune-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/ayse-sasanin-mektuplari-kitaplasti-orhan-pamuka-ilham-veren-yazismalar-gun-yuzune-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk sinemasının senarist ve düşünce insanlarından Ayşe Şasa’nın yakın arkadaşlarına, edebiyatçılara ve düşünce dünyasının önemli isimlerine yazdığı mektuplar, “Sana Anlatacak Fantastik Şeylerim Olacak” adıyla kitaplaştırıldı. Şasa’nın kişisel arşivi ve terekesi üzerinde yaklaşık iki yıldır yürütülen çalışmanın ilk ürünü olan eserde Kemal Tahir’den Orhan Pamuk’a, Yavuz Turgul’dan Şerif Mardin’e uzanan geniş bir çevreyle yapılan yazışmalar yer alırken, Pamuk da Şasa’nın mektuplarının kendisine il]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türk sinemasının ve düşünce hayatının özgün isimlerinden Ayşe Şasa’nın geride bıraktığı kişisel arşiv ve tereke üzerindeki çalışmaların ilk sonucu okurla buluştu. Şasa’nın hayattayken yakın arkadaşlarına, edebiyatçılara ve düşünce dünyasından isimlere kaleme aldığı mektuplar, “Sana Anlatacak Fantastik Şeylerim Olacak” adıyla kitaplaştırıldı. Ketebe Yayınları tarafından yayımlanan eser, Şasa’nın kişisel yazışmalarını bir araya getirirken sinema, edebiyat, tasavvuf ve modernleşme gibi alanlara uzanan düşünce dünyasının izlerini de taşıyor.</p>

<p>Ayşe Şasa’nın ölümünün ardından kişisel arşivi ve terekesinin gün yüzüne çıkarılması amacıyla yaklaşık iki yıldır çalışma yürütülüyor. Proje Editörü Abdurrahman Badeci tarafından sürdürülen derleme ve tasnif sürecinin ilk eseri olan kitapta, Şasa’nın dostlukları, manevi arayışı ve farklı dönemlerdeki düşünsel yönelimleri mektuplar üzerinden takip edilebiliyor.</p>

<h3>MEKTUPLAR DIŞ DÜNYAYLA BAĞININ ÖNEMLİ BİR PARÇASIYDI</h3>

<p>Ayşe Şasa, özellikle hayatının ilerleyen dönemlerinde çevresiyle iletişimini büyük ölçüde telefon ve mektup aracılığıyla sürdürdü. Yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle uzun süre evden çıkamayan Şasa, evinde geçirdiği inziva döneminde dış dünyayla bağını mektuplar ve saatler süren telefon görüşmeleri üzerinden kurdu.</p>

<p>İnternetin henüz yaygınlaşmadığı yıllarda kaleme alınan mektuplar, Şasa açısından yalnızca gündelik haberleşmenin bir aracı olarak kalmadı. Yazışmalarını edebi metin titizliğiyle ele alan Şasa, yalnızlığını paylaşırken zihinsel üretimini, sanat ve düşünce dünyasına ilişkin görüşlerini ve manevi arayışını da mektuplarına taşıdı. “Sana Anlatacak Fantastik Şeylerim Olacak” adıyla bir araya getirilen metinler, söz konusu dönemde kurduğu ilişkilerin yazılı kayıtlarını oluşturuyor.</p>

<h3>KEMAL TAHİR’DEN ORHAN PAMUK’A UZANAN MEKTUPLAR</h3>

<p>Kitapta yer alan yazışmalar, Ayşe Şasa’nın geniş entelektüel çevresini de ortaya koyuyor. Edisyonda Kemal Tahir’den Orhan Pamuk’a, Yavuz Turgul’dan Şerif Mardin’e, Yusuf Kaplan’dan Sefer Dal’a, Sadık Yalsızuçanlar’dan Kemal H. Karpat ve W. Linford Rees’e kadar farklı alanlardan çok sayıda isimle bağlantılı mektuplar bulunuyor.</p>

<p>Şasa, yazışmalarında muhataplarıyla gündelik iletişim kurmanın yanı sıra sanat, sinema, edebiyat, tasavvuf, modernleşme, toplumsal hafıza ve insanın iç dünyası üzerine düşüncelerini de aktarıyor. Mektuplarda yer alan konular, yazarın hayatının farklı dönemlerinde yaşadığı zihinsel ve manevi dönüşümlerin izlerini taşıyor.</p>

<h3>VEFAT EDEN DOSTLARINA DA MEKTUP YAZDI</h3>

<p>Derlemede öne çıkan bölümler arasında Ayşe Şasa’nın hayatını kaybetmiş dostlarına hitaben kaleme aldığı mektuplar da bulunuyor. Şasa, vefatından 26 yıl sonra Kemal Tahir’e yazdığı bir mektuba, “Muhterem Kemal Ağabey, bu noktadan sonra sana mektup yazmaya karar verdim” sözleriyle başlıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şasa, aynı mektupta Kemal Tahir ile geçmişte kurduğu ilişkiye ve kendi manevi dünyasına ilişkin değerlendirmelerini de dile getiriyor. “Bugün geriye baktığımda, senden her zaman güçlü mistik temayüller almış olduğumu daha iyi anlıyorum” ifadelerini kullanan Şasa, yıllar sonra geçmişe dönerek Kemal Tahir’in kendisinde bıraktığı izleri anlatıyor.</p>

<h3>ORHAN PAMUK’TAN AYŞE ŞASA’YA DİKKAT ÇEKEN YANIT</h3>

<p>Kitapta Orhan Pamuk ile gerçekleştirilen yazışmalar da yer alıyor. Ayşe Şasa’nın mektuplarının altına zaman zaman “Sofu, münzevi Ayşe Ablan…” şeklinde imza attığı görülürken, Pamuk’un Şasa’ya gönderdiği yanıtlardan biri de derlemeye dahil edildi.</p>

<p>Pamuk, mektubunda Şasa’nın yazdıklarını ilgi ve merakla takip ettiğini belirterek, “Yazdıklarını hep zevkle, daha çok merakla okuyorum. Senin içine girdiğin, kendini evinde hissettiğin bütün bu konulara ben hâlâ eşikten ya da pencereden bakıyorsam bu benim kişiliğim yüzündendir. Bende sendeki cesaret ve işin içine atılma gücü yok” ifadelerini kullanıyor. Kitapta yer alan yazışmalar, Şasa ile Pamuk arasındaki düşünsel temasın ve mektupların Pamuk üzerindeki etkisinin izlerini taşıyor.</p>

<h3>AYŞE ŞASA TÜRK SİNEMASININ ÖNEMLİ SENARYOLARINI KALEME ALDI</h3>

<p>1941 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Ayşe Şasa, Türk sinemasında senarist olarak çok sayıda yapımda yer aldı. “Balatlı Arif”, “Ah Güzel İstanbul”, “Utanç” ve “Gramofon Avrat” gibi Türk sinema tarihinde yer edinen filmlerin senaryolarını kaleme alan Şasa, sinema çalışmalarının yanı sıra düşünce ve edebiyat alanındaki eserleriyle de tanındı.</p>

<p>Şasa’nın Ketebe Yayınları tarafından okurla buluşturulan kitapları arasında “Yeşilçam Günlüğü”, “Delilik Ülkesinden Notlar”, “Bir Ruh Macerası” ve “Şebek Romanı” da bulunuyor. “Sana Anlatacak Fantastik Şeylerim Olacak” ile Şasa’nın daha önce yayımlanan eserlerinden oluşan külliyatına kişisel yazışmaları da eklenmiş oldu.</p>

<h3>TEREKEDEN SONRAKİ ÇALIŞMA GÜNLÜKLER OLACAK</h3>

<p>Ayşe Şasa’nın kişisel arşivi ve terekesi üzerindeki çalışma mektupların yayımlanmasıyla sona ermiyor. Yaklaşık iki yıldır devam eden derleme ve tasnif sürecinin ilk ürünü mektuplardan oluşurken, terekenin sonraki ve önemli bölümlerinden birini Şasa’nın günlükleri oluşturuyor.</p>

<p>Mektupların ardından günlükların da yayımlanması planlanıyor. Günlüklerin yayımlanmasıyla birlikte Şasa’nın kişisel arşivinde bulunan metinlerin yeni bir bölümü daha okurla buluşmuş olacak ve tereke üzerindeki çalışmalar farklı yayınlarla devam edecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Havadis</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/ayse-sasanin-mektuplari-kitaplasti-orhan-pamuka-ilham-veren-yazismalar-gun-yuzune-cikti</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 09:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/uploads/2026/09/ayse-sasa-2.jpg" type="image/jpeg" length="95964"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Medine sevdalısı alim Ali Ulvi Kurucu TYB'de anıldı]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/medine-sevdalisi-alim-ali-ulvi-kurucu-tybde-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/medine-sevdalisi-alim-ali-ulvi-kurucu-tybde-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi, ömrünü ilme, irfana ve İslâm kültürüne hizmetle geçiren şair, yazar ve hafız Ali Ulvi Kurucu’yu “Yâd-ı Cemil” programıyla İstanbul’da andı. Sultanahmet’te Kur’an-ı Kerim tilaveti, ilahiler ve dualarla gerçekleştirilen programda Kurucu’nun ilim yolculuğu, Medine’de geçen uzun yılları, edebî mirası ve genç nesillere bıraktığı eserler konuşuldu. Kızı Sare Kurucu ise anne ve babasının hayatındaki birlikteliği, “Babam uçaktı ama annem kanattı. Eğer kanat anne]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye’nin yakın dönemde yetiştirdiği ilim ve irfan insanlarından Ali Ulvi Kurucu, Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi tarafından düzenlenen özel programla yâd edildi. “Yâd-ı Cemil” etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen “Ali Ulvi Kurucu Özel Programı”, İstanbul Sultanahmet’te bulunan Kızlarağası Mehmed Ağa Medresesi’nde yapıldı. Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan program ilahiler ve dualarla devam ederken, kültür ve edebiyat dünyasından isimlerle Kurucu’nun ailesi de buluşmada yer aldı.</p>

<p>TYB İstanbul Şubesi’nin Ali Ulvi Kurucu’ya gösterdiği vefa yeni değil. Birlik, Kurucu’yu doğumunun 100. yılı olan 2022’de de özel bir programla anmış, 2024 yılında ise doğumunun 102. yılı dolayısıyla düzenlenen “Yâd-ı Cemil” buluşmasında onun ilim, hadis, tarih, mûsiki ve hüsn-i hatla kurduğu ilişkiyi gündeme taşımıştı. TYB’nin farklı yıllara yayılan programları, Kurucu’nun hatırasını ve eserlerini yeni nesillere aktarma çalışmalarının devam ettiğini gösteriyor.</p>

<h3>MAHMUT BIYIKLI: ESERLERİ GELECEK NESİLLERE AKTARILMALI</h3>

<p>TYB İstanbul Şube Başkanı Mahmut Bıyıklı, programın açılışında yaptığı konuşmada Ali Ulvi Kurucu’nun hatırasının yaşatılmasının önemine dikkat çekti. Bıyıklı, Kurucu’nun yalnızca geçmişte yaşamış bir şair ve yazar olarak ele alınmaması gerektiğini belirterek geride bıraktığı eserlerin, fikirlerin ve yetişmesine vesile olduğu insanların gelecek nesillere anlatılmasının önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p><img alt="Ali Ulvi Kurucu 44444" class=" detail-photo img-fluid" height="720" src="https://dunyabizimcom.teimg.com/dunyabizim-com/uploads/2026/08/ali-ulvi-kurucu-44444.jpg" width="1280" /></p>

<p>Gençlerin Ali Ulvi Kurucu’nun hayatından ve düşünce dünyasından istifade etmesi gerektiğini dile getiren Bıyıklı’nın sözleri, TYB’nin daha önceki Kurucu programlarında dile getirdiği yaklaşımı da sürdürdü. Bıyıklı, 2022’de gerçekleştirilen anmada Kurucu’yu milletin ortak değerlerinden biri olarak nitelemiş ve onun hatıralarının özellikle genç kuşaklara ulaştırılması gerektiğini söylemişti.</p>

<h3>KONYA’DA BİR İLİM EVİNDE BAŞLAYAN HAYAT</h3>

<p>Ali Ulvi Kurucu, 1922 yılında Konya’da dünyaya geldi. Babası Hacıveyiszâde İbrahim Efendi, dedesi Veyis Efendi ve amcası Hacıveyiszâde Mustafa Efendi dinî ilimlere hizmetleriyle tanınan isimlerdi. TDV İslâm Ansiklopedisi, Kurucu’nun yetiştiği aile ocağının çevrede “ilim evi” olarak anıldığını kaydediyor. İlk hocası babası olan Kurucu, hafızlığını da onun yanında tamamladı.</p>

<p>İlk ve ortaokulu Konya’da tamamlayan Kurucu, babasından sarf ve nahiv, Hafız Ali Efendi’den ise kıraat dersleri aldı. Türkiye’de dinî ilimlerde daha ileri tahsil imkânlarının sınırlı olduğu dönemde ailesiyle Medine’ye göç etti. İlim yolculuğu daha sonra Mısır’a uzandı ve 1939 yılında İslâm dünyasının köklü eğitim merkezlerinden Ezher Üniversitesi’ne kaydoldu.</p>

<h3>EZHER’DE OSMANLI’NIN SON BÜYÜK ÂLİMLERİNDEN İSTİFADE ETTİ</h3>

<p>Ali Ulvi Kurucu’nun Kahire yılları onun ilmî ve edebî şahsiyetinin şekillendiği önemli dönemlerden biri oldu. Ezher’de Türk öğrencilerin kaldığı Revâku’l-Etrâk çevresinde Mustafa Runyun, Ali Yakup Cenkçiler, Ahmet Davudoğlu ve İsmail Ezherli gibi daha sonra dinî ilimlerde tanınacak isimlerle birlikte bulundu.</p>

<p>Kurucu, Kahire’de bulunduğu dönemde son Osmanlı şeyhülislâmlarından Mustafa Sabri Efendi’nin yanı sıra Mehmed İhsan Efendi ve büyük İslâm âlimlerinden Zâhid Kevserî’nin yakın çevresinde yer aldı; derslerinden ve sohbetlerinden faydalandı. Söz konusu ilim halkaları, Kurucu’nun yalnızca dinî ilimler alanındaki birikimini değil, Türk, Arap ve Fars kültürlerine uzanan düşünce dünyasını da geliştirdi.</p>

<h3>MEHMED ÂKİF SEVGİSİ ŞİİRLERİNE YANSIDI</h3>

<p>Ezher yılları Ali Ulvi Kurucu’nun şiir ve edebiyatla ilişkisinin de belirginleştiği dönem oldu. Türk ve İslâm edebiyatına büyük ilgi duyan Kurucu, özellikle Mehmed Âkif Ersoy’dan etkilendi. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre Kurucu’nun hafızası, Safahat’ın tamamını ezberinde tutacak kadar kuvvetliydi. Şiirlerinde Mehmed Âkif çizgisindeki dinî ve millî hassasiyetler belirgin biçimde yer aldı.</p>

<p>Kurucu’nun şiir dünyasında Resûlullah sevgisi de güçlü bir yer tuttu. Kızı Sare Kurucu da İstanbul’daki anma programında babasının şiirlerinin merkezinde Hazreti Muhammed sevgisinin bulunduğunu ifade etti. “Derdmendim yâ Resûlellah, devâ ol derdime”, “Doğmazdı kalbe iman, inmezdi arza Kur’an” ve “Mevlâm sana ersem diye” gibi şiirleri farklı bestekârlar tarafından bestelendi ve zaman içinde geniş çevrelerce okundu.</p>

<h3>ÖMRÜNÜN BÜYÜK BÖLÜMÜ MEDİNE’DE GEÇTİ</h3>

<p>Ezher’de altı yıl süren eğitiminin ardından babasının vefatı üzerine Medine’ye dönen Ali Ulvi Kurucu, hayatının büyük bölümünü Peygamber şehrinde geçirdi. Bir süre Evkaf Dairesi’nde görev yaptıktan sonra 1953-1975 yılları arasında Sultan II. Mahmud tarafından kurulan Mahmudiye Kütüphanesi’nde, 1975-1985 yılları arasında ise Şeyhülislâm Ârif Hikmet Kütüphanesi’nde müdürlük yaptı.</p>

<p>Kütüphanecilik yıllarında Arapça, Farsça ve Türkçe kaleme alınmış binlerce yazma eserle ilgilenen Kurucu, eserlerin tanınması ve tasnifiyle meşgul oldu. Medine’de yaşamasına rağmen Türkiye ile bağını koparmadı; hac ve umre vesilesiyle mukaddes beldelere gelen Türklerle yakından ilgilendi. Medine’deki evi ve sohbet halkaları yıllar içinde Türkiye’den gelen çok sayıda ilim, fikir ve kültür insanının uğrak noktalarından biri haline geldi.</p>

<h3>SARE KURUCU: BABAM UÇAKTI AMA ANNEM KANATTI</h3>

<p>Anma programının dikkat çeken bölümlerinden biri Ali Ulvi Kurucu’nun kızı Sare Kurucu’nun anlattıkları oldu. Çocukluğundan itibaren anne ve babasının hatıralarıyla yetiştiğini belirten Sare Kurucu, bugün de onların hatıralarıyla yaşadığını söyledi.</p>

<p>Babasının çalışmalarının arkasında annesinin üstlendiği sorumluluğa özellikle işaret eden Kurucu, “Babam uçaktı ama annem kanattı. Eğer kanat annem olmasaydı o uçak uçamazdı” ifadelerini kullandı. Sare Kurucu, babasının hayatının yalnızca şahsi başarılar veya yazdığı eserler üzerinden değil, onu yetiştiren aile, ilim ve kültür çevresiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<h3>KONYA’DAN MISIR’A, MISIR’DAN MEDİNE’YE</h3>

<p>Sare Kurucu, babasının Konya’da başlayan hayat yolculuğunun Mısır ve ardından Medine’de devam ettiğini anlattı. Ali Ulvi Kurucu’nun farklı coğrafyalardaki ilim ve kültür çevreleriyle kurduğu temasların düşünce dünyasını genişlettiğine işaret eden Sare Kurucu, Arapça, Farsça, Türkçe ve Urduca üzerinden kurduğu ilişkilerin de babasının entelektüel birikimine katkıda bulunduğunu dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kurucu’nun hayatındaki üç şehir aynı zamanda farklı safhaları temsil etti. Konya’daki aile ocağı Kur’an ve temel dinî ilimlerle yetiştiği ilk çevreyi, Kahire ve Ezher ilmî tahsilinin derinleştiği yılları, Medine ise hem hizmet hayatının hem de eser, sohbet ve irşad faaliyetlerinin uzun yıllar devam ettiği dönemi oluşturdu.</p>

<h3>ESERLERİYLE İLİM VE EDEBİYAT DÜNYASINDA İZ BIRAKTI</h3>

<p>Ali Ulvi Kurucu’nun yayımlanan eserleri arasında “Büyük İslâm Şairi Dr. Muhammed İkbal”, “Zulmeti Yıkan Nur”, “Gümüş Tül”, “Asırlar Boyunca Parlayan Nur”, “Gecelerin Gündüzü” ve “Medine Notları” bulunuyor. İlk dönem şiirlerini “Nurdan Sesler” adıyla bir araya getiren Kurucu’nun şiirleri daha sonra yeni ilavelerle “Gümüş Tül” ve “Alevler” adıyla da yayımlandı.</p>

<p>Kurucu, telif eserlerinin yanında Ebü’l-Hasan en-Nedvî gibi İslâm dünyasının önemli isimlerinden tercümeler yaptı. Gazete ve dergilerde kaleme aldığı yazıları, şiirleri, mektupları ve sohbetleri de bıraktığı kültürel mirasın parçaları arasında yer aldı.</p>

<h3>HATIRALARI YAKIN TARİHE DE IŞIK TUTUYOR</h3>

<p>Ali Ulvi Kurucu denildiğinde öne çıkan eserlerden biri de M. Ertuğrul Düzdağ tarafından uzun sohbetler sonucunda kayıt altına alınan hatıraları oldu. Düzdağ, 1993 yılında ailesiyle birlikte Medine’ye giderek Kurucu’nun evinde yaklaşık iki ay kaldı ve günlere yayılan sohbetleri kaydetti. Daha sonra kitaplaştırılan hatıralar beş ciltlik bir külliyat halinde yayımlandı.</p>

<p>Hatırat, Kurucu’nun Konya’daki çocukluk döneminden Ezher yıllarına, Medine’de geçen uzun hayatından İslâm dünyasının farklı bölgelerinden âlim ve fikir insanlarıyla görüşmelerine kadar geniş bir dönemi kapsıyor. Muhammed İkbal başta olmak üzere İslâm dünyasının farklı şahsiyetlerine ilişkin gözlemler de hatıralarda yer alıyor. Eserler, bir insanın şahsi hatıralarının ötesinde 20. yüzyıl İslâm dünyasının ilmî ve kültürel çevrelerine ilişkin tanıklıklar barındırıyor.</p>

<h3>İSLÂMÎ VE MİLLÎ DEĞERLERE BAĞLI BİR GENÇLİK İDEALİ</h3>

<p>Ali Ulvi Kurucu’nun düşünce dünyasında gençlik önemli bir yere sahipti. TDV İslâm Ansiklopedisi, onun İslâmî ve millî değerlere bağlı bir gençliğin yetişmesi idealini aileden devraldığı bir miras olarak sürdürdüğünü, şiirlerini, sohbetlerini ve gazete yazılarını da söz konusu gayenin bir vasıtası olarak gördüğünü aktarıyor.</p>

<p>TYB İstanbul Şube Başkanı Mahmut Bıyıklı’nın anma programında gençlerin Kurucu’nun hayatından ve fikir dünyasından istifade etmesi gerektiğine yönelik çağrısı da Kurucu’nun hayatı boyunca üzerinde durduğu gençlik meselesini yeniden gündeme taşıdı. Programda yapılan konuşmalarda onun ilmî ve edebî mirasının yeni kuşaklara aktarılmasının önemine dikkat çekildi.</p>

<h3>MEDİNE’DE VEFAT ETTİ, CENNETÜ’L-BAKĪ‘A DEFNEDİLDİ</h3>

<p>Ömrünün büyük bölümünü Medine-i Münevvere’de geçiren Ali Ulvi Kurucu, 3 Şubat 2002 tarihinde Medine’de vefat etti. Cenazesi, Resûlullah’ın ailesinden ve ashâbından pek çok ismin medfun bulunduğu Cennetü’l-Bakī‘a defnedildi.</p>

<p>Konya’da Kur’an ve ilimle başlayan, Ezher’in ilim halkalarından geçerek Medine’de uzun yıllar süren hizmetlerle devam eden Ali Ulvi Kurucu’nun hayatı; şiirleri, tercümeleri, hatıraları ve sohbetleriyle sonraki nesillere ulaşmaya devam ediyor. TYB İstanbul Şubesi’nin Sultanahmet’te gerçekleştirdiği “Yâd-ı Cemil” programı da merhum Kurucu’nun ilim ve edebiyat mirasını yeniden gündeme taşıdı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Havadis</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/medine-sevdalisi-alim-ali-ulvi-kurucu-tybde-anildi</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 09:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/uploads/2026/08/ali-ulvi-kurucu-44.jpg" type="image/jpeg" length="31621"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Nouman Ali Khan: İnsan en çok kendi kendini yaralar]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/nouman-ali-khan-insan-en-cok-kendi-kendini-yaralar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/nouman-ali-khan-insan-en-cok-kendi-kendini-yaralar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yazar Nouman Ali Khan, Türkçeye çevrilen yeni kitabı “Sarıl Kalbine” vesilesiyle Kur’an’ın modern insanın hayatındaki yerine, gençlerin anlam arayışına, iç huzura ve sorumluluk bilincine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Khan, “Kur’an, her türlü iniş çıkışla dolu bir hayat için mümkün olan en iyi tavsiyeyi ve rehberliği sunar” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Pakistan asıllı ABD’li vaiz ve yazar Nouman Ali Khan, çalışmalarında Kur’an’ın yalnızca okunmasına değil, anlaşılmasına da önem verilmesi gerektiğini söyledi. Müslümanların Kur’an ile kurduğu ilişkinin çoğu zaman metnin içeriğinden ziyade okuma ve ezberleme üzerinden şekillendiğini belirten Khan, bunun Kur’an’ın sunduğu daha geniş anlam dünyasının yeterince görülmemesine yol açtığını ifade etti.</p>

<p>Khan, bilimsel devrim sonrasında Kur’an’daki bilimsel mucizeler konusunun yoğun biçimde öne çıktığını ancak insan psikolojisi, iktisat teorisi, toplumsal yapı ve tarih felsefesi gibi alanlarda sunduğu mesajlara aynı ölçüde dikkat edilmediğini söyledi. Kur’an’ın yalnızca belirli bir alana indirgenmeden, insan hayatının farklı boyutlarıyla birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.</p>

<h3>“HAYATIN İNİŞ ÇIKIŞLARI İÇİN REHBERLİK SUNUYOR”</h3>

<p>Kur’an’ın nasıl anlaşılması gerektiğine ilişkin değerlendirmesinde Khan, metnin zor durumlar, ağır duygular ve hayatın farklı dönemleri karşısında insana rehberlik sunduğunu belirtti. Kur’an’ın kişisel yaşam, aile ve toplum arasında denge kurulmasına ilişkin bir çerçeve ortaya koyduğunu söyledi.</p>

<p>Haklar ile sorumluluklar arasındaki ilişkinin de Kur’an’ın üzerinde durduğu başlıklardan biri olduğunu kaydeden Khan, insanın iç huzurunu Allah ile kurulacak samimi bağda araması gerektiğini ifade etti. Khan’a göre Kur’an, hem bireysel hem toplumsal hayatta denge kurulmasına yönelik tavsiyeler içeriyor.</p>

<h3>“KUR’AN BENİ HAYRETE DÜŞÜRMEYE DEVAM EDİYOR”</h3>

<p>İlk eserlerinde daha çok Kur’an’ın anlam dünyası üzerinden zihinsel bir yaklaşım öne çıkaran Khan, “Dirilt Kalbini” ve “Sarıl Kalbine” kitaplarında daha duygusal ve içsel bir anlatı kurdu. Khan, kendi Kur’an yolculuğunu doğrusal olmayan, zaman zaman zihinsel ve zaman zaman duygusal yönü ağır basan bir süreç olarak tanımladı.</p>

<p>Kur’an ile kurduğu ilişkinin hiçbir zaman yalnızca zihinsel ya da yalnızca duygusal olmadığını belirten Khan, iki yönün birbirini tamamladığını söyledi. Kur’an’la bağı derinleştikçe metnin kendisinde oluşturduğu etkiyi önceden kestirmenin daha da zorlaştığını ifade eden Khan, Kur’an’ın kişisel düzeyde kendisini şaşırtmaya devam ettiğini anlattı.</p>

<h3>İNSANIN EN ÇOK KENDİNİ YARALADIĞINI SÖYLEDİ</h3>

<p>Bugün insanların kalbini en çok neyin yaraladığı sorusuna Khan, “Kendileri” yanıtını verdi. İnsanın zayıf bir varlık olduğunu ve gücü Allah’a yönelerek bulması gerektiğini belirten Khan, kırılma anlarında bu bağın kaybedilmesinin kişinin hem kendisine hem çevresine zarar vermesine yol açabileceğini söyledi.</p>

<p>Nefsi yenmenin ilk adımının onu tanımak olduğunu ifade eden Khan, korku, öfke, kaygı, hayal kırıklığı, arzu, hüzün, pişmanlık ve beklenti gibi duyguların insan üzerinde güçlü etkiler oluşturabileceğini belirtti. Söz konusu duyguların içine kapanmanın kişinin kendisiyle sağlıklı bağ kurduğu anlamına gelmediğini söyleyen Khan, Allah ile güçlü bir bağ kurulmasının insanın kendi iç dünyasını da güçlendireceğini dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>“ZİHNİ SESSİZLEŞTİRİN Kİ TEFEKKÜRE YER AÇILSIN”</h3>

<p>Modern insanın çok fazla bilgiye ulaşmasına rağmen anlam ve huzur arayışının devam ettiğini belirten Khan, bunun nedenlerinden birinin sessizlik eksikliği olduğunu söyledi. Ekranlar kapandığında ve çevredeki hareket azaldığında dahi zihnin gürültülü ve dağınık kalabildiğini ifade etti.</p>

<p>Khan, tefekkür için zihinsel sessizliğe ihtiyaç bulunduğunu belirterek insanın günlük hayat içinde de bu alanı oluşturabileceğini söyledi. Namazın da insanın kendisiyle ve inancıyla yeniden bağ kurabileceği bir tefekkür alanı sunduğunu ifade etti.</p>

<h3>GENÇLERİN TEK BİR KALIPTA DEĞERLENDİRİLEMEYECEĞİNİ SÖYLEDİ</h3>

<p>Bugünün gençlerinin dinle ilişkisine dair değerlendirmesinde Khan, gençlerin tek tip bir yapı içinde ele alınamayacağını belirtti. Aralarında hayatına amaç kazandırmaya çalışan, derinlikli düşünen gençlerin bulunduğunu, diğer tarafta sürekli uyarılma ve kısa süreli haz arayışının etkisinde kalan gençlerin de olduğunu söyledi.</p>

<p>Her gençte önemli bir potansiyel bulunduğunu ifade eden Khan, Kur’an’ın mesajının gençlere aktarılmasında mevcut çabaların yeterli olmadığını savundu. Gençlerin kendilerini harekete geçirecek ve iç dünyalarına dokunacak güçlü bir sese ihtiyaç duyduğunu belirten Khan, gelecek nesillerle kurulacak dilin önemine dikkat çekti.</p>

<h3>TÜRK OKURLARIN FELSEFİ DERİNLİĞİNE DİKKAT ÇEKTİ</h3>

<p>Türk okurlarından aldığı mesajlarda aile tarafından kabul görme isteği, dini kimlik nedeniyle karşılaşılan tepkiler ve kişisel şüpheler gibi ortak sorunlarla karşılaştığını belirten Khan, söz konusu meselelerin dünyanın farklı yerlerindeki Müslümanlarda da görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Türk okurların kendine özgü bir felsefi derinliği bulunduğunu ifade eden Khan, kendisine yöneltilen soruların ve yapılan yorumların eleştirel düşünce bakımından dikkat çekici olduğunu belirtti. Khan, bu yaklaşımın Türkiye’nin tarihsel ve entelektüel birikimiyle bağlantılı olduğunu düşündüğünü söyledi.</p>

<h3>GAZZE VE DÜNYADAKİ ACILAR ÜZERİNDEN SORUMLULUK VURGUSU</h3>

<p>Gazze başta olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan acılar karşısında umudun nasıl korunabileceği sorusunu da yanıtlayan Khan, Kur’an’ın insanı edilgenliğe yönelten bir metin olmadığını söyledi. İçinde bulunulan çağın ve yaşanan olaylara tanıklığın insanlara aynı zamanda sorumluluk yüklediğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Numan Ali" class="detail-photo img-fluid" height="499" src="https://dunyabizimcom.teimg.com/dunyabizim-com/uploads/2026/08/numan-ali.jpg" width="573" /></p>

<p>Khan, insanların yalnızca umut aramak yerine bireysel ve toplumsal sorumluluklarını yerine getirmeye yönelmesi gerektiğini belirtti. İçsel ve dışsal gücün birlikte inşa edilmesi gerektiğini savunan Khan, yaşanan acılar karşısında edilgen kalmak yerine harekete geçilmesini ve sorumluluk alınmasını vurguladı.</p>

<h3>“ARTIK KENDİMİZE ACIMAYI BIRAKMALIYIZ”</h3>

<p>Khan, insanların karşı karşıya bulunduğu ağır sorunların yalnızca duygusal bir tepkiyle ele alınmaması gerektiğini söyledi. Metanetin korunması, sorumlulukların üstlenilmesi ve hem bireysel hem toplumsal düzeyde harekete geçilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Yaşanan acılar karşısında sürekli olarak çaresizlik duygusuna sığınmanın doğru olmadığını savunan Khan, sözlerini “Artık kendimize acımayı bırakmalıyız” ifadesiyle tamamladı. Khan’a göre Kur’an’ın sunduğu rehberlik, insanın hem kendi iç dünyasıyla hem de içinde yaşadığı toplumla daha güçlü bir ilişki kurmasına yönelik bir çerçeve sunuyor.</p>

<p><strong>Kaynak: Sevda Dursun / Yeni Şafak</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Havadis</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/nouman-ali-khan-insan-en-cok-kendi-kendini-yaralar</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/uploads/2026/08/numan-ali-han.jpg" type="image/jpeg" length="76010"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şule Yüksel Şenler'in 'İdeal Gençlik' mefkûresi]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/sule-yuksel-senlerin-ideal-genclik-mefkresi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/sule-yuksel-senlerin-ideal-genclik-mefkresi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ve böyle bir devirde yaşama mazhariyetine erişmiş, bugünkülerin mutlu diye bahsettikleri bahtiyar ve mesud bir gençlik... Ben, elimde olmadan hayatım boyunca kıskanıp durmuşumdur bu bahtiyar gençliği... Yani gençliğini.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="WordSection1">
<p class="Pa19" style="text-align:justify"><span>Ve böyle bir devirde yaşama mazhariyetine erişmiş, bugünkülerin mutlu diye bahsettikleri bahtiyar ve mesud bir gençlik... Ben, elimde olmadan hayatım boyunca kıskanıp durmuşumdur bu bahtiyar gençliği... Yani gençliğini.</span></p>

<p class="Pa19" style="text-align:justify"></p>

<p class="Pa19" style="text-align:justify"><span><span><span arial="">Bugün canlı birer tarih gibi aramızda yaşayan ak pak saçlı, iyice yaşlanmış malûmatlı büyüklerimi­zin bazılarının dillerinden dinle­mişim, dinlemişimdir de dünkü gençliğin vasıflarını, inanmamı­şımdır bir türlü anlatılanlara... </span></span></span></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"><span><span><span arial="">Fakat dünkü gençliği görmüş ve bizatihi dünkü gençliğin için­den kopup gelmiş bu muhterem zatların hepsi de hiçbir tereddüt ve şüpheye mahal bırakmaya­cak şekilde aynı hakikatleri dile getirmekte, aynı gerçekleri ifade etmekteydiler. </span></span></span></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"><span><span><span arial="">Ve bunun içindir ki ideal gençlik denildi mi, benim aklıma dünün gençliği gelir. Zira bütün yüksek vasıfları üzerinde topla­mıştır bu gençlik... Her şeyden evvel genç, gençliğini bilir, yaşlı ve tecrübeli büyüklerinin işlerine burnunu sokmaya kalkışamazdı o devirlerde… </span></span></span></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"><span><span><span arial="">Dünün gençleri umu­miyetle anneye ve babaya saygı duyarlar, onlara karşı son derece itaatli davranır­lar, hocalarına karşı korkuyla karışık bir hür­met beslerler, büyüklerinin karşısında edebe aykırı en ufak bir hareket­ten dahi kaçınırlardı. Esasen bu gençlerin edebe aykırı hemen hemen hiçbir hareketleri yoktu denilebilir... </span></span></span></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"><span><span><span arial="">Nasıl olsundu ki? </span></span></span></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"><span><span><strong><span arial="">Edep ve ahlâkı âdeta bir ilim olarak tahsil etmektey­diler bu gençler. </span></strong></span></span></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"><span>Kahvehane vesair havaiyata1 meylettirecek yerlerde bir tek gence rastlamak kabil olmazdı... Gençler gündüzleri ciddiyetle derslerine çalışırlar, geceleri ise yaşlı ve malûmatlı zatların bir araya geldikleri evlerde sohbet toplantılarına, ilim meclislerine katılırlardı. Ağırlık merkezini İslâmî ve imanî meselelerin teşkil ettiği bu meclislerde tarihî, felsefî, iktisadî ve çeşitli içtimaî mevzula­rın yanında şiir ve musiki ­leri de yer alır, edebiyat ve sanatayüksek bir değer verilirdi...</span></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"><span><span><span arial="">Bugün içlerinde devlet adam­ları, âlimler, şairler, edipler ve bestekârların da bulunduğu tari­he mal olmuş büyük şahsiyetlerin hepsi işte bu ilim meclislerinin kıymettar meyveleridir. </span></span></span></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"><span><span><span arial="">O zamanın tahsil görmemiş kabadayı gençlerinde bile bir baş­ka asalet mevcuttu... Bu kabadayı gençler, mahallelerinin namus ve asayiş inzibatlarıydı âdeta... Komşu kızına veya hanımına yan gözle bakmayı en büyük alçaklık olarak gören bu dürüst ve mert kabadayılar, böyle bir harekete kendileri asla tevessül etmedikleri gibi, başkalarının da tevessülüne imkân vermezler, icap ederse mahallenin namusu uğruna seve seve hayatlarını verirlerdi. </span></span></span></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"><span><span><span arial="">Hâsılı dinine, maneviyatına, vatanına ve milletine sıdk ile bağlı, dindar, vatanperver, örf, âdet ve ananelerine son derece riayetkâr, edepli, terbiyeli, fazilet­li, manevi değerlere karşı saygılı, yüksek seciyye ve ahlâk sahibi, çalışkan, asil ve nezih bir gençlikti dünün gençliği... </span></span></span></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"><span><span><span arial="">Tek kelime ile ifade etmek icap ederse evet; ideal gençlik! </span></span></span></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"><span><span><span arial="">Bugün bu gençliği anlatanları, âdeta tatlı bir hikâye, renkli, ef­sunlayıcı bir masal dinliyormuş­çasına dinliyorum... </span></span></span></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"><span><span><span arial="">Güngörmüş, tarih yaşamış, dünün gençliği içinde gençliğini sürdürmüş bir büyüğümü gör­düm mü, aynen küçük çocukların bir masalı kırkıncı defa dinleyiş­lerinden sonra kırk birincisini dinlemek için “bir daha anlat” diye yalvarma huylarına benzer bir heyecan içinde, aynı şeyleri bir daha, bir daha anlattırmaktan zevk duyar ve her seferinde de âdeta yeni dinliyormuşçasına de­rin bir hayranlık ve heyecan dal­gasının içinde bulurum kendimi. </span></span></span></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"><span><span><span arial="">Evet, dünün gençliğine dair dinlediklerim, gerçekten bir<span style="color:black">masal gibi gelir bana. Ve her an­latılışında, başına bütün masal­larda âdet olan <em>“Bir varmış, bir yokmuş” </em>sözünü konduruveririm kendiliğimden. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span><span arial=""><span style="color:black">Zira dünün gençliği, bu asil ideal gençlik bugün ancak “Bir varmış, bir yokmuş” diye anlatı­lan tatlı bir masaldır dillerde... </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span><span arial=""><span style="color:black">Ya bugün?.. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span><span arial=""><span style="color:black">Şimdi bir de bütün hâl ve hareketleri ile el’an gözlerimizin önünde bulunan bugünkü gençli­ğimizin hâl-i hazırdaki durumuna kısaca göz gezdirelim. </span></span></span></span></span></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"><span><span><span arial=""><span style="color:black">Bugün anneye ve babaya saygılı, itaatli ve hürmetli olan gençlerin sayısı yok denecek kadar azdır... Gençlerin bir kısmı, babasına <em>“moruk”</em>, annesine <em>“ko­<span arial="">cakarı” </span></em><span arial="">diye hitap etmekte. Diğer bir kısmı ise bu derece ileri gitme­mekle beraber velinimeti olan anne ve babasının hemen hiçbir sözüne itaat etmemekte, hatta çok zaman onlara âsi gelmektedirler. </span></span></span></span></span></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"><span><span><span arial=""><img align="left" alt="" src="https://www.dunyabizim.com/images/upload/ara_gorsel_1_16.png" />Bugünkü gençlerde öğret­men korkusu diye bir şey yoktur. Hocalara saygısızca biçimsiz adlar takmak ve bu adlarla onları alaya almak, daha orta mektep sırala­rından başlar. </span></span></span></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"><span><span><span arial="">Lisede küstahlık derecelerine yükselen ve talebelerin dilinde “matrak geçme”, “gırgıra alma” şeklinde tabir edilen bu, öğret­menlerle alay meselesi, en yüksek tahsil kademesi olan üniversite­lerde had safhasına ulaşır. </span></span></span></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"><span><span><span arial="">Artık gençler, öğretmenleriyle matrak geçmek, onları gırgıra almaktan başka, şimdi hocalarını rahatlıkla yuhalamakta, onları başına gözüne domates, çürük yumurta, taş ve sopalar fırlatarak kovalamakta, hatta üniversitenin içinde kıstırıp hapsedebilmekte, dövebilmekte, daha da ileri gide­rek (Teknik Üniversite Rektörü Saffet Müftüoğlu’na yapıldığı gibi) bir bıçak darbesiyle öldüre­bilmektedir de. </span></span></span></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"><span><span><span arial="">Anlayacağınız, tahsil kademe­leri yükseldikçe gençlerin kültür, terbiye, edep ve ahlâkları da buna muvazi2 olarak yükseleceği yerde, tamamen aksi bir tecelli ile gençlik, tahsil kademelerinin ba­samaklarında yükseldiği nispetçe cehalet, terbiyesizlik, edepsizlik, anarşi ve küstahlık da ilerlemek­tedir. </span></span></span></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"><span><span><span arial="">Ki bu da bize, bugünkü maarif sisteminin gençliği ilim, terbiye ve ahlâk yerine ne derece küstah­lık, kötü ahlâk ve çirkin terbiyeye sahip kıldığını göstermektedir… </span></span></span></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"><span><span><span arial="">Bugün artık üniversite gençli­ği denilince, ister istemez eli taşlı, sopalı vahşi bir ilk çağ insanı, bir cebinde tabanca, kama, diğerinde Molotof kokteyli denilen patlayıcı bomba bulunan azılı bir haydut tipi canlanıyor insanın gözünde… </span></span></span></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"><span><span><span arial="">Hele bir de ana avrat küfre­den, hocaya, dekana yuh çeken, hocasına, rektörüne bıçak salla­yan, kendi okuduğu okula kırk haramiler gibi baskın yapan bu gözü dönmüş, işgalci, boykotçu ve astığı astık, kestiği kestik şıma­rık ve küstah kişilerin bir gün istikbalde bu milletin idarecileri olacağını, bu milletin kaderi­ni ellerinde bulunduracağını düşününce kanınızın beyninize sıçradığını hissedersiniz. </span></span></span></p>

<p class="Default" style="text-align:justify"></p>

<p class="Default" style="text-align:justify"><span><span><span arial="">Ne var ki bütün bu uygunsuz davranış ve hareketlerine rağmen bugünkü gençliği, bu davranış ve hareketlerinden dolayı fazla suçlu görmemek lâzım. Zira malûmdu</span></span></span></p>
</div>

<p></p>

<div class="WordSection2">
<p class="Default" style="text-align:justify"><span><span><span><span arial="">ki bir ağaca hangi meyvenin aşısı yapılırsa, ağaç o meyveyi verir... Şu halde gençlik­ten, verilen aşının aksine bir netice beklemek de hakkı­mız değildir... </span></span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"><span><span><span arial="">Bize bugün masal gibi gelen dünkü asil gençlik, acaba sahip bulunduğu yüksek vasıflara neyle ulaşmıştı? Acaba o devirde de gençler bugünkü şart­lar altında yetişselerdi o kıymetli ve yüksek vasıflara erişebilirler miydi? </span></span></span></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"><span><span><span arial="">Elbette heyhat! </span></span></span></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"><span><span><span arial="">Gençliğin, gençlik olarak <em>“ideal gençlik” </em>vasfına haiz olduğu günlerde, okullarda ehil, hocalar tarafından verilen köklü din derslerinin yanında, hususi surette ahlâk ve terbiye dersleri de verilmekteydi. Dinin insan ahlâk ve karakteri üzerinde en yapıcı tesir kaynağı olduğu inkârı kabil olmayan bir hakikattir... </span></span></span></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"><span><span><span arial="">İşte dünün maarifçileri, bu hakikati bir prensip olarak kabul etmişler ve gençliği daha pek küçük yaştan itibaren diğer derslerin yanında sıkı bir dini eğitime tâbi tutmuşlardı. Ve işte bundan dolayıdır ki dünün genç­liği yüksek ahlâk, karakter, ilim, edep ve terbiyeye sahip ideal bir gençlikti... </span></span></span></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"><span><span><span arial="">Bugünkü maarif sisteminde ise okullarda din derslerine en küçük bir değer verilmemekte, hatta halkın direnmesi olmasa esasen son derece kifayetsiz ve gayr-i mecburi olan din dersle­ri dahi tedrisattan kaldırılmak istenmektedir. </span></span></span></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"><span><span><span arial="">Halkın ve dine, maneviyata susamış gençliğin haklı feryat ve tazyikleri karşısında son seneler­de liselere konulan din dersleri de istenilenin zıddına mecburi olmadığından ve ehil hocalar tarafından okutulmadığından, görüldüğü gibi hiçbir müspet ne­ticeye medar olamamaktadır. </span></span></span></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"><span><span><span arial="">Bütün bu hakikatler bize gös­termektedir ki dininden bihaber bir nesil ve hırçın, haşarı, küstah; terbiye, edep ve ahlâk kaidelerini hiçe sayan bir gençlik yetiştiren böylesine sakat bir maarif sistemi karşısında zavallı ve biçare genç­liğimiz, kendi acı kaderi ile baş başa kalmak zaruretindedir. </span></span></span></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"><span><span><span arial="">İşte bu zarurettir ki gençliği, nihayet kendi derdinin çaresine bakmak mecburiyetine sevk etmiş ve nitekim maneviyat ihtiyacı içinde bunalmış, elem ve ızdırap içinde kıvranan biçare gençliği­miz, bugün görülmemiş bir azim ve hamle ile kendi kurtuluş yolla­rını, kendisi aramaya çıkmıştır. </span></span></span></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"><span><span><span arial="">Mecburiyetler, birçok hayırla­rın doğumuna vesiledir... </span></span></span></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"><span><span><span arial="">Gençlik de nihayet mecburi­yetlere kafa tutmasını bilmiş ve çekilen doğum sancıları bir anda sona ermiştir. Yeni doğan gürbüz, sıhhatli ve imanlı bir yeni nesle en münasip isim olarak “ideal gençlik” ismi verildi. </span></span></span></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"><span><span><span arial="">Bu yeni doğan ve fakat doğ­masıyla birlikte bir anda gelişen, palazlaşan imanlı gençlik, artık kendisine lazım olanı kendisi arıyor, buluyor, hakikatleri öğrenmek ve muhtaç olan­lara da öğret­mek gayesiyle yılmadan çalı­şıyor, çırpını­yor, kendisine faydalı olacak dini eserle­ri ve mukaddesatçı gazeteleri okuyor, okutuyor ve hâsılı “ideal gençlik” ismine layık olabilmek için elinden gelen bütün imkân­ları âdeta insanüstü bir gayretle kullanıyor. </span></span></span></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"><span><span><span arial="">İdeal gençlik, bugün milleti­mizin yegâne ümit kaynağıdır. </span></span></span></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"><span><span><span arial="">Bu vatan, onunla kurtulacak­tır...</span></span></span></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"><span><span><span arial="">Bu milletin yüzünü güldüre­cek olan odur. Şanlı milletimizi, yerli düşmanların istilasından o kurtaracaktır. </span></span></span></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"><span><span><span arial="">O, gençliğin ızdırabını dindi­recek, ona yepyeni, ışıklı ve nurlu bir hayat hazırlayacaktır. </span></span></span></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"><span><span><span arial="">Bugünün teminatı, yarının garantisi odur. </span></span></span></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"><span><span><strong><span arial="">Seher vakti</span></strong><span arial="">, bizlere böyle bir gençliğin sesini duyurmak gibi büyük bir hizmet duygusuyla ne­şir hayatına atılmakla şüphesiz bu gençliğin büyük sevgi ve mazhari­yetini kazanacaktır. </span></span></span></p>

<p class="Pa010" style="text-align:justify"><span><span><strong><span arial="">Seher vakti</span></strong><span arial="">’nde ideal gençliği görmek, ideal gençlikte ise <strong>Seher Vakti</strong>’nin sevgi ve muhabbetini müşahede etmek en büyük dileğimizdir. </span></span></span></p>

<p class="Default" style="text-align:justify"><span><span><strong><span arial="">Seher Vakti </span></strong><span arial="">neşir ve hizmet hayatında Cenab-ı Erhamurra­himinden üstün muvaffakiyetler niyaz eder, en iyi dilekler ve sonsuz ümitlerimle şahsında ideal gençliği selamlarım. </span></span></span></p>

<p class="Default" style="text-align:justify"></p>

<p class="Default" style="text-align:justify"></p>

<p class="Default" style="text-align:justify"></p>

<p class="Default" style="text-align:justify"></p>

<p class="Default" style="text-align:justify"><em><span><span><span arial="">Şule Yüksel Şenler’in Seher Vakti Dergisi’ndeki 15 Kasım 1969 tarihli yazısı</span></span></span></em></p>

<p class="Default" style="text-align:justify"></p>

<hr />
<p class="Pa19" style="text-align:justify"><span><span><em><span arial="">Dipnot:</span></em></span></span></p>

<p class="Pa19" style="text-align:justify"><span><span><em><span arial="">1 Havadan sudan sözler, ciddi bir değer taşımayan işler </span></em></span></span></p>

<p class="Default" style="text-align:justify"><span><span><em><span arial="">2 </span></em><em><span arial="">Aynı nitelik ve özelliklere sahip olan, benzer, denk, eş</span></em></span></span></p>
</div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Mercek Altı</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/sule-yuksel-senlerin-ideal-genclik-mefkresi</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 21:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/images/haberler/2020/10/sule_yuksel_senler_in_ideal_genclik_mefkuresi_h42042_a08af.jpg" type="image/jpeg" length="33397"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yazar ve Yayıncı Ali Haydar Haksal vefat etti]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/yazar-ve-yayinci-ali-haydar-haksal-75-yasinda-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/yazar-ve-yayinci-ali-haydar-haksal-75-yasinda-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir süredir sağlık sorunları nedeniyle tedavi gören Milli Gazete yazarı, edebiyatçı ve Yedi İklim Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ali Haydar Haksal, 75 yaşında vefat etti. Haksal, uzun yıllar boyunca edebiyat, düşünce ve yayıncılık alanlarında çalışmalar yürüttü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir süredir yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle tedavi altında bulunan Milli Gazete yazarı ve Yedi İklim Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ali Haydar Haksal, 75 yaşında hayatını kaybetti. Türk edebiyatı ve düşünce dünyasında uzun yıllardır çalışmalarını sürdüren Haksal, öykü, deneme ve düşünce yazılarının yanı sıra dergicilik ve gazetecilik faaliyetleriyle de tanınıyordu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>BİR SÜREDİR TEDAVİ GÖRÜYORDU</h3>

<p>Ali Haydar Haksal, sağlık sorunları nedeniyle İstanbul’daki Koşuyolu Kalp ve Göğüs Cerrahisi Hastanesi’nde bir süre tedavi gördü. Tedavi sürecinde sosyal medya hesabından sağlık durumuna ilişkin bilgi veren Haksal, dostlarından dua istemişti. Haksal, 18 Ağustos 2026 tarihinde yaptığı açıklamada 18 günlük tedavi sürecinin ardından hastaneden taburcu edildiğini ve sağlık durumunun iyi olduğunu duyurmuş, kendisi için dua eden ve geçmiş olsun dileklerini iletenlere teşekkür etmişti.</p>

<p>Sağlık sorunları nedeniyle bir süredir tedavi süreci devam eden Haksal’ın 75 yaşında vefat ettiği öğrenildi. Yazarın vefatıyla birlikte edebiyat, kültür, düşünce ve yayıncılık alanlarında uzun yıllara yayılan çalışma hayatı sona erdi.</p>

<h3>ALİ HAYDAR HAKSAL KİMDİR?</h3>

<p>Ali Haydar Haksal, 16 Mayıs 1951 tarihinde Bingöl’ün Yayladere ilçesine bağlı Hasköy’de dünyaya geldi. Resmî nüfus kaydında doğum tarihi 1 Kasım 1951 olarak yer alan Haksal, yazılarında Yasir Vurgun ve Mahmut Mustafaoğlu imzalarını da kullandı. Fatma Hanım ile eğitmen Mustafa Celalettin Haksal’ın oğlu olan Haksal, Müderris İsmail Hakkı Efendi’nin torunuydu.</p>

<p>İlköğreniminin bir bölümünü babasının yanında tamamlayan Haksal, 1960 yılında babasını kaybetti. 1975 yılında Elazığ İmam Hatip Lisesi’nden mezun oldu. Üniversite eğitimini Erzurum Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde tamamlayan Haksal, 1979 yılında mezun oldu. Daha sonra Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Düşüncesi Ana Bilim Dalı’nda yüksek lisans yaptı ve “Kur’an-ı Kerim’de Güzel Kavramı” başlıklı tezini hazırladı.</p>

<h3>İLK ÖYKÜSÜ 1975 YILINDA MİLLİ GAZETE’DE YAYIMLANDI</h3>

<p>Edebiyat çalışmalarına lise yıllarında başlayan Ali Haydar Haksal’ın ilk öyküsü “Tıkırtı”, 1975 yılında Milli Gazete’de yayımlandı. Haksal’ın ilerleyen yıllarda şiirleri, öyküleri, yazıları ve söyleşileri farklı gazete ve dergilerde okuyucuyla buluştu.</p>

<p>Haksal’ın çalışmaları Anadolu Gençlik, Aylık Dergi, Çerçeve, Düş Çınarı, Düşünce, Edep, Genç Doku, Hece, İslâm, Kaçak Yayın, Kayıtlar, Kitap Postası, Mahfel, Mavera, Merhale, Millî Gazete, Türk Dili, Yansıma, Yedi İklim, Yeni Devir, Yeni Şafak ve Yönelişler gibi yayınlarda yer aldı.</p>

<h3>YEDİ İKLİM DERGİSİNİN KURULUŞUNDA YER ALDI</h3>

<p>Ali Haydar Haksal’ın yayıncılık hayatındaki önemli çalışmalarından biri Yedi İklim Dergisi oldu. Haksal, Âlim Kahraman, Osman Bayraktar ve Mustafa Çelik ile birlikte yeni bir dergi çıkarma düşüncesi üzerinde çalışırken, 1987 yılında Üsküdar’daki evinde Cahit Zarifoğlu’nun da katıldığı toplantıda derginin kurulması yönünde karar alındığını aktarmıştı.</p>

<p>Derginin adı İlhan Kutluer’in önerisiyle “Yedi İklim” olarak belirlendi. Cahit Zarifoğlu’nun önerisi doğrultusunda yazı işleri sorumluluğunu Osman Bayraktar üstlenirken, derginin sahipliği Ali Haydar Haksal’a verildi. Hasan Aycın, İlhan Kutluer ve farklı isimler de Yedi İklim’in kuruluş dönemindeki çalışmalar içerisinde yer aldı.</p>

<h3>YEDİ İKLİM 1987 YILINDA YAYIN HAYATINA BAŞLADI</h3>

<p>Yedi İklim Dergisi ilk sayısını Mart 1987’de yayımladı. Dergi 1987 ile 1989 yılları arasında 24 sayı yayımlandıktan sonra yayın hayatına ara verdi, 1992 yılında ise yeniden yayımlanmaya başladı. Ali Haydar Haksal, derginin sahipliği ve yayın yönetiminde uzun yıllar görev aldı.</p>

<p>Yedi İklim; edebiyat, düşünce, sanat ve medeniyet alanlarında yayınlarını sürdürürken Büyük Doğu, Diriliş, Edebiyat, Mavera ve Yönelişler gibi dergilerin oluşturduğu yayıncılık geleneğiyle bağlantılı bir çizgide faaliyet yürüttü. Haksal, Yedi İklim’in kuruluşundan itibaren derginin yayın faaliyetlerinin merkezindeki isimlerden biri oldu.</p>

<h3>MİLLİ GAZETE’DE KÖŞE YAZILARI KALEME ALDI</h3>

<p>Ali Haydar Haksal, Milli Gazete’de uzun yıllar köşe yazarlığı yaptı. Edebiyat ve düşüncenin yanı sıra toplumsal ve güncel konular üzerine de yazılar kaleme alan Haksal’ın Milli Gazete’de çok sayıda makalesi yayımlandı. Yazarın 2026 yılı içerisinde de düzenli olarak köşe yazılarını sürdürdüğü, haziran ve temmuz aylarında çok sayıda yazısının yayımlandığı görülüyordu.</p>

<p>Haksal, yazarlık ve yayıncılık çalışmalarının yanı sıra farklı dönemlerde çeşitli görevlerde de bulundu. Fazilet Partisi’nde ilçe başkanlığı yapan Haksal, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanlığı görevini de yürüttü. İstanbul’da yaşayan Haksal evli ve beş çocuk babasıydı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Havadis</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/yazar-ve-yayinci-ali-haydar-haksal-75-yasinda-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 12:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/uploads/2026/08/ali-haydar-haksal.jpg" type="image/jpeg" length="56334"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mevlid Kandili Türkiye’nin dört bir yanında dualarla idrak edildi]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/mevlid-kandili-turkiyenin-dort-bir-yaninda-dualarla-idrak-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/mevlid-kandili-turkiyenin-dort-bir-yaninda-dualarla-idrak-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed’in dünyayı teşrifinin 1501’inci yıl dönümü dolayısıyla Türkiye genelinde camilerde Mevlid Kandili programları düzenlendi. Kur’an-ı Kerim tilavetleri, ilahiler, salavatlar ve dualarla idrak edilen gecenin ardından Mevlid-i Nebi Haftası kapsamında yurt içinde ve yurt dışında çok sayıda etkinlik gerçekleştirilecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed’in dünyayı teşrifinin yıl dönümü olan Mevlid Kandili, Türkiye’nin dört bir yanında düzenlenen programlarla idrak edildi. Camileri dolduran vatandaşlar Kur’an-ı Kerim tilavetlerini dinledi, salavatlar getirdi ve dualara eşlik etti. Programlarda Hazreti Muhammed’in örnek hayatı, güzel ahlakı ve İslam ahlakındaki yeri anlatıldı.</p>

<h3>CAMİLERDE MEVLİD KANDİLİ PROGRAMLARI DÜZENLENDİ</h3>

<p>Mevlid Kandili dolayısıyla başta büyük şehirler olmak üzere Türkiye genelindeki camilerde özel programlar gerçekleştirildi. Vatandaşlar akşam saatlerinden itibaren camilere gelerek kandil programlarına katıldı. Kur’an-ı Kerim tilavetleri ve ilahilerin okunduğu programlarda cemaat hep birlikte dua etti.</p>

<p>Hazreti Muhammed’in dünyaya gelişinin 1501’inci yıl dönümünde yapılan programlarda Peygamber Efendimizin hayatından örnekler aktarıldı. Güzel ahlak, merhamet, adalet ve toplumsal sorumluluk gibi başlıklar da programların ana konuları arasında yer aldı.</p>

<h3>BEŞTEPE MİLLET CAMİSİ’NDE ÖZEL PROGRAM</h3>

<p>Ankara’da Beştepe Millet Camisi’nde akşam namazının ardından Mevlid-i Nebi Gecesi Özel Programı gerçekleştirildi. Programa katılan vatandaşlar Kur’an-ı Kerim tilavetleri ve dualar eşliğinde geceyi idrak etti.</p>

<p>İstanbul’da da Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi, Sultanahmet ve Eyüpsultan başta olmak üzere selatin camilerde kandil programları düzenlendi. Programlara yoğun katılım olurken cemaat, okunan ilahiler ve salavatlara eşlik etti.</p>

<h3>1501’İNCİ YIL “PEYGAMBERİMİZ VE GÜZEL AHLAK” TEMASIYLA İDRAK EDİLİYOR</h3>

<p>Hazreti Muhammed’in doğumunun 1501’inci yıl dönümü, “Peygamberimiz ve Güzel Ahlak” temasıyla idrak ediliyor. Diyanet İşleri Başkanlığı da Mevlid-i Nebi Haftası kapsamında hem Türkiye’de hem de yurt dışında çeşitli etkinlikler gerçekleştirecek.</p>

<p>Etkinliklerde Peygamber Efendimizin örnek hayatı ve İslam ahlakının temel değerleri ele alınacak. Programlarla toplumun farklı kesimlerine ulaşılması ve Mevlid-i Nebi Haftası boyunca çeşitli faaliyetlerin sürdürülmesi planlanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>ARPAGUŞ: TOPLUMSAL DUYARLILIK VE BİLİNÇ OLUŞTURULACAK</h3>

<p>Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş, Mevlid-i Nebi Haftası Tanıtım Programı’nda yaptığı konuşmada hafta boyunca Peygamber Efendimizin örnek hayatına ve İslam ahlakına dikkat çekileceğini söyledi.</p>

<p>Arpaguş, “Hafta boyunca yapılacak etkinliklerle Peygamber Efendimizin örnek hayatına ve onun şahsında tecessüm eden İslam ahlakına dikkat çekilecek ve bu hususta toplumsal duyarlılık ve bilinç oluşmasına katkı sağlanacaktır” ifadelerini kullandı.</p>

<h3>GENÇLERLE ÖZEL BULUŞMALAR YAPILACAK</h3>

<p>Mevlid-i Nebi Haftası boyunca camilerde çok sayıda program düzenlenecek. Diyanet İşleri Başkanlığı özellikle gençlere yönelik özel buluşmalar gerçekleştirecek ve Peygamber Efendimizin ahlaki yönünü farklı yaş gruplarına anlatmaya yönelik çalışmalar yapacak.</p>

<p>Safi Arpaguş, “Peygamber Efendimizin ahlaki yönünü geniş kitlelere ulaştırmak amacıyla başta orta ve yükseköğretim öğrencileri olmak üzere toplumun farklı kesimlerine yönelik konferans, panel, sohbet ve söyleşiler düzenlenecektir” dedi.</p>

<h3>ÖĞRENCİLERE YARIŞMA, FİDAN DİKİMİ VE KAN BAĞIŞI ETKİNLİKLERİ</h3>

<p>Mevlid-i Nebi Haftası kapsamındaki etkinlikler yalnızca camilerde düzenlenecek programlarla sınırlı kalmayacak. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından öğrencilere yönelik çeşitli yarışmalar da gerçekleştirilecek.</p>

<p>Arpaguş, hafta boyunca ülke genelinde fidan dikme faaliyetleri ile kan bağışı kampanyalarının da düzenleneceğini bildirdi. Etkinliklerin farklı yaş ve toplum kesimlerinin katılımına açık şekilde yürütülmesi öngörülüyor.</p>

<h3>ULUSLARARASI MEVLİD-İ NEBİ SEMPOZYUMU İSTANBUL’DA YAPILACAK</h3>

<p>Mevlid-i Nebi Haftası kapsamındaki akademik etkinliklerden biri de İstanbul’da gerçekleştirilecek. Safi Arpaguş, 25-27 Eylül tarihlerinde İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi’nde Uluslararası Mevlid-i Nebi Sempozyumu düzenleneceğini açıkladı.</p>

<p>Sempozyuma Türkiye’den ve dünyanın farklı ülkelerinden akademisyenler katılacak. Program kapsamında Hazreti Muhammed’in hayatı, örnek ahlakı ve İslam düşüncesindeki yeri farklı başlıklar altında ele alınacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Havadis</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/mevlid-kandili-turkiyenin-dort-bir-yaninda-dualarla-idrak-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 09:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/uploads/2026/08/mevlid-kandili-44.jpg" type="image/jpeg" length="51410"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mevlid Kandili bugün idrak ediliyor: Âlemlere rahmet Hz. Muhammed’in dünyaya teşrifi anılıyor]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/mevlid-kandili-bugun-idrak-ediliyor-alemlere-rahmet-hz-muhammedin-dunyaya-tesrifi-aniliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/mevlid-kandili-bugun-idrak-ediliyor-alemlere-rahmet-hz-muhammedin-dunyaya-tesrifi-aniliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dünyaya teşrifinin yıl dönümü olan Mevlid Kandili bugün idrak ediliyor. Müslümanlar, Rebiülevvel ayının 12’nci gecesinde dua, ibadet, salavat ve şükürle Resûlullah’ı anarken, onun sünnetini ve insanlığa bıraktığı ahlak, adalet ve kardeşlik mirasını yeniden hatırlıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İslam âlemi için müstesna gecelerden biri olan Mevlid Kandili bugün idrak ediliyor. Hicri takvime göre Rebiülevvel ayının 12’nci gecesine denk gelen Mevlid Gecesi, Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dünyaya teşrif ettiği gece olarak kabul ediliyor. Müslümanlar, bu mübarek gecede ibadetlerini artırıyor, Kur’an-ı Kerim okuyor, salavat getiriyor, dua ediyor ve Allah’ın verdiği nimetlere şükrediyor.</p>

<h3>MEVLİD KANDİLİ BU GECE İDRAK EDİLİYOR</h3>

<p>“Mevlid” kelimesi doğum zamanı, doğulan yer ve zaman anlamlarına geliyor. İslam geleneğinde Peygamber Efendimiz’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) doğduğu gece Mevlid Gecesi olarak anılıyor. Rebiülevvel ayının 12’nci gecesi olan Mevlid Kandili, Müslümanların Resûlullah’ın hayatını, örnek ahlakını ve sünnetini yeniden hatırladığı önemli zamanlardan biri olarak kabul ediliyor.</p>

<p>Son Peygamber Hazreti Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), peygamberler halkasının sonuncusudur. Müslümanlar için onun getirdiği Kur’an-ı Kerim’e iman etmek, sünnetini öğrenmek ve hayatın her alanında onun örnekliğini esas almak dini hayatın temel unsurları arasında yer alıyor. Mevlid Kandili de Peygamber Efendimiz’i yalnızca anmanın değil, onun hayatını anlamanın ve sünnetini yaşatmanın önemini yeniden hatırlatan bir gece olarak idrak ediliyor.</p>

<h3>HZ. MUHAMMED’İN (S.A.V.) DOĞUMU</h3>

<p>Kaynakta aktarılan bilgilere göre Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Fil yılında, Rebiülevvel ayının 12’nci Pazartesi günü tanyeri ağarırken Mekke’de dünyaya geldi. Doğum tarihinin miladi takvimde 571 yılına rastladığı, Mısırlı Mahmud Felekî Paşa’nın yaptığı hesaplamada tarihin 20 Nisan Pazartesi olarak belirlendiği aktarılıyor.</p>

<p>Peygamber Efendimiz’in doğduğu evin Mekke’de Şı’b bölgesinde, Haşim’den Abdulmuttalib’e, ondan da Hazreti Abdullah’a kalan ev olduğu belirtiliyor. Kaynakta doğum sırasında Abdurrahman bin Avf’ın annesi Şifa Hatun’un da Hazreti Âmine’nin yanında bulunduğu ve ebelik yaptığı bilgisine yer veriliyor.</p>

<h3>HZ. ABBAS’IN AKTARDIĞI HATIRA</h3>

<p>Kaynakta, Peygamber Efendimiz’den (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) üç yaş büyük olan amcası Hazreti Abbas’ın da doğum gününe ilişkin bir hatırasına yer veriliyor. Hazreti Abbas’ın, Hazreti Âmine’nin bir erkek çocuk dünyaya getirdiği haberinin ardından annesi tarafından eve götürüldüğünü ve oradaki kadınların kendisine “Öp kardeşini” dediklerini aktardığı belirtiliyor.</p>

<p>Söz konusu rivayet, Peygamber Efendimiz’in dünyaya teşrifinin aile içerisinde meydana getirdiği sevincin aktarıldığı hatıralardan biri olarak kaynakta yer alıyor.</p>

<h3>“ABDULLAH BİN ABDULMUTTALİB’İN BİR OĞLU DOĞDU”</h3>

<p>Hazreti Aişe’den rivayet edildiği aktarılan bir anlatımda, Mekke’de ticaretle uğraşan bir Yahudinin Peygamber Efendimiz’in doğduğu gece bir alamet gördüğü ve Kureyşlilere o gece bir çocuk dünyaya gelip gelmediğini sorduğu belirtiliyor. Daha sonra Abdullah bin Abdulmuttalib’in bir oğlunun doğduğu ve kendisine Muhammed isminin verildiği haberinin kendisine ulaştırıldığı aktarılıyor.</p>

<p>Kaynakta yer alan rivayete göre söz konusu kişi daha sonra Hazreti Âmine’nin evine giderek Peygamber Efendimiz’i görmüş ve peygamberlik hâtemini fark etmesinin ardından onun gelecekteki vazifesine ilişkin sözler söylemiştir. Rivayet, klasik siyer anlatılarında Peygamber Efendimiz’in doğumuyla ilişkilendirilen hadiselerden biri olarak aktarılıyor.</p>

<h3>“AHMED’İN DOĞUMUNDA DOĞACAK YILDIZ BU GECE DOĞDU”</h3>

<p>Medineli şair Hassan bin Sabit’e nispet edilen bir başka rivayette ise kendisinin henüz çocukluk dönemindeyken Yesrib’de bir Yahudinin yüksek sesle seslenerek “Ahmed’in doğumunda doğacak olan yıldızın” göründüğünü söylediğini işittiği aktarılıyor.</p>

<p>İbn İshak’a atfedilen değerlendirmede Hassan bin Sabit’in yaşı üzerinden yapılan hesaplama da rivayetin aktarımı içerisinde yer alıyor. Kaynakta bu anlatım, Peygamber Efendimiz’in doğumu sırasında meydana geldiği nakledilen işaretlerden biri olarak sunuluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>DOĞUM GECESİNE İLİŞKİN RİVAYETLER</h3>

<p>Hazreti Âmine’den aktarılan rivayetlerde Peygamber Efendimiz’e (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hamileliği ve doğumu sırasında büyük bir sıkıntı yaşamadığı, doğum esnasında doğu ile batı arasını aydınlatan bir nur gördüğü anlatılıyor. Kaynakta ayrıca Resûlullah’ın dünyaya gelişi sırasında meydana geldiği nakledilen farklı olağanüstü hadiselere de yer veriliyor.</p>

<p>Rivayetlerde Peygamber Efendimiz’in doğumu sırasında başını semaya kaldırdığı, doğumundan sonra üzerine kapatılan çanağın yarıldığı ve gözlerini semaya çevirdiğinin görüldüğü de aktarılıyor. Söz konusu anlatımlar İslam tarihi ve siyer kaynaklarında Mevlid gecesiyle ilişkilendirilen rivayetler arasında bulunuyor.</p>

<h3>SAVE GÖLÜ’NÜN SUYUNUN ÇEKİLDİĞİ RİVAYET EDİLİYOR</h3>

<p>Kaynakta Mevlid gecesiyle ilişkilendirilen hadiseler arasında İran’daki Save Gölü’nün suyunun çekildiği rivayeti de yer alıyor. Save Gölü’nün Tahran’ın güneybatısında bulunduğu, Mecusiler açısından kutsal kabul edildiği ve dini ayinlerin gerçekleştirildiği alanlardan biri olduğu belirtiliyor.</p>

<p>İslam tarihi kaynaklarına dayandırılan anlatımda, gölün Peygamber Efendimiz’in doğduğu gece kuruduğu, dönemin İran hükümdarı Kisra Nûşirevan’ın yaşanan gelişme üzerine Mubezan’dan hadiseyi araştırmasını istediği ve gölün daha sonraki dönemde yeniden dolduğu aktarılıyor.</p>

<h3>KİSRA’NIN SARAYINDAKİ ŞEREFELERİN DÜŞTÜĞÜ AKTARILIYOR</h3>

<p>Mevlid gecesine ilişkin rivayetlerden bir diğerinde Sasani hükümdarı Kisra’nın sarayının sarsıldığı ve sarayın 14 şerefesinin düştüğü anlatılıyor. Kaynakta aynı gece Semave Vadisi’ni su bastığı ve Mecusilerin uzun yıllardır sönmeden yaktıkları ateşin de söndüğü rivayet ediliyor.</p>

<p>Söz konusu hadiseler, kaynakta Resûlullah’ın dünyaya teşrifine eşlik ettiği nakledilen olağanüstü gelişmeler arasında sıralanıyor.</p>

<h3>ABDULMUTTALİB TORUNUNU KÂBE’YE GÖTÜRDÜ</h3>

<p>Hazreti Âmine’nin doğumun ardından Peygamber Efendimiz’in dedesi Abdulmuttalib’e haber gönderdiği, Abdulmuttalib’in de büyük bir sevinçle gelerek torununu gördüğü aktarılıyor. Kaynakta Hazreti Âmine’nin hamilelik döneminde gördüğü rüyaları ve kendisine çocuğuyla ilgili bildirildiğini söylediği hususları Abdulmuttalib’e anlattığı belirtiliyor.</p>

<p>Abdulmuttalib’in torununu kucağına alarak Kâbe’ye götürdüğü, Allah’a dua ettiği ve kendisine verilen nimetten dolayı şükrettiği ifade ediliyor. Ardından Peygamber Efendimiz’i annesine teslim ettiği ve Ebu Talib’e onun gelecekte büyük bir şana sahip olacağını söylediği aktarılıyor.</p>

<h3>NEDEN MUHAMMED İSMİ VERİLDİ?</h3>

<p>Peygamber Efendimiz’in doğumunun yedinci gününde Abdulmuttalib’in Mekke halkına ikramda bulunduğu ve torununa “Muhammed” ismini verdiği belirtiliyor. Kureyşlilerin ailede daha önce yaygın olmayan bu ismin neden tercih edildiğini sormaları üzerine Abdulmuttalib’in, “Gökte Allah’ın, yerde de halkın onu övmelerini istedim” anlamındaki sözlerle cevap verdiği aktarılıyor.</p>

<p>Muhammed ismi “çokça övülen, övgüye layık olan” anlamıyla Peygamber Efendimiz’in ismi olarak İslam tarihi boyunca ümmetin gönlünde müstesna bir yer edindi.</p>

<h3>MEVLİD GECESİ RESÛLULLAH’I ANLAMAK İÇİN BİR VESİLE</h3>

<p>Mevlid Kandili, Müslümanlar açısından Peygamber Efendimiz’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yalnızca dünyaya gelişini hatırlamakla sınırlı görülmüyor. Gece aynı zamanda onun Kur’an’la şekillenen ahlakını, merhametini, adaletini, ümmet bilincini ve sünnetini yeniden gündeme alma vesilesi olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>İslam ümmetinin birlik ve kardeşliğinin güçlendirilmesi, Resûlullah’ın hayatının öğrenilmesi ve onun örnekliğinin yeni nesillere aktarılması Mevlid Kandili’nin öne çıkan anlamları arasında bulunuyor. Müslümanlar gece boyunca salavat, dua, Kur’an tilaveti, tövbe ve istiğfarla Allah’a yönelirken, Peygamber Efendimiz’in hayatını daha yakından tanımaya yönelik programlara da katılıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Havadis</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/mevlid-kandili-bugun-idrak-ediliyor-alemlere-rahmet-hz-muhammedin-dunyaya-tesrifi-aniliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 09:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/uploads/2026/08/mevlid-kandili-44.jpg" type="image/jpeg" length="86918"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mustafa Kutlu dualarınızı bekler]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/mustafa-kutlu-dua-bekler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/mustafa-kutlu-dua-bekler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk hikâyeciliğinin müstesna isimlerinden Mustafa Kutlu, Erzincan Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi görüyor. Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, hastanede ziyaret ettiği Kutlu için dua ve şifa temennisinde bulunarak, “Daha anlatılacak hikâyeler, kurulacak cümleler, edilecek nice güzel sohbetler var. Allah sağlıkla, afiyetle nasip etsin” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türk hikâyeciliğinde Anadolu’nun sesini, insanın iç dünyasını ve gündelik hayatın görünmeyen taraflarını kendine mahsus üslubuyla anlatan Mustafa Kutlu, Erzincan Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi görüyor. Kutlu’yu hastanede ziyaret eden Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, ziyaretin ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda usta hikâyeciye şifa diledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mustafa Kutlu’nun memleketi Erzincan’la kurduğu bağa da dikkat çeken Aydoğdu, paylaşımında Kutlu’yu “Türk hikâyeciliğinin müstesna kalemlerinden” ve “Erzincan’ın medarıiftiharı” sözleriyle andı. Aydoğdu’nun aktarımına göre hastane odasında gerçekleşen ziyarette memleket, insan ve hayat üzerine sohbet edildi.</p>

<h3>MUSTAFA KUTLU HASTANEDE ZİYARET EDİLDİ</h3>

<p>Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, Mustafa Kutlu’yu tedavi gördüğü Erzincan Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ziyaret etti. Ziyarete ilişkin görüntü ve değerlendirmelerini sosyal medya hesabından paylaşan Aydoğdu, Kutlu’ya geçmiş olsun dileklerini ilettiklerini ve şifa temennisinde bulunduklarını belirtti.</p>

<p>Aydoğdu, hastane ziyaretini yalnızca bir geçmiş olsun buluşması olarak değil, Kutlu’nun yıllardır eserlerinde anlattığı insan ve Anadolu dünyasının yeniden hatırlandığı bir sohbet olarak aktardı.</p>

<h3>“YILLARCA HİKÂYE ANLATTI AMA ASLINDA HEP İNSANI ANLATTI”</h3>

<p>Hamza Aydoğdu, paylaşımında Mustafa Kutlu’nun hikâyeciliğinin merkezinde insanın bulunduğunu vurguladı. Kutlu’nun yıllar boyunca farklı hikâyeler kaleme almasına rağmen asıl meselesinin insan olduğunu ifade eden Aydoğdu, usta yazarın edebiyat dünyasını şu sözlerle anlattı:</p>

<p>“Bazı insanlar vardır; yıllarca hikâye anlatırlar da aslında hep insanı anlatırlar. Mustafa Kutlu da öyle…”</p>

<p>Kutlu’nun hikâyelerinde Anadolu’nun küçük şehirleri, dar sokakları, istasyonları, kahveleri, yola düşenler ve bekleyenler sıkça yer bulurken insanın iç dünyasındaki sessizlik, arayış ve değişim de eserlerinin temel unsurları arasında bulunuyor.</p>

<h3>ANADOLU’NUN İNSANINI HİKÂYELERİNE TAŞIDI</h3>

<p>Mustafa Kutlu, modern Türk hikâyeciliğinde Anadolu şehirlerini ve gündelik hayat içerisindeki sıradan insanları merkeze alan isimlerden biri olarak biliniyor. Eserlerinde büyük olaylardan çok insanın kendi hayatı içinde karşılaştığı tercihlere, kırılmalara, yolculuklara ve arayışlara yer verdi.</p>

<p>Hamza Aydoğdu da Kutlu’nun edebiyatındaki söz konusu çizgiye dikkat çekerek, “Anadolu’nun küçük şehirlerini, dar sokaklarını, istasyonlarını, kahvelerini, yola düşenlerini, bekleyenlerini; en çok da insanın içindeki o sessiz ve derin yeri anlattı bize” ifadelerini kullandı.</p>

<h3>“BU KEZ BİR HİKÂYENİN SAYFALARINDA DEĞİL, HASTANE ODASINDA KARŞILAŞTIK”</h3>

<p>Kutlu’nun eserlerindeki dünyayı hatırlatan Aydoğdu, hastane ziyaretini de edebî bir dille anlattı. Yıllardır okurun hikâyelerinin sayfalarında karşılaştığı Mustafa Kutlu ile bu defa hastane odasında bir araya geldiklerini belirten Aydoğdu, ziyaret sırasında Kutlu’ya geçmiş olsun dileklerini ilettiklerini söyledi.</p>

<p>Aydoğdu, “Bugün bu kez bir hikâyenin sayfalarında değil, bir hastane odasında karşılaştık kendisiyle… ‘Geçmiş olsun’ dedik. Şifa diledik. Sonra söz sözü açtı…” ifadelerine yer verdi.</p>

<h3>SOHBETİN KONUSU MEMLEKET, İNSAN VE HAYAT OLDU</h3>

<p>Hastane odasında gerçekleşen görüşmede Mustafa Kutlu ile bir süre sohbet edildi. Aydoğdu’nun paylaşımına göre konuşmada memleket, insan ve hayat üzerine değerlendirmeler yapıldı.</p>

<p>Sohbetin yalnızca söylenen sözlerden ibaret olmadığını belirten Aydoğdu, “Cümlelerin söylediğinden çok sustuğu yerlerde buluştuk. Alt metinler gitti geldi. Biraz memleket, biraz insan, biraz hayat…” sözlerini kullandı.</p>

<h3>“MUHABBET DERİNLEŞTİKÇE HASTANE ODASI KÜÇÜLDÜ, GÖNÜL GENİŞLEDİ”</h3>

<p>Hamza Aydoğdu, Kutlu ile yapılan görüşmenin kendileri için duygulu bir buluşmaya dönüştüğünü ifade etti.</p>

<p>Aydoğdu, “Muhabbet derinleştikçe hastane odası sanki küçüldü, gönül genişledi. Duygulandık” ifadeleriyle ziyaret sırasında yaşanan atmosferi aktardı.</p>

<p>Paylaşımında insanın insana verdiği manevi desteğe de yer veren Aydoğdu, hastane ziyaretlerinin yalnızca hastaya moral vermekten ibaret olmadığını belirtti.</p>

<h3>“İNSAN BAZEN ŞİFA DİLEMEYE GİDİYOR, DÖNERKEN KENDİSİ DE ŞİFA BULUYOR”</h3>

<p>Aydoğdu, Mustafa Kutlu ziyaretinden ayrılırken kendilerinin de manevi anlamda etkilenmiş olduklarını ifade etti.</p>

<p>“İnsan bazen bir hastane ziyaretine şifa dilemeye gidiyor; dönerken kendisi de şifa bulmuş oluyor” diyen Aydoğdu, insanın insana iyi geldiğini belirterek bir sesin, bir bakışın ve içten söylenen birkaç kelimenin taşıdığı değere dikkat çekti.</p>

<h3>“GEÇMİŞ OLSUN” SÖZÜNÜN TAŞIDIĞI MANA</h3>

<p>Aydoğdu’nun paylaşımında dikkat çektiği başlıklardan biri de hastalık zamanlarında edilen duaların ve söylenen geçmiş olsun sözlerinin taşıdığı mana oldu.</p>

<p>“Bazen uzun uzun anlatamadığımız ne varsa küçük bir ‘geçmiş olsun’un içine sığıyor” ifadelerini kullanan Aydoğdu, Kutlu’ya gönülden şifa dilediklerini belirtti.</p>

<h3>“DAHA ANLATILACAK HİKÂYELER VAR”</h3>

<p>Mustafa Kutlu’nun sağlık durumuyla ilgili ayrıntılı tıbbi bilgi paylaşılmazken Hamza Aydoğdu, mesajının sonunda usta hikâyeciye dua etti.</p>

<p>Aydoğdu, “Kıymetli Mustafa Kutlu’ya gönülden şifalar diliyorum. Daha anlatılacak hikâyeler, kurulacak cümleler, edilecek nice güzel sohbetler var. Allah sağlıkla, afiyetle nasip etsin” ifadelerini kullandı.</p>

<h3>MUSTAFA KUTLU’NUN HİKÂYECİLİĞİNDE ANADOLU İRFANI</h3>

<p>Mustafa Kutlu’nun edebiyat dünyasında Anadolu, yalnızca hikâyelerin geçtiği bir coğrafya olarak değil; insan ilişkilerinin, ahlaki tercihlerinin ve hayat karşısındaki duruşların şekillendiği bir zemin olarak yer aldı.</p>

<p>Kutlu’nun eserlerinden sinemaya uyarlanan “Mavi Kuş” için yapılan değerlendirmelerde de yazarın hikâyelerindeki “Anadolu irfanı”nın temel unsurlardan biri olduğu vurgulanmıştı. Eserin sinema uyarlamasının yönetmeni Erkan Sönmez, Kutlu’nun dünyasını perdeye taşırken asıl meselenin söz konusu duyguyu korumak olduğunu ifade etmişti.</p>

<h3>KUTLU’NUN EDEBİYATINDA YOL, İNSAN VE MEMLEKET</h3>

<p>Mustafa Kutlu’nun hikâyelerinde yolculuk, kasaba, şehir, göç, bekleyiş, değişim ve insanın kendi iç dünyasına dönüşü sıkça işlenen temalar arasında bulunuyor.</p>

<p><img alt="Mustafa Kutlu (2)" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://dunyabizimcom.teimg.com/dunyabizim-com/uploads/2026/08/mustafa-kutlu-2.jpg" width="1280" /></p>

<p>Kimi zaman bir istasyon, kimi zaman bir kahvehane, kimi zaman küçük bir Anadolu kasabası Kutlu’nun hikâyelerinde insanın hayat karşısındaki sınavlarının sahnesine dönüşüyor. Anlatılarında gündelik hayatın sıradan görünen ayrıntıları üzerinden insanın dünyayla ve kendi özüyle kurduğu ilişki ele alınıyor.</p>

<h3>OKURLARINDAN VE SEVENLERİNDEN DUA BEKLİYOR</h3>

<p>Mustafa Kutlu’nun hastanede tedavi gördüğünün duyulmasının ardından edebiyat çevrelerinde ve okurları arasında geçmiş olsun mesajları paylaşılmaya başlandı.</p>

<p>Erzincan’daki hastane ziyaretinin ardından yapılan paylaşımda da Kutlu için özellikle şifa duası öne çıktı. Türk hikâyeciliğine uzun yıllardır eserleriyle katkıda bulunan Mustafa Kutlu için sevenleri sağlık ve afiyet temennisinde bulunuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Havadis</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/mustafa-kutlu-dua-bekler</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 11:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/uploads/2026/08/mustafa-kutlu-1.jpg" type="image/jpeg" length="43080"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İpek Yolu’nun Sessiz Tanığı: Balasagun]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/ipek-yolunun-sessiz-tanigi-balasagun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/ipek-yolunun-sessiz-tanigi-balasagun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Orta Asya’nın geniş bozkırları arasında, bugün Kırgızistan Tokmok yakınlarında mütevazı kalıntılarla varlığını sürdüren bir şehir… Oysa bir zamanlar burası, sadece bir yerleşim değil; ilmin, ticaretin ve medeniyetin kalbinin attığı yerdi. Mehmet Sancaklı kaleme aldı...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>10. yüzyılda Karahanlı Devleti’nin önemli merkezlerinden biri olarak yükselen Balasagun, kısa sürede siyasi ve kültürel bir başkent hâline geldi. İslamiyet’i kabul eden ilk Türk devletlerinden biri olan Karahanlılar için bu şehir, sadece yönetim merkezi değil; aynı zamanda yeni bir kimliğin inşa edildiği bir sahneydi.</p>

<p>Şehrin sokaklarında tüccarların sesleri yankılanırken, medreselerinde ilim tartışmaları yapılır, sarayında ise devlet meseleleri görüşülürdü. Bu yönüyle Balasagun, klasik bir Orta Asya şehrinden çok daha fazlasıydı: O, bir medeniyet laboratuvarıydı.</p>

<p>Balasagun denince akla gelen en önemli isimlerden biri hiç şüphesiz Yusuf Has Hacib’dir. Türk-İslam edebiyatının temel taşlarından biri olan Kutadgu Bilig adlı eseri burada kaleme alan bu büyük düşünür, şehri sadece taş ve topraktan ibaret olmaktan çıkarıp fikir dünyasının merkezlerinden biri hâline getirmiştir.</p>

<p>“Kutadgu Bilig”, yalnızca bir siyasetname değil; aynı zamanda ahlak, devlet yönetimi ve insanın varoluşuna dair derin bir rehberdir. Bu eserle birlikte Balasagun, tarih sahnesinde silinmeyecek bir iz bırakmıştır.</p>

<p>Tarih sahnesinde silinmeyen izlerden bir diğeri isim ise Divan-ı Lügati’t Türk adlı eserin müellifi Kaşgarlı Mahmuttur. Babasının görevi nedeni ile çocukluk ve gençlik yıllarını burada geçiren Kaşgarlı Mahmut o muhteşem eserinin bir kısmını burada yazdığı ifade edilir. Hatta öyleki, eserinde dünyanın merkezi olarak Balasagunu göstermiş ve çizmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kaşgarlı Mahmud’un çizdiği harita, klasik anlamda bir coğrafya haritası değildir. Bu harita, bir dünya görüşünün görselleştirilmiş hâlidir.</p>

<p>Özellikle Balasagun ve çevresi, bu dünyanın kalbi gibidir. Bu durum, yalnızca coğrafi bir tercih değil; aynı zamanda güçlü bir kültürel ve siyasi mesajdır:</p>

<p>“Dünyanın merkezi biziz.”</p>

<p>Kaşgarlı Mahmud, Türklerin yaşadığı coğrafyayı merkeze alarak, hem kendi kimliğini hem de milletinin tarih sahnesindeki yerini tanımlamaktadır.</p>

<p><img alt="Harita" height="670" src="https://dunyabizimcom.teimg.com/dunyabizim-com/uploads/2026/08/harita.jpg" width="741" /></p>

<p><strong>Kaşgarlı Mahmud’un Divanı Lügati’t Türk Adlı Eserinde Yer Alan Harita</strong></p>

<p><strong>Burana Kulesi: Zamana Direnen Yapı</strong></p>

<p>Bugün Balasagun’dan geriye kalan en dikkat çekici yapı, Burana Kulesi’dir. 11. yüzyılda inşa edilen bu minare, İslam sanatının nadide örneklerinden biridir.Kuşaklar halinde geleneksel Türk motifleri ile donatılan bu minarinin bezeme özelliklerini daha sonraki yüzyıllarda Anadoluda sıkça rastlarsınız. bir zamanlar şehrin ihtişamını gökyüzüne taşırken, bugün geçmişin sessiz bir tanığı olarak ayakta durmaktadır.</p>

<p><img alt="Burana" height="660" src="https://dunyabizimcom.teimg.com/dunyabizim-com/uploads/2026/08/burana.jpg" width="617" /></p>

<p>Balasagun Şehri Burana Kulesi ( M.Sancak Arşivinden)</p>

<p>Kulenin etrafında yer alan balballar (mezar taşları) ve arkeolojik kalıntılar, burada yaşamış insanların hikâyelerini fısıldar. Her taş, her iz; bir zamanlar burada yaşayan medeniyetin ruhunu taşır.</p>

<ol start="13">
 <li>
 <p>yüzyılda Moğol İstilası ile birlikte Balasagun da kaderini değiştiren şehirlerden biri oldu. Ticaret yollarının yön değiştirmesi ve siyasi dengelerin bozulmasıyla şehir yavaş yavaş terk edildi.</p>
 </li>
</ol>

<p>Bugün ise Balasagun, geçmişin ihtişamını sessizlik içinde saklayan bir açık hava müzesi gibidir. Rüzgârın taşıdığı tozlar arasında, hâlâ bir zamanların büyük medeniyetinin izlerini görmek mümkündür.</p>

<p><img alt="Kulesi X" height="702" src="https://dunyabizimcom.teimg.com/dunyabizim-com/uploads/2026/08/kulesi-x.jpg" width="540" /></p>

<p>Burana Kulesi Bezeme Detayları (M.Sancak Arşivinden)</p>

<p>Balasagun, sadece bir harabe değildir. O, Türk-İslam medeniyetinin erken dönemine ışık tutan bir anahtardır. Bugün Kırgızistan topraklarında yer alan bu kadim şehir, tarih meraklıları ve araştırmacılar için eşsiz bir hazine niteliğindedir.</p>

<p>Belki de Balasagun’un en etkileyici yönü, bize şunu hatırlatmasıdır:<br />
Medeniyetler yükselir, gelişir ve bir gün sessizliğe gömülür. Ancak bıraktıkları izler, zamanın ötesinde yaşamaya devam eder.</p>

<p><strong><em>Mehmet Sancaklı / Dünya Bizim</em></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Mercek Altı</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/ipek-yolunun-sessiz-tanigi-balasagun</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 14:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/uploads/2026/08/balasagun.png" type="image/jpeg" length="84995"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Satırda Değil Sadırda: İstanbul'da İhya Edilen Bir Hadis Geleneği]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/satirda-degil-sadirda-istanbulda-ihya-edilen-bir-hadis-gelenegi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/satirda-degil-sadirda-istanbulda-ihya-edilen-bir-hadis-gelenegi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Efendimiz'in mübarek sözleri asırlarca yalnızca kâğıda değil, aynı zamanda insana emanet edildi. Ağustos ayında İstanbul'da gerçekleşecek Sahîh-i Müslim Sema Meclisi, bu kadim geleneği yeniden hayata döndürüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İslam medeniyetinin en incelikli miraslarından biri, bilginin yalnızca yazıyla değil, aynı zamanda semâ yoluyla nakledilmesidir. Kur’an-ı Kerim nasıl ezberlenerek nesilden nesile taşındıysa, Resûl-i Ekrem Efendimiz’in <font face="Times New Roman">ﷺ </font>sözleri de önce işitildi, ezberlendi, müzakere edildi; ancak ondan sonra sahifelere geçti. Bu yüzden İslam ilim tarihinde bilgi, satırlarda olduğu kadar sadırlarda ve gönüllerde yaşadı; kitaplar kadar hocalar da ilmin aslî unsuru sayıldı.</p>

<p>Bu geleneğin merkezinde <em>isnad</em> vardı. Abdullah b. Mübarek’in asırlardır tekrarlanan o veciz sözü, meselenin özünü anlatmaktadır: “İsnad dindendir. Eğer isnad olmasaydı herkes dilediğini söylerdi.” Bir hadisi bilmek yetmezdi; onu kimden duyduğunu da bilmek gerekirdi. İşte bu titizlik, ilim talebelerini asırlarca yollara düşürdü. Tek bir hadisi son ravisinden dinleyebilmek için çöller aşıldı, denizler geçildi. İmam Ahmed’in, Buhârî’nin, Müslim’in ömürlerini şehir şehir dolaşarak geçirmeleri, Nebevî emanete duyulan derin bir hürmetten doğuyordu.</p>

<p><font size="3"><strong>Semâ Meclisi Geleneğinin İhyası</strong></font></p>

<p>Bu hürmetin en somut hâli semâ meclisleriydi: bir hadis kitabının baştan sona, meclis hâlinde okunup dinlenmesi. Klasik yazma nüshaların son sayfalarında bugün dahi hayranlık uyandıran semâ kayıtları bulunur: kim okudu, kim dinledi, hangi nüsha esas alındı... Bu kayıtlar, kitapları sıradan birer nesneden çıkarıp asırlar boyu süren canlı bir tanıklığa dönüştürür. Ne var ki modern çağın hızı ve ilim merkezlerinin zayıflamasıyla bu gelenek yavaş yavaş sessizliğe gömüldü; pek çok yerde yalnızca tarih kitaplarının bir hatırasına dönüştü.</p>

<p><img alt="Photo 2026 08 13 21 37 58" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://dunyabizimcom.teimg.com/dunyabizim-com/uploads/2026/08/photo-2026-08-13-21-37-58.jpg" width="1280" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir hadisi kitaptan okumakla, onu bir âlimden, o âlimin de kendi hocasından duyduğunu bilerek, dinlemek arasında ince ve derin bir fark vardır. Birincisi bilgi edinmektir; ikincisiyse asırlar öncesinden başlayıp bugüne uzanan bir zincirin halkası olmaktır. Acelenin ve kopukluğun çağında sabrı, huşû içinde dinlemeyi ve söze saygıyı yeniden hatırlatan bu meclis, sadece bir eğitim programı değil; kadim bir medeniyetin hâlâ nefes aldığının en güzel delillerinden biridir.</p>

<p><font size="3"><strong>En Âlî İsnad Sahibi Muhaddislerden Biri Şeyh Muhammed Ebu'l-Hüdâ el-Yakûbî..</strong></font></p>

<p>Bu sessizliği bozan ses Şam’dan yükseldi: “Hadis kitaplarının kıraati ihya edilmesi gereken bir gelenektir.” Çağımızın önde gelen muhaddislerinden Allâme Şeyh Muhammed Ebu'l-Hüdâ el-Yakûbî'ye ait bu söz, şimdi İstanbul’da hayat buluyor. Nesebi Hz. Hasan vasıtasıyla Resûlullah’a <font face="Times New Roman">ﷺ </font>ulaşan Şeyh el-Yakûbî, fıkıh, hadis, kelam ve tasavvuf sahalarında derinleşmiş; Arap dili ve edebiyatındaki vukûfiyeti, güçlü hitabeti ve ilmî dirayetiyle tanınmıştır. Şam’da Emeviyye Camii’nin imamı olan babası Allâme Şeyh İbrahim el-Yakûbî'nin rahle-i tedrisinde on dokuz yıl yetişmiş, ardından Şam’ın önde gelen âlimlerinden rivayet ve fetva icâzetleri almıştır. Şam, Kuveyt, İsveç, İngiltere ve Amerika'da uzun yıllar tedris ve irşad faaliyetlerinde bulunan, 2019'dan bu yana “The Muslim 500” listesinde dünyanın en etkili 500 Müslümanı arasında yer alan Şeyh el-Yakûbî”nin Nebevî sünnetin ihyası yönündeki gayretleri, İslam dünyasında geniş bir tesire sahiptir.</p>

<p>Bütün bunların ötesinde Şeyh el-Yakûbî, günümüzde yaşayan en âlî isnada, yani Resûlullah’a <font face="Times New Roman">ﷺ </font>en az aracıyla ulaşan rivayet zincirine sahip muhaddislerden biri kabul edilir. İşte tam da bu sebeple 50’yi aşkın ülkeden 1000’nin üzerinde ilim talebesi, yalnızca bir metni değil, bizzat bu asırlık zinciri ondan işitebilmek için yollara düşmekte... 1990'ların sonunda Şam’da başlattığı ihyâ hareketiyle Sahîh-i Buhârî’yi, Sahîh-i Müslim’i, Muvatta ve Sünen’leri yeniden baştan sona okutmuş; Şam’dan Amerika’daki Zaytuna Enstitüsü’ne, İngiltere’den İstanbul’a uzanan meclislerde binlerce kişi eserlerin tamamını dinleyerek icazet almaya hak kazanmıştır.</p>

<h2><span style="color:#000000"><font size="3"><strong>İlim ve hikmetin şehri İstanbul’da…</strong></font></span></h2>

<p>Osmanlı’nın hadis ilimiyle bağı asırlara uzanır. Osmanlı medreselerinde Buhârî ve Müslim defalarca okutulmuş; İstanbul, Şam, Kahire, Mekke ve Medine ile birlikte İslam dünyasının başlıca rivayet merkezlerinden biri olmuştur. Modern dönemde unutulan bu meclisler ilk defa 2019 yılında İstanbul’da gerçekleştirilen <em>Sahîh-i Buhârî Hatmi</em> ile hayat buldu; binlerce kişi Şeyh el-Yakûbî'nin riyasetinde <em>Buhârî-i Şerîf’</em>i baştan sona dinleme bahtiyarlığına erişti. Şimdi aynı manevî iklim, 14-23 Ağustos tarihleri arasında <em>Sahîh-i Müslim</em> ile bir kez daha Dersaadet’te ihya ediliyor.</p>

<p><font size="3"><strong>Asırlık Yazma Nüshaların İzinde Yeni Neşir…</strong></font></p>

<p>Bununla birlikte mecliste okunacak metin de sıradan bir nüsha değildir. Şeyh el-Yakûbî, uzun çalışmalar neticesinde dünyanın büyük kütüphanelerinde asırlardır muhafaza edilen ve daha önce hiç tenkitli neşri yapılmamış Nuruosmaniye ve Escorial yazma nüshalarını bir araya getirerek Sahîh-i Müslim’in yeni bir neşrini hazırlamıştır. Bu nüshalar, yüzyıllar boyunca âlimden âlime okunmuş, tashih edilmiş, kenarlarına titiz notlar düşülmüş eserlerdir; her biri kendi başına bir semâ tarihidir. İstanbul'da dinlenecek metin, işte bu asırlık emeğin meyvesidir, yalnızca kelimelerin değil, o kelimeleri taşıyan kâğıdın da geçirdiği uzun yolculuğun bir meyvesi.</p>

<p>Belki de bütün bu meclislerin en derin manası, ilim ehli arasında asırlardır fısıldanan şu sözde saklıdır:<em> “Hadis ehli, Peygamber’in ehlidir; her ne kadar onun zatıyla sohbet edememiş olsalar da, onun nefesleriyle beraber olmuşlardır.”</em> İstanbul’da yeniden kurulacak bu meclis de işte bu beraberliğin en taze hâli olacak, asırlar öncesinden gelen bir nefesin, bugün hâlâ dinleyen gönüllere dokunabildiğinin canlı bir delili…</p>

<p>Sahîh-i Müslim’in sayfalarında yükselen bu ses, bugün bir ilim meclisinde yankısını buluyor. 14-23 Ağustos tarihleri arasında Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii’nde, asırlar öncesinden süzülüp gelen bu geleneğin ihyasına şahit olmak, katılmak ve kayıt olmak için sahihimuslim.com adresini ziyaret edebilirsiniz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Mercek Altı</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/satirda-degil-sadirda-istanbulda-ihya-edilen-bir-hadis-gelenegi</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 14:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/uploads/2026/08/photo-2026-08-13-21-37-59.jpg" type="image/jpeg" length="44028"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hacı Bektaş Veli anılıyor]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/haci-bektas-veli-aniliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/haci-bektas-veli-aniliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri, 14-15 Ağustos’ta Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde gerçekleştiriliyor. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, “Birlik İçin Sözümüz Var” çağrısıyla vatandaşları Cumhuriyet Kent Meydanı’nda düzenlenen programa davet etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hacı Bektaş Veli, Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde düzenlenen anma törenleri ve kültür sanat etkinlikleriyle anılıyor. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından hazırlanan program, 14-15 Ağustos tarihlerinde Cumhuriyet Kent Meydanı’nda gerçekleştiriliyor.</p>

<p>Etkinlikler kapsamında Hacı Bektaş Veli’nin insanı merkeze alan öğretileri, birlik, kardeşlik, muhabbet ve birlikte yaşama anlayışı öne çıkarılıyor. Başkanlık tarafından yapılan çağrıda Hacı Bektaş Veli’nin “Bir olalım, iri olalım, diri olalım” anlayışına vurgu yapılarak tüm vatandaşlar programa davet edildi.</p>

<h3>HACI BEKTAŞ VELİ 14-15 AĞUSTOS’TA ANILIYOR</h3>

<p>Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri, 14 ve 15 Ağustos’ta Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde düzenleniyor. Programın merkezi Cumhuriyet Kent Meydanı olurken farklı etkinliklerle Hacı Bektaş Veli’nin düşünce dünyasının ve kültürel mirasının aktarılması amaçlanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda anma programını “Birlik İçin Sözümüz Var” başlığıyla duyurdu.</p>

<h3>“BİR OLALIM, İRİ OLALIM, DİRİ OLALIM” MESAJI</h3>

<p>Başkanlığın paylaşımında Hacı Bektaş Veli’nin “Bir olalım, iri olalım, diri olalım” anlayışı ön plana çıkarıldı. Anma programında birlik ve beraberliğin yanı sıra insanı merkeze alan yaklaşımın da hatırlatılacağı belirtildi.</p>

<p>Hacı Bektaş Veli’nin “eline, beline, diline sahip olma”, “incinsen de incitmeme” ve “yetmiş iki millete bir nazarla bakma” anlayışlarının etkinliklerin temel mesajları arasında yer aldığı ifade edildi.</p>

<h3>BİRLİK VE KARDEŞLİK ÇAĞRISI YAPILDI</h3>

<p>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, Hacı Bektaş Veli’nin yolunun ayrılığı değil birliği, kini değil muhabbeti, ötekileştirmeyi değil kardeşliği büyüttüğünü belirtti.</p>

<p>Paylaşımda ortak değerler etrafında birlik ve kardeşliğin güçlendirilmesine yönelik çağrı yapılırken vatandaşlara, “Gelin, gönül gönüle verelim. Gelin, muhabbet meydanında cemal cemale duralım.” ifadeleriyle seslenildi.</p>

<h3>ETKİNLİKLER CUMHURİYET KENT MEYDANI’NDA</h3>

<p>Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri, Hacıbektaş ilçesindeki Cumhuriyet Kent Meydanı’nda gerçekleştiriliyor. İki gün sürecek program kapsamında anma etkinliklerinin yanı sıra kültür ve sanat başlıklarının da yer alması planlanıyor.</p>

<p>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, etkinliklerin tüm vatandaşlara açık olduğunu belirterek Hacı Bektaş Veli’nin öğretileri etrafında ortak bir buluşma çağrısı yaptı.</p>

<h3>“MUHABBET İÇİN MEYDANIMIZ, KARDEŞLİK İÇİN İKRARIMIZ VAR”</h3>

<p>Başkanlığın anma programına ilişkin paylaşımı, “Birlik için sözümüz var. Muhabbet için meydanımız, kardeşlik için ikrarımız var.” ifadeleriyle tamamlandı.</p>

<p>Program boyunca Hacı Bektaş Veli’nin birlik, hoşgörü, kardeşlik ve insan sevgisine dayalı düşünce mirasının yeniden hatırlatılması hedefleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Etkinlik Takvimi</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/haci-bektas-veli-aniliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 11:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/uploads/2026/08/haci-bektas.jpg" type="image/jpeg" length="29733"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Filistin konulu filmlerden özel bir seçki]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/foto-galeri/filistin-konulu-filmlerden-ozel-bir-secki-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/foto-galeri/filistin-konulu-filmlerden-ozel-bir-secki-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/foto-galeri/filistin-konulu-filmlerden-ozel-bir-secki-1</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Oct 2025 12:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/images/album/film-1.jpg" type="image/jpeg" length="99655"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Selçuklular sanatta nasıl bu kadar yükseldi?]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/foto-galeri/selcuklular-sanatta-nasil-bu-kadar-yukseldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/foto-galeri/selcuklular-sanatta-nasil-bu-kadar-yukseldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/foto-galeri/selcuklular-sanatta-nasil-bu-kadar-yukseldi</guid>
      <pubDate>Fri, 22 Sep 2023 10:42:25 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/images/album/DCENuMOXoAE77L2.jpg" type="image/jpeg" length="20202"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kötü yazmamak için kaçınılması gereken 10 yanlış]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/foto-galeri/kotu-yazmamak-icin-kacinilmasi-gereken-10-yanlis</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/foto-galeri/kotu-yazmamak-icin-kacinilmasi-gereken-10-yanlis" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/foto-galeri/kotu-yazmamak-icin-kacinilmasi-gereken-10-yanlis</guid>
      <pubDate>Tue, 19 Sep 2023 08:56:17 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/images/album/.cccSLwithTypewriter72dpi.jpg" type="image/jpeg" length="97790"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri’nden altın değerinde 5 nasihat]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/foto-galeri/suleyman-hilmi-tunahan-hazretlerinden-altin-degerinde-5-nasihat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/foto-galeri/suleyman-hilmi-tunahan-hazretlerinden-altin-degerinde-5-nasihat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/foto-galeri/suleyman-hilmi-tunahan-hazretlerinden-altin-degerinde-5-nasihat</guid>
      <pubDate>Fri, 15 Sep 2023 20:38:40 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/images/album/1_82.jpg" type="image/jpeg" length="82551"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Allah Teala buyurdu: Taksim ettiğim ile razı olursan kalbini ve bedenini rahatlatırım]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/video/allah-teala-buyurdu-taksim-ettigim-ile-razi-olursan-kalbini-ve-bedenini-rahatlatirim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/video/allah-teala-buyurdu-taksim-ettigim-ile-razi-olursan-kalbini-ve-bedenini-rahatlatirim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Mısırlı alim Muhammed Mutevelli eş Şa'ravi'nin "Rızık" konusundaki vaazı</span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kim Kimdir?</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/video/allah-teala-buyurdu-taksim-ettigim-ile-razi-olursan-kalbini-ve-bedenini-rahatlatirim</guid>
      <pubDate>Wed, 13 Sep 2023 16:33:01 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/images/video/news-140123-egypt.alsha3rawi.jpg" type="image/jpeg" length="34310"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yeryüzünde ayakta kalmış tek Bizans sarayı]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/foto-galeri/yeryuzunde-ayakta-kalmis-tek-bizans-sarayi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/foto-galeri/yeryuzunde-ayakta-kalmis-tek-bizans-sarayi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gezi</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/foto-galeri/yeryuzunde-ayakta-kalmis-tek-bizans-sarayi</guid>
      <pubDate>Wed, 13 Sep 2023 12:22:40 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/images/album/kapak.jpg" type="image/jpeg" length="90600"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[10 yazarın vazgeçemediği 10 kitap]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/foto-galeri/10-yazarin-vazgecemedigi-10-kitap</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/foto-galeri/10-yazarin-vazgecemedigi-10-kitap" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/foto-galeri/10-yazarin-vazgecemedigi-10-kitap</guid>
      <pubDate>Wed, 13 Sep 2023 11:59:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/images/album/giriY_13.jpg" type="image/jpeg" length="65497"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[J.R.R. Tolkien, Orta Dünya evrenini başlatan cümleyi ilk kez nasıl yazdığını anlatıyor.]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/video/jrr-tolkien-orta-dunya-evrenini-baslatan-cumleyi-ilk-kez-nasil-yazdigini-anlatiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/video/jrr-tolkien-orta-dunya-evrenini-baslatan-cumleyi-ilk-kez-nasil-yazdigini-anlatiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>J.R.R. Tolkien, Orta Dünya evrenini başlatan cümleyi ilk kez nasıl yazdığını anlatıyor.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align: center;"><img alt="" class="" src="https://www.dunyabizim.com/images/upload/14e212005624.jpg" style="margin: 5px; width: 390px; height: 243px; float: left;" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kim Kimdir?</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/video/jrr-tolkien-orta-dunya-evrenini-baslatan-cumleyi-ilk-kez-nasil-yazdigini-anlatiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 08 Sep 2023 11:11:29 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/images/video/yazar-j-r-r-tolkien.jpg" type="image/jpeg" length="75984"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ali Göründü Gözüme- Okuyan: Muzaffer Ozak Efendi]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/video/ali-gorundu-gozume-okuyan-muzaffer-ozak-efendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/video/ali-gorundu-gozume-okuyan-muzaffer-ozak-efendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Ali Göründü Gözüme- Okuyan: Muzaffer Ozak Efendi</span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kim Kimdir?</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/video/ali-gorundu-gozume-okuyan-muzaffer-ozak-efendi</guid>
      <pubDate>Fri, 08 Sep 2023 10:09:02 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/images/video/Ekran-Alıntısı_7.PNG" type="image/jpeg" length="47927"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mustafa Kutlu'nun ‘Sır’ hikayesinde yabancılaşma ve yozlaşma]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/foto-galeri/mustafa-kutlu-nun-sir-hikayesinde-yabancilasma-ve-yozlasma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/foto-galeri/mustafa-kutlu-nun-sir-hikayesinde-yabancilasma-ve-yozlasma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/foto-galeri/mustafa-kutlu-nun-sir-hikayesinde-yabancilasma-ve-yozlasma</guid>
      <pubDate>Wed, 06 Sep 2023 22:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/images/album/Agac_ve_yapraklari.jpg" type="image/jpeg" length="99716"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İbn Haldun bir sosyolog mu, yoksa bir tarih filozofu mu? Câbiri cevaplıyor]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/foto-galeri/ibn-haldun-bir-sosyolog-mu-yoksa-bir-tarih-filozofu-mu-cbiri-cevapliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/foto-galeri/ibn-haldun-bir-sosyolog-mu-yoksa-bir-tarih-filozofu-mu-cbiri-cevapliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/foto-galeri/ibn-haldun-bir-sosyolog-mu-yoksa-bir-tarih-filozofu-mu-cbiri-cevapliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 06 Sep 2023 22:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/images/album/ic_32.jpg" type="image/jpeg" length="85707"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Taş kesilmiş insanların ibretlik nişanesi: Pompei faciası]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/foto-galeri/tas-kesilmis-insanlarin-ibretlik-nisanesi-pompei-faciasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/foto-galeri/tas-kesilmis-insanlarin-ibretlik-nisanesi-pompei-faciasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/foto-galeri/tas-kesilmis-insanlarin-ibretlik-nisanesi-pompei-faciasi</guid>
      <pubDate>Tue, 05 Sep 2023 14:43:31 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/images/album/1_126.jpg" type="image/jpeg" length="29973"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aile Arşivinden Fotoğraflarla M. Serhan Tayşi]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/foto-galeri/aile-arsivinden-fotograflarla-m-serhan-taysi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/foto-galeri/aile-arsivinden-fotograflarla-m-serhan-taysi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/foto-galeri/aile-arsivinden-fotograflarla-m-serhan-taysi</guid>
      <pubDate>Sat, 02 Sep 2023 23:10:59 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/images/album/picture-030.jpg" type="image/jpeg" length="23756"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Cuma Sohbetleri - Osman Nuri Topbaş - 'Kainat Kitabını Oku!']]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/video/cuma-sohbetleri-osman-nuri-topbas-kainat-kitabini-oku</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/video/cuma-sohbetleri-osman-nuri-topbas-kainat-kitabini-oku" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Cuma Sohbetleri'nde bu hafta Osman Nuri Topbaş &nbsp;Hocaefedi'nin 'Kainat Kitabını Oku!' konulu dersini dinliyoruz.</span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kim Kimdir?</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/video/cuma-sohbetleri-osman-nuri-topbas-kainat-kitabini-oku</guid>
      <pubDate>Fri, 01 Sep 2023 08:10:59 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/images/video/Ekran-Alıntısı_8.PNG" type="image/jpeg" length="79955"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ayasofya Camii'nde Sahih-i Buhari dersleri]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/video/ayasofya-camiinde-sahih-i-buhari-dersleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/video/ayasofya-camiinde-sahih-i-buhari-dersleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Prof. Dr. Halil İbrahim Kutlay ile Sahih-i Buhari dersleri Ayasofya Camii'nde her cumartesi günü saat: 14:00'da...</span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kim Kimdir?</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/video/ayasofya-camiinde-sahih-i-buhari-dersleri</guid>
      <pubDate>Thu, 31 Aug 2023 11:04:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/images/video/Ekran-Alıntısı_6.PNG" type="image/jpeg" length="69274"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ayşe Hümeyra Ökten: "Her eve bir anne ama yedi mahalleye de bir doktor lazım. İşte o doktor ben olayım."]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/video/ayse-humeyra-okten-her-eve-bir-anne-ama-yedi-mahalleye-de-bir-doktor-lazim-iste-o-doktor-ben-olayim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/video/ayse-humeyra-okten-her-eve-bir-anne-ama-yedi-mahalleye-de-bir-doktor-lazim-iste-o-doktor-ben-olayim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="background:white"><span segoe="" ui=""><span style="color:#0f1419">"Her eve bir anne ama yedi mahalleye de bir doktor lazım. İşte o doktor ben olayım." TRT2'den kutsal topraklarda görevlendirilen ilk Türk kadın doktor Hümeyra Ökten'in anısına hazırlanan video</span></span></span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kim Kimdir?</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/video/ayse-humeyra-okten-her-eve-bir-anne-ama-yedi-mahalleye-de-bir-doktor-lazim-iste-o-doktor-ben-olayim</guid>
      <pubDate>Thu, 31 Aug 2023 09:10:57 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/images/video/Ekran-goruntusu-2023-05-11-151043.jpg" type="image/jpeg" length="86949"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şeyh Yusuf el-Karadâvî: Kıldığım en güzel akşam namazı...]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/video/seyh-yusufel-karadv-kildigim-en-guzel-aksam-namazi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/video/seyh-yusufel-karadv-kildigim-en-guzel-aksam-namazi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Şeyh Yusuf&nbsp;el-Karadâvî: Kıldığı en güzel akşam namazını anlatıyor.</span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kim Kimdir?</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/video/seyh-yusufel-karadv-kildigim-en-guzel-aksam-namazi</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Aug 2023 09:58:09 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/images/video/Ekran-Alıntısı_5.PNG" type="image/jpeg" length="45862"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA["İngilizlerin hayalindeki Osmanlı bayrağı"]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/video/ingilizlerin-hayalindeki-osmanli-bayragi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/video/ingilizlerin-hayalindeki-osmanli-bayragi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Çanakkale Savaşı başladığında İngilizler zaferden emindi. </span></span></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">The Manchester Guardian, okurlarına üzerinde Çanakkale haritası bulunan bir mendil hediye etti. </span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">O mendilde Osmanlı için sömürge bayrağı bile hazırlanmıştı.</span></span></p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kim Kimdir?</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/video/ingilizlerin-hayalindeki-osmanli-bayragi</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Aug 2023 09:51:38 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/images/video/Ekran-Alıntısı_4.PNG" type="image/jpeg" length="87053"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA['Ot otladık ot, mal gibi! Mal, mal otluyor ya, otluyorduk öyle. Allah da gün verdi ölmedik!']]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/video/ot-otladik-ot-mal-gibi-mal-mal-otluyor-ya-otluyorduk-oyle-allah-da-gun-verdi-olmedik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/video/ot-otladik-ot-mal-gibi-mal-mal-otluyor-ya-otluyorduk-oyle-allah-da-gun-verdi-olmedik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">1944 yılında Stalin'in emriyle Gürcistan'ın Ahıska Bölgesi'nden sürgün edilen Ahıska Türkleri, yaşadıkları o acı günleri böyle anlattı.</span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kim Kimdir?</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/video/ot-otladik-ot-mal-gibi-mal-mal-otluyor-ya-otluyorduk-oyle-allah-da-gun-verdi-olmedik</guid>
      <pubDate>Thu, 24 Aug 2023 11:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/images/video/Ekran-Alıntısı_3.PNG" type="image/jpeg" length="53362"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Efruz Elçibey: Bizde ihanet olmaz]]></title>
      <link>https://www.dunyabizim.com/video/efruz-elcibey-bizde-ihanet-olmaz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabizim.com/video/efruz-elcibey-bizde-ihanet-olmaz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">“Ben Cumhurbaşkanı olmuşum, oturduğum ev kiradır. Evim yoktur. Bizde ihanet olmaz. Benim hiç bir şeyim olmasın. Ben sade Türküm...” </span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Vefatının yıl dönümünde, Ebulfez Elçibey’in hatırasına saygı ile...</span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kim Kimdir?</category>
      <guid>https://www.dunyabizim.com/video/efruz-elcibey-bizde-ihanet-olmaz</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Aug 2023 16:23:46 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabizimcom.teimg.com/crop/1280x720/dunyabizim-com/images/video/ebulfez-elcibey11.jpg" type="image/jpeg" length="38758"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
